• HALKIN TALEBİ İLE HİLAFETE GEÇMEK VE KÛFE’YE GİTMEK BİR MECBURİYET OLMUŞTUR

    İmam Hüseyin (a.s.) Mekke'den ayrılma kararı aldığında bir süredir Kûfe'den gelen mektupları dikkate alarak Kûfe'ye yöneldi. Kûfe halkının kendisine kıyamında sahip çıkacağını düşünmüştü. Ancak yolculuk sırasında Şukuk konağında Müslim bin Akil'in şehadetini öğrendiği gün, "Sevenlerimiz, bize yardım etmekten vazgeçmişlerdir" diyecektir. 350 350 Taberî, c. 7, s. 224
  • İMAM HÜSEYİN KÛFE’YE DOĞRU İLERLİYOR

    İmam Hüseyin (a.s.) "gitme" şeklinde yapılan tüm ikazlara rağmen verdiği karardan dönmemiştir. Hatta şair Ferezdak'dan duyduğu "Kalpleri sizinle ama kılıçları sizinle değil" açıklaması dahi onu (a.s.) vazifesinden döndürmemiştir. Bu kararlılık, elçi olarak gönderdiği Müslim bin Akil'in ölüm haberini aldığında dahi devam etmiştir. İmam Hüseyin, kendisine yazılan on beş binin üzerindeki mektubun mesuliyeti ile, halifesiz kaldıklarını söyleyen Kûfeliler'e yardım etmeye kararlıydı. Mekke'nin çıkışında Mekke Valisi Amr b. Said b. As geri dönmesi için bir birlik gönderdiyse de İmam (a.s.) bunu dinlememiştir. Bu kararlılıkla yoluna devam ederken, "Hacir" adındaki konağa vardığında Müslim bin Akil'e ve Kûfe halkına ikinci bir mektup yazdı: "Allah'a hamd, Peygamber (s.a.v.)'e salat ve selamdan sonra, bize yardım etmek ve hakkımızı talep etmek için toplanmış oldu-
  • İMAM HÜSEYİN KÛFE’YE DOĞRU İLERLİYOR (2)

    ğunuzu bildiren Müslim bin Akil'in mektubu bana ulaştı. Allah-u Teala'dan hepimize güzel ihsanda bulunmasını (akıbetimizi hayır etmesini) ve bu ittihada karşı da size en büyük sevapları lütufta bulunmasını niyaz ederim. Ben de Zilhicce ayının sekizi, salı günü Mekke'den ayrılıp size doğru hareket ettim. Elçim size ulaştığında işlerinizi süratle düzene sokun. Ben de bu birkaç günün içerisinde gelip size ulaşırım." 351 351 Ensab'ül Eşraf, c. 3, s. 167
  • İMAM HÜSEYİN KÛFELİLER’İN GERÇEK NİYETİNİ BİLDİĞİ HÂLDE KÛFE’YE GİTME KARARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR

    İmam (a.s.)'ın, Kûfe yolunda kendisini çağıranların gerçek niyetlerini bildiğini ifade eden konuşmaları da olmuştur. Kûfeli olduğunu söyleyen bir yolcu ile aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir: "Ben hac amellerini yaptıktan sonra, süratle Kûfe'ye döndüm. Yolda birkaç çadırla karşılaştım, o çadırların sahibinin kim olduğunu sordum, bunlar Hüseyin bin Ali (a.s.)'ın çadırlarıdır" dediler. Bu sözü duyar duymaz büyük bir istekle, Peygamberin (s.a.v.) torunu Hüseyin (a.s.)'ı ziyaret etmek için ona doğru hareket edip Hazretin kendine mahsus olan çadırına gittim; onu yaşlanmış bir hâlde buldum. Kur'an okuduğunu ve gözyaşlarının da yanaklarına süzüldüğünü gördüm. "Annem babam sana feda olsun, ey Peygamber (s.a.v.)'in torunu, seni bu susuz ve otsuz sahraya çeken sebep nedir?" diye sordum.
  • İMAM HÜSEYİN KÛFELİLER’İN GERÇEK NİYETİNİ BİLDİĞİ HÂLDE KÛFE’YE GİTME KARARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR (2)

    İmam (a.s.) cevaben şöyle buyurdu: "Bir taraftan bunların (Ben-i Ümeyye kavmi) beni tehdit etmesi, (diğer taraftan da) Kûfe halkının bana gönderdikleri davetnâmelerdir. Beni öldüren de Kûfe halkı olacaktır. Bu cinayeti işlediklerinde ilahî emir ve düsturların ihtiramını ortadan kaldırdıklarında Allahu Teala da onları katleden ve hatta onları, kadınların hayızlık döneminde kullandıkları bezden daha kötü ve aşağı bir duruma sokacak olan bir kimseyi onlara musallat kılacaktır." 352 352 el-Bidaye ve'n-Nihaye, c. 8, s. 169
  • HİKMETLER

    Kûfe'de Hz. Hüseyin'i bekleyen 15 bin Müslüman vardı. Biat ettiklerini mektupla bildirerek onu Kûfe'ye davet etmişlerdi. Bu yüzden öldürüleceğini bildiği hâlde Kûfe'ye gitmekten vazgeçmedi. Çünkü kendisine biat eden insanlar, Hz. Hüseyin gerekçesi ile zulme uğrayabilirdi. Bunu engellemek için Kûfe'ye giderek onlara sahip çıkması gerekiyordu. İmam (a.s.)'a biat yüzünden insanlar öldürülüp bir zarara uğramış olsa idi, onun da vicdan azabını çekecekti. Mesuliyet sahibi olduğunu düşünüyordu. İmam Hüseyin (a.s.)'ın bu mesuliyet duygusunun yanında kendisine güvenen ve mektupları ile yardım isteyen kişilere karşı müthiş bir vefa duygusu da söz konusudur. Bu vefa duygusu İmam (a.s.)'da öyle güçlü idi ki, öldürüleceğini bildiği hâlde ondan yardım isteyenleri bırakmamıştır.
  • MÜSLİM BİN AKİL KÛFE YOLUNDA

    İmam Hüseyin (a.s.) Mekke'de iken Kûfeliler hakkında rapor alması için Müslim bin Akil'i vazifelendirmişti. Göndermeden evvel bu işi gizli tutmasını, insanların aynı görüş etrafında birleştiklerini gördüğünde derhal bu durumu kendisine haber ermesini tavsiye etti. 353 Hemen belirtelim ki, Müslim'in isyan çıkarttığı gün İmam Hüseyin (a.s.)'ın Mekke'den Kûfe'ye doğru hareket ettiği gündür. Bazı eserlerde Müslim'in bu yolculuğa Kays b. Müshir'üs-Saydavî, Umare bin Zübeyd ve Abdurrahman b. Abdulhah Erhabî ile birlikte çıktığı yer almaktadır. 354 İmam Hüseyin Kûfe'ye doğru ilerleyedursun, biz zamanı geriye alıp, İmam'ın Mekke'den ayrıldığı güne kadar Müslim bin Akil'in Kûfe'de şehadeti ile sonuçlanan olayları inceleyelim: 353 el-Futuh, c. 5, s. 36 354 Tarih-i Taberî, c. 6, s. 196
  • MÜSLİM BİN AKİL KÛFE YOLUNDA (2)

    İmam'ın Mekke'den Kûfe'ye doğru hareket ettiği gün aslında Müslim bin Akil için hayat sona ermişti. Ve İmam için aldığı biatlerin hiçbir hükmü de kalmamıştı. Müslim bin Akil, İmam Hüseyin (a.s.)'ın Kûfeliler'e yazdığı mektupla beraber, Ramazan ayının ortalarında Mekke'den ayrıldı. Medine'ye uğrayarak Resulüllah (s.a.v.)'in kabrini ziyaret etti. Ve yanına Medine'den iki kılavuz alarak Kûfe'ye doğru yollandı. Ancak, ağır çöl şartlarında iki kılavuz da hayatını kaybetti. Müslim b. Akil, kendi gayretleri ile "Medik" denilen bölgeye ulaştığında İmam Hüseyin (a.s.)'a bir mektup yazarak yola devam etmek istemediğini yazmıştır. İmam ona şöyle cevap vermiştir: "Allah'a hamd ve Peygamber (s.a.v.)'e salat ve selamdan sonra, ben bu mektubu yazmana ve sana verdiğim memuriyetten istifa ettiğini bildirerek mâzur görmemi istemene korku ve dehşetin sebep olduğu endişesindeyim. Ama sen bu korkuyu bir kenara bırak, sana verdiğim memuriyeti yerine getir ve yoluna devam et. Vesselam." 355 355 Tarih-i Taberî, c. 7, s. 237
  • HİKMETLER

    İmam Hüseyin henüz kıyamın başında, yıllardır babası, ağabeyi ve kendisinin çekindiği konu ile yüz yüze kalmıştır. Bu konu, karşısında mücadele vereceği makam veya bu makamın imkanları değil, yanında yer alan insanların korkarak veya çekinerek kendisini yalnız bırakması idi. Akrabalarından en güvendiği kişi olan Müslim'in henüz Kûfe yoluna yeni çıktığı bir anda vazifeden azledilmesini istemesi, İmam'ın aslında kıyam ederken yalnız olduğunu ve bir tek Allah'ın yardımına güvendiğini gösteriyor.
  • MÜSLİM BİN AKİL KÛFE’DE

    Müslim, İmam (a.s.)'ın "korkmadan yola devam et" şeklindeki cevabını aldıktan sonra yola devam etmiş ve Kûfe'ye ulaşmıştır. "Müslim, Ramazan ayının on beşinde Kûfe'ye vardı." 356 Kûfe'de kaldığı yerle ilgili farklı rivayetler vardır. Muhtar b. Ebu Ubeyde 357 veya Müslim b. Avsece kendisine evini açmıştır. 358 Yapılan toplantıda, İmam Hüseyin (a.s.)'dan gelen mektubu duyanlardan Abis b. Ebi Sebib'üs-Sakin, Habib b. Müzahir, Said b. Abdullah Hanefî ve Haccac b. Ali ayağa kalkarak birer konuşma yaptılar ve kılıçlarını çekip bu yolda çarpışacaklarını ve Allah katındaki ecirden başka bir şey beklemeyeceklerini de ifade ettiler. Müslim bin Akil hızla İmam Hüseyin (a.s.) için biat alıyordu. Biat aldığı kişilerin sayısı ile ilgili olarak 12 bin kişi 359, 18 bin kişi 360 veya 20 bin kişi 361 olduğuna dair rivayetler vardır. 356 Muruc'üz-Zeheb, c. 2, s. 86 357 el-İrşad, c. 2, s. 41 358 Tehzibu't-Tehzib, c. 2, s. 349 359 Taberî, Tarih, c. 5, s. 347-348 360 İbn-i Kesir, c. 8, s. 152 361 İbn-i Asem, c. 3, s. 46