• ZÜHRİ, EMEVİ SARAYINDA (3)

    raylarına cezbedip, kendi yararlarına Peygamber veya büyük sahabelere istinaden uydurma hadisler türetmeye, bu şekilde; toplumda yönetimlerinin kabul görmesi için fikrî ortam oluşturmaya özen gösteriyorlardı. 336 Buna göre; Emevi halifelerinin Zühri'yi elde etmekteki amaçları, onun dinî konumundan yararlanmaktı. O da kendini tamamen onların hizmetine sundu, onların yararına kitap yazdı, hadis uydurdu ve böylece onların kirli amaçlarına çokça hizmet sundu. Ma'mer adında bir kişi şöyle diyor: "Biz Zühri'den birçok hadis naklettiğimizi sanıyorduk. Ta ki; (Abdülmelikoğlu) Velid öldürülünceye kadar. O öldürüldükten sonra, hayvanlara yüklenmiş Velid'in hazinesinden çıkarılan bir çok defterler gördük ve onlar Zühri'nin ilmidir diyorlardı." 337 Yani, Zühri Velid'in emriyle onun istediği doğrultuda o kadar defter yazıp doldurmuştu ki; onları Velid hazinesinden çıkarmak istediklerinde ancak hayvanlarla taşıtabildiler. Zühri'nin kendisi de şöyle diyor: "Başlangıçta biz bilgimizi yazmayı sevmezdik. Fakat emirler ve yöneticiler bizi (bunları yazıp kitap haline getirmek için) zorladılar. Sonra biz hiçbir Müslümanın bunu yapmasına (bilgilerini yazmalarına) engel olunmaması gerektiğini düşündük." 338 İbn-i Kesir şöyle yazıyor: "Zühri'yi hadis yazmaya zorlayan kişi Hişam b. Abdülmelik idi. Zühri kitap yazdıktan sonra başka insanlar da hadis yazmaya başladı." 339 Bir gün Hişam b. Abdülmelik, Zühri'den oğullarına hadis öğretmesini istedi. Bu sırada Zühri bir katip isteyerek dört yüz hadis yazdırdı. 340 336 Pujuheşi Der Zindegiyi İmam Seccad, Seyyid Ali Hamanei, s. 56 337 İbn-i Kesir, aynı kaynak, c. 9, s. 346; İbn-i Sa'd, aynı kaynak, c. 2, s. 389; Tezkiretü'lHuffaz, Şemseddin Zehibî 338 İbn Sa'd, aynı kaynak, c. 2, s. 389; İbn-i Kesir, aynı kaynak, c. 9, s. 341 339 İbn-i Kesir, aynı kaynak, c. 9, s. 341 340 Tehzib et-Tehzib, İbn-i Hacer Askelanî, c. 9, s. 449; Tezkiretü'l-Huffaz, Şemseddin Zehebî, c. 1 s. 110
  • ZÜHRİ, EMEVİ SARAYINDA (4)

    Ömer b. Abdülaziz de bir genelge yayınlayarak; hadis nakli ve yazımında, geçmiş sünnete ondan daha hakim birisi kalmamıştır diye Zühri'nin göz ardı edilmemesini emretti. 341 Hadis nakledip yazma yasağı, Peygamber (s.a.v.)'in vefatından sonra Ömer b. Hattab'ın hilafeti sırasında getirildi ve Hicri birinci asrın sonuna kadar da devam etti. Ömer b. Abdülaziz zamanında bu yasak resmen lağvedildi. İslam tarihi araştırmacıları bu yasağın siyasi olduğuna inanmaktalar. Bundan amaç ise İmam Ali'nin sahip olduğu imtiyazları ortadan kaldırmaktı. Yine İmam Ali, daha Peygamber hayatta iken, Resulüllah Efendimizin hadislerini ve özel buyruklarını içeren kitaplar yazmıştı. Bu gerçeklerin anlatılıp ifşa edilmesi zamanın halifesinin yararına olmazdı. Çünkü her birisi Hz. Ali'nin hakkaniyetini ispat eden bir belgeydi. Bu nedenle hadis nakletmek ve yazmak tamamen yasak ilan edildi. Böylece hem hadis yazımı ve anlatımının yasaklanması hem de serbest bırakılmasının siyasi nedenleri olduğu anlaşılmaktadır. Şimdi, Velid ve Hişam'ın emriyle hadislerle doldurulan bu defterlerde ne tür hadisler bulunduğuna bakmak gerekiyor. Bunca defter içinde, Velid ve Hişam'ı suçlayabilecek tek bir hadisin bile bulunmadığında kuşku yoktur. Aksine, onların yüz kızartıcı ve İslam dışı uygulamalarını onaylıyor, siyasi rakipleri yani; Haşimoğullarının etkinliğini azaltıyor, bulundukları parlak mevkii aşağıya çekiyordu. 341 İbn-i Kesir, aynı kaynak, c. 9, s. 343
  • ZÜHRİ’NİN EMEVİLERLE BERABERKEN KİTAPLARINA ALDIĞI BAZI HADİSLER

    Zühri, Emeviler yararına, onların küfürcü politikalarına meşruiyet kazandırma yönünde veya Haşimoğulları aleyhinde hadisler uydurmuştur. Aşağıdaki birkaç örneğe dikkatinizi çekmek istiyoruz: Zühri, İslam peygamberine nispet vererek şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: "Üç mescid için yolculuk yükü tutunuz: Mescidü'l-Haram (Mekke'de), benim mescidim (Medine'de) ve Mescid-i Aksa. Mescid-i Aksa sizin için Mescidü'l-Haram hükmündedir." 342 Bu hadisi, Ehl-i Sünnet dünyasının üç büyük muhaddisi olan Müslim, Ebu Davud ve Nesaî, Ebu Hureyre kanalıyla nakletmektedirler: "Sadece üç mescid için yolculuk yükü tutunuz: Mescid-i Haram, benim şu mescidim ve Mescid-i Aksa." 343 342 Tarih-i Yâkubî, İbn-i Vazih, c. 3, s. 8 343 Sahih-i Müslim, Kahire Basımı, c. 4, s. 126; Sünen-i Ebi Davud, Beyrut Baskısı, s. 216; Sünen-i Nesaî, Beyrut Baskısı, c. 2, s. 37 ve 38
  • ZÜHRİ’NİN EMEVİLERLE BERABERKEN KİTAPLARINA ALDIĞI BAZI HADİSLER (2)

    Onların hiçbirisinde, "O (Mescid-i Aksa), sizin için Mescid-i Haram hükmündedir" cümlesi yer almamıştır. Bu hadisin bu eklemeyle ve Abdülmelik'in emriyle Zühri tarafından uydurulduğu açıktır. Ve Zübeyr oğlu Abdullah'ın Mekke yönetimini elinde bulundurduğu, Abdülmelik'in Şam'da iktidara gelip Zübeyr oğlu ile askerî ve siyasî savaş halinde oldukları döneme aittir. Şam halkı hacca gitmek istediklerinden birkaç gün Mekke'de kalmak zorunda idiler. Bu da Zübeyr oğlu Abdullah'ın, Abdülmelik aleyhine propaganda yapması için büyük bir fırsattı. Abdülmelik ise Şam halkının bu propagandanın etkisinde kalmalarını ve hilafet merkezinde meşruiyetinin yara almasını istemediği için hac ziyaretlerini durdurdu. Halkın; neden bizi hacdan alıkoyuyorsun, diye şikayetleri üzerine Abdülmelik şu cevabı vermişti: "İbni Şehab Zühri, Peygamberin şöyle buyurduğunu naklediyor: Sadece üç mescid için yolculuk yükü bağlayınız: Mescid-i Haram, bemin mescidim ve Mescid-i Aksa. Mescid-i Aksa sizin için Mescid-i Haram hükmündedir." Ve Resulüllah'ın Mi'rac'a gittiği gece ayağını bastığı bu taş Kâbe'nin yerini almaktadır. Bunun üzerine Abdülmelik'in emriyle o taşın üzerine bir kubbe yapıldı, etrafından perdeler sarkıtıldı, hadimler tayin edildi ve halkın onu tavaf etmesi sağlandı. Bu gelenek Emevi dönemi boyunca devam etmekteydi."344 Böylece bu hadisin (hadisin tamamının doğruluğu bile tartışılmaktadır) son cümlesinin uydurulma sebebinin, halkı, (Zübeyr oğlunun tasarrufunda bulunan) Allah'ın evine gitmekten caydırmak, onları Şam tebaından olan ve Abdülmelik'in tasarrufunda bulunan Filistin'e doğru sevk etmek olduğu ve Zühri'nin bu şekilde Abdülmelik'in durumunu sağlamlaştırmak için çaba gösterdiği anlaşılmaktadır. 344 İbn-i Vazih, age. c. 3, s. 8
  • ZÜHRİ’NİN EMEVİLERLE BERABERKEN KİTAPLARINA ALDIĞI BAZI HADİSLER (3)

    Zühri, halkın Mervanoğulları'na duyduğu nefreti azaltmak ve İmam Zeynelabidin'in onlara karşı tavrını farklı göstermek amacıyla, İmam Zeynelabidin hakkında şöyle diyordu: "Hüseyin oğlu Ali, ailesinin en orta hallisi (mutedili) ve onların içinden Mervan oğullarına en itaatkarı ve en çok sevileni idi." 345 Halbuki Mervanoğulları'nın, Ali oğullarına karşı beslediği düşmanlık hiç kimseye kapalı değildi ve Ali ailesinin Mervanoğullarına duyduğu nefret herkesçe bilinmektedir. Binaenaleyh hiç kimse İmam Zeynelâbidin'e atılan Mervanoğullarına itaatkar töhmetine inanmaz, kaldı ki en çok itaat eden olduğuna kesinlikle inanmazlar! Zühri, Aişe'nin şöyle söylediğini rivayet etmektedir: "Bir gün Resulüllah'ın yanında idim, bu sırada Abbas ve Ali'nin gelmekte olduklarını gördüm, Resulüllah: "Ey Aişe! Bu iki kişi benim dinimden başka bir din üzere ölürler" buyurdu." 346 Bu hadisin, Mervanoğulları'nın hoşuna gitsin diye Ali'nin parlak azametini değersiz kılmak amacıyla uydurulduğu apaçık ortadadır. Aksi takdirde böyle bir hadisin doğru olacağına kim inanır? İşin ilginç yanı şudur ki; Zühri bu hadisi Urvet b. Zübeyr kanalıyla Aişe'den rivayet etmektedir. Urve'nin de Peygamber ailesi düşmanlarından olduğunu bilmekteyiz. İbn-i Ebi'l Hadid onun da Ebu Hureyre, Amr b. As ve Muğayre b. Şube gibi Muaviye'nin, Hz. Ali aleyhine hadis uydurmak için parayla satın aldıkları arasında olduğunu açıkça belirtmektedir. 345 İbn-i Sa'd, aynı kaynak, c. 5, s. 215; İbn-i Kesir, aynı kaynak, c. 9, s. 106 346 Şerh-u Nehcü'l-Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 4, s. 63
  • İMAM ZEYNELÂBİDİN’İN ZÜHRİ’YE SERT MEKTUBU

    Zühri'nin bu tür kara geçmişine binaen; İmam Seccad Zühri'ye çok sert ve aynı zamanda nasihat dolu, hayrını isteyen bir mektup yazdı. Sözkonusu mektubun tercümesi şöyledir: "Allah, bizi ve seni fitnelerden korusun ve seni ateşten korusun. Bir duruma düşmüşsün ki seni bu durumda görenin sana acıması yerinde olur. Allah'ın çeşitli nimetleri sana ağırlık ediyor. Allah, vücudunu sağlıklı ve ömrünü uzun kılmıştır. Allah, Kur'an ilimlerini, fıkhı sana yükleyerek, seni din ahkamına ve Peygamber sünnetine aşina kılarak, sana olan hüccetini tamamlamıştır. Allah bu nimetlere karşı şükretmeni vacip kılmıştır. Ve seni bu şekilde sınava tâbi tutmuştur. O, buyuruyor ki: "Eğer şükrederseniz, mutlaka nimetinizi artırırım. Eğer küfran edersiniz, kuşkusuz azabım şiddetlidir." 347 Düşün ki yarın; Allah'ın huzurunda durunca, Allah sana, "Nimetlerime nasıl şükrettin, hüccetlerime karşı vazifelerinde nasıl 347 İbrahim, 7
  • İMAM ZEYNELÂBİDİN’İN ZÜHRİ’YE SERT MEKTUBU (2)

    amel ettin?" diye sorduğunda durumun nasıl olacaktır? Allah'ın, mazeretini kabul edeceğini, taksiratını affedeceğini sanma, kesinlikle! Allah, kitabında, âlimlerden, gerçekleri halka açıklayacaklarına dair taahhüt almıştır: "O'nu (semavî kitap) halka açıklayın, gizlemeyin." 348 Bil ki, gizlediğin en ufak şey ve yüklendiğin en hafif şey; zalimin vahşetinin huzurlu gözükmesine sebep olmaktadır. Ona yaklaştığında ve seni her çağırışında icabet ettin. Sapıklık yolunu onun için düzgün kıldın. Ne kadar korkuyorum; günahların sebebiyle yarınki yerinin hainlerle ayın olmasından ve zalimlerle işbirliği etmen karşılığında elde ettiğinden dolayı. Hakkın olmayanları sana verdiklerinde, aldın, bir kimseye yaklaştın ki hiçbir hakkı sahibine geri vermemiştir. O seni kendine yakın kıldığında hiçbir bâtılı bertaraf etmedin, Allah'ın düşmanı olan kimseyi dost edindin. Değil midir ki seni, davet edip kendilerine yakın kıldıklarında, seni zulüm değirmeninin çevresinde dönüp öğüttüğü orta mili yaptılar ve seni aykırı davranışlarına doğru geçebilmek için köprü yaptılar, sapıklık ve dalalet damına çıkmak için basamak yaptılar. Sen, (halkı) onların sapıklığına davet ediyor ve onların yolunu kat ediyorsun. Onlar seninle alimlerin yüreğinde şüphe yarattılar, seninle cahil gönülleri kendilerine cezbettiler. (Sen dinî görünümünle onlara o kadar çok hizmet ettin ki) en yakın vezirler ve en güçlüleri; senin onların (zalim halifelerin) fesadını halkın gözünde selah (doğru) gösterdiğin kadar, onlara (zalim halifelere) yardımcı olamadılar ve senin kadar, has olup, umumun onlarla irtibat sağlayıp, yanlarına gidip gelmelerini sağlayamadılar. (Aidat, ödenek, cevahir... adıyla) sana verdikleri, (aykırı davranışlarını doğru göstermek için) senden aldıkları karşısında çok de348 Âl-i İmran, 187
  • İMAM ZEYNELÂBİDİN’İN ZÜHRİ’YE SERT MEKTUBU (3)

    ğersiz ve önemsizdir! (Dünya diye) senin için âbad ettikleri şey ne de azdır. Şimdi gör ki (senin ahretini) ne kadar harap etmişlerdir! Şimdi ne yapacağını düşün, kendine dikkat et, bil ki bir başkası seni kollayamaz, nefsini sorumlu bir insan olarak muhasebeye tâbi tut. Bak ki; sana, küçüklüğünde ve büyüklüğünde nimetleriyle rızık veren Allah'a nasıl şükredersin? Allah'ın şu buyruğunun kapsamına girmenden ne kadar da korkuyorum: "Onlardan sonra, oğulları onların yerini aldılar ki kitap (Tevrat)'ın vârisi oldular. (Ama) bu alçak dünyanın metaını alıp (Allah'ın hükmüne ve emrine tercih edip) derler: (Eğer biz günahkar olursak) pek yakında (Allah tarafından) bağışlanmış olacağız." 349 Sen ölümsüz dünyada değilsin, bir dünyadasın ki göç ilanı verilmiştir. Meğer insan yaşıtlarından ve akranlarından sonra bu dünyada ne kadar kalır ki? Bu dünyada (günahlarından dolayı) korkan kimseye ne mutlu ve ölüp de geride günahlarını bırakan kimsenin vay halline. Uyan ve bil ki bu vesile ile tehlike sana duyurulmuş oldu. (Kendini ıslah etme yolunda) bir adım öne at, (şimdilik) sana mühlet verilmiştir. Sen bir cahille karşı karşıya değilsin. Senin amellerinin hesabını tutan, (Allah) hiçbir zaman (sapmalarından) gafil olmaz. Yolculuğa hazırlan ki, önünde uzun bir yol vardır. Günahlarını tedavi et ki yüreğin ağır hastadır. Seni kınadığımı, eleştirdiğimi sanma, hayır, istedim ki Allah senin geçmişteki yanlışlıklarını telafi etsin ve yitirdiğin dinini sana geri versin. Bunu yaparken Allah'ın şu buyruğunu hatırladım: "Hatırlat ki; hatırlatma mü'minlere yarar sağlar." 350 Sen yalnız kalıp, kendilerini unuttuğun yaşıtlarını, akranlarını hatırla, gör ki senin (günahlara) saplandığın kadar onlar saplandılar 349 Zariyat, 55 350 Zariyat, 55
  • İMAM ZEYNELÂBİDİN’İN ZÜHRİ’YE SERT MEKTUBU (4)

    mı? Acaba senin düştüğün gibi onlar düştüler mi? Acaba sen iyi bir işe yeltendin de onlar görmezlikten mi geldiler? Acaba bir şeyi sen bildin de onlar bilmediler mi? Hayır, böyle değildir, aksine elde ettiğin mevkiinin etkisiyle avamın gözünde saygınlık buldun, bir makam edindin. Senin durumun onları zahmete soktu, çünkü; senin görüşünü izliyorlar ve senin emrine uyuyorlar. Senin helal dediğini helal ve haram dediğini haram belliyorlar. Elbette senin (helal, haram konusunda) böyle bir yetkin yoktu. Ama onları sana râm kılan şey, onların sende var olana tamah etmeleri, alimlerini kaybetmiş olmaları, bilgisizliğin sana ve onlara musallat olması, senin ve onların riyaset peşinde koşmanızdır. Ne kadar cehalet ve gurura saplandığını ve halkın sorunlara ve fitneye ne kadar gömüldüğünü görmez misin? Sen onları sorunlara gömdün, halk senin durumunu, mevkiini görünce eldeki değerlerini görmezden gelip senin makamına vurulmuştur, gönülleri senin ilmî derecene ulaşmak ister veya senin makamına ulaşmayı arzu eder, böylece, senin davranışların ve tavırlarının etkisiyle dibi görünmeyen denize düşmüşlerdir, boyutları belli olmayan soruna kapılmışlardır. Allah bizim ve senin yardımına yetsin. O, (zorda kalanların) imdadına yeter. Şimdi bütün makamlarını, mevkilerin bırak, onlardan uzaklaş ki senden önceki temiz ve sâlih insanlara kavuşasın, onlar ki şu anda çürümüş kefenleri içinde toprağın bağrında yatmaktalar, karınları sırtlarına yapışmış; onlarla Allah arasında hiçbir perde, hicab yoktur. Dünya onları aldatmıyor ve onlar dünyaya tutkun değillerdir. (Allah'a kavuşmaya) gönül vermişler ve Mâ'bud'a çağırılmışlar ve çok geçmeden (seleflerine) kavuştular. Kaldı ki, dünya seni bu yaşlı çağında, bu ilmî makamında ve ölüm deminde böyle saptırır, kendine tutkun kılarsa peki; yaşı ermemiş gençlerden, cahillerden, kararsızlardan ve yanılanlardan ne beklenebilir?! "İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn." (Hepimiz Allah içiniz ve hepimiz O'na döneceğiz).
  • İMAM ZEYNELÂBİDİN’İN ZÜHRİ’YE SERT MEKTUBU (5)

    Kime sığınmak gerekir? Sıkıntının çözümünü kimde aramak gerekir? Kendi musibetimizden ve sende gözlemlediğimizden Allah'a şikayette bulunuyor ve senden dolayı bizi kapsayan bu musibette, O'nun dergâhından mükafat ve ecir bekliyoruz. Sana, küçükken ve büyükken rızık veren Allah'a nasıl şükrettin düşünsene ve sen dininin ışığında halk arasında haysiyet bahşeden Allah'a nasıl ta'zim gösterdin? Ve Allah'ın seni halk arasında örtülü tuttuğu kisvenin saygınlığını nasıl gözetiyorsun? Sana, O'na yakın olmayı ve emrine teslim olmayı emreden Allah'a olan yakınlık ve uzaklık ölçün ne kadardır? Sana ne olmuştur da gaflet uykusundan uyanmıyorsun ve sapmalarından tevbe etmiyorsun ve diyorsun ki: "Allah'a yemin ederim ki, içinde Allah'ın dinini diriltmediğim ve bir bâtılı ortadan kaldırmadığım, Allah için yapmadığım bir davranışım hiçbir zaman olmamıştır." Seni din ilimlerinin taşıyıcısı kılan Allah'ın nimetlerine şükretmek böyle mi olur? Allah'ın Kur'an'daki şu buyruğunun kapsamına girmenden çok korkuyorum: "Namazı zâyi ettiler, şehvetlerine uydular ve pek yakında sapıklıklarının (ezasını) göreceklerdir." 351 Allah, seni Kur'an (ilimlerinin) taşıyıcısı kıldı ve din ilmini sana emanet etti ama sen onu zayi ettin, bizi senin sapıklığından koruduğu için Allah'a şükrediyoruz. Vesselam." 352 İşte Hz. Hasan'la ilgili mesnetsiz iddia ve iftiraların kaynağı durumunda olan Zühri böyle bir şahsiyettir. 351 Meryem, 59 352 Tuhefu'l-Ukul, Hasan b. Ali. Şo'be, s. 274, 277; el-İmam Zeynelâbidin, Abdurrezzak Muharrem Musavî, s. 154-159; İmamların Hayatı, Mehdi Pişvaî, s. 199-209