• NİKAH AKDİNİ EBU TÂLİB GERÇEKLEŞTİRDİ (2)

    Hişam söyle rivayet etmektedir: "Resûlullah (s.a.v.) Hatice'yi çok seviyordu. O'na ihtiram gösteriyordu ve işlerde O'nunla istişare ediyordu. O olgun ve aydın fikirli bir kadın, Resûlullah için iyi bir vezir ve müşavirdi. Resûlullah'a, kadınlardan ilk iman eden de O'ydu. Muhammed (s.a.v.) Hatice hayatta olduğu müddetçe başka kadınla evlenmedi." 17   17 Tezkiretü'l-Havas, s. 302
  • HZ. FÂTIMA’NIN KARDEŞLERİ

    Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Hatice (a.s.) ile olan evliliğinden altı evladı olmuştur. İkisi erkek, dördü kız olan evlatları, Kâsım -ki Resûlullah (s.a.v.) Ebu'l-Kâsım diye anılırdıAbdullah, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve en küçükleri Fâtıma'dır (a.s.). Resûlullah 30 yaşında iken Hz. Zeyneb, 33 yaşında iken Hz. Rukiyye, daha sonra Ümmü Gülsüm, daha sonra da Fâtıma-i Zehra dünyaya gelmiştir. 18 Resûlullah (s.a.v.)'in evlatlarından sadece Hz. Fâtıma (a.s.), Kendisinden sonra yaşamıştır. Diğerleri, Babaları hayatta iken ahirete göçmüşlerdir.   18 Siret-i İbn-i Hişam, c. 1, s. 206
  • HZ. HATİCE’NİN FAZİLETLERİ

    Resûlullah, "İslam, Ali'nin kılıcı ve Hatice'nin malı üzerinde yükseldi" buyurmuştur. Hz. Hatice, Cenab-ı Hakk'ın selamına mazhar olacak bir samimiyetle dinine bağlı idi. Cebrail aracılığı ile Kendisine, "Yanına gelen Hatice'dir. Rabbinin selamını O'na söyle. O'nu, cennette, gürültüsü olmayan ve bitkinliğin yaşanmayacağı kamıştan bir evle müjdele" ifadeleri ile cennet müjdelenmiştir. 19 Afif el-Kindî'den rivayetle, dedi ki: "Ticaretle uğraşan biriydim. Mekke'ye hac için gittim. Tacir olan Abbas bin Abdülmuttalib'in yanına gittim. Onun yanındayken saklı bir yerden genç bir adam çıktı, güneşe doğru baktı ve namaz kılmaya başladı. Biraz sonra genç adamın çıktığı yerden bir kadın çıkıp o da namaza durdu. Daha sonra buluğ çağında bir çocuk aynı yerden dışarı çıkıp namaza durdu. 19 Tezkiretü'l-Havâs, s. 303
  • HZ. HATİCE’NİN FAZİLETLERİ (2)

    Ben Abbas'a dedim ki: `Ey Abbas, bu genç adam kimdir?' Abbas dedi ki: `Bu genç adam Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib, kardeşimin oğludur.' Dedim ki: `Bu kadın kimdir?' Abbas dedi ki: `Bu kadın, bu genç adamın hanımı Hatice bint-i Huveylid'dir.' Ben dedim ki: `Bu çocuk kimdir?' Abbas dedi ki: `Bu, genç adamın amcasının oğlu Ali bin Ebi Tâlib'dir.' Dedim ki: `Ne yapıyorlar?' Abbas, `Namaz kılıyorlar. Genç adam da kendisinin peygamber olduğunu iddia ediyor. Genç adamın bu emrine ancak hanımı ve amcasının oğlu tâbi olmuşlar' dedi." 20 Hakim bin Uyeyne'den: "İlk olarak tasdik eden Hatice'dir. Kıbleye doğru ilk namaz kılan ise Ali'dir." 21 Rafi'den: "Resûlullah (s.a.v.) ilk namazını pazartesi günü kıldı. Hatice pazartesi gününün sonuna doğru namaz kıldı. Ali (a.s.) ise, ilk namazını ertesi gün, salı kıldı." 22 İbn-i İshak şunları kaydediyor: "Resûlullah (s.a.v.) her ne zaman kafirlerin inkar ve hakaret edici sözlerinden üzüntü duyarsa, -yaşadığı süreceO'nun kırılmış kalbini teselli eden, ıstırablarını dindiren, davet ve nübüvvet yolunda Kendisini tasdik ve teyid eden, halkı ve yapmakta olduklarını Muhammed (s.a.v.)'in küçük önemsiz görmesini sağlayan sadece ve sadece Hatice'dir." 20 Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 59; Heysemî, Mecmâu'z-Zevâid, s. 103 21 Taberî, a.g.e. 22 Taberî, a.g.e.
  • PEYGAMBERİMİZ İÇİN HZ. HATİCE

    Arap toplumunun o dönemki koşulları dikkate alındığında, bir kadının ticaretle uğraşması, topluma kendini kabul ettirmesi ve başarıya ulaşması ender rastlanılan bir hal idi. Ancak Hz. Hatice bunu başaracak özgüvene, akla ve olgunluğa sahip idi. Kâbe'nin putlarla dolu olduğu bir dönemde O ve ailesi Hz. İbrahim'in dini üzere yaşamıştır. Hz. Muhammed'le (s.a.v.) evlenmek istemesi, maddi bir gereksinimden değil, tamamen içindeki manevi arayıştan kaynaklanmakta idi. İslam'ı ilk kabul eden insan olma şerefine eren Hz. Hatice, Resûlullah (s.a.v.)'in en zor günlerinde O'nun sığınağı olmuştur. Son derece akıllı, güçlü bir kadındı. Müthiş bir teslimiyetle Hz. Peygambere (s.a.v.) bağlı idi. Öyle ki sadece manevi destek değil, Resûlullah'a (s.a.v.) olan inancı ve güveni sebebiyledir ki, tüm servetini İslam'ın yayılması, Hz. Peygamberin (s.a.v.) korunması için hiç düşünmeden seferber etmiştir.
  • PEYGAMBERİMİZ İÇİN HZ. HATİCE (2)

    Hz. Enes şöyle dedi: "Bazen Peygambere hediye takdim ettiklerinde şöyle buyururdu: Falan kadının evine götürün, çünkü o Hatice'nin dostu idi." 23 Ölümünden sonra dahi Habibullah (s.a.v.) O'ndan övgü ile bahsetmiştir: "Ümmetimin kadınlarının en hayırlısı Hatice bint-i Huveylid'dir." 24 Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre: "Hz. Resûlullah (s.a.v.)'in yanında Hz. Hatice anıldığı zaman, O'nu övmekten ve O'nun için bağışlama dilemekten üşenmezdi. Bir gün yine O'nu andı. Bu, kıskançlık duygularımın kabarmasına neden oldu. Dedim ki, `Bir koca karı değil miydi? Allah Sana ondan daha iyisini vermedi mi?' Peygamber (s.a.v.) bu sözümden dolayı o kadar öfkelendi ki, saçlarının ön tarafları titriyordu. Dedi ki; `Allah'a yemin ederim ki, O'ndan daha iyisi Bana verilmiş değildir. İnsanların inkar ettikleri bir zaman da O Bana inandı, insanların Beni yalanladıkları bir sırada O Beni doğruladı. İnsanların Beni her şeyden yoksun bıraktıkları bir sırada O sahip olduğu her şeyi Benim için harcadı. Diğer eşlerim Beni evlattan yoksun bırakırken, Allah O'ndan Bana evlat bahşetti.' Hz. Aişe devamla, "Bunun üzerine kendi kendime şöyle dedim: Allah'a yemin ederim ki, bir daha O'nun hakkında kötü bir şey söylemeyeceğim." 25 Hz. Hatice'nin üstün makamı ile ilgili olarak Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Cennet kadınlarının en üstünleri Hatice bint-i Huveylid, Fâtıma bint-i Muhammed, Meryem bint-i İmran ve Firavun'un karısı Asiye bint-i Mezahim'dir." 26 23 Sefinetü'l-Bihâr, c. 1, s. 380 24 Tezkiretü'l-Havas, s. 302 25 Tezkiretü'l-Havas, s. 303 26 Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 52
  • HZ. FÂTIMA VARLIK ÂLEMİNE İLÂHÎ BİR EMİRLE GELMİŞTİR

    Son Peygamberin neslini devam ettirecek olan kişi işte böyle bir anadan ve âlemlerin hürmetine yaratıldığı bir büyük Resul'den dünyaya gelmiştir. Ancak Cenab-ı Hak, Hz. Fâtıma yaratılmadan önce Hz. Peygamberi (s.a.v.) dahi O'nun için hazırlamıştır. Bu konudaki rivayet şöyledir: "Resûlullah (s.a.v.) Ebtah denilen yerde oturuyorken, Hz. Cebrail gelir ve O'na şöyle seslenir: Ey Muhammed! Yüceler yücesi Rabbin Sana selam söyler. Kırk sabah boyunca Hatice'den ayrılmanı emreder. Hz. Peygamber (s.a.v.) Ammar bin Yâsir'i Hatice'ye göndererek ilahi emri O'na da bildirdi. Resûlullah kırk gün boyunca ibadet etti. Gündüzlerini oruçla, gecelerini de namazla geçirdi. Kırk günün sonunda Cebrail geldi ve şöyle dedi:
  • HZ. FÂTIMA VARLIK ÂLEMİNE İLÂHÎ BİR EMİRLE GELMİŞTİR (2)

    Ey Muhammed! Yüceler yücesi Rabbin orucunu bu yemekle açmanı emrediyor. Peygamberimiz (s.a.v.) bu yemeği doyuncaya kadar yedi ve kanıncaya kadar su içti. Sonra namaz kılmak için ayağa kalktı. Cebrail yanına geldi ve şöyle dedi: Hatice'nin evine gidinceye kadar şu anda namaz kılman Sana haramdır. Çünkü Yüce Allah bu gece Senin sulbünden tertemiz bir zürriyet yaratmaya söz vermiştir. Resûlullah (s.a.v.) derhal yerinden kalkarak Hatice'nin evine gitti. Hz. Hatice (a.s.) anlatıyor: "Yalnızlığa alışmıştım. Gece karanlığı çökünce başımı örter, üzerime geniş giysimi alır, kapımı kilitler ve namazımı kılıp virdimi yerine getirdikten sonra çıramı söndürürdüm. Sonra da yatağıma uzanırdım. O gece yarı uyumuş, yarı uyanık bir halde iken, birden Peygamber geldi ve kapıyı çaldı. `Muhammed'den başka kimsenin çalmadığı halkadan kapıyı çalan kimdir?' diye seslendim. Resûlullah tatlı ve yumuşak bir ses tonuyla bana seslendi: `Kapıyı aç ey Hatice! Ben Muhammed'im.' Kapıyı açtım ve Peygamber eve girdi. Gökleri olduğu gibi tutan ve suyu yerden çıkaran Allah'a yemin ederim ki, daha Peygamber benden uzaklaşmamıştı ki Fâtıma'nın ağırlığını karnımda hissettim." 27 "Hatice (a.s.) şöyle anlatıyor: O gece eskisi gibi evin kapısını kapadım ve yatağın üzerinde istirahat ediyordum. Aniden kapının çaldığını duydum. `Kimsiniz? Muhammed (s.a.v.)'den başka hiçbir kimse bu kapıyı çalmaya lâyık değildir' dedim. Peygamberin (s.a.v.) yüreğe yerleşen sesi duyuldu ve şöyle buyurdu: `Kapıyı aç, Ben Muhammed'im.' Koşarak kapıyı açtım, güler yüzle eve girdi. Ve o gece Fâtıma'nın nuru babanın sulbünden anne rahmine dahil oldu." 28 27 Bihârü'l-Envâr, c. 16, s. 79-80 28 Bihârü'l-Envâr, c. 16, s. 78
  • HZ. FÂTIMA VARLIK ÂLEMİNE İLÂHÎ BİR EMİRLE GELMİŞTİR (3)

    Taberânî'den naklen Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilir: "Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mirac'a götürüldüğümde Beni cennete dahil ettiler ve Ben cennet ağaçlarından birinin altında durdum; öyle bir ağaçtı ki, cennette onun gibi güzel, yaprakları beyaz ve meyvesi hoş olan bir ağaç görmemiştim; onun meyvesinden alıp yedim; bu benim sülbümde nutfeye dönüştü; yeryüzüne döndüğümde Hatice ile biraraya geldim ve O, Fâtıma'ya hamile kaldı. O zamandan beri ne zaman cennet kokusunu arzulasam Fâtıma'yı kokluyorum." 29 "Cebrail, cennetten bir elma getirdi, Ben onu yedim ve Hatice ile biraraya geldim. O Fâtıma'ya hamile oldu. Bir müddet sonra Hatice, `Benim hâlim çok hafiftir ve Sen yanımdan ayrıldığında karnımdaki bebek benimle konuşuyor' dedi." 30 "Mirac'a götürüldüğüm gece, Cebrail (a.s.) bir cennet ayvasını bana getirdi. Ben onu yedim ve Hatice Fâtıma'ya hamile oldu. Bu yüzden Ben cennet kokusuna iştiyak duyduğumda Fâtıma'nın boynunu koklardım." 31 Hatib-i Bağdadî, Hz. Aişe'den şöyle rivayet etmektedir: "Ben Resûlullah'a (s.a.v.), `Neden Fâtıma (a.s.) geldiğinde O'nu öpüyorsun' dedim. Resûlullah (s.a.v.): `Ey Aişe, Ben Mirac'a götürüldüğüm gece, Cebrail Beni cennete götürdü ve orada Bana bir elma verdi; Ben onu yedim; o Benim sülbümde nutfeye dönüştü. Yeryüzüne indiğimde Hatice ile biraraya geldim. İşte Fâtıma (a.s.) o nutfeden dünyaya geldi. O, insan şeklinde olan bir huri (cennet hanımı) dir. Cenneti arzu ettiğim vakit onu öpüyorum' dedi." 32 Biz bu hadislerle ilgili bir bilgiyi de aktarmak istiyoruz ki, Mirac 29 Suyûti, Ed-Durrü'l-Mensur 30 Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 44 31 Hakim, Müstedrekü's-Sahihayn c. 3, s. 156, Sa'd ibn Mâlik 32 Tarih-i Bağdadî, c. 5, s. 87