• HZ. ALİ’NİN DEVLET İDARECİLİĞİ

    Hz. Ali Sıffin Savaşı'nın ardından Kufe'ye çekildi ve çok önem verdiği Mısır valiliğine Mâlik b. Eşter'i atadı.1680 Mâlik b. Eşter Yemen asıllı Mezhic kabilesine mensuptu. Bisetten önce doğmuş ancak Peygamberimizi görememişti. Cemel ve Sıffin savaşlarında Hz. Ali'nin yanında aktif rol oynamıştı. Yermük Savaşı'nda bir gözünü kaybettiği için "Eşter" lakabıyla meşhur oldu. Kûfe'nin en nüfuzlu kişilerindendi. Hz. Osman'a karşı biri olarak tanınıyordu ve Kûfeli kurralardandı. Birkaç arkadaşıyla Şam'a Muaviye'nin yanına gitti ancak Muaviye onların davranışlarından rahatsız olduğu için onları Kûfe'ye geri yolladı. Mâlik, Hz. Ali halife seçilince Kufeliler adına ona biat etti. Cemel, Sıffin ve Nehrevan savaşlarına katıldı. Sıffin'de Hz Ali'nin piyade ve süvari kuvvetlerini komuta etti. Daha sonra Hz. Ali onu Mısır valiliğine atadı. Bunu öğrenen Muaviye bir yolunu bularak Mâlik'el Eşter'i zehirletti.1681 1680 İbn-i Kesir, el-Bidaye Ve'n-Nihaye c. 5, s. 490, Taberi Tarih s. 327 1681 Mevlana Şibli; Asr-ı Saadet c. 5, s. 74
  • HZ. ALİ’NİN DEVLET İDARECİLİĞİ (2)

    Hz. Ali'nin kendisine "Seyfullah" lakabını verdiği Mâlik, aynı zamanda iyi bir hatip ve şairdi. Hz. Ali, Mâlik b. Eşter'i Mısır Valisi olarak atadığı zaman yönetimle ilgili görüşlerini ortaya koyduğu bir ahdname yazarak kendisine vermişti. Bu ahdname, Mehmed Celaleddin tarafından "Şerhi Ahd Name-i Ali" adıyla İstanbul'da 1886-1887 tarihinde basılmıştır. Bu Ahdname şu konuları içermektedir: · Allah'a Kulluk, Emir ve Yasaklara Uyma: Dünya geçiş yurdudur, yerleşme yurdu değildir. Orada bir kısım insanlar nefsini satıp azabın hedefi olur, bir kısmı da nefsini satın alıp, kurtuluşa ererler. Bunun bilincinde olan herkes, tüm imkânları seferber ederek halka hizmet etmenin yollarını aramalı ve kendilerini ebedi hayatın sıkıntılarından kurtarmaya çalışmalıdırlar. Ey Mâlik! Şunu aklından çıkarma, iyi niyetine denk gelen ve halkın selameti için ayırdığın zaman, seninle Allah arasında geçen vakitlerin en hayırlısıdır. Zira Allah buyurur ki, `Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını verir'1682 Aziz dinini Allah'a halis kılan ibadetlerin başında farzlar gelir. Bu yüzden gece gündüz Cenab-ı Mevlâ'ya itaat ve ibadet etmek gerekir. Ayrıca bedeni ibadetlerin en yüksek dereceye ulaşmış olması yeterli değildir. Allah'a yaklaştıran kâmil ve mükemmel olan sebeplere vefa gösterilmelidir." Ey Mâlik! Allah'tan korkmalı, emirlerine uymalı ve yasakladığı şeylerden uzak durmalısın. Zira Allah buyurur ki, `Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.'1683 1682 Nisa, 85 1683 Âl-i İmran, 104
  • HZ. ALİ’NİN DEVLET İDARECİLİĞİ (3)

    Bu nedenle Kur'an-ı Kerim'de açıklanan farzlara uymayı, sünnet-i seniyye ile olgunlaşıp kâmil bir insan olmayı ilke haline getirmelisin. Zira huzur ve mutluluk ilahî ahkâma sıkı sıkıya bağlanmaktan geçer. En düşük derecelere (esfel-i safıline) düşmek ise, itikadi hükümleri inkâr etmekle olur. Öte yandan Allah'ın günahsız kullarına el uzatmak, tatlı sözlerle onlara güven vermek, onları ciddiye almak ve ruh temizliği ile güçlendirmek gerekir. Zorbaların üzerine cesaretle giderek onları önce dil ile uyarmak, sonra el ile müdahale etmek, daha sonra da içten tepki göstererek din-i mübîne yardım etmek gerekir. Zira Yüce Allah, İslam dinine yardım edenlerin başarılı ve onurlu olacaklarım vaat etmiştir. `Ey inananlar, eğer siz Allah'a (ın dinine) yardım ederseniz (Allah da) size yardım eder; ayaklarınızı (hakkı koruma yolunda) sağlam tutar.'1684 O halde haklı olduğun davada Allah'tan başka hiç bir kimseden korkman gerekmez. Basit gibi görünen ancak dinî hükümlere ters düşen şeylere yönelip isyan eden nefis atını, kement bağı ile bağlamalısın. Allah buyurur ki: `Nefis daima kötülüğü emredicidir. Meğer Rabb'imin esirgediği bir nefis ola, Rabb'im bağışlayan esirgeyendir.'1685 Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden uzaklaşan kişi, yasaklanan lezzetlere yönelir ve kötü işler yapma gayreti içine girer.1686 Ey Mâlik! Bilmiş ol ki, uhdenize verilen Mısır'da, senden önce adi ve zâlim birçok devlet adamı hüküm sürmüştür. Nasıl ki, senden önce Mısır'da görev yapan valilerin ve hükümdarların icraatlarına bakıp onları eleştiriyorsan, halk da şimdi senin yaptığın işlere bakarak seni eleştireceklerdir. Eğer halk, hayırlı ve yararlı işler yaptığına inanırsa, hem seni sâlihler zümresinden sayar, hem de dilden dile dolaşan güzel sözlerle tutum ve davranışının iyi olduğu1684 Muhammed, 7 1685 Yusuf, 53 1686 Ahdname: 4
  • HZ. ALİ’NİN DEVLET İDARECİLİĞİ (4)

    na karar verir. Bu bakımdan güzel ve faydalı işlere yönelmek, istek ve arzularına gem vurarak helal olmayan şeylerden uzak durmak, nefsine zor gelse de dinin emirleri doğrultusunda hareket etmek gerekir."1687 · Anlaşmazlıkların Kur'an ve Sünnet'le Çözümlenmesi: "Allah tarafından, düzene koymaya memur olduğun büyük işlerde, ortaya çıkan şüphe ve kuşkuların çözümünü, `Kur'an'ın bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır'1688 mealindeki ayetlere ve Hz. Peygamber'in toplayıcı birleştirici sünnetine havale etmek gerekir." "Şayet bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah ve Resulü'ne havale edin."1689 · Cemaatle Namaz Kılmak: "Ey Mâlik! İmam olarak mihraba geçtiğin zaman cemaati bıktırma. Nefret uyandırıcı ve namazı bozucu hareketlerden uzak dur. Zira insanlar arasında öyleleri vardır ki, hastadır; öyleleri de vardır ki, iş sahibidir, belki hacet zuhur etmiştir. Cenabı Peygamber (s.a.v.) beni Yemen'e gönderdiği zaman: `Namazı nasıl kıldırayım?' diye sordum: O da, `Onlara en zayıflarının namazı gibi namaz kıldır ve mü'minlere merhametli ol' diye buyurdu. Sen de bu uygulamayı kendine ölçü almalı ve ona göre davranmalısın."1690 1687 Ahdname: 5 1688 Âl-i İmran, 7 1689 Nisa, 59 1690 Ahdname: 44
  • İDARİ MESELELER

    · Kâtiplerin Seçilmesi: "Devlete taalluk eden işlerde ve yapacağın yardımın tahakkuk ve tasarrufunda dikkatli olman ve gaflete düşmemen gerekir. Ülkede görev yapan kâtiplerin durumunu iyi takip etmen ve bu tür görevlere iş yapanın, beceriklisini getirmen gerekir. Kâtiplerin nitelikleri konusunda Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: `Aranızda bir yazıcı (onu) adaletle yazsın. Yazıcı Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın yazsın.'1691 Özellikle gizli mektuplarını, amillerin mektuplarını getirip götürmekte kusur ve ihmal etmesin, tarafınızdan verilecek cevapları doğru yazsın1692 Ey Mâlik! Kâtipler arasında iletişimde özür ve bahane aramayan, ifadesi güzel olan ve hâkim karşısında gevşeklik göstermeyen 1691 Bakara, 282 1692 Ahdname: 33
  • İDARİ MESELELER (2)

    becerikli bir kâtibi seçip gizli ve şifreli mektuplarını ona yazdırmalısın. Sana gösterdiği bağlılığı karşılıksız bırakmamalısın. Onların taşıdığı sorumluluktan doğan problemlerin çözümünde acizlik göstermemelisin. Önem arz eden işlerde kendi değerini bilmelisin. Zira kendi kıymetini bilmeyen, başkasının değerini bilmez. Kâtipleri seçerken yalnız dış görünüşlerine bakmamalısın. Bunlar hakkındaki iyi niyetin yeterli olmamalıdır. Zira bunlardan bir kısmı yapmacık hareketlerde bulunarak güzel hizmet ettikleri görüntüsünü vermeye çalışırlar. Görünüşe önem veren valileri etkiler ve aldatırlar. Halbuki işin ardında samimiyet yoktur. Bazı devlet ricali dostluğunu gizler ve yapmacık hareketlerin peşinden koşar. Bir kısım memurlar da iyi çalışıyor görünümünü vererek güvenilir valilerin gözüne girer ve onları aldatırlar. Bu tür davranışın ardında dürüstlük aramak beyhudedir. Bu bakımdan, senden önceki valilere hizmet etmiş ve halk arasında isim yapmış tecrübeli elemanları bulup değerlendirmelisin. Halkın huzurlu yaşaması için gösterdiğin ihtimam ve titizlik, Cenab-ı Allah'a ve emîrü'l-müminîn'e karşı samimiyetini gösterir.1693 Artan iş yoğunluğunu çözmek için belli iş alanlarını sınıflandırarak her sınıfın başına kâtiplerden birini başkan olarak tayin etmelisin. Ara sıra devlet memurlarını denetleyerek hata yapan kâtipleri uyarmalısın zira bu tür uyarılar yanlışları azaltır, hatanın tekrarına önler."1694 · Danışmanların Önemi: "Ey Mâlik! Cimrileri önemli işlere bulaştırmamalı ve onlarla görüş alışverişinde bulunmamalısın. Çünkü cimri insanlar seni iyilik ve yardımdan uzaklaştırır ve sana züğürtlüğü dayatır. Allah buyurur ki, `Bunlar öyle insanlardır ki, cimrilik ederler ve sana da 1693 Ahdname: 35 1694 Ahdname: 35-36
  • İDARİ MESELELER (3)

    cimriliği emrederler.'1695 Korkakları da meşveretine almamalısın. Zira onlar işlerine zaaf düşürür ve seni çıkmaza sokarlar. Hırslı ve tamahkâr insanlara da meclisinde yer vermemelisin. Çünkü onlar aç gözlülüğü, zulüm ve haksızlığı hoş göstermeye çalışırlar. Aslına bakılırsa cimrilik, tamahkârlık, şiddet ve hırs tabiat-ı cibilliyedendir. Allah hakkında beslenen kötü zan bu sayılan kötü hasletleri bir araya getirir. Hz, Peygamber şöyle buyurur: `Allahım! Şüphesiz ben acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten sana sığınırım.' Şunu bilmelisin ki, sana danışman olacakların en kötüsü senden önce kötülük yapan kimselere dost olup, onların suçlarına ortak olanlardır. Çünkü bunlar, zalimlerin yardımcısı ve canilerin dostu olmuşlardır. O halde böylelerinden uzak durmalısın. Halefin hayırlısı, selefin aldığı tedbirleri aynen kabul eden ve yaptığı güzel şeylerin benzerini ortaya koyan kimsedir. Buna karşılık selef, halefin beğenilmeyen işleriyle ilgilenmez ve hoşa gitmeyen hareketlerini benimsemez ise, kendisine bir sorumluluk gelmez.1696 İnsan doğduğu gün ağlar; o esnada başkaları gülüyordur. Öyle yaşamalısın ki öldüğün gün, gülen sen ol, ağlayan halk olsun. İnsanlar arasında zâlime zulmünde, günahkâra cürümünde yardım etmeyen hayırlı kişiler bulmalısın. Allah şöyle buyurur: `İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.'1697 Bunların yükü daha hafif, sağlayacağı yardımlar daha çoktur. Sana besledikleri sevgi daha gerçek, senin dışındakiler ile ilişkileri daha azdır. Bu gibileri hem özel hem de genel meclislerinde kendine yakın tutmalısın. Bunlar arasından öylesini bul ki; gerçekleri sana rahat bir şekilde söyleyebilsin ve evliya-yı kiram için mekruh sayılan yanlış hareketlerin ortaya çıkmasına engel olsun."1698 1695 Nisa, 37 1696 Ahdname: 12-13 1697 Mâide, 2 1698 Ahdnâme: 14
  • İDARİ MESELELER (4)

    · Yardımcıların Denetlenmesi: "Ey Mâlik! Yardımcılara karşı ihtiyatlı olmak gerekir, içlerinden biri elini hıyanete uzatır ve denetçiler tarafından bu haber doğrulanırsa bu tanık olarak sana yeter. Artık ona haddi aşma cezası verebilir, yaptığına karşı onu suçlu tutar, müstahak olduğu cezayı verebilirsin. Kötü niyetlilerden bir örnek olmak üzere, elinden yetkilerini alır, kendisini itibarsızlık mevkiine düşürür, alnına hıyanet lekesini vurur boynuna töhmet zincirini geçirebilirsin."1699 · Yönetici ile Halkın Kaynaşması: "Her ne sebeple olursa olsun, valiler uzun süre reaya ve berayadan ayrı kalmamalıdır. Zira bu ayrı kalış, bir yandan zulüm kapılarını aralayarak fırsatçıları harekete geçirir, diğer taraftan da halkın ülke meselelerine karşı ilgisini azaltır. Şunu da bilmek gerekir ki, perdenin arkasındaki halk, perdenin öbür yanında neler olup bittiğini göremez. Bakışlarında olayların büyüğü küçülür, küçüğü büyür, iyiliği kötü, kötülüğü iyi görür. Doğruyu yanlıştan ayıramaz, hak ile batıl birbirine karışır. Neticede valiler de bir beşerdir. Halkın, kendisinden sakladığı işleri nereden bilecek? Gerçeğin apaçık belirtileri yok ki, bununla doğrular yanlıştan ayrılabilsin."1700 Ey Mâlik! Sen iki insan tipinden birisin: 1. İyilik yapmaya vakfetmiş bir insan olarak ortaya çıkarsın ki, uzun süre halktan uzak kalırsan, halkın acil ihtiyaçlarını karşılayamaz, cömertçe dağıtım yapamazsın. 2. Hor görülen ve cimrilik yapan bir adam olarak algılanırsın ki, bu ihtimale göre fakirler, yapacağın iyilikten ümidini kesip üzülürler ve bir daha senden bir şey istemeye cesaret edemezler. Allah şöyle buyurmaktadır: `Bunlar öyle insanlardır ki, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler. Allah'ın kendileri verdiğini gizlerler.'1701 1699 Ahdnâme: 29-30 1700 Ahdnâme: 45 1701 Nisa, 37
  • İDARİ MESELELER (5)

    Oysa halkın senden istediği şeylerin çoğu, mantığa ve vicdana dayanan mutlak adalet gibi sana fazla yük ve zahmeti ağır olmayan şeylerdir."1702 · Halk Sınıfları: "Ey Mâlik! Bilmesin ki, hükmettiğin halk, askerler, kâtipler, kadılar, valiler, tüccar, sanat erbabı, vergi memurları ve fakirler olmak üzere sekiz sınıftan oluşmaktadır. Bu sekiz gruptan her biri bir çarkın dişlileri gibidir. Birinin iyiliği diğerinin iyiliğine bağlıdır. Hiç biri diğeri olmadan edemez. Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah bunlardan her birine ait hadleri ve azları ilahi kitaplarda ve Hz. Peygamberin sünnetinde göstermiş ve korunan bir ahit olarak bizlere vermiştir."1703 · İdarecinin Sevgi ve Merhameti: "Ey Mâlik! Toplumun her kademesine daima sevgi beslemek, onlara şefkat ve merhamet duyguları ile yaklaşmak gerekir. Halkın güçsüzlerinin üzerine yırtıcı hayvanlar gibi gitmemek, mal ve eşyalarına el koymayı ve yağmalamayı ganimet saymamak gerekir. Zira halk iki kısımdır: 1. Bir kısmı, müminlerdir ki onlar senin kardeşlerindir. 2. Bir kısmı da zımmîlerdir ki, senin gibi Allah'ın kullarıdır. Bir beşer olarak yaptığın kusur ve hataların affedilmesini Allah'tan istediğin gibi, sen de halkın kasten veya istemeyerek yaptığı kusur ve hatalarını affetmen gerekir. Allah buyuruyor ki, `Onlar (korunanlar) bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutkunurlar, insanları affederler. Allah da güzel davrananları sever'1704 Zira halkın üstünde, feryat edenlerin imdadına yetişecek sen varsın, senin üstünde halife vardır. Halifenin üstünde de, herkesin yardımına ye1702 Ahdnâme: 46 1703 Ahdnâme: 18 1704 Âl-i İmran, 134
  • İDARİ MESELELER (6)

    tişen Hazreti Allah vardır. Şunu unutma ki, halkın işlerini yürütmek için seni kefil kılan Yüce Allah, insanlar arasında halkın işleriyle seni imtihan etmektedir.1705 Halka baskı ve zulüm yaparak, intikam almaya kadir olan Allah ile savaş ve kavgaya girme. Allah şöyle buyurmaktadır: `Kötülüğün cezası yine kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu, O zalimleri sevmez."1706 Zaten senin Allah'tan intikam alacak kadar gücün yoktur. Kaldı ki sen Cenab-ı Hakk'ın affına ve merhametine muhtaçsın."1707 · Doğal Afetlerde İdarecinin Görevi: "Tabii afetlerden yani, çekirge istilasından, fare kemirmesinden, kaynak sularının azalmasından, ekinlerin fazla yağmurdan çürümesinden, taşlık ve nehir yatağındaki arazilerin sel baskınından veya susuzluktan yanmasından, kısaca buna benzer semavi afetlerden dolayı halkın uğradığı zararı karşılayıp yükünü hafifletmelisin.1708 Halkın sıkıntılarını azaltmak için hiçbir fedakârlık sana ağır ve bıktırıcı gelmemelidir. Zira ihtiyaç anında halkın arazi sıkıntısının giderilmesi ve emlâkin işletmeye açılması öyle bir sermayedir ki belde ve vilayetin imarı esnasında halkın sana güzel övgüler yağdırmasını sağlar. Feyiz getiren adaletinle rahatlar, mutlu olurlar. Böylece sana verdikleri desteği devam ettirirler. Halk, bu şekilde sağladığın rahatlıktan ve perişan hallerine çare olan adalet ve yardımdan mutlu olur. Gelecek için yaptığın stoklar, biriktirdiğin gıda maddeleri seni yüceltir, övgülerin çoğalmasına yol açar. Bu şekilde adil ve insaflı davranışından dolayı zaman olur ki büyük işler arasında yer alan önemli bir meseleyi onlara havale ettiğinde gönül rahatlığı ile o işi kabul ederler. Zira hali vakti yerinde olan 1705 Ahdnâme: 6 1706 Şuara, 40 1707 Ahdnâme: 7 1708 Ahdnâme: 31