• HZ. AMMAR`IN MÜSLÜMAN OLUŞU VE İŞKENCELERE TAHAMMÜLÜ (2)

    Ammar hakkında birçok ayet nâzil olmuştur. "Ateşte yanacak olan kafirler mi hayırlı yoksa ahiretten sakınarak, Rabbinin rahmetini umarak, geceleri secde ederek, kıyamda durarak, gönülden ibadet eden mi daha hayırlı?" 1430 Hz. Ammar Kuba Mescidi'nin yapımında da büyük hizmetlerde bulunmuştur. Ebu Said Hudri şöyle naklediyor: "Medine Mescidi yapımında biz taşları tek tek taşıyorduk ancak Ammar iki kişinin işini yapıyordu. Ve Resul-i Ekrem de onun mübarek yüzünün tozunu ve toprağını temizler ve hakkında şöyle buyururdu: Ey Sümeyye'nin oğlu! Kendine dikkat et! Sen azgın ve zâlim bir topluluk tarafından öldürüleceksin." 1431 Ammar Hz. Ali'den önce başa gelen halifelerin de saygı duyduğu bir şahsiyetti. Hz. Ömer onu Kûfe valiliğine atamıştı. Ancak bir süre sonra onu bu görevden aldı. Kendisine, "valilikten alındığın için rahatsız oldun mu?" diye sordu. Ammar şöyle cevap verdi: "Valiliğe atandığım için sevinmemiştim ki alındığım için üzüleyim."1432 1430 Zümer, 9 1431 Tabakatu'l Kübra c. 3, s. 252; Ayanu'ş-Şia c. 8, s. 46 1432 Usdü'l Gabe c. 4, s. 46
  • HZ. AMMAR`IN HALİFE OSMAN’A OLAN İTİRAZLARI

    Ammar, Hz. Osman'ın halifeliği döneminde yapılan yanlış uygulamalara şiddetle karşı çıkmaktaydı. Ammar'ın karşı çıktığı en önemli konu Ümeyyeoğulları'na Beytü'l-Mal'dan dağıtılan yüksek miktardaki paralardı. Bu uygulamaya başta Hz. Ali olmak üzere pekçok kişi de karşı çıkmaktaydı. 1433 Allah Resulü'nün vefatının ardından halife olan Hz. Ebu Bekir'e biat etmeyen ve hilafetin aslında Hz. Ali'nin hakkı olduğunu söyleyen 12 kişiden biri de Ammar'dı. O, başta Kureyş olmak üzere sahabeye hitaben yaptığı konuşmada hilafetin aslında Hz. Ali'nin hakkı olduğunu açıkça ifade etti. 1434 Ammar b. Yâsir'in Hz. Osman'a karşı muhalefeti hız kesmeden devam ettiği için, halife onu sürgüne yollamaya karar verdi. Osman Ebuzer`in Rebeze'de vefat ettiğini öğrenince onu rahmetle andı. Ammar ise şöyle dedi: "Evet, Allah Ebuzer'e rahmet etsin. Bizim elimizden kurtuldu." 1433 El-Gadir, c. 9, s. 25 1434 İhticac-i Tabersi, c. 1, s. 78
  • HZ. AMMAR`IN HALİFE OSMAN’A OLAN İTİRAZLARI (2)

    Ammar'ın bu sözü halifeye ağır geldi ve şöyle dedi: "Onu Rebeze'ye sürdüğüm için pişman olduğumu zannetme, seni de Rebeze'ye göndereceğim." Bunun üzerine Ammar'ın kabilesi olan Ben-i Mahzum Hz. Ali'nin yanına gelerek Ammar'ın sürgün edilmemesi için halifeyle konuşmasını istediler. Hz. Ali de Osman'la görüşerek ona şöyle dedi: "Ey Osman! Allah'tan kork! Ümmetin en sâlih ve iyilerinden birisini sürgün ettin o da sürgünde öldü (Ebuzer Gifari'yi kastediyor) ve şimdi de onun gibi birini mi sürgün edeceksin?" Bunun üzerine Hz. Ali'yle halife arasında şiddetli bir tartışma geçti. Osman, "Sen herkesten çok sürgün edilmeyi hak ediyorsun" deyince, Hz. Ali şöyle dedi: "Beni sürgün edebilirsin, önemli değil."1435 Tarih kitaplarında nakledildiği üzere Ammar, pekçok kez halife Osman'ın emriyle işkenceye mâruz kalmıştır. Yâkubi, Tarih'de şöyle nakleder: "Ammar büyük sahabe Abdullah b. Mesud'un vefatını vasiyeti üzerine Osman'dan gizlemek zorunda kaldı. Halife bunu öğrenince çok sinirlendi. `Benim haberim olmadan onu nasıl defnedebilirler?' dedi. Kendisine `Abdullah, Ammar'a böyle vasiyet etmiştir. Bu yüzden Ammar onu sizden habersiz defnetmiştir' dediler." Belazuri'nin nakline göre bu sebeple halife Ammar'ı o kadar dövdürdü ki Ammar sonunda fıtık oldu. Ammar'ın halifelerle olan asıl problemi her ortamda Hz. Ali'nin hilafetini savunması ve Gadr-i Hum'da Peygamberimizin ifadelerini halka hatırlatmasıydı. 1435 El-Gadir, c. 9, s. 17
  • HZ. AMMAR`IN HALİFE OSMAN’A OLAN İTİRAZLARI (3)

    Hz. Osman'ın öldürülmesinden sonra Hz. Ali'nin halife seçilmesinde de Ammar'ın rolü büyük olmuştur. Halka şöyle bir konuşma yapmıştır: "Ey Ensar topluluğu! Dün Osman'ın ne kadar hatalar yaptığına yakından şahit oldunuz. Bugün aynı hataya düşmeyin. Ali'nin geçmişi herkesten daha parlak ve bu işe herkesten daha layıktır." Bu konuşmadan sonra halk topluca Hz. Ali'ye biat etti. 1436 1436 Şerh-u İbn-i Ebi'l Hadid c. 4, s. 8
  • HZ. AMMAR’IN SIFFİN VE CEMEL SAVAŞLARINDAKİ ROLÜ

    Ammar b. Yâsir, Cemel ve Sıffin savaşlarında da büyük kahramanlıklarda bulundu. Cemel'de Hz. Aişe'nin devesinin yularını tutan ve cesur bir savaşçı olan Amr b. Yesrib'i öldürdü. Mâlik-i Eşter ve Ammar b. Yâsir Cemel Savaşı'nda eşsiz kahramanlıklar gösterdiler. Sıffin Savaşı'nda ise Ammar Şam ordusuyla savaşılması için Hz. Ali'yi teşvik edenlerin başında gelmekteydi. Ammar'a göre fitne ateşi alevlenmeden söndürülmeliydi. Ammar aynı zamanda Sıffin'de ordu komutanlarından biriydi. Keşşi ve diğer tarihçiler Ebu'l Bahtari'den şöyle naklederler: "Sıffin Savaşı'nda bir kase süt getirip Ammar b. Yâsir'e verdiler. O tebessüm ederek sütü aldı. Ve şöyle dedi: `Resulüllah şöyle buyurmuştu ki dünyada en son içeceğin bir kase süt olacaktır.' Ammar bu hadisi naklettikten sonra savaş meydanına gitti ve
  • HZ. AMMAR’IN SIFFİN VE CEMEL SAVAŞLARINDAKİ ROLÜ (2)

    burada Muaviye'nin ordusu tarafından hicri 38 yılında 94 yaşında şehit edildi." 1437 Ammar'ın şehadetinden sonra Hz. Ali'nin hakkaniyetinden şüphede olanlar derhal savaşa katıldı. Huzeyme b. Sabit'in oğlu Amare sürekli şöyle diyordu: "Bu savaşta Ammar b. Yâsir şehit düşünceye kadar elime kılıç almayacağım. Ammar'ın şehadetiyle hangi grubun hak olduğu anlaşılacak ve hüccet tamamlanacaktır. Zira Hz. Peygamberden Ammar'ın azgın ve zalim bir topluluk tarafından öldürüleceğini duydum." Huzeyme Ammar'ın şehadetinden sonra şöyle dedi: "Şimdi hakkı ve bâtılı çok iyi tanıdım." Huzeyme kılıcını eline alarak savaş meydanına gitti, büyük bir cesaretle savaşarak şehit oldu. 1438 Ammar'ın şehadet haberini alınca Hz. Ali savaş meydanında Ammar'ın naaşını aramaya koyuldu. Onun cenazesini yerde görünce oturdu, ağlamaya başladı. Ve üzüntüsünü şu şiirle dile getirdi: "Ey ölüm! Beni terk etmeyeceksin, Beni rahatlat, tüm dostlarımı Benden aldın. Sanki sen dostlarına zarar vermek için yaratılmışsın." Hz. Ali vasiyeti üzerine Ammar'ı kanlı elbiseleriyle, namazını kıldıktan sonra defnetti. 1439 1437 Usdü'l Gabe, c. 4, s. 46 1438 Usdü'l Gabe, c. 4, s. 47 1439 Usdü'l Gabe, c. 4, s. 47; Rical-i Keşşi c. 33
  • ADİYY B. HATEM-İ TAİ

    Adiyy, meşhur şair Hatem b. Tai'nin oğludur. Gerek cahiliye, gerekse İslamiyet döneminde cömertliğiyle ün salmıştı. Adiyy, 10. hicri yılda İslam'ı seçti. Peygamberin önde gelen sahabelerinden biriydi. Adiyy, Hz. Ali'nin yakın ve samimi dostlarından idi. İmam'a büyük bir sevgiyle bağlıydı. Aynı zamanda halife Osman zamanında yapılan haksızlıklardan da rahatsızdı ve bu rahatsızlığını her fırsatta dile getiriyordu. Adiyy b. Hatem, Cemel, Sıffin ve Nehrevan savaşlarına katılmış ve büyük kahramanlıklar göstermişti. İbn-i Mezahim şöyle der: "Sıffin Savaşı'nda şiddetli çatışmaların bir tanesinde Adiyy Hz. Ali'nin yanına gelerek şöyle dedi: `Ya Emirü'l-mü'minin! Ölümüne savaşalım mı?' Hz. Ali ona şöyle buyurdu, `Yaklaş.' Adiyy iyice Hz. Ali'nin yanına sokulunca imam şöyle dedi: Yazıklar olsun! Askerlerimin çoğu Bana itaat etmiyorlar. Ancak Muaviye'nin askerleri ona itaat ediyorlar."
  • ADİYY B. HATEM-İ TAİ (2)

    Bu olay gösteriyor ki Adiyy, Hz. Ali'nin yanında samimi bir dost ve sırdaş konumundaydı, ki kimsenin duymasını istemediği sırları ona açıklıyordu. Adiyy, evlatlarını da Cemel ve Sıffin savaşlarında şehit vermişti. Adiyy'in kabilesi olan Tai kabilesi, Hz. Ali'ye yardım gönderdiğinde Adiyy ayağa kalkarak halka şöyle hitap etti: "Ben Resulüllah döneminde Müslüman oldum, o günden beri kabilemin zekatını veriyorum, Resulüllah'ın vefatından sonra da mükafat ve cevap ümidiyle Ridde ehliyle savaştım. Mekkeliler Sana karşı biatlerini bozmuş ve önderliğine karşı koymuşlardır. Biz Senin yaranlarındanız. Ve emirlerine itaat etmek için buraya toplandık." 1440 1440 Emali, Şeyh Müfid, s. 296
  • ADİYY B. HATEM’İN SIFFİN SAVAŞI’NDAKİ ROLÜ

    Adiyy b. Hatem bu savaşta üç oğlunu şehit verdi. Şam ordusu Kur'an'ı mızrakların başına takarak, "Allah'ın Kitabı aramızda hakem olsun" sloganları atmaya başlayınca, Adiyy, Hz. Ali'nin yanına gelerek şöyle dedi: "Ya Emirü'l-mü'minin! Muaviye`nin askerlerinin çoğu hezimete uğramış, yenilgiyi tatmalarına ramak kalmıştır. Hedefimize ulaşmamıza çok az kalmıştır. Onlarla savaşmaya devam et." Ancak, askerlerin çoğu aynı fikirde değildi, Hz. Ali'yi barışa zorladılar. 1441 1441 Tarih-i Taberi, c. 5, s. 48; El-Kamil-u fi't-Tarih, c. 2, s. 386
  • ADİYY B. HATEM’İN HZ. HASAN’A BİATI

    Adiy, Hz. Ali'nin şehadetinden sonra İmam Hasan'a biat etti. İmamla Muaviye arasında Nuhayla denen bölgede meydana gelen savaşta Hz. Hasan'ın saflarında yer aldı. O'nun ordusuna katılan ilk kişiydi. Muaviye bir gün Adiyy b. Hatem'e Hz. Ali'nin nasıl bir şahsiyet olduğunu sorunca a o şöyle cevap verdi: "Ey Muaviye! Allah'a yemin ederim ki, Ali kâmil bir insan, yüce görüşlü, sağlam iradeli, konuşurken adalet saçan biriydi. O, ilim ve hikmet kaynağıdır. Dünya süslerinden uzak, gecenin karanlıklarında Rabbiyle münacaat eden bir aşıktı. Çok düşünür ve çok ağlardı. Yalnızken nefsini hesaba çekerdi. Ali, fakirane bir yaşantı sürerdi. Ve eski elbise giyerdi. O, bizim aramızda bizlerden biri gibi olurdu. O'ndan bir şey istediğimizde ise bizi huzuruna kabul ederdi. O kadar alçak gönüllü olmasına rağmen öylesine bir vakar ve azamete sahipti ki, huzurunda konuşmaktan çekinirdik. Konuşurken ağzından hikmetli sözler