• HZ. ALİ BİAT İÇİN ZORLANDI MI? (3)

    "Amr b. Hureys, Said b. Zeyd'e, `Ebu Bekir'e ne zaman biat edildi?' diye sordu. Said, `Resulüllah vefat ettiği gün' diye cevap verdi. O zaman Amr, `Ebu Bekir'e muhalefet eden oldu mu?' diye sordu. Said, `Hayır. Ona mürted olanlardan ya da mürted olmaya yakın olanlardan başkası muhalefet etmedi. Allah Ensar'ı korudu ve onlar ona toptan biat ettiler' dedi. Amr, `Biat hususunda Muhacirler'den geri kalan oldu mu?' diye sordu. Said, `Hayır, Muhacirler ardı ardına gelip ona biat ettiler' dedi."943 İbn Ebu Şeybe, El-Musannef adlı eserinde şöyle rivayet ediyor: Zeyd b. Eslem babası Eslem'den rivayetle: "Resulüllah (s.a.v.)'in vefatından sonra Ebu Bekir'e biat edildiğinde Ali ve Zübeyr, Fâtımâ bint-i Resulüllah (s.a.v.)'in yanına vardılar ve O'nunla müşavere ettiler. Durumları hakkında fikir alışverişinde bulundular. Bu Ömer bin Hattab'a ulaşınca çıktı ve Fâtımâ (a.s.)'ın huzuruna geldi ve şöyle dedi: Ey Resulüllah (s.a.v.)'in kızı! Allah'a kasem olsun ki bize Senin Babandan daha sevimli hiçbir kimse bulunmamaktadır. Babandan sonra bize Senden daha sevimli hiçbir kimse yoktur. Allah'a yemin olsun ki, evi onların üzerine yakmayı emredecek olursam, bunların Senin yanında toplanmış olması Beni hiç şüphesiz engelleyici değildir." Ravi Eslem diyor ki: "Ömer çıktığında onlar Hz. Zehra (a.s.)'ın huzuruna geldiler. Hz. Zehra (a.s.) şöyle dedi: `Biliyor musunuz, Ömer Benim yanıma geldi. Dönecek olursanız sizinle birlikte evi yakacağı hususunda kasem etti. Allah'a kasem olsun ki, yemin ettiği şeyi yerine getirecektir. Bunun üzerine doğruyu bulmuş olarak 943 Haberin isnadı zayıftır
  • HZ. ALİ BİAT İÇİN ZORLANDI MI? (4)

    gidin. Görüşlerinizi gözden geçirin. Benim yanıma dönmeyin.' Onlar Zehra (a.s.)'ın yanından ayrıldılar. Ebu Bekir'e biat edinceye kadar Hz. Zehra'nın yanına dönmediler."944 "Ömer, Hz. Ali'nin evini ve içindekileri yakmak için geldi Fâtımâ'yla karşılaşınca dedi ki: Ümmetin dâhil olduğu şeye siz de dâhil olun."945 Ehl-i Beyt eserlerinde şunları görüyoruz: Mesudi'nin beyanına göre olaylar bu kadarla sınırlı kalmamış, meydana gelen arbedede Hz. Fâtımâ karnındaki çocuğunu düşürmüştür. Mesudi o gün yaşanan olayları şöyle anlatıyor: "... Derken Ali'ye saldırdılar. O'nun evinin kapısını yaktılar. Evde bulunanları zorla çıkardılar. Hanımların efendisi Fâtımâ'yı ise kapı ile duvar arasında sıkıştırdılar. Bu arada Muhsin adlı çocuğunu düşürdü."946 Ehl-i Beyt âlimleri olayların devamını şöyle anlatmaktadır: Seyyid Murtaza, Telhis'iş-Şafi'nin 3. cildinin, 76. sayfasında şöyle diyor: "Başlangıçta hadisçi ve tarihçiler, Peygamberin sevgili kızının evine yapılan saldırıyı nakletmekte çekinmiyorlardı. Ve şu konu onlar tarafından kesin bir şekilde biliniyordu ki, o gün halifenin memuru tüm gücüyle kapıyı Fâtımâ'ya doğru itti. Fâtımâ ise aldığı darbeden çocuğunu düşürdü. Ömer'in kölesi, Ali'den elini çekmesi için, Fâtımâ'yı kırbaçladı. Ancak daha sonraları bu olayı nakletmenin halifenin zararına olduğunu görünce onu nakletmekten el çektiler." 944 El-Musannef, c. 8, s. 572, Darü'l-Fikr 945 Bu olayı aktaran Ehl-i Beyt âlimleri: Muhammed b. eş-Şahne b. Hanefi, Ravzatü'l-Menazir Fi Ahbar'il-Avail'i ve'l Avahir/Ali b. Hüseyin Mesüdi, Müruc'uz-Zeheb. Bu olayı rivayet eden Ehl-i Sünnet âlimleri: Taberi, Tarih kitabı/Ahmed b. Abdülaziz Cevheri, Sakife kitabı/İbn-i Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi. Ayrıca; Belazuri, Mesudi, Nezzam, İbn Kuteybe, Hafız İbrahim gibi âlimler. 946 Ali b. Hüseyin el-Mesudi, Müruc-uz-Zeheb
  • HZ. ALİ BİAT İÇİN ZORLANDI MI? (5)

    Bu hazin olayların özellikle Ehl-i Sünnet'in kaynaklarında yer almayışının sebebi de buradan anlaşılmaktadır. Seyyid Murtaza'ya göre bütün engellemelere rağmen yine de bu düşük olayı bazı kitaplara girdi. Mutezile fırkasının reisi İbrahim İbn Seyyar'dan, Şehristani şöyle naklediyor: "İbni Seyyar diyor ki, Ömer biat almak için evin kapısını Fâtımâ'ya doğru itince Fâtımâ çocuğunu düşürdü. Ve Ömer, içeride Ali, Fâtımâ, Hasan ve Hüseyin olmasına rağmen evin yakılması için emir verdi."947   947 Şehristani, Milel ve Nihel c. 2, s. 59
  • HZ. FÂTIMÂ’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ

    Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın evinin Cenab-ı Hak katında da özel bir konuma sahip olduğu ayet ve hadis ile sabittir. Biat günü Ömer ve adamlarının yaptığı tecavüz bu konudaki ayet ve hadisi de çiğnemiştir. "Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam O'nu tesbih ederler."948 Hz. Peygamber (s.a.v.) Mescid-i Şerif'te iken bu ayet nâzil oldu. Bir adam kalktı ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, bu evler mi?" Resulüllah (s.a.v.) de şöyle buyurdu: "Peygamberlerin evleri." Bunun üzerine Ebu Bekir Resulüllah (s.a.v.)'e, "Ey Allah'ın Resulü -Ali ve Fâtımâ'nın evine işaret ederekbu ev de o evlerden midir?" dedi. Resulüllah (s.a.v.): "Evet, hatta en üstünlerindendir" buyurdu. 948 Nur, 36
  • HZ. FÂTIMÂ’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ (2)

    Halifenin destekçilerine göre, Hz. Ali'den biat alma işi, peygamberlikten bile önemliydi. "Ebu Bekir, Ali'yi biat için çağırdı ama o kabul etmedi. Ömer'i gönderdi. Ömer evi yakmak için ateş getirdi. Hz. Fâtımâ onu görünce, `Ey Hattab'ın oğlu! Evimi yakmak için mi geldin' buyurdu. Ömer, `Evet bu iş (hilafet) Babanın getirdiğinden (risalet) daha önemlidir' dedi."949 İbn Ebi'l Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi'nin 1. cildinin 134. sayfasında Hz. Ali'nin biat için Ebu Bekir'e zorla getirilme hadisesini ve sonrasını şöyle anlatıyor: "Haşimiler, Ali'nin evinde toplanmışlardı... Ömer bir grup askerle eve geldi. Şöyle dedi: `Dışarı çıkın, biat edin.' Onlar buna yanaşmadı. Zübeyr kılıcını çekerek dışarı çıktı. Ömer, `Bunu yakalayın' dedi. Bu sırada Ali'yi çekerek zorla Ebu Bekir'e götürdüler. Ali, `Ben Allah'ın kuluyum, Resulüllah'ın kardeşiyim' diyor, ancak kimse aldırış etmiyordu. Ebu Bekir'in yanına vardıklarında o, Hz. Ali'ye, `Biat et' dedi. Hz. Ali şöyle buyurdu: `Ben bu makama daha layığım. Benim size değil, sizin Bana biat etmeniz gerekir. Siz Resulüllah'a yakınız diyerek bunu Ensar'dan kopardınız. Aynı delille Ben de size delil sunuyorum. Öyleyse insaflı olun. Ensar'ın size insaflı davrandığı gibi insaflı olun. Allah'tan korkuyorsanız hakkımızı itiraf edin. Eğer böyle yapmazsanız, bilin ki Bana zulmediyorsunuz.' Ömer, `Biat etmedikçe Seni bırakmayız' dedi. Hz. Ali, `Birbirinizle iyi anlaşmışsınız. Bugün ona çalışıyorsun ki, yarın o bu makamı sana döndürsün. Allah'a and olsun ki, senin sözünü kabul ederek ona biat etmeyeceğim' dedi. Bu esnada Ebu Bekir işlerin kötüye gittiğini gördüğünden, `Eğer biat etmezsen Seni zorlayacak değilim' dedi. 949 Ebu Cafer Belazuri, Tarih kitabından
  • HZ. FÂTIMÂ’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ (3)

    Daha sonra Ebu Ubeyde b. Cerrah Hz. Ali'yi sakinleştirmek maksadıyla şöyle konuştu: Sen henüz gençsin. Bunlar Senin kavminin yaşlılarıdır. Senin onlar kadar deneyimin ve olaylar hakkında bilgin yoktur. Ebu Bekir bu işle ilgili olarak Senden daha güçlüdür. Zorlukların üstesinden daha iyi gelebilir. Bu işi Ebu Bekir'e teslim et. Eğer Sen çok yaşarsan, ömrün yeterse faziletinden, dininden, ilminden, anlayışından, dinde önceliğinden, soyundan ve evlendiğin hanım bakımından bu işe layıksın ve bu Senin hakkındır."950 Bütün bu olaylar yaşanırken Hz. Fâtımâ İmam Ali'nin arkasından evinden çıkmış Haşimî kadınlarla beraber Resulüllah'ın mescidine gelmişti. Hasan ve Hüseyin de yanındaydı. Oradakilere şöyle dedi: "Amcamın oğlunu serbest bırakın. Bırakın kocamı. Allah'a yemin ederim ki, saçlarımı dağıtır, Babamın gömleğini başımın üzerine koyar ve size beddua ederim. Hiç kuşkusuz Sâlih Peygamber'in devesi Allah katında Benden, O'nun yavrusu da çocuklarımdan daha değerli değildir."951 Hz. Fâtımâ bu sözü söyledikten sonra Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'ın ellerinden tutarak Resulüllah (s.a.v.)'in kabrine doğru hareket etti. Hz. Ali durumun çok tehlikeli olduğunu gördü, Selman'a Fâtımâ'yı (a.s.) bu işten vazgeçirmesini söyledi. Fâtımâ (a.s.) Hz. Ali (a.s.)'ın emrini duyunca; "O emrettiği için itaat ediyorum ve sabredeceğim" dedi.952 Ehl-i Beyt kaynaklarından, El-İmame ves-Siyase adlı eserin 1. cildinin 12. sayfasında Hz. Ali'nin o gün mâruz kaldığı muamele ile ilgili olarak şunlar yazmaktadır: 950 Nehcü'l-Belağa Şerhi c. 2, s. 2 ve 5, c. 1, s. 1 ve 134 951 El-İhticac, Tabersi c. 1. s. 222 952 Bihar'ül Envar, c. 43, s. 199
  • HZ. FÂTIMÂ’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ (4)

    "... Hz. Ali, `Allah'ın kulunu ve Resulüllah (s.a.v.)'in kardeşini mi öldüreceksiniz?' buyurduğunda, Ömer, `Sen Resulüllah (s.a.v.)'in kardeşi değilsin!' dedi. Ebu Bekir onun bu sözleri karşısında sessiz kalıp bir şey söylemiyordu. Ömer, Ebu Bekir'e dönerek, `Bütün bu işleri senin emrinle yapmıyor muyuz?' dedi. Ebu Bekir de `Fâtımâ olduğu müddetçe O'nu zorlamayacağız' dedi. Hz. Ali (a.s.), Hz. Resulüllah (s.a.v.)'in kabrine vararak ağlar bir halde Harun'un kardeşi Musa'ya dediklerini Peygambere (s.a.v.) arz etti. Allah-u Teala Kur'an'da Harun'un Musa'ya şöyle dediğini nakletmiştir: `Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp, güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldüreceklerdi.'953 Diğer yandan Medine çevresinde Esed, Fezare, Ben-i Hanife gibi kabileler Ebu Bekir'e biat etmeyi kabul etmiyorlardı. Zira Gadr-i Hum günü, Peygamberin Hz. Ali'yi halife olarak tayin etmesine şahit olmuşlardı. Gayri meşru saydıkları bu hükümete zekat vermeyi de kabul etmiyorlardı. Ancak namaz kılıyor ve İslam'ın diğer şartlarını yerine getiriyorlardı."954 Bütün bu gelişmeler, mevcut siyasi otoritenin Hz. Ali'den biat almasını kendi iktidarlarının devamı için bir mecburiyet haline getirmekteydi. Hz. Ali'ye biat etmesi için baskı yapılıp yapılmadığı meselesini bu çerçevede değerlendirmek gereklidir.   953 Araf, 150 954 Hidayet Önderleri Tarihi, İmam Ali, s. 182-183
  • HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR?

    1- Kureyş, peygamberlik ve hilafetin, her ikisinin birden Haşimoğulları'nda toplanmasını istemedikleri için Hz. Ali'yi hilafetten uzaklaştırdılar. Hz. Ömer'in halifeliği zamanında Ömer ve İbn Abbas arasında şöyle bir konuşma geçmiştir: Ömer, "Ey İbn Abbas! Muhammed'den sonra kavminizi sizden engelleyen neydi biliyor musunuz?" Ömer şöyle devam ediyor: "Peygamberliğin ve halifeliğin Haşimoğulları'nda toplanmasını istemediler. Bu yüzden kavminizin aleyhinde birleştiler. Kureyş halifeliği kendisi için tercih etti. İsabet etti ve başarılı da oldu."955 Taberi, Tarih'in 3. cildinde şöyle yazıyor: 955 Mürucu'z-Zeheb c. 2, s. 253/Şerh-u Nehcü'l-Belağa, İbn Ebi'l-Hadid c. 1, s. 189/El-Kâmil Fi't-Tarih c. 3, s. 63-64
  • HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR? (2)

    Ömer, İbn Abbas'a hitaben, "Allah'a yemin ederim ki senin arkadaşın (Ali) Resulüllah'tan sonra bu işe en layık kimseydi. Ancak biz iki şeyden dolayı O'nun halife olmasından korktuk." İbn Abbas: "Hangi şeylerden dolayı?" Ömer: "Yaşının genç olmasından ve Abdülmuttaliboğulları'na olan sevgisinden korktuk." Yine bir toplantıda Ömer, İbn Abbas'a şöyle der: "Ey İbn Abbas! İnsanların size halifeliği vermelerine neyin engel olduğunu biliyor musun?" İbn Abbas: "Hayır, ey mü'minlerin emiri." Ömer: "Fakat ben biliyorum." İbn Abbas: "Nedir?" diye sorar. Ömer şu karşılığı verir: "Kureyş, peygamberliğin ve halifeliğin sizde birleşmesini istemedi. Çünkü o zaman bütün iyilikleri ve meziyetleri kendinizde toplayarak insanlara üstünlük taslardınız. Bu yüzden Kureyş, duruma baktı ve bir seçim yaptı, başardı ve isabet etti." İbn Abbas ona şu karşılığı verir: "Mü'minlerin emiri öfkesini tutabilecek mi"? Ömer ona kızmayacağına dair güvence verir ve "İstediğini söyle" der. İbn Abbas: "Senin Kureyş istemedi sözüne gelince Yüce Allah bir kavim hakkında şöyle buyurmuştur:
  • HZ. ALİ’NİN HİLAFETTEN UZAKLAŞTIRILMA SEBEPLERİ NELERDİR? (3)

    `Onlar Allah'ın indirdiğini istemediler. Böylece amelleri boşa gitti.'956 `Bütün iyilik ve meziyetleri kendinizde toplardınız' sözüne gelince, eğer biz halifelikle üstünlük taslayacak olsaydık, Hz. Peygamber'in akrabası olmakla üstünlük taslardık. Fakat biz öyle bir topluluğuz ki, Resulüllah'ın ahlakına sahibiz. Allah O'nun hakkında şöyle buyurmuştur: `Şüphesiz Sen büyük bir ahlak üzeresin.'957 `Sana tâbi olan mü'minlere (alçak gönüllülükle) kanadını indir.'958 `Kureyş bir seçim yaptı' sözüne gelince, Yüce Allah şöyle buyuruyor: `Rabbin dilediğini yaratır ve seçer, onların seçme hakkı yoktur.'959 Sen de biliyorsun ki, ey mü'minlerin emiri, Allah kullarından seçtiğini seçmiştir. Eğer Kureyş, Allah'ın baktığına baksaydı, o zaman başarılı olur ve isabet etmiş olurdu." Ömer bir süre düşünür (Bu sözler canını sıkmıştır) ve şöyle der: "Yavaş ol, siz Haşimoğulları'nın kalbi, Kureyş'in işlerini karıştırmaktan başka bir şey düşünmüyor. İçinizde Kureyş'e yönelik yok olması mümkün olmayan bir kin vardır." İbn Abbas: "Haşimoğulları'nın kalplerini karıştırıcılıkla suçlama. Onların kalpleri, Allah tarafından arındırılmış ve temizlenmiş Peygamber'in kalbindendir. Onlar, Allah'ın kendileri hakkında şöyle buyurduğu 956 Muhammed, 9 957 Kalem, 4 958 Şuara, 215 959 Kasas, 68