• ABDULLAH İBN-İ ABBAS’IN, İMAM HÜSEYİN’E “HANIMLARINI VE ÇOCUKLARINI GÖTÜRME!” ŞEKLİNDEKİ TAVSİYESİ

    Abdullah İbn Abbas, Hz. Hüseyin'e şunu söylüyor: "Anlaşılan sefere çıkmaya kararlısın ama hiç değilse hanımları ve çocukları beraberinde götürme. Çünkü seni onların gözleri önünde öldürmelerinden korkuyorum." İmam (a.s.), İbn-i Abbas'ın bu teklifine karşılık şöyle buyurdu: "Allah'a and olsun ki onlar, kanımı dökmedikçe benden vazgeçmeyeceklerdir. Bunu yaptıkları taktirde de Allah-u Teala onlara kendilerini zelil ve hakir kılacak birini gönderecek ve onlar hanımların hayızlık hâlinde kullandığı bezden daha aşağı ve hor bir hâle düşeceklerdir." 339 339 İbn'ül Esir, el Kamil, c. 4, s. 39
  • MEKKE’DEN AYRILMASINI ELEŞTİRENLERDEN BİRİ DE ABDULLAH BİN ZÜBEYR’Dİ

    Hatırlanacağı gibi Yezid halifeliğini ilan etmesinin ardından ilk icraat olarak Medine Valisi Velid'e mektup yazarak, biatten kaçınacağını düşündüğü Hz. Hüseyin (a.s.) ve Abdullah bin Zübeyr'den biat almasını istemişti. O gece Hüseyin bin Ali (a.s.) biat etmeden Velid'in yanından ayrılmış; daha sonra Velid'in makamına gelen Abdullah bin Zübeyr ise, biatten kaçınarak gece karanlığında şehri terk etmişti. Mekke'ye yerleşen Abdullah bin Zübeyr, burada halifelik hayalleri kurmakta idi. Ancak, İmam Hüseyin (a.s.)'ın Mekke'ye gelişi ile halkın kendisine olan teveccühü İmam (a.s.)'a kaymış ve Abdullah bin Zübeyr'in sohbetlerini dolduranlar artık İmam (a.s.)'ın meclisinde yer almaya başlamıştı. Abdullah bin Zübeyr de bazen her gün, bazen de iki günde bir bu meclise iştirak ederek halkın nabzını yokluyordu. İmam (a.s.)'ın kendi bulunduğu şehirde olmasından aslında rahatsızdı. İmam Hüseyin (a.s.)'ın Irak'a hareket etme kararını duyar duymaz yanına giderek ona şöyle dedi: "Ey Resulüllah (a.s.)'ın torunu, eğer Irak'ta benim de sizin taraf-
  • MEKKE’DEN AYRILMASINI ELEŞTİRENLERDEN BİRİ DE ABDULLAH BİN ZÜBEYR’Dİ (2)

    tarlarınız gibi taraftarlarım olsa idi, her bölgeden daha fazla orayı tercih ederdim. Ama bununla birlikte Mekke'de kalıp da Müslümanlara önderlik yapmayı sürdürmek isterseniz, biz de size biat edip, sizinle aynı fikri savunur ve sizi desteklemekten çekinmeyiz." İmam Hüseyin (a.s.) şöyle karşılık verdi: "Babam, Mekke'de bir koçun (reisin) bulunmasıyla, o şehrin ihtiramının ortadan kalkacağını bana haber vermiştir; ben o koç olmayı (Allah'ın evine, benim sebebimle ihanet edilmesini) istemiyorum. Allah'a and olsun ki, Mekke'den bir karış uzakta öldürülmem, orada öldürülmemden daha iyidir. Yine Mekke'den iki karış uzakta öldürülmem onun bir karış yakınında öldürülmemden daha iyidir." İmam (a.s.) sözlerine şöyle devam etti: "Allah'a anda olsun ki, yılanın deliğinde bile olsam, beni öldürmekle hedeflerine ulaşacakları için beni oradan çıkarırlar. Vallahi yahudi kavmi, cumartesi gününün ihtiramını gözetmediği gibi, bunlar da benim ihtiramımı gözetmeyeceklerdir." 340 İmam Hüseyin (a.s.) Abdullah bin Zübeyr yanından ayrıldıktan sonra onun hakkında şöyle demiştir: "Zâhirde benim Mekke'de kalmama ilgi göstermesine rağmen o gerçekte her şeyden daha fazla benim Mekke'den çıkmamı istiyor. Çünkü burada kalacak olursam artık kimsenin ona teveccüh etmeyeceğini çok iyi bilmektedir." 341 İbn Zübeyr, İmam Hüseyin (a.s.)'ın hakkında söylediği gibi düşünmekte idi. Yezid'in ölümünden sonra halifelik iddiasında bulunmuştur. Bu konuyu Kerbela faciasının ardından yaşananlar bölümünde vereceğiz. 340 Ensab'ül Eşraf, c. 3, s. 164 341 Taberî, c. 7, s. 383
  • EBU SAİD EL-HUDRÎ’NİN NASİHATİ

    "Ebu Said el-Hudrî (ra), İmam Hüseyin'in (a.s.) yanına gelip, "Ey Ebu Abdullah! Ben senin için hayırlı bir öğütçüyüm ve şefkatliyim. İşittiğime göre, taraftarın olan kavim sana mektup yazmış. Sakın onları yanına gitme! Kûfe'de babandan işitmiştim. Demişti ki: "Vallahi, ben onlara küstüm. Onlar da bana küstüler. Ben onlara kızdım onlar da bana kızdılar. Ben onlardan bir vefa ve hayır görmedim. Onların ne sebatları, ne azimleri, ne de kılıca dayanmaları ve göğüs germeleri var!" 342 342 Zehebî, Siyer-u A'lami'n-Nübela, c. 3, s. 197
  • MUHAMMED BİN HANEFİYYE DE IRAK’A GİTMEMESİ İÇİN İKAZDA BULUNANLARDANDI

    Hac zamanı Mekke'ye gelen Muhammed Hanefiyye, İmam Hüseyin'in (a.s.) Mekke'den de ayrılacağını öğrenince ona şunları nasihat etmiştir: "Kardeşim! Kûfe halkının baban Ali (a.s.) ve kardeşin Hasan (a.s.)'a vefasızlık edip sözlerinde durmadıklarını biliyorsun. Ben bu insanların sana karşı da aynı muameleyi yapmalarından korkuyorum. Öyleyse, Irak'a hareket etmemen ve Mekke şehrinde kalman daha doğru olur. Çünkü sen bu şehirde ve Allah'ın hareminde herkesten daha fazla tutuluyorsun. Halkın nezdinde diğer kimselerden daha fazla itibara sahipsin, daha fazla saygınlığın var." İmam (a.s.) kardeşine cevaben şöyle buyurdu: "Ben, Yezid'in beni Allah'ın evinde hile ile öldürtmesinden ve böylelikle de o evin ihtiramının ortadan kalkmasından korkuyorum." Muhammed-i Hanefiyye, "Bu surette Irak'tan vazgeçip Yemen'e
  • MUHAMMED BİN HANEFİYYE DE IRAK’A GİTMEMESİ İÇİN İKAZDA BULUNANLARDANDI (2)

    veya daha emniyetli başka bir bölgeye doğru hareket etmen daha iyi olur" diye teklifte bulundu. İmam Hüseyin (a.s.) kardeşine, "Senin teklifini de dikkate alacağım" cevabını verdi. 343 Ancak, ertesi sabah İmam'ın (a.s.) ona yapılan tavsiyeleri dinlemeyerek inandığı yolda devam edecektir. Irak istikametine yola çıktığını duyduğunda Muhammed-i Hanefiyye yolda ona yetişerek şöyle dedi: "Kardeşim, sen dün gece teklifimi dikkate alacağına ve onun üzerinde düşüneceğine dair söz vermedin mi?" diye sordu. İmam (a.s.) cevabında şöyle buyurdu: "Evet, ama birbirimizden ayrıldıktan sonra rüyamda Resulüllah (s.a.v.)'i gördüm, bana şöyle buyurdu: Ey Hüseyin! Hareket et, zira Allah-u Teala seni öldürülmüş görmek istiyor." Muhammed bin Hanefiyye bu cevabı alınca, "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" dedi. 344 343 el-Luhuf, s. 65 344 el-Luhuf, s. 65
  • ABDULLAH BİN CÂFER IRAK’A GİTME KARARINDAN VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞMIŞTIR

    İmam Hüseyin (a.s.) Mekke'den hareket ettikten sonra Abdullah bin Câfer, oğulları Avn ve Muhammed vasıtasıyla, İmam (a.s.)'a ulaştırılmak üzere bir mektup göndermiştir: "Allah'a hamd, Peygamber (s.a.v.)'e salat ve selam ederim. Bu mektup eline ulaştığında Allah için karar vermiş olduğun bu yolculuktan vazgeçip Mekke şehrine geri dön. Çünkü bu yolculukta öldürülmenden, çoluk çocuğunun perişan olmasından, hidayet bayrağı ve mü'minlerin ümidi olan senin gibi bir şahsiyeti kaybederek ilahî nurun söndürülmesinden korkuyorum. Hareket etmekte acele etme; zira ben de müteakiben kısa bir süre sonra size ulaşacağım." 345 Abdullah bin Câfer, o sırada Yezid tarafından Mekke şehrinde hac emiri olarak atanan Amr bin Said'den bir güvence mektubu 345 İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 3, s. 277
  • ABDULLAH BİN CÂFER IRAK’A GİTME KARARINDAN VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞMIŞTIR (2)

    aldı. Hatırlanacağı gibi, Amr bin Said Mekke'ye aslında İmam Hüseyin (a.s.)'a suikast yapmak için görevlendirilmişti. Abdullah bin Câfer, İbn-i Said'den alınacak böyle bir güvencenin İmam'ın Mekke'de kalmasında ikna edeceğini düşünmüştü. Irak'a doğru hareket eden İmam Hüseyin (a.s.)'a yolda bu mektubu sundu, yanında Yahya bin Said de vardı. İmam onlara şöyle buyurdu: "Ben rüyamda Resulüllah (s.a.v.)'i gördüm ve bu rüyada, O'nun emriyle çok önemli bir işe emredildim. O iş ister zararıma olsun, ister yararıma, o işi yapmam gerekir." Abdullah bin Câfer rüyanın mahiyetini sorduğunda ise, İmam (a.s.), "Bu rüyamı hiçbir kimseye söylemiş değilim Rabbimle mülakat edene dek de hiç kimseye söylemeyeceğim" buyurdu. 346 346 İrşad-ı Müfid, s. 219
  • HZ. HÜSEYİN, TERK ETME HUSUSUNDA MEKKE VALİSİ’NE CEVAP YAZMIŞTIR

    Hz. Hüseyin Mekke Valisi Amr bin Said'in mektubuna şöyle karşılık yazdı: "İmdi, Yüce Allah'a davette bulunan, sâlih amel işleyen kişi, Allah'a ve Resulü'ne (s.a.v.) muhalefet etmez. Ben, Müslümanlardan birisi tarafından eman, iyilik ve akrabalık hukukunun gözetileceği vaadi ile geri dönmeye davet ediliyorum. Emanların hayırlısı, Allah'ın emanıdır. Allah'a ve kıyamete inanan kişiyi kimse korkutmaz. Biz dünyada üzerimizdeki emanetlerden dolayı kıyamet günü çekileceğimiz hesabın korkusunu içimizde taşıtmasını Allah'tan dileriz. Eğer insan olarak sen Kitabullah'a göre bana karşı akrabalık hakkını gözetmeye, iyilik etmeye niyetlendin ise, dünyada ve ahirette hayırla mükafatlanasın... Vesselam." 347 347 Taberî, Tarih, c. 6, s. 219-220
  • MEKKE EMİRİ ŞEHRİ TERK ETMESİNE MÂNİ OLMAK İSTİYOR

    Amr bin Said İmam Hüseyin'i (a.s.) sözleriyle Irak'a gitmekten vazgeçiremeyince; bu defa Yahya bin Said komutasında bir grup silahlı askeri Hz. Hüseyin (a.s.)'ın üzerine gönderdi. Ancak bunlar da İmam'ı kararından vazgeçirememiştir. 348 O tarihlerde Mekke Valisi olan Amr b. Said b. As, kardeşi Yahya b. Said komutasında bir orduyu üzerine gönderdi. Birlik kumandanı, "Meke Valisi geri dönmeni sana emrediyor. Dönmek istemezsen, seni gitmekten zorla alıkoyarım!" dedi. İmam Hüseyin (a.s.) dönmeyip, yola devam etmek isteyince, iki taraf birbirlerine kamçılarla giriştiler. Mekke Valisi Amr b. Said, olanları işitince, işin karışmasından korktu. Birlik kumandanına haber gönderdi. Dönüp gelmesini emretti." 349 348 Ensab'ül Eşraf, c. 3, s. 146 349 Dineverî, Kitab'ul Ahbar, s. 244