• HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ (6)

    (Gurur ve bencillik kalkmadıkça öğüt etkili olmaz). İlim, öğrenenlerin mazeretini ortadan kaldırdı, geçersiz kıldı. Vakti biten her kişi mühlet ister, fırsatı olan kişi de işlerini sonraya ertelemekle oyalanır." 288 İmam Hasan insanı helak eden üç şeyi şöyle ifade ediyor: "İnsanın helak olması şu üç şeydedir: Kibir, hırs, kıskançlık. Kibir, dinin mahvolması onunladır, iblis onun sebebi ile lanetlendi. Hırs, nefsin düşmanıdır. Onun sebebi ile Adem cennetten çıkarıldı. Kıskançlık, kötülüğün habercisidir. Habil'in Kabil'i öldürmesine o sebep oldu." 289 "Ey Allah'ın kulları! Allah'tan korkun, (kurtuluş ve saadet) talep etmede ve ihtiyarlığa karşı (onu göz önünde bulundurarak) ciddiyet gösterin, azap parçaları inmeden ve lezzetleri yok edici ölüm ulaşamadan önce amel etmeye koşun. Çünkü dünya nimetlerinin devamı bulunmayan, musibetlerinden emin olunmayan, kötülüklerinden kaçınılmayan aldatıcı bir engel ve eğik (güvensiz) bir dayanaktır." 290 "En kötü insan, geçiminde hiç kimsenin ortak olmadığı kişidir. (Başkalarının geçimini sağlamayan kimsedir)." 291 "Edebi olmayanın aklı, kıskançlığı olmayanın sevgisi, dini olmayanın hayâsı yoktur. Aklın başta gelen göstergesi insanlarla iyi geçinmektir. İki dünyanın mutluluğu, akıl ile elde edilebilir. Kimin aklı yoksa, her ikisinden mahrum kalır." 292 "En iyi zenginlik, kanaattir. En kötü fakirlik de (zengin birinin karşısında) boyun eğmektir." 293 288 Tuhefu'l Ukul, s. 469 289 Biharu'l Envar, c. 78, s. 111 290 Tuhefu'l Ukul, s. 471 291 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 202 292 Keşfu'l Gumme, c. 2, s. 197; Alamu'l Hidayet, c. 4, s. 215 293 Biharu'l Envar, c. 78, s. 113
  • HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ (7)

    "Şaka, heybeti yer (azaltır), susmak (az ve öz konuşmak) ise heybeti çoğaltır." 294 "Ey Allah'ın kulları! İbretlerden öğüt alın ve geçmişlerin geriye bıraktıkları eserleri ibret kaynağı edinin, bunca nimetlerin şükrü için günahlardan uzak durun. Ve nasihatlerden yararlanın. Allah'ın yardımcı ve sığınak, Kuran'ın delil ve davacı, cennetin sevap, cehennemin de ceza ve işkence olması insana (öğüt olarak) yeter." 295 "Gerçek yakîn, neseb bakımından uzak olsa bile, muhabbetin yakınlaştırdığı kimsedir. Gerçek yabancı ise, neseb açısından yakın olsa bile muhabbetin uzaklaştırdığı kimsedir. Vücuda, elden daha yakın bir şey yoktur. Fakat kırıldığı zaman kesilip atılır." 296 "Nimetlere şükretmemek, aşağılıktır." 297 "Halkın seninle nasıl arkadaş olmasını istiyorsan sen de onlarla öyle arkadaş ol." 298 "Mescide devamlı gidip gelen insan şu sekiz hasleti kazanır: Faydalanacağı sağlam bir ayet (alamet), yararlı olacak bir kardeş, yeni bir bilgi, beklenen (umulan) bir rahmet, hidayete erdiren veya alçaklıktan men eden bir söz, utanç veya korku sebebi ile günahları terk etmek." 299 "Şaşarım yemeği hakkında düşünüp aklî ve manevî meseleler hakkında düşünmeyen kimseye! Karnını rahatsız edici yemeklerden uzak tutar ama göğsünü (kalbini ve aklını) helak edici şeylerle doldurur." 300 294 Biharu'l Envar, c. 78, s. 113 295 Tuhefu'l Ukul, s. 471 296 Tuhefu'l Ukul, s. 465 297 Tuhefu'l Ukul, s. 465 298 Biharu'l Envar, c. 78, s. 116 299 Tuhefu'l Ukul, s. 467 300 Sefinetu'l Biharu'l Envar, c. 2, s. 84
  • HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ (8)

    İmam Hasan kendisinden nasihat isteyen birine şöyle buyurdu: "Şu şartla sana nasihat ederim ki, sakın beni övmeyesin. Çünkü ben kendimi daha iyi tanıyorum. Beni yalanlamayasın. Çünkü yalanlanan bir kimsenin görüşü (görüşünü söylemesi) değer taşımaz. Yanımda da bir kimsenin gıybetini etmeyesin." Bunun üzerine nasihat isteyen adam, "Bana müsaade ederseniz, huzurunuzdan ayrılayım" dedi. İmam Hasan da, "İstersen gidebilirsin" buyurdu." 301 "Bilin ki, kim Allah'tan korkup sakınırsa (takvalı olursa), Allah ona fitnelerden kurtulabilmesi için bir çıkış yolu gösterir, onu doğruya iletir. Kemale ermesini sağlar. Hücceti ile onu zafere erdirir. Yüzünü ağartır. İsteklerini yerine getirir. Ve Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular, şehitler ve sâlihlerle beraber olur, ne iyi arkadaştır onlar..." 302 Hz. Hasan'ın ölüm anındaki nasihati: Hz. Peygamberin sahabelerinden Cünade b. Ebu Ümeyye ziyaret için şehadetine sebep olan zehirlenişi sırasında İmam Hasan'ın yanına gider ve ona, "Neden kendinizi tedavi ettirmiyorsunuz?" der. İmam cevabında, "Ölümü ne ile tedavi edebilirim?" buyurur. Bunun üzerine Cünade, "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" dediğinde, İmam ona bakıp şöyle buyurur: "Vallahi Resulüllah, kendisinden sonra Ali ve Fatıma'nın evlatlarından oniki imamın gelerek imamet makamını üstleneceklerini bize haber vermiştir. Hepimiz ya kılıçla ya da zehirle şehit edileceğiz..." Sonra Cünade İmam'a dönerek, "Ey Resulüllah'ın oğlu bana öğüt ver!" dedi. İmam da yarasının en şiddetli durumunda en ağır acıyı ve sıkıntıyı çektiği anlarda Cünade'nin isteğine cevap vere301 Tuhefu'l Ukul, s. 469 302 Tuhefu'l Ukul, s. 459
  • HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ (9)

    rek ona mücevherlerden daha değerli ve pahalı olan şu altın sözleri armağan etti: "Ey Cünade! Yolculuğuna hazırlan. Ecelin gelmeden azığını biriktir. Bilesin ki sen dünyanın peşindeyken ölüm senin peşindedir. Henüz gelmemiş olan gününün derdini içinde bulunduğun güne yükleme. Bilesin ki yiyip, içeceğin miktarın üzerinde kazandığın malı sadece başkaları için biriktirirsin. Bilesin ki, dünyanın helalinde hesaba çekilme, haramında ise cezalandırılma ve şüpheli şeylerinde de azarlanma vardır. Dünyayı bir leş gibi gör. Ondan sadece kendine yetecek kadarını al. Eğer ondan aldığın helal ise dünyadan el çekmiş onun uzağında durmuş (ve kanaat yolunu tutmuş) olursun. Eğer aldığın şey haram ise ondan sorumluluk yük olmaz. Çünkü ondan (zaruret durumunda) leşten aldığın gibi almışsın. Eğer cezası olursa bu ceza hafif olur. Hep yaşayacaksın gibi dünyan için ve yarın öleceksin gibi ahretin için çalış. Eğer aşiretsiz şan ve otoritesiz heybet istersen Allah'a asi olma zilletinden Allah'a itaat etme izzetine yüksel. Eğer insanlarla arkadaşlık yapmaya ihtiyaç duyarsan dost edindiğinde sana süs olan, kendisinden bir şey istediğinde yardımına koşan, kendisinden bir şey aldığında seni koruyan, bir söz söylediğinde sözünü onaylayan, hamle ettiğinde hamleni güçlendiren, iyilik elini uzattığında iyilik elini sana uzatan, bir ayıbını gördüğünde onu kapatan, bir iyiliğini gördüğünde onu dile getiren, kendisinden bir şey istediğinde veren, sustuğunda ilk konuşmaya başlayan, herhangi bir musibete, felakete uğradığında yardımcı olan, kendisinden sana bir şer ve zarar ulaşmayan, sana karşı değişik haller sergilemeyen, gerçekler önünde seni yüzüstü bırakmayan ile arkadaş ol!" 303 303 Biharu'l Envar, c. 44, s 138, 139; Ayanü'ş-Şia, c. 4, s. 85
  • HZ. EBUBEKİR VE HZ. ÖMER DÖNEMLERİNDE HZ. HASAN

    İmam Hasan, Allah Resulü'nün vefatından sonra yaşanan acı olaylara şahit oldu. Hz. Ebubekir halife seçildi ve bilindiği gibi Hz. Fatıma ile arasında Fedek hurmalığı sebebiyle üzücü olaylar yaşandı. Hz. Ali biat yüzünden mevcut otorite tarafından zorlandı. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin bütün bu hadiselere çocuk yaşta şahit oldular. Bu dönemde Hz. Hasan'la Hz. Ebubekir arasında şöyle bir olay geçtiği kaynaklarda yer almıştır: "Bir gün Ebubekir minberde konuşurken, İmam Hasan mescide geldi. Ve Ebubekir'e, "Babamın minberinden in" dedi. Ebubekir de ona, "Vallahi doğru söyledin, bu minber senin babanın minberidir, benim babamın minberi değildir" cevabını verdi." 304 304 Tarihu'l Hulefa, Suyutî, s. 80; es-Savaiku'l Muhrika, s. 175
  • HZ. HASAN’IN BİR BEDEVİYE VERDİĞİ FETVA

    Kadı Numan, "Şerhu'l Ahbar" adlı eserinde isnat zincirini zikrederek Ubade b. Samit'ten şu olayı naklediyor: "Bedevinin biri Ebubekir'e, "Ben ihramlı iken bir devekuşu yumurtasını çölden ele geçirip, kızartıp yedim. Ne yapmam gerekir?" diye sordu. Ebubekir, "Ey bedevi! Senin bu sorun bana müşkül geldi" diyerek adamı Ömer'e gönderdi. Ömer de onu Abdurrahman b. Avf'a gönderdi. Hiçbiri cevap veremeyince adama, "Senin alnı açığa (yani İmam Ali'ye) gitmen gerekir" dediler. İmam Ali o bedeviye, "Sorunu şu iki gençten hangisine istersen sor" dedi. İmam Hasan bedeviye "deven var mı?" diye sordu. Adamın, "evet var" demesi üzerine İmam Hasan şöyle dedi: "Yediğin her yumurta sayısı kadar dişi deve ayarla ve onları erkek develerle çiftleştir. Ardından onlardan doğanları haccını yaptığın Allah'ın evine kurbanlık olarak gönder." Bunu duyan İmam Ali oğluna sordu ki: "Ama doğmadan önce bazı yavruların düşmesi ihtimali var."
  • İMAM HASAN ŞÛRA’DA

    Bilindiği gibi Hz. Ömer yaralanıp yatağa düşünce şûra meselesini düzenledi. Ve heyetin üyelerine şöyle dedi: "Ensar'ın ileri gelenlerinden birkaç kişiyi aranızda hazır bulundurun. Vereceğiniz kararda onların hiçbir katkısı olmayacak. Yine Hasan b. Ali ile Abdullah b. Abbas'ı aranızda bulundurun. Çünkü onların Resulüllah'a yakınlığı vardır. Onların aranızda bulunmasının size bereket getirmesini dilerim. Onların vereceğiniz kararda bir katkısı olmayacak. Abdullah sadece müsteşar olarak aranızda bulunacak, kararınızda hiçbir rolü olmayacak." Nitekim bu adı geçenler şûra toplantısına katıldılar. 306 İmam Hasan şûra toplantısına katılmayı kabul etmişti. Çünkü ümmetin karşılaştığı önemli problemlerin çözümünde siyasi katılımı hak edenlerden biri olduğuna dair Hz. Ömer'in itirafını tarihe kaydetmek idi. Aynı zamanda insanların bu gerçeği anlamasını ve ileride sözü dinlenmese bile hayatî meseleler ile ilgili görüşünü açıklama imkanını elde etmeyi istemiştir. 307 306 el-İmame ve's-Siyase, c. 1, s. 28 307 Hidayet Önderleri, s. 84
  • HZ. OSMAN DÖNEMİNDE HZ. HASAN

    Hz. Osman iktidara geldiğinde 70 yaşını geçmişti. Akrabalarına çok düşkündü, onları devamlı surette kayırıyordu. Kendinden önceki iki halifenin uygulamalarını devam ettirmeye söz vererek hilafete geçmişti ancak bunu yapmadı. İbn Haldun, İbn Hallakan, İbn Asem-i Kûfî, Mesudî, İbn Ebi'l Hadid gibi âlimlerin ifadesine göre: "Osman b. Affan hilafet makamına geçtiğinde Resulüllah'ın sünneti ve Şeyheynin (Ebubekir ve Ömer) siyretine aykırı hareket etti." Beytü'l-Mal'dan Ümeyyeoğullarına yüksek meblağda para ve mal dağıtıyordu. "... Osman kendi zamanında fethedilen ermeni şehirlerinin humusunu (hiçbir şer'i cevaz olamadan) Mervan'a bağışladı. Bunun yanında Beyt'ül-Mal'dan Mervan'a nakit bin dirhem bağışladı. Abdullah b. Halid'e dört yüz bin dirhem, Resulüllah'ın sürgün ettiği Ebu'l As'a yüz bin dirhem, Ebu Süfyan'a iki yüz bin dirhem bağışladı." 308 308 İbn Mesud, Müruc'uz-Zeheb, c. 1, s.433
  • HZ. OSMAN DÖNEMİNDE HZ. HASAN (2)

    Başta Hz. Ali ve Ehl-i Beyt olmak üzere, Hz. Osman'ın bu ve benzeri uygulamalarına karşı çıkan büyük sahabeler mevcuttu. Ebuzer Gifarî de bunlardan biri idi. Ebuzer, Ehl-i Beyt'e yakınlığı ile bilinmekteydi. Ebuzer Gifarî, Hz. Osman döneminde yapılan icraatlara şiddetle karşı çıktığı için 90 yaşında Medine'den Şam'a sürüldü. Ancak Osman'ın Şam Valisi Muaviye, Ebuzer'i istemiyordu. Zira Ebuzer Şam'da Hz. Ali'nin konumu ve yüceliğini halka anlatmakta yani bir anlamda Gadr-i Hum günü Resulüllah'ın ifadeleri hakkında halkı bilgilendirmekteydi. Bunun üzerine Muaviye, Ebuzer'i halifeye şikayet etti. Hz. Osman da Ebuzer'in geri gönderilmesini istedi. Rivayetlere göre çok zor şartlar altında yolculuk yapan yaşlı Ebuzer'in Medine'ye vardığında (yaralanmış olduğundan dolayı) baldırlarının eti dökülüyordu. 309 Ebuzer Gifarî o haliyle Medine'den çıplak bir deve üzerinde kızıyla birlikte Rebeze'ye sürüldü. Ebuzer orada vefat etti. Halife, Rebeze'ye giderken kimsenin Ebuzer'i yolcu etmesine izin vermemişti. Fakat Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Abdullah b. Câfer onu yolcu etmeye gitti. Mervan b. Hakem onları geri çevirmek için karşılarına çıktı. Hz. Ali Mervan'ın üzerine yürüyerek bindiği hayvanın kulaklarına vurdu ve, "Defol! Allah seni ateşe sürüklesin" diye bağırdı. 310 Hz. Hasan Ebuzer Gifarî'yi uğurlarken şunları söylemiştir: "Amcacığım! Uğurlananın suskun kalması ve uğurlayanın ayrılıp geri dönmesi gerekli olmasaydı üzüntü uzasa bile söylenen sözler kısa ve yetersiz olurdu. Dünyanın sonrasının ümidi ile onun problemsiz ortamını ve karşılaşılan şiddetli şartlarını düşünerek onu bir yana at. Senden razı olarak Peygamberine kavuşacağın güne kadar sabret." 311 309 Tarih-i Yâkubî, c. 1, s. 224; İbn Ebi'l Hadid, Şerh-u Nehcü'l Belaga, c. 1, s. 241 310 Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 350 311 Şerh-u Nehcü'l Belağa, İbn-i Ebil Hadid, c. 8, s. 253; el-Gadir, c. 8, s. 301; Ravzatu'l Kafi, c. 8, s. 207