• HZ. HASAN’IN AHLAKI (2)

    Mekke'ye giderken atından inerek yola yaya olarak devam edince kafiledekiler de ona uyarak merkeplerinden indiler, kafilede bulunan Sa'd b. Ebi Vakkas da ona uyarak yola yaya olarak devam etti." 255 Hz. Hasan cömert ve kerîmdi. Fizik ve ahlak olarak Hz. Peygamber'e çok benzerdi. Çok takva sahibi idi. Medine'den Mekke'ye yürüyerek 15 defa hac yaptığı meşhurdur. Hayır yapmayı çok severdi. Öyle ki, mallarının tamamını iki defa fakirlere dağıttı; üç defa da Allah (c.c.) ile "kasame" yaptı. Yani iki ayakkabısı varsa, birini tasadduk edip, birini kendisine bırakarak; herhangi bir yiyeceğinin bir avucunu dağıtıp, bir avucunu kendine ayıracak kadar adil davranarak, mallarını fakirlere dağıttığı kaynaklarda geçmektedir. Onun güzel ahlaka ve başkalarına ikram etmenin faziletine dair bir çok vecizesi vardır. Mesela, ona "mekârim-i ahlak"ın ne olduğu sorulunca, o bunu şöyle özetlerdi: Doğru söz, isteyene vermek, güzel ahlak, sıla-i rahim, komşu hakkında utanmak, arkadaş hakkına riayet, misafire ikram ve nihayet bunların da başında hayâdır. 256 "... Hz. Hasan ömrü boyunca iki kere tüm mal varlığını Allah yolunda harcadı. Üç kere mal varlığını yarı yarıya böldü. Yarısını kendine ayırdı. Yarısını Allah yolunda bağışladı." 257 Hz. Hasan'ın ahlakı ile ilgili şu olay bize bir fikir verecektir: "Bir gün Muaviye'nin elçisi Hz. Hasan'ın yanına gelip taleplerini ilettikten sonra şöyle dedi: "Allah'tan istiyorum ki seni korusun ve bu kavmi helak etsin!" İmam Hasan şöyle dedi: 255 İmam Hasan'ın Barışı, Razi Ali Yasin, s. 40 256 Hilye, II, 37-38; Usdü'l-Gâbe, II. 13; Yâkubî, II. 225 vd 257 Suyutî, Tarih-i Hulefa, s. 190; Tarih, Yâkubî, c. 2, s. 215; İbn-i Cevzî, s. 196
  • HZ. HASAN’IN AHLAKI (3)

    "Yavaş ol, seni güvenilir bilen kimseye hıyanet etme, beni Resulüllah'ın, babamın ve annemin hatırı için sevmen benim için yeterli ama bir toplum sana inanıp güvendiği halde senin onlara düşmanlık beslemen ve beddua etmen senin hainliğin için yeterli!" 258 Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.a.) henüz çok küçüktüler. Ama Resulüllah (s.a.v)'in onlara o yaşta verdiği nasihatleri öğrenince, o sözleri anlayıp unutmayan Hazreti Hasan'a insanın hayranlığı artıyor. Peygamberimiz (s.a.v) ona buyurmuştur ki: "Hasan beş vakit namazını aksatmadan kıl. Sana şüpheli gelen her şeyi terk et. İçinde şüphe uyandırmayan şeyleri yap. Çünkü doğruluk, insanın gönlüne huzur verir. Yalan ise huzursuzluk uyandırır." Bu kutlu ortam ve mümtaz eğiticinin yanında büyüyen Hazreti Hasan (r.a.) ve Hazreti Hüseyin (r.a.)'in yaşlı bir adamla aralarında dikkate şayan bir şekilde geçen bir hadisedeki tutumları şöyle anlatılmaktadır: Hazreti Hasan (r.a.) ve Hazreti Hüseyin (r.a.), dedelerinin tembihlerini dinleyerek namazlarını aksatmadan ve zevkle kılarlarmış. Günlerden bir gün, iki kardeş, namaz kılmak için abdest almaya gitmişler. Bu sırada, abdest almakta olan yaşlı bir adam görmüşler. Ancak bu yaşlı adam, abdest alırken bazı hatalar yapıyormuş. Hazreti Hasan (r.a.) kısık sesle kardeşine: "Şu yaşlı amcaya hatalarını nasıl söylesek acaba?" demiş. Hazreti Hüseyin (r.a.) da, ona hatalarını, kalbini kırmadan söylemelerinin gerektiğini hatırlatmış. Nasıl söyleyeceklerini düşünüp dururken birden Hazreti Hasan (r.a.) efendimiz, "Benim aklıma şöyle bir fikir geldi. Ne dersin?" deyip kardeşinin kulağına bir şeyler fısıldamış. İki kardeş usulca yaşlı adamın yanına yaklaşmış. Hazreti Ha258 el-Melahim ve'l Fiten, s. 143
  • HZ. HASAN’IN AHLAKI (4)

    san (r.a.) söze başlamış: "Afedersiniz efendim... Ben ve kardeşim namaz kılmaya yeni başladık. Fakat, hangimizin doğru abdest aldığı konusunda anlaşamıyoruz. Siz aramızda hakem olsanız, biz de abdest alsak, bakalım hangimiz doğru olarak abdest alıyor onu öğrensek." İkisi de başlamışlar abdest almaya. Bu sırada yaşlı adam da büyük bir dikkatle onları izliyormuş. Sonunda abdestlerini tamamlamışlar. Amcanın tepkisini öğrenmek için baktıklarında, gözlerinin dolu dolu olduğunu görmüşler. O ak sakallı amca bir taraftan Hazreti Hasan (r.a.) ve Hazreti Hüseyin (r.a.)'i kucaklarken bir taraftan da şunları söylemiş: "Sevgili yavrularım! Aslında ikinizde doğru olarak abdest alıyorsunuz. Hatalı olan bendim. Size ne kadar teşekkür etsem azdır." Yaşlı amca, daha sonra onları alınlarından öperek uğurlamış." 259 İsmail b. Mihran, el-Kunasî'den, o da Ebu Abdullah'dan (yani İmam Câfer-i Sâdık'tan) şöyle rivayet ediyor: "Hasan b. Ali'nin umre yapmak amacıyla çıktığı seferlerden birinde Zübeyir'in çocuklarından biri de bulunuyordu. Bu adam Hasan'ın imamlığına inanıyordu. Bir suyun başında kurumuş bir hurma ağacının altında konakladırlar. Hurma susuzluktan kurumuştu. Hasan için hurmanın altına bir sergi serildi. Zübeyr'in çocuğu için de bir başka hurma ağacının altına ve onun hizasına gelecek şekilde bir sergi serildi. Zübeyr'in oğlu başını kaldırarak: "Eğer bu hurma ağacının dallarında hurma olsaydı onlardan yerdik" dedi. Hasan ona dedi ki, "Hurma mı yemek istiyorsun?" Adam, "evet" dedi. 259 Hz. Hasan'ın Hilafeti-Muaviye Devrinin Arka Planı, s. 12
  • HZ. HASAN’IN AHLAKI (5)

    Bunun üzerine Hasan ellerini göğe doğru kaldırdı. Ve benim anlamadığım sözlerle dua etti. Hurma ağacı derhal yeşerdi sonra eski haline döndü. Yaprak açtı ve hurma meyveleri dallarında yeşermeye başladı. Kiraladıkları deveci dedi ki: "Allah'a yemin ederim ki bu bir sihirdir." Hasan ona şu karşılığı verdi: "Yazıklar olsun sana! Bu sihir değil, bilakis Peygamber oğlunun kabul gören duasıdır." Sonra hurma ağacına çıktılar meyveleri topladılar. Topladıkları meyveler kendilerine yetti." 260 İmam Câfer-i Sâdık'tan şöyle rivayet edilmiştir: "Hasan dedi ki: Allah'ın, biri şarkta biri de garpta iki şehri vardır. Bu şehirler demirden surlarla çevrilmişlerdir. Her birinin bir milyon kapısı vardır. Orada yetmiş milyon dil vardır. Her bir dilin konuşması diğer dilden farklıdır. Ben bu dillerin tamamını, iki şehrin içinde, ikisinin arasında ve ikisinin üzerinde olanları bilirim. İki şehir üzerinde benden ve kardeşim Hüseyin'den başka hüccet yoktur." 261 Ebu Usame, İmam Câfer-i Sâdık'tan şöyle rivayet ediyor: "Hasan b. Ali bir sene yürüyerek Mekke'ye gitti. Bunun sonucunda ayakları şişti. Kölelerinden biri, "Eğer bir bineğin sırtına binersen ayaklarının şişi iner" dedi. Hasan dedi ki, "Asla! Eğer şu konağa gelirsek orada yanında yağ bulunan siyah bir adam karşına çıkacak. O yağı ondan satın al ve sakın ucuz almak için çene çalma." 260 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 838 261 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 839
  • HZ. HASAN’IN AHLAKI (6)

    Kölesi ona dedi ki, "Anam babam sana feda olsun. Buraya kadar geldik. Hiçbir konakta bu ilacı satan biriyle karşılaşmadık." Dedi ki, "Bilakis sözünü ettiğim adam menzilimize yakın ve senin önündedir." Bir mil yol aldıktan sonra siyah bir adamla karşılaştılar. Hasan kölesine dedi ki, "Adamın yanına git, yağı ondan satın al ve bedelini öde." Siyah adam dedi ki, "Ey hizmetçi bu yağı kimin için satın almak istiyorsun?" Hizmetçi, "Hasan b. Ali için satın alıyorum" dedi. Bunun üzerine siyah adam, "Beni de onun yanına götür" dedi. Hizmetçi siyah adamı Hasan'ın yanına götürdü. Adam Hasan'a şöyle dedi: "Anam babam sana feda olsun. Bu yağa ihtiyacın olduğunu bilmiyordum. Ben bunun için sizden bir bedel almayacağım. Ben de senin hizmetçinim. Ancak Allah'a bana sağlıklı ve siz Ehl-i Beyt'i seven bir erkek çocuğu bahşetmesi için dua et. Çünkü buraya geldiğimde karım doğum sancıları çekiyordu." Hasan dedi ki: "Evine git. Allah sana sağlıklı ve bizi sevecek olan bir erkek çocuğu bağışladı."262 262 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 840
  • HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ

    Hz. Hasan'ın (r.a.) Müslümanlar yaptığı nasihatlerden ve kendisinden sadır olan hikmetlerden bazılarını hatırlamak yerinde olacaktır: "Allah sizi boşuna yaratmadı ve sizi başıboş, kendi başınıza bırakacak da değildir. Ecellerinizi yazdı. Her akıl sahibinin derecesini bilmesi, kendisi için takdir edilen şeyin mutlaka eline geçeceğini ve eline geçmeyen şeyin eline geçmesinin zaten söz konusu olmadığını kavranması için geçim kaynaklarınızı aranızda bölüştürdü. Dünyalık geçiminizi üstlendi. Ve sizin kendinizi O'na kulluk etmeye vermenize zemin hazırladı. Sizi şükretmeye teşvik etti. O'nu zikretmeyi üzerinize farz kıldı. Size takvayı tavsiye etti. Takvayı rızasının (hoşnutluğunun) son noktası saydı. Takva her tevbenin kapısı ve her hikmetin başı ve her amelin şerefidir. Kurtuluşa eren takva sahipleri, ancak takva sayesinde kurtuldular. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Şüphe yok ki takva sahipleri için kurtuluş vardır." 263 263 Nebe, 31
  • HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ (2)

    "Allah, takva sahiplerini kurtuluşlarına sebep olan şeyle korur. Onlara kötülük dokunmaz ve onlar üzülmezler." 264 Ey Allah'ın kulları! Allah'tan korkup sakının ve bilin ki kim Allah'tan korkup sakınırsa Allah kendisine fitnelerden çıkış yolu gösterir. Onu işinde doğru istikamete yöneltir, kemale ermesini sağlar, delilini galip kılar, yüzünü ak eder ve Allah'ın kendilerine nimet sunduğu peygamberler, sıdıklar (doğrular), şehitler ve sâlihler ile beraber isteklerinizi yerine getirir. Ne iyi arkadaştır onlar!"265 "Ey oğlum! Bir kimsenin (nerelere) girip çıktığını (ve nasıl bir adam olduğunu) öğrenmeden onu kardeş edinme. Durumunu iyice araştırıp arkadaşlığından hoşlandığında, yanlışları affetmek ve zorluklarda beraber olmak üzere onunla kardeşlik kur" 266 "En iyi gören göz, hayrı görendir. En güzel işiten kulak, nasihatleri dinleyip ondan yararlanandır. En sağlam kalp de şüphelerden temiz olandır." 267 İmam Hasan'a, "Korkaklık nedir?" diye sordular. Buyurdu ki: "Dosta karşı cesur olmak, düşmandan çekinmektir." 268 "Suç işleyeni cezalandırmakta fazla acele etme, suçla ceza arasında özür dilemek için bir yol bırak. (Ona özür dileyebilmesi için fırsat tanı)." 269 "Cahillik gibi fakirlik yoktur." 270 "Dünya ve ahiret mutluluğu akıl ve düşünmek ile elde edilir." 271 264 Zümer, 61 265 Tuhefu'l Ukul, s. 459 266 a.g.e., s. 465 267 a.g.e., s. 469 268 a.g.e., s. 475 269 Biharu'l Envar, c. 78, s. 113 270 Biharu'l Envar, c. 78, s. 111 271 Biharu'l Envar, c. 78, s. 111
  • HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ (3)

    "Başkalarına öğret ve başkalarının bildiklerini öğren, böylece ilmini kesinlik düzeyine çıkarmış (sağlamlaştırmış ) ve bilmediklerini öğrenmiş olursun." 272 "Ahlakî erdemler on tanedir. Doğru sözlülük, gerçek yiğitlik (veya dürüstlük), dilenene vermek (el açan fakire yardımda bulunmak), iyiliklere karşılık vermek, akrabayı gözetmek, komşuyu korumak, hakkı sahibine teslim etmek (hakşinaslık), misafiri güzel ağırlamak, bunların hepsinin başı olarak da hayâ." 273 "Ey insanlar! Kim Allah'a karşı ihlaslı olur ve O'nun sözünü kılavuz edinirse, en doğru olana hidayet olur. Allah, onu olgunluk yolunda muvaffak kılar ve en güzel akıbete yönlendirir." "Allah'a sığınan kimse, emniyette yaşar ve mahfuz kalır, Allah'ın düşmanı ise yardımcısız kalır ve daima korku içerisinde olur." "Çok zikretmekle kendinizi Allah'ın azabından koruyun, takva yolunu tutarak Allah'tan korkun ve itaatle O'na yaklaşın. Çünkü O, pek yakın ve duayı kabul edendir." 274 "Aklın kemali halkla iyi geçinmektir." 275 "Kardeşlik, zorlukta ve kolaylıkta (darlıkta ve bollukta) vefalı olmaktır." 276 "Kerem, istemeden önce vermek, iyi şekilde bağışta bulunmak ve kıtlıkta yemek yedirmektir." 277 "Hak ile bâtıl arasında dört parmak mesafe vardır. Gözünle gördüğün haktır ama kulağınla çok bâtıl sözler duymaktasın." 278 272 Biharu'l Envar, c. 78, s. 111 273 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 206 274 Tuhefu'l Ukul, s. 449 275 Biharu'l Envar, c. 78, s. 111 276 Biharu'l Envar, c. 78, s. 114 277 Hayatu'l İmami'l Hasan, c. 1, s. 344, 345 278 Tuhefu'l Ukul, s. 453
  • HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ (4)

    "Galip bir insan gibi, istediğine ulaşmaya çalışma, yenik bir insan gibi de teslim olma. Çünkü rızkı arttırmak sünnettendir. Kazançta aç gözlü olmamak ise iffettendir." "İffet bir rızkı önlemediği gibi, hırs da rızkı çoğaltmaz. Çünkü rızıklar paylaştırılmıştır. Oysa hırsa dayanan bir hareket günahtır."279 "İstişare eden bir kavim (mutlaka) kemâle erişir." 280 "Hz. Hasan, sâlih bir kardeşini anlatırken şöyle buyurmuştur: O benim gözümde insanların en büyüklerindendi. Onu gözümde büyüten en önemli şey, dünyayı küçük görmesiydi. O, cehaletin sultasından kurtulmuştu. Sadece yararlı olduğuna güvendiği bir şeye el uzatırdı. Ne şikayet ederdi. Ne kızardı. Ne de usanırdı. Zamanının çoğunluğu susmakla geçerdi, konuştuğunda ise, konuşanlara galip gelirdi. (Görünüş itibariyle) zayıf ve güçsüzdü. Ama ciddiyet ve cihat zamanı geldiğinde düşman karşısında kızgın bir aslan gibiydi. Alimlerin yanında olduğunda dinlemeyi konuşmaktan daha çok severdi. Fazla konuşmada yenilse bile susmada yenilmezdi, yapmadığını söylemezdi. Ama söylemediğini de yapardı. İki yol önüne koyulduğunda, hangisinin Allah'ın emrine daha yakın olduğunu bilmediği zaman, kendi hevâ ve hevesine hangisinin daha yakın olduğuna bakar ve onu terk ederdi. Mazeret gösterilebilecek bir şey için kimseyi kınamazdı." 281 "Kim dünyayı severse ahiret korkusu kalbinden kaybolur." 282 "Size Allah'tan korkmayı (takvayı) ve sürekli düşünmeyi (tefekkürü) tavsiye ederim. Çünkü düşünmek, bütün iyiliklerin anası ve babasıdır." 283 279 Tuhefu'l Ukul, s. 465 280 Tuhefu'l Ukul, s. 465 281 Tuhefu'l Ukul, s. 467 282 Leali'l Ahbar, c. 1, s. 41 283 Hayatu'l İmami'l Hasan, c. 1, s. 343
  • HZ. HASAN’IN BAZI NASİHATLERİ (5)

    "İyilik nedir diye soranlara buyurdu ki: İyilik, geciktirmeden ve minnetsiz olarak yapılan iştir." 284 "Dünyada ayıplanmaya katlanmak, cehennem ateşine tahammül etmekten daha kolaydır." 285 "Mü'min ahiret için rızık toplar, kafir ise zevke dalar." 286 İmam Hasan, Cebriyecileri ise şöyle reddetmektedir: "Allah'a, O'nun kazasına ve kaderine inanmayan kimse kafir olur. Günahını Rabbine yükleyen kimse ise fâcirdir. Allah'a ne zorlama altında itaat edilir ve ne de üstün gelinerek asi olunur. Çünkü O, kullarına sunduğu her şeye mâlik olduğu gibi verdiği her güce de kâdirdir. Kullar eğer Allah'a itaat üzere hareket ederlerse Allah onlar ile yaptıkları işler arasına girmez, demek ki onları bu işlere O zorlamamıştır. Eğer Allah kullarını itaate zorlasaydı, onlardan sevabı düşürürdü. Nitekim eğer onları günahlara zorlasaydı, onlardan cezayı düşürürdü. Aynı şekilde eğer onları ihmal etseydi, kendi başlarına bıraksaydı, bu durum, O'nun gücünde acizlik anlamına gelirdi. Fakat onlara yönelik, onlara saklı tutuğu dileği, meşiyeti vardır. Eğer itaat üzere hareket ederlerse, onlara yönelik minnet koyar, yok eğer isyan üzere hareket ederlerse, yaptıkları kötülük aleyhlerine gerekçe olur!"287 "İbadet etmek isteyen, onun için temizlenmelidir. Müstehab ameller, farzları engellerse onları bırakınız, yakîn, kurtuluşun sığınağıdır. Yolculuğun uzaklığını hatırlayan, ona hazırlanır. Akıllı adam, kendinse nasihat etmesini isteyen kimseye hile yapmaz. Sizinle öğüt arasında (öğüt almanızı engelleyen) gurur perdesi vardır. 284 Biharu'l Envar, c. 78, s. 113 285 Tuhefu'L Ukul, s. 465 286 Tuhefu'l Ukul, s. 465 287 Biharu'l Envar, c. 78, s. 112