• İMAM HASAN (A.S.)’IN ÖLÜMÜNDE İMAM HÜSEYİN (A.S.)

    "Muhammed b. Müslim şöyle rivayet etmiştir: Ebu Câfer (Muhammed Bâkır) (a.s.)'ın şöyle dediğini duydum: "Hasan b. Ali vefat edeceği sırada Hüseyin (a.s.)'a dedi ki: "Ey kardeşim! Ben sana bir vasiyette bulunacağım, bu vasiyetimi iyi koru. Öldüğüm zaman, beni yıka, kefenle, güzel kokular sürerek defne hazırla. Sonra beni Resulüllah (s.a.v.)'in yanına götür ki, O'nunla ahdimi tazeleyeyim. Sonra annemin tarafına çevir. Sonra beni getir ve Baki Mezarlığı'na defnet." Hasan (a.s.) vefat edince, ardından Resulüllah (s.a.v.)'in cenaze namazlarını kıldığı musallanın bulunduğu yere götürüldü. Namazını Hüseyin (a.s.) kıldı." 169 169 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 553
  • İMAM HASAN (A.S.)’IN VEFATINDAN SONRAKİ DÖNEM

    İmam Ali (a.s.)'a olan sevgi ve bağlılıkları ile bilinen Iraklı İmam Hasan (a.s.)'ın şehadetinden sonra Hz. Hüseyin (a.s.)'a gelerek kendisinin halife olmasını istediler. "Hasan (a.s.) vefat edince, Iraklılarda hareketlenme başladı. Hüseyin (a.s.)'a Muaviye'nin hilafetten indirilmesi ve kendisine biat edilmesi hususunda mektuplar yazmaya başladılar. Fakat Hüseyin (a.s.) onlara karşı çıktı. Kendisiyle Muaviye arasında bir ahid ve sözleşme olduğunu belirterek anlaşmanın süresi dolmadan onu ihlal etmenin kendisine câiz olmadığını vurguladı. Fakat Muaviye ölünce bu mesele üzerinde düşünmeye başladı."170 170 el-İrşad, c. 2, s. 32
  • HİKMETLER

    İmam Hasan (a.s.)'ın şehadetinden sonra, Muaviye ile yapılan anlaşmaya neden sâdık kaldığı sorulabilir. Muaviye Emevî hanedanının düşünce yapısına sahip ve İslam karşıtı bir zihniyete sahipti. Ancak uyguladığı siyasetle bir yandan Hz. Osman'ın şehadetini ve diğer yandan da İmam Hasan (a.s.) ile yaptığı barış anlaşmasını lehine kullanarak, icraatlarına İslamî bir kılıf yapmıştır. Halkın nazarında dinî hükümlere riayet eder görünmesi, gerçek kimliğini gizlemekte idi. İmam Hüseyin (a.s.)'ın Muaviye'ye böyle bir ortamda kıyam etmesi, silahlı bir ayaklanmaya kalkışması halkın tepkisini çekecekti. Ve çok kurnaz olan Muaviye bu durumu iktidarı ele geçirme hareketi olarak halka anlatacaktı. Ancak İmam Hüseyin (a.s.)'ın kıyamı, hakkın bâtıla karşı olan mücadelesidir. Bu yüzden en uygun zamanı beklemiştir. Şartlar olgunlaşmadığı için de Muaviye dönemini ağabeyi İmam Hasan (a.s.) gibi sessiz geçirmiştir.
  • HİKMETLER (2)

    Ben-i Ümeyye Soyu ve Emevî İdarecileri Halifelik Makamına Genel Bir Bakış İmamların Vasfı Ehl-i Sünnet Kaynaklarında Halifenin Vasıfları Oniki Halifeye Dâir Ehl-i Sünnet Kaynaklarındaki Hadisler Emevîler Emevîler Döneminde Genel Siyaset Anlayışı
  • BEN-İ ÜMEYYE SOYU VE EMEVÎ İDARECİLERİ

    Hz. Resulüllah (s.a.v.)'in gelişinden hemen önceki dönem cahiliye çağı olarak nitelendirilmektedir. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin zamanı ise "Asr-ı Saadet" olarak anılan devirdir. Ancak, İslam Peygamberinin (s.a.v.) rıhletinden sonraki dönemde sahabiler adeta Resulüllah (s.a.v.)'in sünnetini unutmaya başlamışlardır. Henüz Hz. Peygamber (s.a.v.) defnedilmeden, Sakife gölgeliğinde yapılan halife seçimi, Arap toplumu içindeki kabilecilik şuurunun aslında unutulmadığını gösteriyordu. Muhacir ve Ensar'ın adayları arasında, ümmetin çok azını temsil eden bir topluluk, Hz. Ebubekir'e biat etti. Oysa Resulüllah (s.a.v.), rıhletinden üç ay gibi kısa bir zaman önce Gadr-i Hum denilen bölgede İmam Ali (a.s.)'ı yerine halife olarak tayin etmişti. Sakife günü Hz. Ebubekir'e (ra) biat edenler ve orada bulunmayan yüzbinin üzerindeki sahabe ise bu işe şahitti.
  • BEN-İ ÜMEYYE SOYU VE EMEVÎ İDARECİLERİ (2)

    İslam hukukunda naslarla belirlenen halife tayininin bir anda birkaç şahsın oyu ile bir tercih meselesi yapılması İslam tarihinde bir dönüm noktasıdır. İşte bundan sonra Cenab-ı Hakkın nassı ile belirlenen bir halife tayini söz konusu edilmemiştir. Hz. Ebubekir gibi bir kesim insanın oyu ile seçilen, Hz. Ömer gibi bir önceki halife tarafından tayin edilen ve Hz. Osman gibi 6 kişilik bir şûra heyetinin belirlediği halifeler başa geçmiştir. Nitekim Hz. Ebubekir (r.a.), bu makama layık olmadığını ifade dahi etmiştir: "Sizin en iyiniz ben olmadığım halde başınıza geçmiş bulunuyorum." 171 Böyle bir seçim usulüyle gelenler ise, yaptıkları icraatlarda zaman içinde Kur'an ve Resulüllah (s.a.v.)'in sünnetinden sapmalara engel olamamışlardır. Bu halifeler arasında halifelik hakkı, naslarla ve hadislerle sabit olan Hz. Ali (a.s.) döneminde İslam Kur'an ve Sünnet çizgisinde uygulanmıştır. 171 Ali ve'l-Hakimun, s. 109
  • İMAMLARIN VASIFLARI

    İmamet, sözlük anlamı olarak liderlik ve kılavuzluk demektir. İslam literatüründeki mânâsı ise, dinî ve dünyevî tüm konularda toplumun liderini ve idarecisini anlatır. Masum imamların ifadeleri ile, imamların vasıflarına bakalım: 1- Abdullah b. Sinan şöyle rivayet etmiştir: "Ebu Abdullah (Câfer s-Sâdık) (a.s.)'a, "Allah, sizden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri halife kıldığı gibi onları da yeryüzüne halife kılacağını vaad etti" 172 ayetini sordum. Buyurdu ki: "Burada kastedilenler imamlardır." 173 2- İbn Ebu Nasr şöyle rivayet etmiştir: "Ebu'l Hasan er-Rıza'ya (Ali b. Musa), "Ey iman edenler! 172 Nur, 55 173 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 333
  • İMAMLARIN VASIFLARI (2)

    Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun" 174 ayetinin anlamını sordum. Buyurdu ki: "Doğrulardan maksat imamlardır. Ve onlara itaat ederek doğruluklarını gösterenlerdir." 175 3- El-Veşşa şöyle rivayet etmiştir: "İmam Rıza'ya (Ali b. Musa) bir soru yönelttim ve dedim ki: "Sana kurban olayım! "Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline Buyurdu ki: "Biz zikir ehliyiz ve bilinmeyen şeylerin sorulması gerekenler biziz." Dedim ki: "Siz sorulanlar, bizler de soranlar mıyız?" İmam, "Evet" dedi. Dedim ki: "Size sormamız bizim üzerimizde bir hak mıdır?" İmam (a.s.), "Evet" dedi." 176 4- Abdurrahman b. Kesir şöyle rivayet etmiştir: Ebu Abdullah (a.s.)'a, "Eğer bilmiyorsanız, zikir ehlinden sorunuz" 177 ayetini sordum. Buyurdu ki: "Zikirden maksat, Muhammed (s.a.v.)'dir. Biz de bilinmeyen şeylerin sorulması gereken ehliyiz." Dedim ki: "Bu Kur'an senin için ve kavmin için bir zikirdir. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız." 178 Dedi ki: "Burada kastedilen biziz. Biz zikir ehliyiz. Biz sorulan kimseleriz." 179 5- Ebu'l Hasan er-Rıza'ya (Ali b. Musa as) dedim ki: 174 Tevbe, 119 175 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 359 176 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 363 177 Nahl, 43 178 Zuhruf, 44 179 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 363
  • İMAMLARIN VASIFLARI (3)

    "İmam öldüğünde ondan sonraki hangi özelliği ile bilinir?" Buyurdu ki: "İmamın bazı işaretleri vardır. Bunlardan biri, babasının en büyük oğlu olması, biri de fazilet ehli olması ve kendisine vasiyette bulunulmuş olmasıdır. Öyle ki, misafir bir kafile gelip, "Vefat eden imam kimi vasiyet etti?" dediklerinde, onlara, "Falancayı vasiyet etti" denir." 6- Ebu Bâsir, Ebu Abdullah (a.s.)'dan şöyle rivayet etmiştir: "Onun te'vilini Allah'tan ve ilimde derinleşenlerden başkası bilmez" 180 hakkında şöyle buyurmuştur: "İlimde derinleşenler/rasihun biziz, Kur'an'ın te'vilini biz biliriz." 181 7- Ebu Bâsir, şöyle rivayet etmiştir: "Ebu Câfer (Muhammed Bakır) (a.s.), "Kur'an kendilerine ilim verilenlerin göğüslerindeki apaçık ayetlerdir.182 ayeti ile ilgili olarak şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, ey Ebu Muhammed! Burada mushafın iki kapağı arasındaki ayetler kast edilmemiştir." Dedim ki: "Sana kurban olayım. Peki ayetleri bilenler kimlerdir?" Buyurdu ki: "Acaba bizden başkası olabilir mi?" 183 8- Ebu Vellad şöyle rivayet etmiştir: "Ebu Abdullah'a, "Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler" 184 ayetini sordum. 180 Âl-i İmran, 7 181 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 367 182 Ankebut, 49 183 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 375 184 Bakara, 121