• SELMAN’IN MÜSLÜMAN OLUŞU

    Selman, Müslüman oluşunu şöyle anlatıyor: "Ben İsfahan'ın Cey köyünden birinin oğluydum. Babam bana olan sevgisinden dolayı bana bir iş yaptırmaz ve evde oturmamı isterdi. Fakat benim Mecusilerin ayinlerine merakım vardı. Bir gün mabedin yanından geçerken ayin sesini duydum, hoşuma gitti. İçeri girerek, `Bu ayinin yapıldığı asıl merkez neresidir?' diye sordum. Şam olduğunu söylediler. Şam'a gittim bir din adamının yanında tahsile başladım, bir müddet sonra o beni Musul'a yolladı. Musul'a gidip oradaki papazı buldum daha sonra Nusaybin ve Amuriye'ye gittim. Amuriye'deki papaz bana şöyle dedi: `Arap bölgesinde İbrahim dini üzerine bir peygamberin zuhuru yaklaşmıştır.' Ben, `O'nun belirtileri nelerdir?' diye sordum. `Hediyeleri yiyecek, sadakaları yemeyecek ve iki omzu arasında nübüvvet mührü vardır' dedi."
  • SELMAN’IN MÜSLÜMAN OLUŞU (2)

    Daha sonra Selman Amuriye'ye gelen bir Medine kervanına katılır. Ancak kervandakiler onu köle olarak bir yahudiye satarlar. Daha sonra efendisi onu Medine'ye götürür. Selman olayların gelişmesini şöyle anlatıyor: "Ben bir gün hurma bahçesinde çalışırken biri geldi ve şöyle dedi: `Kuba'da Mekke'den gelen ve peygamberlik iddiasında olan bir şahsın etrafında halk toplanmıştır. Ve O'nun peygamber olduğunu söylemektedirler.' Ben akşam üzeri bir avuç hurma alarak O'nun yanına gittim. Ve hurmaları kendisine takdim ettim. Sadaka olduğunu söyledim. O bunları etrafındakilere ikram etti ancak Kendisi yemedi. Ben o anda papazın `O sadaka yemez' sözünü hatırladım. Ertesi gün yine bir avuç hurma aldım O'nun yanına gittim, şöyle dedim: `Sizin sadaka yemediğinizi gördüm. Bunlar hediyedir, buyurun' dedim. Allah Resulü hurmaları aldı ashabına ikram ettikten sonra Kendisi de onlardan yedi. O zaman kendi kendime, `Bu papazın söylediği ikinci alamettir' dedim. En son olarak iki omzunun arasında nübüvvet mührü olup olmadığını anlamaya çalıştım. Resulüllah Baki Mezarlığı'nda bir cenazeye katılmıştı, o sırada ridası düştü ve ben iki omzunun arasındaki nübüvvet mührünü gördüm. Hemen koşup omzunu, ellerini ve ayaklarını öpmeye başladım. O, `Ne oluyor sana?' buyurdu. Ben de duyduklarımı Kendisine anlattım. O zaman Peygamber şöyle buyurdu: `Ey Selman! Ne pahasına olursa olsun sahibinle özgürlük anlaşmasını yaz, imzala ve özgürlüğünü kavuş.' Sahibim 300 hurma ağası, 40 altın karşılığında özgürlüğümü
  • SELMAN’IN MÜSLÜMAN OLUŞU (3)

    imzaladı. Bunu Peygambere söylediğimde, `Kardeşinizin hurma ağacı dikmesine yardımcı olun' buyurdu. Daha sonra ashabın getirdiği 300 hurma fidanını Allah Resulü kendi eliyle dikti. Peygamber bir savaşta aldığı ganimeti de bana verdi ve şöyle buyurdu: `Ahdine vefa et ve azad ol!' Ben de ücreti ödeyerek özgürlüğüme kavuştum." 1483 1483 Usdü'l Gabe, c. 2, s. 328; Tabakatu'l Kübra, c. 4, s. 75; Siyer-i İbn-i Hişam, c. 1, s. 228; Şerh-u İbn-i Ebi'l Hadid, c. 18, s. 38
  • SELMAN HAKKINDAKİ HADİSLER

    Allah Resulü Selman'ı çok sever, kendisine özel bir ilgi gösterirdi. Onun hakkında, "Selman biz Ehl-i Beyt'tendir" buyurmuştur. 1484 Bir gün Selman, Peygamberin huzuruna geldi. Allah Resulü onu ihtiramla yanına oturttu. O mecliste bulunan Hz. Ömer, bu durumdan rahatsız olarak, "Bu Acem de kimdir ki Arap'tan daha üstün bir yere oturmuş" dedi. Allah Resulü şöyle buyurdu: "Hz. Adem'den günümüze kadar insanların tamamı tıpkı bir tarağın dişleri gibi eşittirler. Arab'ın Acem'den ve beyazın siyahtan takva dışında hiçbir üstünlüğü yoktur. Salman dipsiz deniz ve tükenmeyen bir hazinedir. Selman biz Ehl-i Beyt'tendir. İlim, hikmet ve burhan ondan kaynar." 1485 İbn-i Bureyd'den gelen bir rivayette ise Peygamberin şöyle buyurduğu nakledilir: "Yüce Allah kendi sevdiği dört kişiyi Benim de 1484 Usdü'l Gabe, c. 2, s. 331; Tabakatu'l Kübra, c. 4, s. 83; Rical-i Keşşi, s. 15 1485 El-İhtisas, s. 341; Biharü'l-Envar, c. 22, s. 359
  • SELMAN HAKKINDAKİ HADİSLER (2)

    sevmemi emretti. Bunlar Ali, Ebuzer, Mikdad ve Selman'dır."1486 Enes b. Mâlik şöyle rivayet ediyor: "Cennet şu üç kişiyi görmeye müştaktır: Ali, Ammar ve Salman." 1487 Selman Hz. Peygamberin vefatından sonra ömrünün sonuna kadar Hz. Ali'nin hilafetini savundu. Hz. Ebubekir'in hilafetine alenen muhalefet edenlerdendi. İmam Bâkır Hz. Ali'den rivayetle şöyle demektedir: "Yeryüzü Peygamber ümmetinden yedi kişi için dardır. Onların varlığıyla insanlara rızık verilir. Onların vasıtasıyla rahmet yağmurları iner; Salman-ı Farisî, Mikdad, Ebuzer, Ammar ve Huzeyfe o yedi kişidendir." Hz. Ali sonra şöyle buyurdu: "Ben onların imamı ve rehberiyim, onlarla birlikte Fâtımâ`nın cenaze namazını kıldım." 1488 Selman her şeyini Allah yolunda sadaka verir ve geçimini de el emeğiyle sağlardı. Giydiği cübbenin yarısını sergi olarak kullanır ve üzerinde otururdu. Diğer yarısını da uyurken üzerine sererdi.1489 İbn-i Ebi'l Hadid'in nakline göre Salman'ın kalacak evi yoktu. Medinelilerin evlerinin gölgesinde otururdu. Bir gün adamın biri ona, "Sana kalacak bir ev yapalım" dedi. Selman, "Benim eve ihtiyacım yoktur" diye cevap verdi. Adam, yoğun ısrarlar sonucu Selman'a genişliği ve yüksekliği kendi boyu kadar olmak şartıyla bir ev yaptı. Selman'ın günlük yiyeceği kuru ekmek ve su idi. 1490 Selman Hz. Ömer devrinde bir müddet Medain Valiliği yapmıştı. 1486 Biharü'l-Envar, c. 18, s. 36 1487 Usdü'l Gabe, c. 2, s. 331; Biharü'l-Envar, c. 22, s. 331 1488 Rical-i Keşşi, s. 6 1489 Şerh-u İbn-i Ebi'l Hadid, c. 18, s. 35; Usdü'l Gabe, c. 2, s. 331 1490 Biharü'l-Envar, c. 22, s. 321
  • SELMAN HAKKINDAKİ HADİSLER (3)

    Vali olmasına rağmen dünya lezzetlerinden ve süslerinden kaçınarak gösterişsiz küçük bir evde kalıyordu, o kadar sade yaşıyordu ki Medain'i sel basınca halk mallarını toplarken Selman evinde geçimini sağladığı üç beş parça sade malını alıp tepeye çıkan ilk kişi oldu. Selman halkın perişan halini görünce şöyle dedi: "Kıyamette de az yükü olanlar kurtuluşa ereceklerdir." 1491 Mesudi şöyle naklediyor: "Selman devamlı yün elbise giyerdi. Palansız (çıplak) merkebe biner ve arpa ekmeği yerdi. Ölüm halindeyken Sa'd b. Ebi Vakkas şöyle dedi: "Bizlere birkaç tavsiyede bulun." Selman dedi ki: "Bir iş yapmak istediğinde, hüküm verdiğinde, mal böldüğünde kısacası her halinde Allah'ı an." Selman bunları söyledikten sonra ağlamaya başladı. Sa'd b. Ebi Vakkas, "Niçin ağlıyorsun?" diye sordu. Selman dedi ki: "Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu duydum: `Kıyamette aşılması zor yamaçlar vardır, o yamaçlardan sadece yükü ve dünya malı az olanlar geçebilecektir.' Benim etrafımda ise ne kadar çok eşya var." Sad b. Ebi Vakkas diyor ki: "Selman'ın etrafına baktım. Evinde bir adet kalem, su tulumu ve ibrikten başka bir şey göremedim." 1492 1491 Minhacu'd-Dumu, s. 27; Tabakatu'l Kübra, c. 4, s. 89 1492 Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 314
  • SELMAN-I FARİSÎ’NİN İLMİ

    Selman'ın Allah Resulü ile yaptığı ilmî toplantılar onu zamanının Lokman Hekimi etmişti. 1493 Hasan b. Mansur şöyle der: "İmam Sâdık'a, `Selman muhaddis miydi?' diye sorduğumda, o, `evet' dedi. `Ona kim hadis öğretiyordu?' dedim. İmam Sâdık, `Melek öğretiyordu' buyurdu."1494 Keşşi, Rical adlı eserinde şöyle naklediyor: "Vaktiyle Salman Kûfe'de demirciler pazarından geçiyordu. Birden bir gencin bağırarak yere düşüğünü gördü. İnsanlar, Selman'a `Ey Selman, bu gencin baş ağrısı var, eğer kulağına dua okursanız iyileşir ve kendisine gelir' dediler. Selman, gencin kulağına dua okudu, genç iyileşerek ayağa kalktı. Ve şöyle dedi: `Ben bunların zannettiği gibi hasta değilim. Demirci dükkanının önünden geçerken demircinin kızarmış demiri 1493 Usdü'l Gabe, c. 2, s. 331; Rical-i Keşşi s. 16; Biharü'l-Envar, c. 22, s. 347 1494 Rical-i Keşşi, s. 19
  • SELMAN-I FARİSÎ’NİN İLMİ (2)

    dövdüğünü görünce, `Onlar için demirden kamçılar vardır' ayetini hatırladım. Kıyametin azabının korkusundan bayılıp yere düştüm.' Gencin bu sözleri Selman'ın çok hoşuna gitti. Onu kendisine din kardeşi ederek gidip gelmeye başladı. Bir gün bu genç hastalandı. Selman onu ziyarete gittiğinde arkadaşının can vermek üzere olduğunu gördü. Selman ölüm meleğine hitaben şöyle dedi: `Ey ölüm meleği! Bu kardeşimin canını alırken ona kolaylık tanı!' Azrail: `Ya Selman! Ben tüm mü'minlerin canını alırken onlara kolaylık tanıyorum' dedi." 1495 1495 (Rical-i Keşşi, s. 18; Biharü'l-Envar, c. 22, s. 385).
  • SELMAN’IN SAKİFE OLAYINDAKİ MUHALEFETİ

    Sakife olayından sonra Selman, Gadr-i Hum olayını ortaya koyarak Allah Resulü'nün gerçek halifesinin Hz. Ali olduğunu her fırsatta beyan etmiştir. Bu arada Hz. Ali geceleri hanımı Hz. Fâtımâ'yı, oğulları Hasan ve Hüseyin'i yanına alarak, Muhacir ve Ensar'ın evlerini dolaşıyor ve gasp edilmiş haklarını geri almak için onlardan yardım istiyordu. Etrafında 40 kişi toplayarak onlardan canları pahasına söz aldı. Ve sabah şafak vakti saçlarını kazıyıp, kılıçlarını kuşanarak huzuruna gelmeleri için ahit aldı. Sabah olduğunda ise sadece Selman, Ebuzer, Mikdad ve Zübeyr olmak üzere dört kişi saçlarını kazıtmış ve kılıçlarını kuşanmış olarak Hz. Ali'nin huzuruna geldiler. Hz. Ali ertesi akşam tekrar aynı 40 kişiyi ziyaret ederek onlardan yardım istedi. Onlar yine şafak vakti huzurunda olacaklarına dair söz verdiler. Ne yazık ki sabah olduğunda o dört kişiden başka kimse hazır olmadı. Hz. Ali üçüncü gece tekrar aynı kişilerin evlerini ziyaret etti. Onlar yine aynı sözleri verdiler. Ancak yine o dört kişiden başkası gelmedi.
  • SELMAN’IN SAKİFE OLAYINDAKİ MUHALEFETİ (2)

    O zaman Hz. Ali halkın vefasızlığını görünce hakkından vazgeçip evine kapandı. Ama boş durmadı. Bu süre içinde Kur'an'ı toplamaya başladı." 1496 Selman-ı Farisî her fırsatta Hz. Ali'nin hilafet ve imamet hakkını vurgulayan konuşmalar yapıyordu: "Allah'a yemin olsun ki, Peygamberin vasiyeti ve ahdinize vefasızlığınızda her geçen gün daha da kötüleşiyorsunuz. Ve Ben-i İsrail kavminin akıbetine düçar olacaksınız. Eğer Hz. Ali'nin velayet ve hilafetine sarılırsanız Allah'a yemin olsun ki yeryüzünün ve gökyüzünün nimet kapılarını sizlere açar. Ben sizleri uyarıyorum, şu andan itibaren sizlerle olan arkadaşlık ve dinî kardeşlik bağlarımı koparıyorum." 1497 İmam Sâdık, Selman hakkında şöyle buyuruyor: "İmanın on derecesi vardır, Mikdad sekiz, Ebuzer dokuz ve Selman ise tamamına sahipti." 1498 Keşşi, İmam Sâdık'ın şöyle dediğini rivayet ediyor: "Selman, ilm-i evveli ve ahiri öğrenmişti, o ilim deryası ve biz Ehl-i Beyt'tendir." Selman'ın en büyük faziletlerinden biri de Hz. Ali'nin mucizevi bir şekilde Medine'den Medain'e gelerek Selman'ın gusül kefen ve defin işlerini yapmasıdır." 1499 Câbir b. Abdullah Ensari şöyle anlatıyor: "Bir gün Hz. Ali Medine'de bizimle sabah namazını kıldıktan sonra cemaate şöyle hitap etti: `Ey cemaat ! Yüce Allah, kardeşiniz Selman'ın vefatında sabırlarınızdan dolayı sizlere mükafat versin.' 1496 Şerh-u Nehcü'l Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 11, s. 14 1497 Rical-i Keşşi, s. 20, 24 1498 Biharü'l-Envar, c. 32, s. 341 1499 Menakib-i İbn-i Şehraşub, c. 2, s. 301; Biharü'l-Envar, c. 22, s. 373