ne Resulüllah'ı (s.a.v.), ne O'nun dininin şerefini, ne de kendilerini zulüm ve işkencelerden koruyabildiler! Allah sizi üstün kılmayı dileyince, size ikramda bulunup nimetini tahsis etti; kendisine ve Resulü'ne (s.a.v.) inanmayı, Resulüllah (s.a.v.) ile ashabını korumayı, Resulüllah (s.a.v.)'i ve dinini güçlendirmeyi, düşmanları ile savaşmayı size nasip etti! İnsanlar içinde O'nun düşmanlarına karşı sizden daha şiddetlisi, düşmanları üzerinde sizden daha ağır basanı yoktur! Araplar ister istemez Yüce Allah'ın emri ile düzeldiler, yola geldiler. En uzaktakiler bile İslamiyet'in hükmüne boyun eğdiler. Nihayet Yüce Allah, Resulü'nü (s.a.v.) yeryüzüne sizin sayenizde hâkim kıldı. Arapları, Resulü'ne (s.a.v.) sizin kılıcınızla yaklaştırdı. Allah, Resulü'nü (s.a.v.) sizden hoşnut ve gözünün içi güler bir halde vefat ettirdi. Öyleyse bu işe herkesten önce siz el atmalı, siz başlamalısınız. Çünkü bu iş herkesten önce size aittir."930 Bu arada Hz. Ömer'e, Ensar ve Muhacirler'den bir grubun Saideoğulları'nın avlusunda toplandığı haberi ulaştı. Olayın bundan sonraki seyri ilginçtir. Taberi Tarih kitabının 2. cildinin 456. sayfasında şöyle yazıyor: "Ömer, Resulüllah'ın evinin kapısına kadar geldi, içeri girmedi. Ebu Bekir'e kendisiyle bir işinin olduğunu ve hemen dışarı gelmesi gerektiği haberini gönderdi. Ancak Ebu Bekir cevaben, `Şu an vaktim yok, gelemeyeceğim' dedi. Ömer tekrar, `Mühim bir olay olmuş senin bulunman gereklidir' diye haber gönderdi. Nihayet Ebu Bekir dışarı çıktı, Ömer gizli bir şekilde Ensar'ın Sakife'de toplanma olayını ona bildirdi ve `Hemen oraya gitmemiz gerekir' dedi. İkisi oraya giderken yolda mezarcı Ebu Ubeyde'ye rastladılar. Ve üçü beraber Sakife'ye gittiler." Oraya vardıklarında, toplantı henüz dağılmamıştı. Sad bin Uba930 Tarih-i Taberi c. 2, s. 455-456