• İKTİSADİ HAYAT (2)

    rak, halkın alım gücünü zorlar ve huzursuzluğa sebep olurlar. Tüm halkı etkileyen bu zarar kapısına göz yummak valiler için büyük bir eksikliktir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: `Allah'ın size verdiği rızıktan helal ve temiz olarak yiyin ve inandığınız Allah'tan korkun."1739 Bu bakımdan karaborsaya giren vurguncularla konuşup onları ikna etmen gerekir. Zira Allah Resulü (s.a.v.) vurgunculuğu ve madrabazlığı men etmiştir."1740 · Esnaf ve Sanatkârlar: "Ey Mâlik! Esnaf ve sanatkârın yerleşiğine, hareketlisine, sükûnet içinde olanına ve helal kazanç için çaba gösterene hayır dua ile tavsiyelerde bulunmalısın. Zira esnaf kesimi, reaya ve berayanın hem fayda ve menfaati için çalışırlar, hem de onların müşküllerinin çözümüne yardımcı olurlar. Bunun dışında ihtiyaç maddelerini ülkenin ovalarından, denizlerinden, sahillerinden, dağlarından ve insanların kolay ulaşamadığı yerlerden ve hatta gitmeye cesaret bile edemediği uzak mahallerden, tehlikeli ve öldürücü bölgelerden getirerek reaya ve berayanın hizmetine sunarlar.1741 Esnaf ülkede huzurun kaynağıdır. Doğacak musibetlerden ve tehlikeli şeylerden korkmazlar. Bu nedenle daima esnafın işlerini kolaylaştırmalısın. Uzak, yakın farkı gözetmeden onları koruma altına alarak kötü muamele görmelerine izin vermemelisin."1742 · Vergi ve Kalkınma: "Ey Mâlik! Bundan böyle malum ola ki, vergi işini ihmal etme. Allah buyurur ki: `Şüphesiz ki Allah kendisine yardım edenlere mutlaka yardım edecektir.'1743 Vergi memurlarının yaşam düzeyini yükselt. Çeşitli yollarla vergi verenlerin de işini kolaylaştır. Zira 1739 Maide, 88 1740 Ahdnâme: 37 1741 Ahdnâme: 36 1742 Ahdnâme: 37 1743 Hac, 40
  • İKTİSADİ HAYAT (3)

    halkın refahı, ehl-i haracın kurtuluşuna bağlıdır. Çünkü halk, haracın ve haraç memurlarının eş ve çocuklarıdır.1744 Şunu unutma ki, vergi toplamaktan ziyade ülkenin kalkınması için çaba göstermelisin. Zira vergi halka hizmet ile elde edilebilir. Hizmet vermeden vergi toplama yoluna gitmemelisin. Hz. Peygamber şöyle buyurur: `Kim ölü toprağı canlandırırsa o toprak onundur. Zalim damar (sahibi)ne hak yoktur.' Bu bakımdan arazi ve emlakin gelişmesi için çaba göstermeyip, sadece vergi tahsil cihetine gidersen ülkeyi harabeye çevirir, insanların perişan olmasına neden olursun."1745 · Ayan ve Yöneticiler: "Ey Mâlik! Mal ve vergi memurlarını denetim altında bulundurmalısın. Kusur ve hıyanetlerinin cezasız kalmayacağını bilen ve senden korkup çekinen memur ve idarecileri tayin etmelisin. Daha sonra bu kişileri kendi yönetim anlayışına göre yetiştirmeli ve yaptığı işleri, tavır ve davranışlarını takip etmelisin.1746 Kendilerini eşrafın ahbabı olarak gören kimseleri ayan ve idareci tayin etmemelisin. Bu iş için iyiliği maruf ailelerden yetişmiş, İslam'a hizmeti geçmiş, tavır ve davranışları denenmiş kişileri mutasarrıf ve idareci olarak tayin etmelisin. Zira onlar, ahlakı üstün, iyi niyetli, bencillik cazibesine az kapılan ve işleri en doğru yapan kimselerdir. Bu görevlilerin maaşlarını bizzat kendin tanzim takdir etmelisin. Zira göstereceğin bu yakın ilgi kendilerini düzeltme konusunda onlara güç kazandıracak ve devlet malına el uzatmaktan men edecektir. Şayet emrine karşı gelir yahut emanete hıyanet ederlerse bu senin için aleyhlerine kullanacağın bir delil olur. Ara sıra bu görevlileri vefalı dostların aracılığı ile gizil olarak teftiş ettirmen gerekir."1747 1744 Ahdnâme: 30 1745 Ahdnâme: 31 1746 Ahdnâme: 27 1747 Ahdnâme: 28-29
  • İKTİSADİ HAYAT (4)

    Kûfe'den çok uzakta bulunan merkezlerde görev yapan devlet memurlarını kontrol etmek için Ka'b b. Mâlik'i müfettiş tayin eden halife, yazdığı mektupta şunları söyler: "Sevad bölgesindeki bütün kasabalara uğra ve oradaki memurları kontrol et. Sonra Fırat ve Dicle arasındaki merkezleri dolaş ve oradaki memurların durumlarını gözden geçir ve görev sonunda kanaatini bana bildir. Zira bu gizli teftiş, hem onların sorumsuz davranışlarını kırar, reaya ile içli dışlı olmaya zorlar ve hem de yardakçıların zulmünden korumaya sebep olur."1748 1748 Ahdnâme: 27-29
  • HUKUK VE ADALET

    · Adaletin Tam Uygulanması: "Ey Mâlik! Eşin dostun veya reayadan ahbap ve akrabalarının istek ve arzuları, reayanın huzurunu kaçırırsa veya Allah'ın rızasına aykırı düşerse, olaya insaf ve iyi niyetle yaklaşmalı ve Allah'ın rızasına aykırı davranmaktan uzak durmalısın. Eğer bunun tersini yaparsan zulmetmiş olursun.1749 Allah buyurur ki: `Kötülüğün cezası yine, onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.'1750 Unutma ki, Allah'ın kullarına zulmedenin davacısı Allah'tır, Allah'ın kulları değildir. Allah da bir kimseye hasım oldu mu o kimsenin tutunabileceği bütün deliller batıldır. Ölünceye kadar yahut tövbe edinceye kadar, Allah ile savaş halinde olur. Zira zulüm ehlini gözetim altında tutan Cenab-ı Akdes-i İlahi, mazlumların bedduasını işitir, zalimlere de zamanı gelince azabını yollar. 1749 Ahdnâme: 8 1750 Şûra, 40
  • HUKUK VE ADALET (2)

    Üç yönden tahsile yetkili olduğun meblağın ortasını tercih etmek gerekir. Mesela, zekâtı toplamaya memur olan kimse ganimetlere ait zekâtın, gerek en yükseğini gerek en düşüğünü ve gerekse ortasını almaya yetkiliyken, ortasını almak daha uygun olur. Zira en yükseğini alırsa, mal sahibine haksızlık olur, şayet en düşüğünü tahsil ederse Beytü'l-Mal'a haksızlık olur.1751 Zira, `işlerin en hayırlısı orta olanıdır'. Bu bakımdan hakların dağıtımı sırasında, herkese eşit davranmalısın. Halk ile üst sınıflar arasında anlaşmazlık çıkarsa, halkın eğilimlerine kulak vermek tercih edeceğin en güzel yoldur. Zira kamunun hoşnutsuzluğu eşrafın rızasını yok eder. Kamunun rızasını kazanınca da eşrafın hoşnutsuzluğu ortadan kalkar."1752 · Kadılar ve Hâkimler: "Halk arasında kolayca karar vermek için öyle bir adam seçmelisin ki, ilim ve birikimde herkesten üstün olsun, iş yoğunluğundan sıkılmasın. Halktan gelecek, baskıya aldırmayıp doğrunun yanında olsun. Mahkeme esnasında, savunma tarafını tutup ayak diretmesin. Tarafları tam olarak dinlemeden karar vermesin. Olayları çarpıtmasın. Hatasında ısrarlı olmasın. Gerçek ortaya çıkınca haklıya hakkını versin. Hakka teslim olmaktan acze düşmesin. Nefs-i emmareyi, aşırı isteklerden uzak tutsun. Şüpheli konuları derinlemesine incelemeden hüküm vermesin.1753 Kavgalı insanların tereddüt ve talepleri karşısında bıkkınlık göstermesin. Hak ve hakikatin açıklık kazanmasına özen göstersin. Keskin kılıç gibi kesici ve koparıcı olsun. Ehil insanların övgüsü ile mağrur olmasın. Yüze gülen dalkavuklara kanmasın."1754 1751 Ahdnâme: 9 1752 Ahdnâme: 10 1753 Ahdnâme: 25 1754 Ahdnâme: 26
  • HUKUK VE ADALET (3)

    Allah şöyle buyurur: `Şüphesiz ki Allah size emanetleri ehil (ve erbabına) vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.'1755 "Aslında, toplumda bu sayılan özellikleri taşıyan insan az bulunur. Bu bakımdan onun sözünde duruşunu ve herkes tarafından bilinen bir kişi olup olmadığını iyice araştırmalı tayin ettiğin kadının fakirliğini gidermeli ve bütün ihtiyaçlarını karşılamalısın."1756 Zira, Hz. Peygamber de hâkimin kendi kendine yeterliliğine büyük önem vermiş ve Attab'ı Mekke valisi tayin ettiği sırada kendisine 30 dirhem maaş bağlamıştı. · Adlî Denetim: "Ey Mâlik! Davaların sonuçlarına ve kadıların hal ve hareketlerine çok dikkat etmelisin. Zira bozuk düzen anlayışının bir uzantısı olarak bu din, kötü niyetli ve şerli insanların elinde esir oldu. Ne acıdır ki, din namına istediklerini yapıyorlar ve din-i mübini kullanarak dünyalık elde etmeye çalışıyorlar."1757 1755 Nisa, 58 1756 Ahdnâme: 26 1757 Ahdnâme: 27
  • ASKERÎ İŞLER

    · Vali-Asker İlişkisi: "Halk ancak asker ve ordu ile ayakta durabilir. Askerin düzeni, araç ve gereci ise toplanan vergilerle karşılanır. Ordu ve askerin varlığı `kadıların vergi memurlarının ve kâtiplerin varlığına bağlıdır Çünkü akitlerde ortaya çıkan anlaşmazlıkları çözen, vilayetin çıkarlarını ve ülkenin âli menfaatlerini koruyan özel ve hükmi şahısların işlerini yapan bunlardır. Böyle olunca da, vergi ödeyen ticaret ve sanat erbabı korunmalı, bu kesimin birlik ve beraberliği sağlanmalıdır. Zira bunlar geçim kaynaklarını ve iş aletlerini üreterek piyasayı canlandırırlar. Bu yüzden esnafın gelişmesi, merhametli, halk ile barışık, öfkesi ağır, asil, soylu, kalbi temiz tüccar ve sanat ehlinin gelişmesi ile mümkün olabilir. Yüce Allah, `Doğrusu Allah rızık verenlerin en iyisidir'1758 buyurarak sefillerin ve yokluk içinde kıvranan fakirlerin iaşelerinin takdir edildiğini ortaya koymuştur. Kur'an-ı Kerim'de, `Akrabaya, yoksula, yolcuya (zekat ve 1758 Hac, 58
  • ASKERÎ İŞLER (2)

    sadakadan) hakkını ver'1759 buyrularak fakir ve yoksulların geçimini sağlayacak kadar bir sosyal güvenceye kavuşturulmasına işaret edilmiştir."1760 · Komutan ve Ordu: "Ey Mâlik! Allah ve Resulü'ne inanan ulü'l-emre sâdık kalan, asilerin ve din düşmanlarının üzerine cesaretle giden, fukara ve zayıflara şefkat elini uzatan, askerliği çok iyi bilen ve savaşta kendini ispat eden kişileri ordunun başına getirmelisin.1761 Yönetimin altındaki bütün halktan asalet sahibi, yiğitliği ile ünlü cesur, cömert, iyiliksever, kökten asil, himmet ve gayreti sınırsız olan insanlara yakınlık duyarak onlara iltifat etmelisin. Çünkü bunlar himmet ve kerem sahibi kimselerdir.1762 Bundan böyle mâlum ola ki, anne ve babaların çocuklarına kol kanat germesi gibi, sen de askerin tutum ve davranışını aynı duygularla takip etmelisin. Askeri güçlendirmek için elinden gelen her şeyi yapmalı, taahhüt ettiğin yardımı zamanında mahaline ulaştırmalısın zira yaptığın anlaşmaya ve verdiğin söze vefa gösterirsen askerin sempati ve desteğini kazanırsın. Zira, Allah şöyle buyurmaktadır: `Kim sözünü yerine getirir ve (günahtan) korunursa, şüphesiz Allah da korunanları sever.'1763 O halde, askerin önemli işlerini görüyorum diyerek, küçük çaptaki işlerini sorup soruşturmayı da ihmal etmemelisin. Zira bazen askeri küçük bir yardım ile rahatlatabilir, bazen de büyük yardımlar ile memnun edemeyebilirsin. Komutanların sence en makbulü, askere iyi davrananlar, hem kendilerini, hem de ailelerini, sıkıntıdan kurtaracak kadar kendi servetinden fedakârlık yapanlar olmalıdır. Bu sayede asker sadece zafer kazanma fikri etrafında birleşebilir.1764 1759 Rum, 38 1760 Ahdnâme: 19-20 1761 Ahdnâme: 20 1762 Ahdnâme: 21 1763 Âl-i İmran, 76 1764 Ahdnâme: 22
  • ASKERÎ İŞLER (3)

    Zira zafer, tedbir ile tedbir aklı kullanmakla, aklı kullanmak da sırrını saklamakla olur. Zira Kur'an-ı Kerim'de vatan savunmasının büyük sevaplar arasında yer aldığını, savaştan kaçanların ağır cezalara çarptırılacağını belirten birçok hüküm yer almaktadır. Mesela Tevbe Sûresi'nde şöyle buyrulmaktadır: `Gerek hafif, gerek ağır olarak (silahlı, silahsız; benekli, beneksiz; kolay, zor hangi olursa olsun topluca) savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.'1765 Askere karşı şefkatli olmak, sefer görevleri bitince ordudan ayrılmalarına izin vermek, istek ve arzularına ılımlı yaklaşmak, yüzlerine karşı güzel öğüt vermek, savaşta gösterdiği kahramanlıkları anlatmak gerekir. `Ve galip gelenler bizim ordumuz olacaktır'1766 diyerek savaşta gösterilen çaba ve gayretin övülmesi, askerin cesaret bulmasına ve savaştan korkanların gayrete gelmesine vesile olur. Ayrıca askerin ruh hali iyi tahlil edilmeli, komutanların endişeleri ciddiye alınmalı, rütbesiz askerin sıkıntıları göz ardı edilmemelidir. Zira kasıtlı olarak küçüğü büyük, büyüğü küçük görmek doğru bir davranış değildir."1767 · Barış Teklifi: "Eğer düşman sizinle savaşmaz ve sizinle barış içinde yaşamak isterse ve bu teklif Allah rızasına uygun ise geri çevirmemek gerekir. Allah buyurur ki: `Onlar sizinle savaşmazlar ve sizinle barış içinde yaşamak isterlerse, Allah size, onlara saldırmak için bir yol vermemiştir.'1768 Çünkü barış, askerin korunmasına, beldelerin emniyet altına alınmasına, valilerin rahat nefes almasına yardımcı olur. Barıştan sonra, düşmanına güvenip tedbiri elden bırakmamak ve daima uyanık olmak gerekir. Zira fırsat kollayan düşman hasmını gafil avlamak ister ve yakınınıza kadar sokulmaya çalışır. 1765 Tevbe, 41 1766 Saffat, 73 1767 Ahdnâme: 23-24 1768 Nisa, 90
  • ASKERÎ İŞLER (4)

    Düşmana karşı teyakkuz halinde olur ve anlaşmanın devamı yönünde kararlılık gösterirsen, düşmanın sana iyi niyetle bakmasını sağlayabilirsin" 1769 · Antlaşmalara Sadık Kalmak: "Ey Mâlik! Yaptığın anlaşma hükümlerine uymalı ve bu konuda gerekli titizliği göstermelisin. Allah şöyle buyurur: `Antlaşma yaptıkları zaman antlaşmalarını yerine getirenler, işte doğru olanlar onlardır. (Allah'ın azabından) korunanlar da onlardır.'1770 Üstlendiğin bu emaneti yerine getirmek için gerekirse hayatını ortaya koymalısın. Zira insanlar kısım kısımdır. Arzuları değişik, görüşleri farklıdır. Bu farklı nitelikteki insanlar, Allah'ın farzları arasında yer alan ahde vefa üzerinde birleşirler.1771 Allah şöyle buyurur: `Kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.''1772 Hatta müşrikler de, hainliğin kesin sonuçlarını gördükleri için, Müslümanlara karşı ahde vefayı önemser, sözleşmelerin bozulmasını kendileri için vebal, günah ve çirkin sayarlar. Bu durum karşısında yaptığın anlaşmaya ve yüklendiğin sorumluluğa vefasızlık göstermemelisin. Hiçbir zaman ahdinden dönmemeli, anlaşma anında düşmanı oyuna getirip aldatmamalısın. Hiç kimse Allah'a karşı gelme cesaretini gösteremez. Ancak, cahil ve asiler bu yolu deneyebilir. Yüce Allah, yaptığın anlaşmayı, üzerine aldığın sorumluluğu rahmetin gereği, emniyetin menşei ve huzurun sebebi kılmıştır.1773 Ey Mâlik! İmza koyduğun o anlaşma, içinde oturulup feyiz alınacak mukaddes bir evdir. Herkes ona sığınır ve herkes onun etrafında toplanır. Bu yüzden yapılan antlaşmalara hile ve fesat 1769 Ahdnâme: 49 1770 Bakara, 117 1771 Ahdnâme: 49 1772 Fetih, 10 1773 Ahdnâme: 50