• HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR? (4)

    Ehl-i Beyt'tendirler: `Allah ancak siz Ehl-i Beyt'ten kötülükleri gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.'960 İbn Abbas ardından şöyle der: "Kine gelince, kendisine ait bir şey gasp edilmiş olan ve bu şeyin başkanının elinde olduğunu gören insan kin tutmaz mı?" Ömer kızar, bağırır ve şöyle der: "Duydum ki sen her yerde, `Bize ait olan hilafet kıskançlık ve zulümle elimizden alındı' diyormuşsun." İbni Abbas gerilemeden, duruşunu bozmadan şöyle dedi: "Evet kıskançlıktan elimizden alındı. Nitekim İblis de Âdem'i kıskandı, O'nun cennetten çıkarılmasına neden oldu. Evet, zulümle alındı. Ey mü'minlerin emiri! Sen hak sahibinin Acemlere karşı, Resulüllah'tan dolayı Arapları haklı görmedin mi? Ve sen diğer Araplara karşı Resulüllah'tan dolayı Kureyş'i haklı görmedin mi? Biz de diğer Kureşyliler'den ve başkalarından daha fazla Resulüllah'a yakınız ve O'nunla ilgili bir şeyde daha fazla söz sahibiyiz." Ömer şöyle der: "Benden uzaklaş ey İbn Abbas." Ömer, onun kalkıp gitmek istediğini görünce bir kötülük etmesinden korkarak nazikçe şunları söyler: "Ey çekip giden adam! Ben senden gelen bütün olumsuzluklara rağmen senin hakkını gözetirim." "İbni Abbas ona dönüp şöyle der: "Benim senin ve diğer bütün Müslümanların üzerinde Resulüllah'tan dolayı bir hakkım var. Kim bu hakkı korursa, ken960 Ahzab, 33
  • HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR? (5)

    di hakkını korumuş olur. Kim bu hakkı zâyi ederse, kendi hakkını zâyi etmiş olur."961 2- Hz. Ali Kureyş'in ileri gelenlerinin tamamına yakınını savaşlarda öldürmüş ve onlara ağır bir darbe indirmişti. Kureyş kabile geleneklerinde Resulüllah'tan sonra akrabası olarak dökülen kanların öcünü alabilecekleri kişilerin başında Hz. Ali gelmekteydi.962 Allah Resulü ısrarla -içlerinde Sakife topluluğunun da bulunduğuMüslümanları Usame'nin ordusuna katılmaya teşvik ediyor, onlar ise sürekli bir mazeret gösteriyorlardı. Allah Resulü vefat edeceğini hissettiğinden dolayı, Medine'yi boşaltmak ve Hz. Ali'nin hilafeti için uygun zemin hazırlamak istiyordu. Çünkü sahabenin Ali'ye bu işi bırakmayacaklarını hissediyordu. Nitekim öyle de oldu. Resulüllah ashabına sık sık şöyle derdi: "Eğer Ali'nin peşinden giderseniz -ki gideceğinizi sanmıyorumsizi apaçık bir yola ileteceğini görürsünüz."963 Taberi ve İbn-i Ebi'l-Hadid gibi tarihçiler bu konuda Hz. Ömer'in şöyle dediğini yazıyorlar: "Ebu Bekir'in hilafet işi acele ile gerçekleşti. Allah onun işini hayır eylesin.964   961 Tarih-i Taberi c. 3, s. 289-290 962 Nehcü'l-Belağa Şerhi, İbn Ebi'l-Hadid c. 3, s. 283 963 Hiyetü'l-Evliya, Ebu Nuaym c. 1, s. 64/Tarih-i Dimaşk İbn Asakir c. 18, s. 32 964 Tarih-i Taberi c. 3, s. 205/Sire-i İbn Hişam c. 4, s. 308
  • HİLAFET KİMİN HAKKIYDI?

    Görüldüğü gibi, Hz. Ebu Bekir Sakife'de halife seçilmiş, ardından da Hz. Ali halifeye biat etmeye zorlanmıştır. Hz. Ali ise biat etmeyi kabul etmemiş ve istenmeyen olaylar meydana gelmiştir. Peki, haklı olan kimdir? Sakife'de uzun tartışmaların ardından halife seçilen Hz. Ebu Bekir mi? Yoksa ona biat etmeyen Hz. Ali mi?
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ

    1- "Ey Muhammed! Hani Rabbin meleklere: `Ben muhakkak yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti..."965 2- "Ey Davud! Seni yeryüzünde halife kıldık."966 3- "Ey İbrahim! Seni insanlara imam ettim."967 4- "Ve içlerinden sabrettikleri zaman, emrimizle doğru yola iletir imamları çağıracağız."968 Bu ayetlere göre Allah bu önderleri nasp ediyor.969 Hz. Ali hakkında ise: 1- "Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim, size nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı beğendim."970 965 Bakara, 30 966 Sa'd, 26 967 Bakara, 124 968 Secde, 24 969 Fazilet-i Ehl-i Beyti Resulullah, Enis Emir, s. 62 970 Maide, 3
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (2)

    Bu ayet Gadr-i Hum hutbesinde nâzil olmuştur: Resulüllah (s.a.v.) Gadr­i Hum'da halkı topladı. Günlerden perşembe idi. Sonra halkı Ali b. Ebi Tâlib'e itaate davet etti. Sonra Ali'nin kolundan tutarak kaldırdı. Öyle ki koltuk altının beyazlığı görüldü. Sonra buyurdu ki; "Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır. Allah'ım! O'nu seveni sev, O'na düşman olana düşman ol, O'na yardım edene yardım et, yardım etmeyerek yalnız bırakanı yalnız bırak." Sonra henüz insanlar dağılmamıştı ki, "Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim..." ayeti nâzil oldu. Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Allahüekber! Din kemâle erdirildi; nimet tamamlandı. Allah Benim risaletime ve Ali'nin de velayetine razı oldu."971 2- "Sen ancak bir uyarıcısın; her toplumun bir yol göstericisi vardır."972 Kuleyni'nin Usul-ü Kafi adlı eserinden İmam Muhammed Bâkır (a.s.) şöyle rivayet eder: "Uyarıcı Resulüllah'tır (s.a.v.). Her zaman bizden insanları Allah'ın Peygamberinin (s.a.v.) getirdiği şeylere hidayet eden bir yol gösterici vardır. Resulüllah'tan (s.a.v.) sonra yol gösterici Ali (a.s.)'dır ve O'ndan sonra gelen vasilerdir. "973 3- "Ey Elçi! Rabbinden Sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini duyurmamış olursun. Allah Seni insanlardan korur."974 971 Sünni Hatib Harezmi, Menakıb-i Harezmi, s.80/Sünni eserlerden El İtkan, Suyuti, c. 1, s. 75 972 Ra'd, 7 973 Usul-ü Kâfi, c. 1, s. 191-192 974 Mâide, 67
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (3)

    Bu ayet Gadr-i Hum'da İmamı Ali (a.s.)'ın hakkında nazil olmuştur. 4- "Sizin veliniz, ancak Allah, O'nun Elçisi ve namaz kılıp, rükû halinde sadaka veren müminlerdir."975 Tefsir kitaplarında bu ayetin, namaz kılarken rükû halinde iken, parmağındaki yüzüğü sadaka olarak veren İmam Ali (a.s.) hakkında nâzil olduğu ifade edilmektedir.976 5- "Topluca Allah'ın ipine sımsıkı yapışın."977 İmam Rıza (a.s.), babaları kanalıyla İmam Ali (a.s.)'dan şöyle nakletmektedir: "Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: Kurtuluş gemisine binmek, sağlam tutacağa sarılmak ve Allah'ın muhkem ipine yapışmak isteyen; Ali'yi sevsin ve O'nun evlatlarından olan hidayetçileri izlesin."978 Sünni Celaleddin El-Suyûti'nin "Durrü'l Mensur" adlı eserinde cüz 4, s. 409-410'da bu konuda şu delil vardır: "Rabbinden açık bir delil üzerinde bulunan ve onu, ondan bir şahit takip eden..."979 ayetindeki Resulüllah (s.a.v.) olup, takip eden şahıs İmam-ı Ali'dir (a.s.). 6- Aynı eserin 608. sayfasında Ra'd Sûresi 7. ayetle ilgili olarak şunlar ifade edilmektedir: "Sen ancak bir uyarıcısın ve her kavim için bir hâdi (doğru yola götüren) vardır" ayet-i kerimesi için Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Uyarıcı benim." 975 Mâide, 55 976 Sünni eser El-Keşşaf, Zemahşeri, c. 1 s. 649/Sünni Esbab'un-Nüzul, Vahidi, c. 3, s. 114 977 Âl-i İmran, 103 978 Şevahid-ut-Tenzil, c. 1, s. 168/177 979 Hud, 17
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (4)

    Sonra elini Hz. Ali'nin (a.s.) omzuna uzatarak şöyle devam buyurdu: "Ey Ali, Sen ise kavmin (ümmetin) hâdisisin (doğru yol göstericisisin). Ey Ali, Benden sonra doğru yolu bulmak isteyenler ancak Seninle bulabilirler." 7- Sünni Nesai'de İbn-i Abbas'tan rivayetle şöyle ifade edilmiştir: "Resulüllah'ın (s.a.v.) hayatında Ali'nin şöyle dediğini kendim duydum: "Allah şanı yüce olsun şöyle buyuruyor: `Muhammed sadece bir peygamberdir. O'ndan önce de nice peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Kim geriye dönerse Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir.'980 Allah'a yemin olsun ki, Allah bizlere hidayeti ihsan ettikten sonra düşmeyiz. Allah'a yemin olsun ki, şayet Resulüllah (s.a.v.) ölür veya katledilirse, O'nun savaştığı yol üzerinde ölene kadar savaşırım. Allah'a yemin olsun ki, Ben O'nun (Resulüllah'ın) kardeşi, velisi, vârisi ve amcasının oğluyum. Kim, O'na Benden daha haklıdır?"981 Bu ayetlerde Peygamberimizin beyanı ile Hz. Ali işaret edilmektedir. Önce Peygamberimizin Gadr-i Hum'daki ifadelerini tekrar hatırlayalım. Resulüllah (s.a.v.), hac görevini Medine'den (Mekke'ye) gidip yerine getirmişti. O âna kadar hac ve velâyet dışında bütün şer'i hükümleri insanlara tebliğ etmişti. Cebrail (a.s.), Resulüllah'a (s.a.v.) gelerek, "Ya Muhammed" dedi. "Allah Sana selam söylüyor ve 980 Al-i İmran, 144 981 Hasais Emirül Müminin Ali bin Ebi Tâlib, El-Nesai, s. 85-86
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (5)

    şöyle buyuruyor: Ben canını alacağım her peygamberimin ve her resulümün canını, ancak dinimi kemâle erdirdikten ve hüccetimi tamamladıktan sonra alırım. Bu dinden de senin üzerinde tebliğ etmen gereken iki fariza kalmıştır; hac farizası ve Senden sonrası için velâyet ve hilâfet farizası. Ben yeryüzümü asla hüccetsiz bırakmadım ve asla bırakmayacağım." Resulüllah (s.a.v.), hac farizasının bitirip Medine'ye doğru yola çıktı. Cuhfe'ye varmadan, Gadr-i Hum denen yere vardığında Cebrail (a.s) nâzil olup, "Ey Muhammed" dedi. "Allah (Azze ve Celle) Sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: Ey Resul, Sana indirileni tebliğ et (insanlara ulaştır); eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Ve Allah Seni insanlardan koruyacaktır."982 Bunun üzerine Resulüllah, bir ucu Cuhfe'ye yaklaşan Müslümanların önde gidenlerinin geriye çağrılmalarını ve geride kalanlarının da orada toplanmalarını emretti. Ardından Allah Resulü namaza toplanma emri verdi. Orada bulunan ağaçların altının temizlenmesi ve minber şeklinde taşların üst üste konulmasını emretti ve insanları iyi görebilmesi için onların üzerine çıktı ve Allah'a hamd ü senâ ederek sözlerine başladı. Resulüllah (s.a.v.) Gadr-i Hum hutbesinde, altı ayrı yerde kendisinden sonra Müslümanların halifesinin Hz. Ali olduğunu beyan etmiştir. Bu ifadeler şunlardır: "Ali bin Ebi Tâlib, Benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve Benden sonra imamdır." "Allah Resulü'nün halifesi, O'dur. Mü'minlerin Emiri, O'dur. Allah tarafından tayin edilen hidayet imamı, O'dur." "Ey insanlar! Bu Ali'dir, O Benim kardeşim, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerindeki halifemdir." 982 Mâide, 67
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (6)

    "Ey insanlar Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum." "Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır." "Benden sonra Ali Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü'yle görüşeceğiniz güne kadar O'nun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır."983 Yine Resulüllah (s.a.v.) Gadr-i Hum günü şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Ali'den başkasına yönelerek sapıklığa düşmeyin, O'ndan yüz çevirmeyin, O'nun velayetinden ayrılmayın." Muhammed b. Ferat, İmam-ı Muhammed Bâkır'dan o da babasından ve dedesinden şöyle nakletmişti: "Resulüllah buyurdu ki: Hiç şüphesiz Ali b. Ebi Tâlib, Allah'ın ve Benim halifemdir. Allah'ın ve Benim seçtiğim kimsedir. Allah'ın ve Benim hüccetimdir. Allah'ın ve Benim kapımdır. Allah'ın ve Benim seçtiğim kimsedir. Allah'ın ve Benim habibimdir. Allah'ın ve Benim halilim (dostum)dir. Allah'ın ve Benim kılıcımdır. O Benim kardeşim arkadaşım, vezirim ve vasimdir. O'nu seven Beni sevmiştir. O'na düşman olan Bana düşman olmuştur. O'nun savaşı Benim savaşımdır. O'nun barışı Benim barışımdır. O'nun sözü Benim sözümdür. O'nun emri Benim emrimdir. O'nun eşi Benim kızımdır ve O'nun evlatları Benim evlatlarımdır. O vasilerin efendisi ve Benden sonra bütün ümmetin en hayırlısıdır."984 Abdullah b. Abbas, Resulüllah'tan (s.a.v.) şöyle nakletmiştir: "Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: Kim Benden sonra Ali'nin imametini inkar ederse, Benim hayatımda Benim nübüvvetimi inkar eden kimse gibi olur. Kim de Benim nübüvvetimi inkar ederse Aziz 983 Bakınız Gadir-i Hum Hutbesi ile ilgili bölüm 984 El Emali s. 169/Biharü'l Envar c. 38, s. 151/Bişaretü'l-Mustafa s. 31/İhkâkü'l Hak c. 4, s. 291
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (7)

    ve Yüce Rabb'inin rubûbiyyetini inkar enden kimse gibi olur."985 Ayrıca, Hz. Ali ile ilgili yüzlerce hadisten birkaçını ise şöyle sıralayabiliriz: İbn-i Hacer "Es-Sevaik" adlı eserinin 90. sayfasında İbn-i Sa'd'dan şu iki hadise yer verir: "Ben ve Ehl-i Beyt'im cennette bir ağacız; o ağacın dalları dünyadadır; Allah'a doğru bir yol bulmak isteyen o dallara sarılmalıdır." "Her dönemde ümmetim için Ehl-i Beyt'imden adil kimseler vardır. Bunlar sapıkların tahrifini, bâtıl iddiada bulunanların iddiasını ve cahillerin tevilini bu dinden uzaklaştırmaktadır. Bilin ki, imamlarınız sizi Allah'a doğru götürürler, öyleyse sizi götürenin kim olduğuna bakın." Süleyman Kunduzi El-Hanefi "Yenabi'ul-Mevedde" isimli eserin 20. bâbında Himvini'den naklen, Hz. Resulüllah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ali Hak iledir, Hak da Ali iledir. Hak nereye meylederse, Ali de onunla meyleder." Hafız Ebu Nuaym Ahmed b. Abdullah İsfahani, "Hilyetü'l­Evliya" adlı eserinin c.1, s.63'de şu rivayete yer verir: "Ey Ensar topluluğu! Sizleri sıkıca sarıldığınız takdirde asla sapmayacağınız bir kimseye hidayet edeyim mi?" Ashab: "Evet ya Resulallah (s.a.v.)" deyince, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdular: "Sarılmış olduğunuz takdirde dalalete düşmeyeceğiniz o kimse, (gördüğünüz bu) Ali'dir. Öyleyse Benim sevgimle O'nu seviniz; Benim kerametimle O'na ikramda bulununuz. Şüphesiz Cebrail Allah (c.c.) tarafından size söylediklerimi Bana emretti." 985 Biharü'l Envar c. 38, s. 109/El-Emâli, Şeyh Sâduk s. 522/İsbatü'l-Hüdât c. 2, s. 7