• HZ. PEYGAMBERİN FEDEK’İ HZ. FÂTIMÂ’YA VERMESİ (2)

    konuda şöyle yazıyor: "Peygamber Fedek'i 24 bin dinara kiraladı. Bazı hadislerde bu rakam 70 bin dinar olarak nakledilmiştir. Bu ihtilaf, Fedek'in her yılki gelirinin birbirinden farklı olmasındandır. Muaviye halife olduğunda Fedek'i üç kişi arasında paylaştırdı. O, Fedek'in üçte birini Mervan bin Hakem'e, üçte birini Amr b. Osman'a, üçte birini de oğlu Yezid'e vermişti. Mervan, hilafete geçtiği vakit buranın tamamına el koydu."1050 Fedek'in, Medine dağlarının eteklerinden Seyf'ul Bahr'a kadar uzanan bölgede dağınık 7 köyü vardı. Tarıma elverişli ve hurmalıklarla dolu bir bölge idi. Buranın sahipleri Peygamberle yaptıkları antlaşma neticesinde Fedek'in yarısını Resulüllah'a bağışlamıştı. Allah Resulü de bu verimli bölgeyi kızına vermişti.1051 Netice olarak tarihî kayıtlarda geçen çok sayıda delil göstermektedir ki, Resulüllah sağlığında Fedek'i Hz. Fâtımâ'ya vermiştir.   1050 Ravendi, c. 16, s. 216 1051 Yakut Hımvi, Futuh'ül-Buldan, c. 6, s. 78; Nehcü'l Belağa Şerhi, c. 4, s. 78; Taberi, Tarih-i Kebir; Belazuri, Tarih kitabı
  • İSLAM HUKUKUNDA MALLARIN KISIMLARI VE MİRAS KONUSU

    İslam hukukunda mallar iki kısma ayrılıyordu: Şahsa ait özel mallar: Peygamberimizin (s.a.v.) şahsına ait mallar, ki bu mallar O'nun vefatıyla İslamî miras kanunlarına göre mirasçılarına geçmekte idi. Yani, miras ayetlerinde Peygamberin (s.a.v.) mirasçıları ile diğer şahısların mirasçıları arasında bir fark söz konusu değildir. Peygamberin (s.a.v.) devlet başkanı olarak yönettiği devletin malları, devlete ait mallar: İslam devletine ait olan mallar ve emlak. Resul-i Ekrem (s.a.v.) bu gelirleri İslam devleti ve Müslümanlar için harcardı ve bazen bu malları sahabeler arasında taksim ederdi, bu malları bağışlardı. İslam tarihinde bu tür arazilerden faydalanan sahabelere örnek olarak; Ali (a.s.), Ebu Bekir, Abdurrahman ibn-i Afv, Muhacirler'den Bilal, Ebu Dücane, Sehl ibn-i Hanif ve Ensar'dan olan Haris ibn-i Semme verilebilir.1052 Belazuri Fütuh'ul-Buldan'da bu konuda şunları yazıyor: "Resulüllah (s.a.v.) Ben-i Nazir yerlerinden bir parçasını içinde1052 (Feth'ul-Buldan-i Belazeri, 31-34; Mecme'ul-Beyan c. 5, s. 260).
  • İSLAM HUKUKUNDA MALLARIN KISIMLARI VE MİRAS KONUSU (2)

    ki hurma ağaçlarıyla birlikte Zübeyr b.Avvam'a verdi."1053 "Resulüllah (s.a.v.), içinde dağ ve maden olan bir miktar yeri Bilal'e verdi."1054 "Resulüllah (s.a.v.) dört parça yeri Ali b. Ebi Tâlib'e verdi."1055 Fedek de bu kategorilerden devlet malı içinde yer almakta idi. Bunda Ehl-i Beyt alimlerin çoğu ve Sünni ulemanın bir kısmı hemfikirdir. Peygamberin (s.a.v.) bu mallarda bağış olarak dağıtma yetkisi vardı. Buna göre Hz. Fâtımâ (a.s.)'a vermesinin de -bağış etmesinin debir mahsuru yoktur. İkinci bir görüş ise; "Fedek bölgesi savaşmadan ele geçirilmiş olduğu için devlet malı olmasına rağmen Peygambere (s.a.v.) has olan mallardandır. İdaresi konusunda Peygamber (s.a.v.) serbest bırakılmıştır" görüşüdür. Burası Peygambere (s.a.v.) ait özel mülk hükmündedir. Yine Resulüllah (s.a.v.)'in bunun üzerinde istediği şekilde tasarruf yetkisi vardır. Yani, bunun gelirini istediği kişiye bırakabilir. Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de bu konuyu şu ayetle anlatmaktadır: "Onlardan Allah'ın, Peygamberine (s.a.v.) verdiği feye gelince, ki siz onun üzerinde (onu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, kendi elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, her şeye güç yetirendir. Allah'ın o fethedilen şehir halkından Peygamberine (s.a.v.) verdiği fey (silah zoru olmaksızın elde edilen ganimet) Allah'a ve Peygambere (s.a.v.) aittir."1056   1053 a.g.e., s. 34 1054 a.g.e., s. 27 1055 a.g.e., s. 27 1056 Haşr, 6-7
  • HZ. PEYGAMBERİN MEDİNE’DE BIRAKTIĞI MALLARI NELERDİ?

    1- Ben-i Nazir yahudilerinden kalan yerler: Resulüllah (s.a.v.) hayatta iken, Ben-i Nazir yahudilerinden savaşmadan alınan yerler konusunda da Fedek benzeri uygulamalarda bulunmuştu. "Hz. Peygamber (s.a.v.), bu arazideki menkul malları Muhacir arasında taksim etti. Arazinin bir miktarını da Kendisine has kıldı ve Hz. Ali'ye emretti ki, onları tasarruf etsin. Daha sonra bu yerleri vakfederek sadakattan kıldı. Kendisinin vefatından sonra buralar üzerindeki tasarruf yetkisini Hz. Fâtımâ ve Hz. Ali'ye bırakmıştır."1057 2- Bezenti diyor ki: "Hz. Rıza (a.s.)'a, Fâtımâ (a.s.)'ın yedi tarlası hakkında sordum. `Bunlar Resulüllah (s.a.v.)'in mevkufatındandı ki, Hz. Zehra (a.s.)'a 1057 Biharü'l-Envar, c. 20, s. 173
  • HZ. PEYGAMBERİN MEDİNE’DE BIRAKTIĞI MALLARI NELERDİ? (2)

    yetişiyordu. Peygamber-i Ekrem (s.a.v.) onların mahsulünden Kendi ihtiyacı miktarında alırdı. Vefat ettiği zaman Abbas onların hakkında Hz. Fâtımâ (a.s.) ile çekişti. Ali b. Ebi Tâlib ve diğerleri bu yerlerin vakıf malı olduğuna şehadet ettiler. Bu tarlalar şunlardır: Dellal, A'vef, Hüsna, Safiye, Meşrebet-ü Ümm-i İbrahim, Meyseb ve Bekra" diye buyurdu."1058 3- Medine sadakati, Hz. Ali (a.s.)'ın elinde idi. Abbas, bu konuda Hz. Ali (a.s.) ile çekişti. Ancak Hz. Ali (a.s.) haklı çıktı. Hz. Ali (a.s.)'dan sonra İmam Hasan'ın elinde idi. Sonra İmam Hüseyin'in elinde idi. O'ndan sonra da Abdullah b. Hasan'ın elinde kaldı. Ben-i Abbas başa geçince bu sadakatı Haşimoğulları'nın elinden aldılar."1059 4- Bu sadakat ile ilgili olarak, Halebi ve Muhammed b. Müslim şöyle rivayet etmektedir: "Hz. Sâdık'a Resulüllah (s.a.v.) ve Fâtımâ (a.s.)'a ait olan sadakat hakkında sorduk. `Onlar Haşimoğulları ile Muttaliboğulları'nındır' buyurdu." 1060   1058 Biharü'l-Envar, c. 22, s. 296 1059 Biharü'l-Envar, c. 2, s. 300 1060 Biharü'l-Envar, c. 22, s.226
  • SÖZ KONUSU FEDEK HURMALIĞI TAM OLARAK NEREDEDİR?

    Fedek, Hayber'in yakınlarında, Medine'ye yaklaşık 140 km. uzaklıktadır. İmam Musa ibn Cafer (a.s.) Fedek'in sınırlarını bir hadiste şöyle belirtiyor: "Fedek, bir taraftan Adn, bir taraftan Semerkant, bir taraftan Afrika ve bir taraftan denizler, adalar ile çevrili idi."1061 Başta Hicaz yahudilerinin yeri iken; Resulüllah (s.a.v.) Hayber, Vadi'ul-Gurra ve Tima'daki yahudileri etkisiz hale getirmişti. Muhit adındaki elçisini de Fedek'in ileri gelenlerinin yanına gönderdi. Yahudi Yuşa ibn-i Nun savaşmak yerine sulh yolunu kabul etti. Her yıl bölgede çıkan mahsulün yarısını Peygambere (s.a.v.) vermek, İslam bayrağı altında yaşamak ve Müslümanlar aleyhine entrikalar çevirmemek üzere sulh yapıldı. Belazuri, "Fütuh'ül-Buldan" adlı eserinde Fedek'le ilgili şunları yazıyor: 1061 Biharü'l Envar, c. 48, s. 144
  • HZ. FÂTIMÂ FEDEK KONUSUNDA “BAĞIŞTIR” DEMİŞTİ

    Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın Fedek üzerindeki hakkı konusunda yaptığı savunma; hem Fedek'i devlet malı olarak görenlere, hem de özel mülktür diyenlere karşı bir cevap niteliğindedir. Hz. Fâtımâ'nın ilk savunması Fedek'in bağış olduğu şeklindeydi, ikincisi ise, miras hükümleri ile ilgilidir. Her iki savunma da ayet ve hadislerle değerlendirilecektir. Fedek konusunda Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın ilk çıkışı, Fedek'in, babası Resulüllah (s.a.v.) hayatta iken kendisine bağışlandığı yönündeydi. Ki, işin gerçeği de buydu. Bağışlanmış bir mal konusunda İslam fıkhı gereğince yapılması gereken, ondan tasarrufta bulunandan değil, farklı bir durumu iddia edenden şahit istenmesi idi. İslam fıkhına göre, bir mecburiyeti olmadığı halde Hz. Fâtımâ yine de şahitlerini getirmiştir. Şahit olarak Hz. Ali'yi, Ümmü Eymen'i ve Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'ı getirdi. Şimdi Fedek'in bağış olduğu yönündeki delilleri ortaya koyalım.
  • FEDEK’İN BAĞIŞ OLDUĞU İLE İLGİLİ DELİLLER

    Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine'ye dönünce, şu ayet nâzil oldu: "Yakınlara, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma."1062 Peygamber-i Ekrem (s.a.v.), "ze'vil-kurba'nın" (yakınlarının) kimler olduğunu ve haklarının ne olduğunu düşündüğü bir halde Cebrail yeniden nâzil olarak: "Allah-u Teala buyuruyor ki: `Fedek'i Fâtımâ'ya ver' diye arz etti." Hz. Peygamber (s.a.v.) de, Hz. Fâtımâ'yı çağırarak, "Allah-u Teala Fedek'i Sana vermemi emretti" diye buyurdular. Bu yüzden o mecliste Fedek'i Fâtımâ (a.s.)'a hediye etti.1063 Ebu Said-i Hudri'den şöyle nakledilmiştir: "(Ey Habibim! Seninle) yakınlığı olan kişiye hakkını ver, (anlamındaki ayet) nâzil olunca Resulüllah (s.a.v.) Fâtımâ (a.s.)'a, `Fedek Senin olsun' buyurdu."1064 1062 İsra, 26 1063 Peşaver Geceleri, 8. oturum, s. 434 1064 Keşf'ül-Gumme, c. 2, s. 102
  • ANNESİ HZ. HATİCE

    Hz. Hatice Peygamber Efendimizin ilk hanımıdır. Hz. Muhammed'in (s.a.v.), İbrahim dışındaki diğer çocuklarının annesidir. Hz. Hatice annesi ve babası tarafından Kureyşli'dir. "Babası, Huveylid b. Esed b. Abdül-Uzza b. Kusayy b. Kilab b. Merat b. Ka'b b. Luey b. Galib b. Fahr; annesi Fâtıma bint Zaid b. Ussam b. Revaha b. Hacer b. Abd b. Muays b. Amir b. Muays b. Galib b. Fahr'dır. Baba ve ana tarafı Gâlib bin Fahr'a ulaşmaktadır." 1 Hz. Hatice Peygamberimiz (s.a.v.) ile evlenmeden önce Ebu Hale bin Zürare Temimi, ondan sonra da Uteyyik bin Abid ElMahzumi ile evlenmiştir. Hz. Hatice, Resûlullah (s.a.v.)'in peygamberliğine ve Allah'ın birliğine ilk iman eden kişidir. Peygamberlikten önce on beş, 1 Tevfik Ebu İlm, Hz. Fâtıma, s. 11