• EHL-İ BEYT’İN BÜYÜKLERİNDEN İMAM RIZA’NIN HİLAFETE DAİR GÖRÜŞLERİ (5)

    İmam, zamanının tek adamıdır. Hiç kimse onun düzeyine erişemez. Ve hiçbir alim onunla boy ölçüşemez. O'nun alternatifi olmaz. Benzeri ve eşi olmaz. Fazilet sıfatıyla belirginleşir. Bütün faziletler O'nda toplanmış olur. Ama O, bunları çalışarak veya isteyerek elde etmiş değildir. Bilakis bu faziletleri veren, yüce bahşedici olan Allah tarafından O'na özgü kılınmış özelliklerdir. Böyleyken kim imamı tanıyabilmiş ve O'nu seçebilirmiş? Heyhat!!! Heyhat!!! Ne yazık ki, akıllar saptı, düşler şaşırdı, dimağlar hayretlere düştü, gözler kamaştı, ulular küçüldü, hikmet sahipleri şaşkına döndü, düşünürler yetersiz kaldı, hatipler suskun kalakaldı. Öz akıl sahipleri cahilleşti, şairlerin dili dönmez oldu, edipler çaresiz kaldı, söz ustaları ne söyleyeceklerini bilemez oldu.... Onun bir özelliğini vasfetmekten, onun bir faziletini nitelemekten aciz kaldılar. Acizliklerini ve yetersizliklerini itiraf ettiler. ... Böyleyken onun bütünüyle vasfedilmesi veya derinliğine nitelendirilmesi ya da onunla ilgili bir hususun anlaşılması, hele hele onun yerine geçen birinin bulunması ve ona ihtiyaç bırakmaması mümkün müdür? Nasıl ve nereden? O, elleriyle tutmak isteyenler ve niteleyenler açısından gökteki bir yıldız gibi erişilmez olduğu halde, seçimle belirlenebilir mi? Akıllar bunun gibisini bulabilir mi? Yoksa siz, bunun gibisinin Muhammed'in Ehl-i Beyti'nden başka bir yerde bulunabileceğini mi sanıyorsunuz? Allah'a yemin ederim ki, nefisleri onlara yalan söylüyor ve asılsız bâtıl arzuların peşine düşmelerine neden oluyor. Zor ve kaygan bir yüksekliğe çıktılar. Bu yüzden baş aşağı yere yuvarlandılar. Şaşkın ve yitik akıllarıyla, eksi ve sapkın görüşleriyle bir imam seçmek istediler. Ama bu girişimleri imamdan uzaklaşmaktan başka bir işe yaramadı. `Allah onları öldürsün nereye sapıyorlar?' 1014 And olsun, üstesinden gelinmeyecek bir işe kalkıştılar, bir iftira attılar, bu yüzden koyu bir sapıklıkla saptılar. Şaşkınlıkların girdabına düştüler, çünkü, bilinçli olarak imamı terk ettiler. 1014 Tevbe, 30
  • EHL-İ BEYT’İN BÜYÜKLERİNDEN İMAM RIZA’NIN HİLAFETE DAİR GÖRÜŞLERİ (6)

    `Şeytan, onlara yaptıklarını süslü gösterdi, onları hak yoldan alıkoydu. Onlar da bunun bilincindeydiler.' 1015 Allah'ın seçiminden, Resulüllah'ın seçiminden ve O'nun Ehli Beyt'inden yüz çevirdiler. Kendi seçimlerine itibar ettiler. Oysa Kur'an onlara şöyle seslenmektedir: `Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçme hakkı yoktur. Allah, onların yakıştırmalarından münezzehtir, yücedir.' 1016 Başka bir yerde de şöyle buyurmuştur: `Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz? Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz? Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır! Yoksa ne hükmedersiniz, mutlaka sizindir diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli, kesin sözler mi var? Sor onlara, bu iddiayı onların hangisi savunacak? Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğru iseler hadi getirsinler ortaklarını...' 1017 Bir başka ayette şöyle buyuruluyor: `Niçin Kur'an'ı düşünmüyorlar? Yoksa kalplerinin üzerinde kilit mi var?' 1018 Yoksa, `Allah, kalplerini mühürlemiş de bu yüzden anlamıyorlar mı?' 1019 Veya, `İşitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın.' 1020 `Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir. Allah onlarda bir hayır görseydi, elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.' 1021 1015 Ankebut, 38 1016 Ahzab, 36 1017 Kalem, 36-41 1018 Muhammed, 24 1019 Tevbe, 87 1020 Enfal, 21 1021 Enfal, 23
  • EHL-İ BEYT’İN BÜYÜKLERİNDEN İMAM RIZA’NIN HİLAFETE DAİR GÖRÜŞLERİ (7)

    `İşittik ve isyan ettik dediler...' 1022 Aksine imamlık Allah'ın bir lutfudur. `Bilakis bu Allah'ın bir lutfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lutuf sahibidir.' 1023 Böyleyken imamı seçme işi nasıl onlara bırakılmış olabilir? İmam alimdir, cahil olmaz, önderdir, yerine geçen biri tarafından sorgulanmaz, kutsallığın, temizliğin, ibadetin, zühdün, ilmin ve kulluğun kaynağıdır. Resulüllah'ın daveti, özellikle O'na tevdi edilmiş, davet görevi ona bırakılmıştır. Fâtıma Betül'ün tertemiz soyundan gelir. Soyuna dil uzatılmayı gerektiren bir kusuru yoktur. Hiç kimse neseb itibariyle O'na denk değildir. Kureyş hanedanından, Haşimoğulları zirvesinden ve Peygamberin pak neslinden gelmiş Allah'ın rızasına sahiptir. Eşraf için bir şereftir. Ve Abdulmenafoğullarının bir boyudur. İlmi gelişmiş ve hilmi eksiksizdir. İmamette güçlü, siyasette bilgedir. Ona itaat etmek farzdır. Allah'ın emriyle bu göreve gelmiştir. Allah'ın kullarına nasihat eder. Allah'ın dininin koruyucusudur. Hiç kuşkusuz Allah, nebileri ve imamları muvaffak kılar, gizli ilminden ve hikmetinden, başka kimseye vermediği şeyleri verir. Bu yüzden onların sahip oldukları bilgiler aynı zamanda yaşayan insanların bilgisinden üstün olur. Aşağıdaki ayetlerde Allah bu gerçeğe işaret etmiştir: `Hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl hükmediyorsunuz?' 1024 `Kime hikmet verilmişse ona çok hayır verilmiştir.' 1025 1022 Bakara, 93 1023 Cuma, 4 1024 Yunus, 35 1025 Bakara, 269
  • EHL-İ BEYT’İN BÜYÜKLERİNDEN İMAM RIZA’NIN HİLAFETE DAİR GÖRÜŞLERİ (8)

    Talut'la ilgili olarak da şöyle buyurulmuştur: `Allah sizin üzerinize onu seçti. İlimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah her şeyi ihata eden ve her şeyi bilendir.' 1026 Bir ayette Peygamberine şöyle buyuruyor: `Allah, Sana kitabı ve hikmeti indirmiş ve Sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın lutfu Sana gerçekten büyük olmuştur.' 1027 Bir ayette de Peygamberinin Ehl-i Beyt'i ve soyu olan imamlar hakkında şöyle buyurmuştur: `Yoksa onlar Allah'ın lutfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi diyorlar? Oysa İbrahim soyuna kitabı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik. Onlardan bir kısmı ona inandı. Kimi de ondan yüz çevirdi. Onlara kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter!' 1028 Allah bir kulunu diğer kullarının işlerini idare etmesi için seçtiği zaman onun göğsünü bu işin üstesinden gelebilecek şekilde açar, kalbine hikmet kaynaklarını yerleştirir, ona öyle bir ilim ilham eder ki, bundan sonra hiçbir soruya cevap vermekte zorlanmaz, asla doğrudan sapmaz, isabetsiz cevap ağzından çıkmaz. Bu bakımdan kulların işlerini yürütmesi için Allah tarafından görevlendirilen kimse masumdur, desteklenmiştir, başarılı kılınmıştır. Ve doğrultulmuştur. Hatalardan, sürçmelerden ve tökezlemelerden yana güvence altındadır. Allah onu, bu işe özgü kılar ki kulların üzerindeki eksiksiz kanıtı ve yarattıklarının arasındaki şahidi olsun. `Kuşkusuz, bu Allah'ın lutfudur ve bu lutfunu dilediğine verir, Allah büyük lutuf sahibidir.' 1029 1026 Bakara, 247 1027 Nisa, 113 1028 Nisa, 53-55 1029 Al-i İmran, 74
  • EHL-İ BEYT’İN BÜYÜKLERİNDEN İMAM RIZA’NIN HİLAFETE DAİR GÖRÜŞLERİ (9)

    Peki şu insanlar, böyle birini seçebilirler mi? Ya da seçtikleri kimse bu niteliklere sahip midir? Ve onu bu özellikleriyle öne sürebilirler mi? Hakkı aştılar, Beytullah'a and olsun ki, Allah'ın Kitabı'nı arkalarına attılar. Sanki hiç bilmiyorlarmış gibi bir kenara fırlatıp attılar. Halbuki Allah'ın Kitabı'nda hidayet ve şifa vardır. Ama onlar Allah'ın Kitabı'nı bir kenara atıp kendi tutkulu arzularının peşine düştüler. Allah böyle kimseleri yermiş, bunları düşman ilan etmiş, onları helak etmiştir. `Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? Elbette Allah, zalim kavmi, doğru yola iletmez.' 1030 `Onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Allah yanında ve mü'minlerin yanında büyük bir nefretle karşılanır. Allah büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.' 1031 Allah'ın salat ve selamı peygamber Muhammed'in ve O'nun Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun!" 1032   1030 Kasas, 50 1031 Mü'min, 35 1032 El Kafi, c. 1, s. 347'den 351'e kadar
  • İMAM GAZALİ’NİN HİLAFET İLE İLGİLİ GÖRÜŞÜ

    Hilafet meselesi ile ilgili Hüccet'ül İslam Ebu Hamid Muhammed b. Muhammed Gazali'nin ifadelerine bakalım: "... fakat (hilafet hususunda) delil (hüccet) bütün açıklığıyla ortaya çıktı. Ve konu aydınlandı. Cumhur (Müslümanların tamamına yakın çoğunluğu) Gadr-i Hum hutbesindeki hadisin metninde şeksiz şüphesiz tam icma ve ittifak ettiler. Orada Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Ben kimin idarecisi ve velisi isem, Ali de onun idarecisi ve velisidir." (Resulüllah hutbesini bitirir bitirmez) Ömer, derhal "yaşa, yaşa, bravo Sana ey Hasan'ın babası! Sen artık bizim velimiz, kadın erkek bütün mü'minlerin velisi oldun" diyerek kutladı. Şüphesiz bu emre teslimiyet, tayin edilene ilişkin rıza beyanı ve açık hükümdür. Fakat daha sonraları makam ihtirası yüzünden hevâ ve heves galip geldi. Riyaset koltuğuna sarılmak ağır bastı. Samimiyetleri yok oldu. Arzularına boyun eğerek güç bayraklarını havaya kaldırıp dalgalandırdılar. Hayal dünyalarına ve ülkeleri fethetme ihtirasla-
  • İMAM GAZALİ’NİN HİLAFET İLE İLGİLİ GÖRÜŞÜ (2)

    rına karışıp kayboldular. Nefislerinin hevâ kaseleri onları demleyip başlarını döndürdü. Böylece kendisinden sonra vekil bırakan (Resulüllah)'dan yüz çevirdiler. O'na sırtlarını döndüler. (Kur'an'ın ahkâmını) az bir pahaya sattılar. Allah'a karşı işledikleri bu iş, ne kötü bir iştir. Bu sebeptendir ki, nitekim Resulüllah (s.a.v.) vefatından önce ölüm döşeğinde iken, "Bana kalem kâğıt getirin, size bazı şeyler not ettireyim, yapmanız gerekenleri hatırlatacak şeklide kaydettireyim" diye seslenirken, Ömer, "Şüphesiz bu Zât hezeyana kapılmıştır" demişti. Dolayısıyla icmaya ve (icma ile sabit) naslara aykırı olarak teviller üretmek bâtıldır. (Ebu Bekir'in hilafeti bu sebeple geçerli değildir) eğer onun hilafetini kurtarmak için "icma hâsıl olmuştu" derseniz, şüphesiz bu da doğru değildir. Çünkü Ebu Bekir'in hilafetinde icma yoktur. Nasıl olsun ki? Hz. Abbas ve evlatları, Hz. Ali, zevcesi Fâtımâ ve evlatlarının hiçbirisi biat halkasında bulunmadılar. Dahası Sakife'de bulunanların bile birçoğu muhalefet ederek oradan ayrıldılar." Bu ifadeler, Gazali'nin hilafetle ilgili düşünceleridir.1033   1033 İmam Gazali, Sırr'ul Alemeyn ve Keşf-i Ma Fi'd-Dareyn s. 16-18 Millet Kütüphanesi yazma eserler Ali Emiri Arabi böl. No. 915
  • İMAM AZAM’IN HİLAFET İLE İLGİLİ GÖRÜŞÜ

    Bu konu ile ilgili olarak İmam Azam Ebu Hanife ise bu konuda şunları söylemektedir: "Şamlılar bizi sevmiyor. Zira Hz. Ali veya Muaviye'nin saflarından birine iştirak etmemiz talep edildiğinde biz ancak Ali'nin askerleri arasına katılırız diyoruz. Ehl-i hadis diye bilinenler bizi sevmiyor. Zira biz Ehl-i Beyt'i seviyoruz, Ehl-i Beyt'e gönülden bağlıyız. Hilafetin Hz. Ali'nin hakkı olduğuna inanıyor ve savunuyoruz."1034 "(Zeyd bin Ali Zeynelabidin'in Hişam'a karşı başlattığı) savaşta bizzat yer alamadım. Çünkü halkın bana teslim ettiği emanetler vardı. Emanetlerin zâyi olmasından korktum. İmam Zeyd'in hak davayı sürdürdüğüne kâni idim. Ona malımla tam destek vermekten geri durmadım. İmam Zeyd'in bu çıkışı Resulüllah'ın Bedir'deki çıkışına benziyor."1035 1034 Bezzazi, Menakıb-u Ebu Hanife, s. 275 Dar'ül Kitab'ül Arabi 1035 Belazuri, Ensab'ül Eşraf, c. 3, s. 435/Menakıb-u Ebi Hanife, s. 267-268 Dar'ul Kitab'il Arabi
  • ASHAB’DAN HZ. ALİ’NİN HİLAFETİNİ SAVUNANLAR

    İbn Hacer Askalani ve Belazuri kendi tarih kitaplarında Mumammed Havend Şah, `Ravzatu's Sefa'da, İbn Abdubirr, `İstiab'da şöyle diyor: "Sa'd b. Ubade, Hazrec Kabilesi Kureyş'ten bir taife ve sahabenin büyüklerinden 18 kişi Ebu Bekir'e biat etmedi. Ve Rafızi oldular. Onlar Ali b. Ebi Tâlib'in taraftarlarındandı. Bu 18 kişi şunlardır: 1- Selman-ı Farisi 2- Ebu-Zer Gifari 3- Mikdad bin Esved 4- Ammar b. Yâsir 5- Halid b. Said b. As 6- Bureyde Eslemi
  • ASHAB’DAN HZ. ALİ’NİN HİLAFETİNİ SAVUNANLAR (2)

    7- Ubey b. Ka'b 8- Huzeyme b. Sabit 9- Ebu Heysem b. Teyhan 10- Sehl b. Huneyf 11- Osman b. Huneyf 12- Ebu Eyyûb El-Ensari 13- Câbir b. Abdullah El-Ensari 14- Huzeyfe bin Yeman 15- Sa'd b. Ubade 16- Kays b. Sa'd 17- Abdullah b. Abbas 18- Zeyd b. Erkam Yâkubi, Tarih-i Yâkubi adlı eserinde şöyle yazıyor: "Muhacir ve Ensar'dan bir grup Ebu Bekir'e biat etmeyerek, Hz. Ali'ye meylettiler. Onlar, Abbas b. Abdulmuttalib, Fazl. b. Abbas Zübeyr b. Avam, Halid b. Said, Mikdad b. Ömer, Selman-ı Farısi, Ebu Zer Gifari, Ammar b. Yâsir, Bera b. Azib ve Ka'b'dan ibarettirler." Sahabe içinde Hz. Ali'nin yanında yer alan seçkin zümre Hz. Peygamber'in mescidinde toplandıklarında Huzeyme b. Sabit söz aldı ve şöyle dedi: "Ey insanlar! Bilmez misiniz? Resulüllah (s.a.v.) bir konuyla ilgili olarak benim tek başıma yaptığım şahitliği kabul ederdi. Ve ikinci bir kişinin daha bu konu hakkında şahitlik etmesini istemezdi." "Evet" dediler.