• HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN’İN BABALARINI DEFNETTİKTEN SONRA KARŞILAŞTIKLARI DERVİŞ

    "Rivayet edilmiştir ki; Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) Emir Hazretlerini gömüp geri döndüğü zaman bir fakire rast geldiler ki, hazin bir sesle ağlayıp duruyordu. Hâlini sordular, adam, "Ey azizler, bir garip göçmenim. Mihnetim çok, arkadaşım yoldaşım yok" diye cevap verdi. Yeniden sordular: "Bu vakte kadar arkadaşın kimdi?" Fakir: "Bir yıl kadar var ki, her gün bu şehirden bir kimse, bana doğru gelir benimle dostluk eder, bütün ihtiyaçlarımı verir, giderdi." "İsmi nedir?" Cevap verdi: "Ben de ismini sormuştum. Bana, "Benim merhametim Hakkın rızası içindir, ün için değil" dedi. "Şekli, hâli nasıl bir kimseydi?" "Ben bir gözsüzüm fakat şu kadar biliyorum ki, iki gündür bana mübarek ayağıyla gelmiyor. Hâlimden şefkatli bakışlarımı eksik etti."
  • HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN’İN BABALARINI DEFNETTİKTEN SONRA KARŞILAŞTIKLARI DERVİŞ (2)

    Sordular: "Tavrının nişanesi ne idi?" Fakir cevap verdi: "İşi gücü Allah'ın mübarek ismini diline tesbih eylemekti. Şu gerçek ki, onun tesbih ve tehlil sesine gökteki meleklerden cevap işittim. Her saat benimle konuşmaktan sevinç duyup, "Tevazuu seven mütevazı olarak oturur, garip de garip olarak oturur" derdi. Hasan ve Hüseyin bu sözlerden çok müteessir oldular. Ağladılar. "Ey derviş! Bu nişaneler Ebu Tâlib oğlu Ali'ye ait nişanelerdir" dediler. Derviş, "Ey şehzadeler ona ne oldu?" diye sordu. Cevap verdiler: "Bahtsızın biri onu şehit etti ve şimdi biz onun mezarından geliyoruz." Derviş bu haberden ıstırap duyarak ağlamaya, hıçkırmaya başladı. "Ey şehzadeler! Sevgili ananız ve makamı yüce babanız hakkı için beni o şehriyârın mezarı üzere götürmeye yardım edin" dedi. Bir elinden Hasan (a.s.) ve bir elinden Hüseyin (a.s.) tuttular. Dervişi Emir Hazretlerinin mübarek mezarı başına götürdüler. Ama adam kabrin üzerine düştü, "İlahi, bu mübarek mezarın sahibi için beni arkadaşsız koyma. O derdimi ortadan kaldıranın yanına beni gönder" diye dua etti. Yakarışı Allah (c.c.) tarafından kabul olundu. Şehzadeler, bu dervişin üzerine namaz kılıp hemen oracığa gömdüler."164 164 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 227-228
  • BABASININ İMAM HÜSEYİN’E (A.S.) VASİYETİ

    Hz. Ali (a.s.), Hz. Hüseyin'e hitab ederek şöyle buyurmuştur: "Ey oğlum! Zenginlikte ve fakirlikte ilahi takvayı sahiplenmeyi, hoşnutlukta ve öfkede hakkı söylemeyi, refahta ve yoksullukta orta hâlli olmayı, dost ve düşmana adaletle davranmayı, neşeli ve hâlsiz olduğunda amel etmeyi, darlıkta ve genişlikte Allah'tan razı olmayı sana tavsiye ediyorum. Ey oğlum! Arkasında cennet olan şer, şer değildir; arkasında cehennem olan hayır da hayır değildir. Cennetten başka her nimet küçüktür, ateşten başka her bela ise afiyettir. Ey oğlum! Kendi ayıbını gören, başkalarının ayıbı ile meşgul olmaz. Takva elbisesinden sıyrılıp çıkan, hiçbir elbise ile kendisini (ayıplarını) örtemez. Allah'ın verdiği paya râzı olan, elden çıkana üzülmez. Zulüm kılıcını kınından sıyıran, onunla öldürülür. Kardeşine kuyu kazan, kendi kazdığı kuyuya düşer. Başkalarının ayıbını açanın ailesinin ayıbı açılır. Kendi hatasını unutan, başkalarının hatasını büyük görür.
  • BABASININ İMAM HÜSEYİN’E (A.S.) VASİYETİ (2)

    Zor işleri yüklenen, helak olur. Kendisini suyun girdabına atan gark olur. Kendi fikrini beğenen sapar. Kendi aklını yeterli gören kayar. Halka karşı böbürlenen, zelil olur. Âlimlerle oturup, kalkan saygı görür. Ayak takımından olan kimselere karışan, küçümsenir. Halka karşı akılsızlık eden, sövülür. Kötü yerlere giden, töhmete mâruz kalır. Şaka yapan küçümsenir. Bir işi çok yapan en çok onunla tanınır. Sözü çok olanın yanlışı çok olur. Yanlışı çok olanın utancı azalır; utancı azalanın çekinmesi azalır; çekinmesi azalanın kalbi ölür; kalbi ölen kişi de ateşe girer. Ey oğlum! Kim halkın ayıplarını görür (onarlı kınar) fakat kendisi o işleri yaparsa, ahmağın ta kendisidir. Tefekkür eden ibret alır; ibret alan inzivaya çekilir; inzivaya çekilen de sâlim kalır. İsteklerden vazgeçen hür olur. Hasedi terk edenin, halkın yanında sevgisi çok olur. Ey oğlum! Mü'minin izzeti, halktan müstağni olmasındandır. (ihtiyacını halka iletmemesindendir) kanaat, tükenmeyen bir maldır. Ölümü fazla anan, dünyadan az bir mala razı olur. Söz söylemeyi amelden sayan kişinin sözü azalır; ancak yararı olan sözü söyler. Ey oğlum! Doğrusu cezadan korkup, günahtan sakınmayan sevaba ümit besleyip, tevbe ve iyi amelde bulunmayan kimseye şaşarım. Ey oğlum! Tefekkür nuru, gaflet zulmeti, tartışmak ise sapıklığı doğurur. Mutlu, başkalarından öğüt alan kimsedir. Edep en iyi mirastır. Güzel ahlak en iyi arkadaştır. Akrabalarla ilişkiyi kesmekte bereket olmadığı gibi, fısk-u fücurda da zenginlik olmaz. Ey oğlum! Afiyet on kısımdır; dokuz kısmı Allah'ın zikri hariç susmaktadır. Bir kısmı ise akılsız kimselerle oturup kalkmamaktır.
  • BABASININ İMAM HÜSEYİN’E (A.S.) VASİYETİ (3)

    Ey oğlum! Kim toplantılarda Allah'a isyan elbisesine bürünürse, Allah onu zelil eder. Kim ilim talep ederse, âlim olur. Ey oğlum! İlmin başı yumuşak davranmak; afeti ise kabalık ve sertliktir. Musibetlere sabretmek, iman hazinelerindendir. İffetlilik fakirliğin ziyneti, şükürde bulunmak ise zenginliğin ziynetidir. Çok görüşmek usandırıcıdır. Birisini denemeden güvenmek ihtiyata aykırıdır. İnsanın kendisini beğenmesi, aklının az olduğunun göstergesidir. Ey oğlum! Nice bakış vardır ki hasret getirir ve nice söz vardır ki nimeti elden çıkarır. Ey oğlum! İslam'dan daha üstün bir şeref, takvadan daha güzel bir keramet, verâdan daha sağlam bir kale, tevbeden daha üstün bir şefaatçi, afiyetten daha güzel bir elbise, zaruri olan azığa razı olmaktan fakirliği daha çok giderecek bir mal yoktur. Yaşatacak bir mal ile yetinen, rahatlığa çabuk kavuşur ve asayiş bulur. Ey oğlum! Aşırı istek zorluğun anahtarı ve meşakkat bineği olup günaha batmaya çeker. Aç gözlülük ve oburluk bütün ayıpları içerir. Başkalarında olup da sevmediğin özellikler öğüt alman için sana yeter. Kardeşinin senin üzerindeki hakkı, senin onun üzerindeki hakkın kadardır. Akıbetini düşünmeden bir işe girişen, kendisini felaketlere atmış olur. Amelden önce düşünmek insanı pişmanlıktan korur. Çeşitli görüşleri araştıran, hatalı olan yerleri hemen teşhis eder. Sabır, yoksulluğa karşı bir siperdir. Cimrilik miskinliğin elbisesidir. Aşırı istek, fakirliğin alametidir. Şefkatli yoksul, şefkatsiz zenginden daha iyidir. Her şeyin bir azığı vardır; ölümün azığı ise insanoğludur. Ey oğlum! Günahkârı ümitsiz etme. Nice günaha tutulan kimse vardır ki (yıllarca günahtan sonra) akıbeti hayırla sonuçlanmıştır. Nice ibadete koyulan kimse de vardır ki, ömrünün sonunda
  • BABASININ İMAM HÜSEYİN’E (A.S.) VASİYETİ (4)

    bozgunculuk yaparak cehenneme varmıştır. Cehennem ateşinden Allah'a sığınırım. Ey oğlum! Nice isyan eden kimse vardır ki, kurtuluşa ermiş ve nice amel eden kimse vardır ki, helak olmuştur. Doğruluğu, dürüstlüğü isteyen ve ona yönelen kimseye zorluklar ve sıkıntılar kolay gelir. Nefsin kemâle ve hidayete ermesi, ona karşı muhalefet etmektedir. Her geçen saat insanın ömrünü kısaltır. Ey oğlum! Kulların hakkına tecavüz etmek, kıyamet için ne kötü bir azıktır. Her yudum suda boğulma ve her lokmada ise tıkanma tehlikesi vardır. Bir nimet elden çıkmadıkça, başka bir nimete erişilmez. Rahatlık meşakkate, fakirlik nimete, ölüm hayata ve hastalık da sıhhate ne kadar da yakındır. Ameli, ilmi, sevgisi, buğzu, alması, vazgeçmesi, konuşması, susması, fiili ve sözü (yani bütün önemli işleri) Allah için hâlis olan kimseye ne mutlu! İlmi ile amel edip çalışan, ölümün ansızın gelmesinden korkup hazırlıklı olan, istediklerinde halka nasihat eden, aksi takdirde susan, sözü doğru olan ve susması cevap veremediğinden olmayan âlime ne mutlu! Mahrumiyete, kimsesiz kalmaya, isyan etmeye düçâr olan ve başkalarına hoş görmediği şeyi kendisine hoş gören ve yaptığı işi başkalarına ayıp bilen kimseye de yazıklar olsun! Oğulcağızım! Bil ki, yumuşak sözlü olan kimse muhakkak sevilir. Allah-u Teala seni hidayette muvaffak eylesin ve kendi kudreti ile seni itaat ehlinden kılsın. Çünkü O'dur bağışlayan ve Kerim olan." 165 165 İbn Şu'be, Tuhefu'l-Ukul, Hz. Ali Babı
  • İMAM ALİ’NİN (A.S.) İMAM HÜSEYİN’E (A.S.) VE İMAM HASAN’A (A.S.) VASİYETİ

    Velayetin şahı Hz. Ali'nin (k. veche), son anlarında oğullarına şu vasiyeti yaptığı nakledilmektedir: "İkinize de Allah'tan korkup sakınmayı, dünya sizi istese de onu istememeyi tavsiye ederim. Dünyaya ait bir şeyi elde edemediğiniz, elinizdekini yitirdiğiniz için de hayıflanmayın. Gerçeği söyleyin. Ahiret ecri için amel edin. Zâlime düşman olun, mazluma yardımcı kesilin. İkinize, bütün evlatlarıma, aileme ve bu yazım kime ulaşırsa ona, Allah'tan korkup sakınmayı, işlerinizi düzene koymayı, aranızı düzeltmeyi vasiyet ederim. Ceddinizden (s.a.v.) duydum, der ki: "İki kişinin arasını bulmak, bütün nafile namazlardan, oruçlardan üstündür." Allah için, Allah için yetimleri koruyun; bazı kere aç bazı kere tok bırakmayın onları; gözünüzün önünde haklarının zâyi olmasına müsaade etmeyin.
  • İMAM ALİ’NİN (A.S.) İMAM HÜSEYİN’E (A.S.) VE İMAM HASAN’A (A.S.) VASİYETİ (2)

    Allah için, Allah için komşularınızı görün, gözetin; bu, Peygamberimizin (s.a.v.) vasiyetidir. Komşular hakkında o kadar tavsiyelerde bulundu ki, onları da mirasçılar arasına katacak sandık. Allah için, Allah için Kur'an'a riayet edin; onunla amel etmekte başkaları sizi geçmesin. Allah için, Allah için namazı önemseyin; çünkü o dinimizin direğidir. Allah için, Allah için Rabbinizin evini ziyareti, haccetmeyi ihmal etmeyin. Hayatta olduğunuz sürece boş bırakmayın o evi; çünkü o ev terk edilirse, size mühlet verilmez; azap gelir çatar. Allah için, Allah için mallarınızla, canlarınızla, dillerinizle Allah yolunda savaşın. Birbirinizi ziyaret edin, görüp gözetin, birbirinizin ihtiyacını giderin; birbirinizden yüz çevirmeyin, birbirinizden kopmayın. İyiliği emretmeyi, kötülükten neyhetmeyi bırakmayın. Sonra kötüleriniz başınıza geçer; sonra da dua edersiniz, icabet edilmez size . Ey Abdulmuttaliboğulları! Sakın "Emirü'l-Mü'minin öldürüldü" deyip, Müslümanların kanlarına girmeyin, öç almaya kalkmayın. Benim için yalnız beni öldüreni öldürün. Bekleyin hele, onun şu vuruşundan ölürsem, onun bana bir tek vuruşuna karşı siz de ona bir kere vurun; şurasını burasını keserek eziyete kalkışmayın. Çünkü ben Resulüllah (s.a.v.)'den duydum, "Öldüreceğiniz, kuduz bir köpek de olsa, organlarını kesmeyin, müsle yapmaktan (işkence ederek orasını burasını kesmekten) sakının ." 166 166 Nehcü'l Belaga, Bâbu'l-Kutub ve'r-Resail
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) İMAM HASAN (A.S.)’IN YANINDA

    İmam Ali (a.s.)'ın şehadetinden sonra, Müslümanların İmam'ının Hasan (a.s.) olacağı hadislerle işaret edilmiştir. İmam Hüseyin (a.s.) ise, ağabeyinin yanında yer almış ve haklı vazifesinde kendisine destek olmuştur. Yanısıra Hz. Hüseyin (as), İmam Hasan (a.s.)'ın Muaviye'nin üzerine yürüyen ordusunda yer almıştır. Muaviye'nin İmam Hasan (a.s.)'a yaptığı barış önerisi görüşmelerinde, İmam Hüseyin (a.s.), Abdullah b. Câfer ile bu görüşmelerde yer almıştır. 167 Muaviye ile yaptığı sulh anlaşmasına başta sıcak bakmasa da ağabeyinin açıklamalarından sonra bu barış anlaşmasını, Hasan (a.s.)'ın vefatından sonra dahi bozmamıştır. "Bir gün Muaviye, İmam Hasan (a.s.) ve İmam Hüseyin (a.s.)'ın 167 İbn'ul Esir, el-Kâmil fi't-Tarih, c. 3, s. 405
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) İMAM HASAN (A.S.)’IN YANINDA (2)

    huzurunda İmam Hasan (a.s.) ve babaları Emirü'l-Müminin Ali (a.s.)'ın aleyhinde konuşunca, İmam Hüseyin (a.s.) Muaviye'nin bu davranışını kınayıp kötü davranışından vazgeçmesini anlatmak için savunmaya kalktı. Ancak kardeşi onu sükuta davet etti ve İmam Hüseyin (a.s.) ağabeyinin tavsiyesi üzerine hemen geri döndü. Ardından İmam Hasan (a.s.)'ın kendisi Muaviye'ye gereken sert ve açık cevabı vererek onu susturdu." 168 168 el-İrşad, Şeyh Müfid, s. 173