• ASKERÎ İŞLER (5)

    karıştırmamalı, her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak yoruma açık akitler yapmamalısın. Allah buyurur ki: `Ey iman edenler! Bağlandığınız ahitleri (gerek sizinle Cenab-ı Hak ve gerek sizinle insanlar arasındaki taahhütleriniz!) yerine getirin.'1774 Öyleyse son şeklini verdiğin antlaşmayı bozmak için de sözün gizli manalarından yararlanmaya kalkmamalısın. Allah'ın ahdi icabı, girmiş olduğun bir işin darlığını, haksız yere genişletme yoluna sapmamalısın. Zira genişleyeceğini ve sonunun iyi olacağını düşündüğün bir darlığa sabretmek, günahından çekindiğin, dünya ve ahirette Allah'ın azabından kurtuluş imkânı olmadığını bildiğin bir hıyanetten daha hafiftir."1775 · Haksız Yere Kan Dökmek: "Ey Mâlik! Haksız yere adam öldürmekten ve kan dökmekten salkınmalısın. Çünkü haksız yere kan dökmek felaketlerin doğmasına, nimetin yok olmasına, Allah'ın gazabına ve devletin batmasına yol açar. Allah şöyle buyurur: `Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksızlıkla öldürülürse onun velisi (olan mirasçısı)na yetki vermişizdir (öldürülenin hakkını arar.)'1776 Allah'ın kıyamet günü, kulları arasında vereceği en önemli hüküm, adam öldürme konusundaki hükmüdür. Haram olan kanı dökerek saltanatını güçlendirme sevdasına düşmemelisin. Zira bu hareket, saltanatını zayıf ve güçsüz kılar. Belki de, saltanatını yıkar ve ortadan kaldırır. Haksız yere adam öldürürsen, gerek Allah'ın katında ve gerek Benim nazarımda özrün makbul olamaz. Her ne kadar kastınız öldürmek olmasa da. Şayet bir kazaya uğrarsan, ceza anında kırbacın, kılıcın veya elin ifrata varmamalıdır. Zira bazen bir yumruk veya daha fazlası ölüme neden olabilir ve meydana gelen ölüm olayının kısası senin üzerinde kalır. Ceza sonucunda maktulün varislerine haklarını vermen gerekir. Allah şöyle buyurur: `Öl1774 Nahl, 91 1775 Ahdnâme: 51 1776 İsra, 33
  • ASKERÎ İŞLER (6)

    düren kimse, (Müslüman) kardeşi tarafından affedilirse, o zaman (affedenin, örfe göre) uygun olanı yapma (sı, uygun diyeti istemesi, öldürenin de) güzelce onu ödeme(si)gerekir. Bu Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve acımadır.'1777 O halde sürdürdüğün saltanat seni bu yardımdan alıkoymamalıdır."1778 1777 Bakara, 178 1778 Ahdnâme: 52-53
  • AHD-İ ŞERİF’İN HATİMESİ (SONUÇ)

    "Ey Mâlik! Cenab-ı Hakk'ın engin rahmetinden ve bütün arzu ve istekleri kuşatan büyüklük ve kudretinden niyaz ederim ki, beni ve seni rızâ-yı şerifine uygun hareket ettirsin. Halkın güzel övgülerine nail kılsın. Hükmettiğimiz belde ve köylerde güzel eserlerimizin kıyamete kadar baki kalmasını sağlasın. Kusursuz nimetlere ve herkesi kuşatan bağışa layık olmaya muvaffak eylesin. Özellikle rica ederim ki, benim ve senin sonumuzu şehitlik mertebesi ile ve son nefesimizi kelime-i şahadetle bağlasın. Zira, Hz. Peygamber şöyle buyurur: `Şehit, görmekte bulunduğu kerametten dolayı tekrar tekrar dünyaya dönmeyi ve on kere öldürülmeyi temenni eder.' Biz ancak kendisine dönücü ve rağbet edici olmuşuz. Selam Allah'ın Resulü'ne ve O'nun tertemiz soyuna olsun."1779 1779 Ahdnâme: 57-59
  • DEVLET İDARECİLİĞİ

    Bu Ahdname Hz. Ali'nin devlet halk ve idareciler de olması gereken vasıflarla ilgili düşüncelerini ortaya koyar. O dönemin şartlarını esas alarak düşündüğümüzde Hz. Ali'nin görüşleri eşsizdir. Eşitlik, hürriyet, adalet toplumsal barış, iktisadi eşitlik, düşünce özgürlüğü gibi bütün değerleri tek tek ortaya koymuştur ki buradan Hz. Ali'nin sosyal devlet anlayışının esaslarına sahip olduğunu görüyoruz.
  • HZ. ALİ’NİN DEVLET ANLAYIŞI

    Hz. Ali'ye göre devlet halka karşı baba konumunda olmalıdır. Hz. Ali, Malik b. Eşter'e "Ana baba çocuklarının durumunu nasıl araştırıyorsa sen de halkın durumunu öyle araştır" demektedir.1780 Devlet gücünü elinde bulunduran idareciler, halka hizmet götürmelidir."Toplumun her kesimine sevgi beslemek ve onlara şefkat ve merhamet duyguları ile yaklaşmak gerekir" diyen Hz. Ali'ye göre devlet halka hizmet için vardır. "Halkın sıkıntılarını azaltmak için hiçbir fedakârlık idareciye ağır ve bıktırıcı gelmemelidir."1781 Hz. Ali halkı her yönüyle kuşatan ve halka hizmet götürme esasına dayanan bir devlet anlayışına sahiptir. İdareci, muhtaç durumda olanlara kol kanat germelidir. Halkın arazı sıkıntısının giderilmesi, emlaklerin işletmeye açıl1780 El-İdare Ve'n-Nizam s. 235 1781 Ahdnâme: 15
  • HZ. ALİ’NİN DEVLET ANLAYIŞI (2)

    ması, doğal afet zamanlarında halkın uğradığı zararların telafi edilmesi hep devletin vazifesidir. "Yönettiğin topraklarda geliri olmayan miskinler, dilenmeyen yoksullar, kronik hastalar, elsiz ayaksız durumda olan çaresizler vardır ki Allah onların yoksulluk paylarını tahsis etmiştir."1782 Devlet memurlarının veya idarecinin işlerin görmekle sorumlu görevlilerin kötü muamelesine maruz kalan veya onlardan hakaret gören kimselere idareci sahip çıkmalıdır. "Divan görevlilerinin hakaretine uğrayan veya eşraftan zarar görüp, derdini sana anlatamayan biçareleri bulmak, hallerini sorup, anlamak için iyi niyetli, Allah'tan korkan, güvenilir, sadık kişileri görevlendirmelisin"1783 İdareci polis ve asker tarafından güçsüzlere uygulanan baskıya engel olmalıdır. "Tayin ettiğin memur, asker ve polis tarafından fakir ve güçsüzlere uygulanan zulüm ve baskının önüne geçmelisin"1784 1782 Ahdnâme: 38 1783 Ahdnâme: 39 1784 Ahdnâme: 43
  • ADALET

    Hz. Ali'nin devlet anlayışı adalet üzerine kuruludur. İdarecilerin bilhassa kendi akrabalarını, yakınlarını ve etraflarında bulunan kimselerin lehine adaletten sapmalarını asla hoş görmez. "Ey Mâlik! Eşin, dostun, ahbap ve arkadaşlarının istek ve arzuların halkın huzurunu kaçırırsa, Allah'ın rızasına aykırı davranmaktan uzak durmalısın. Eğer bunun aksini yaparsan zulmetmiş olursun."1785 Hz. Ali adalet mekanizmasının işlemesinde önemli rol oynayan kadı (hâkim) ve mahkemelerin de tarafsız olması konusunda çok dikkatlidir. O'na göre kadı, şu özelliklere sahip olmalıdır ki mesleğini hakkıyla yerine getirebilsin: Tarafları tam dinlemeden karar vermemeli.1786 1785 Ahdnâme: 8 1786 Ahdname: 25
  • ADALET (2)

    Olayları çarpıtmamalı.1787 Hatasında ısrar etmemeli.1788 Hakka teslim olmaktan çekinmemeli.1789 Mahkeme sırasında bir tarafı tutmamalı.1790 Haklıya hakkını vermeli.1791 Aşırı isteklerden uzak durmalı.1792 Kavgalı tarafların talepleri konusunda bıkkınlık göstermemeli.1793 Şüpheli konuları derinlemesine inceleyerek karar vermeli.1794 Övgü ve dalkavukluklara kulak asmamalı.1795 Taraflara karşı sesini yükseltmemeli. Hz. Ali, Ebu'l-Esved Dueli'yi kadı tayin etmiş sonra da azletmişti. Ebu'l-Esved niye azledildiğini sorunca Hz. Ali, "davalılara karşı sesini yükselttiğini gördüm" dedi.1796 Hz. Ali'ye göre toplumda bu özelliklere sahip insanlara rastlamak çok zordur. Bu özellikleri taşıdığına inandığı kimseleri kadı olarak tayin etmiş ve onlara maaş bağlamıştır. Hz. Resulüllah da aynı uygulamada bulunmuştur. Attab'ı Mekke valisi tayin etmiş ve kendisine 30 dirhem maaş bağlamıştır.1797 1787 Ahdname: 25 1788 Ahdname: 25 1789 Ahdname: 26 1790 Ahdname: 26 1791 Ahdname: 26 1792 Ahdname: 26 1793 Ahdname: 25 1794 Ahdname: 25 1795 Ahdname: 26 1796 El-Muğni c. 9, s. 104 1797 Hamidullah, İslam Peygamberi c. 2, s. 192
  • ADALET (3)

    Hz. Ali halifeliği döneminde kendisi hakkında yapılan bir şikâyet üzerine Şureyh'in başkanlık ettiği mahkemeye çıkmıştı. Ve Hz. Hasan'ı şahit olarak getirmişti. Şureyh, evladın babası lehine şahitlik edemeyeceğini söyleyerek Hz. Hasan'ın şahitliğini reddetti. Hz. Ali adil hâkimin kararını çok beğendi ve 100 dirhem olan maaşını 500 dirheme çıkardı.1798 Hz. Ali kadı Şureyh'e "konuşmadığın sürece dilin senin kölendir. Konuştuğunda sen onun kölesi olursun. Dolayısıyla ne hüküm verdiğine, ne hakkında hüküm verdiğine ve nasıl hüküm verdiğine dikkat et" derdi.1799 Hz. Ali, kendi aleyhine bile olsa tayin ettiği kadıların adaleti yerine getirmelerine büyük önem vermiştir. Kufe'ye kadı olarak atadığı Şureyh şu olayı anlatıyor: "Ali, Sıffin'de zırhını aradı, bulamadı. Savaş bitip Kufe'ye geri döndükten sonra bir Yahudi'nin zırhı pazarda sattığını gördü. Yahudiye, "Bu zırh Benim zırhım, onu ne sattım ne de hibe ettim" dedi. Yahudi ise, "O zırh benim ve benim elimde" diye cevap verdi. Hz. Ali, "Haydi kadıya gidiyoruz" dedi. Kadı Şureyh'e gittiler. Hz. Ali, "Bu Yahudi'nin elindeki zırh bana ait, onu ne sattım, ne de hibe ettim" dedi. Şureyh, "Delilin var mı" diye sordu. Hz. Ali "Evet, Kamber, Hasan ve Hüseyin bu zırhın bana ait olduğuna şahadet ederler"o dedi. Şureyh, "Çocuğun babası lehine şahitliği caiz değildir" dedi. Hz Ali, "cennet ehli olan birinin şahadeti caiz olmaz mı?" diye sordu. Baştan beri olayı izleyen yahudi, "Mü'minlerin Emiri beni kendi davalısı olarak kadının huzuruna çıkarıyor ve kadı onun aleyhine hükmediyor. Ben şahadet ederim ki bu din haktır. Zırh senin zırhın. Sen Sıffin Savaşı'na giderken gece vakti deveden düşmüştü. Ben de 1798 Hamidullah, İslam Peygamberi c. 2, s. 192, Bakır, İktisadi ve İdari Yönden Hz. Ali Dönemi s. 239 1799 Kenzu'l-Ummal, 14433
  • ADALET (4)

    aldım" dedi ve Müslüman oldu. Hz. Ali, "Madem gerçeği söyledin. O senin olsun" dedi ve ona bir at verdi. O yahudiyi Nehrevan'da Hariciler'e karşı savaşırken gördüm." Hz. Ali ister kuvvetli ister zayıf olsun herkese adaletle yaklaşmanın idarecinin önemli görevlerinden olduğunu söyler. Ve bu konuda Peygamberimizin sözlerini esas kabul eder. "Ben, Hz. Peygamber'in `Bir ümmetin zayıfı, kuvvetlisi ile eşit tutularak hakkını alamayınca, o ümmet hiçbir zaman kuvvetlenemez ve mukaddes olamaz' diye buyurduğunu birçok yerde duydum. Bu bakımdan ey Mâlik! Şunu aklından çıkarma: Tayin ettiğin yardımcı, memur, asker ve polis tarafından fakir ve güçsüzlere uygulanan zulüm ve baskının önüne geçmelisin. Böyle yaparsan rahmeti yaygınlaştırır ve ibadet sevabının verilmesine sebep olabilirsin."1800 1800 Ahdname: 43