• HZ. EBUBEKİR DÖNEMİ

    Hz. Ebubekir'in halifeliği döneminde Hz. Hüseyin (a.s.) çocukluk çağlarında idi. Ancak İmam Hüseyin (a.s.)'ın babası Hz. Ali (a.s.) ve annesi Hz. Fatıma (a.s.)'ın tavrı ile mevcut halifeye karşı tavrı şekillenmiştir. Annesinin ani ölümü ile babasına emanet edilen Hz. Hüseyin (a.s.) babası İmam Ali (a.s.) ile beraber halifelik makamından uzak bir hayatı tercih etmiştir.
  • HZ. ÖMER DÖNEMİ

    Hz. Ömer döneminde 10 yaşında olan Hz. Hüseyin (a.s.)'la halife arasında geçen bir konuşma şöyledir: Halife Ömer minberde hutbe irad ederken, İmam Hüseyin (a.s.) mescide girmiş, onu Resulüllah (s.a.v.)'in minberinde konuşurken görünce, derhal minbere çıkarak halife Ömer'e, "Babamın minberinden aşağı in!" demiştir.153 "Babamın minberinden in, git kendi babanın minberine çık!" dedi. Ansızın gelen bu tepkiye şaşıran Ömer, "Babamın minberi yoktur" diyerek Hüseyin (a.s.)'ı yanına oturttu. Minberden indikten sonra Hüseyin (a.s.)'ı evine götürüp, "Bunu sana kim öğretti" diye sordu. İmam Hüseyin (a.s.), "Hiç kimse" dedi. 154 153 İbn-i Cevzî, Tezkiretu'l-Havas, s. 34 154 İbn Hacer el-Askalanî, el-İsabe, c. 1, s. 333
  • HZ. OSMAN DÖNEMİ

    Hz. Osman halife olduğunda yetmiş yaşında idi. Emevî soyundan olması ve akrabalarına karşı farklı muamelesi ile halifeliğinden kısa bir süre içinde önemli devlet kademelerine hep Emeviler yerleşti. Bu dönemde muhalifler seslerini yükseltirken, halife Osman iktidarını muhafaza için çok katı tedbirler almaya başladı. Öyle ki, Resulüllah (s.a.v.)'in sahabelerine bile ağır cezalar uyguluyordu. Ebuzer Gifari'yi Şam'a sürmesi de muhalifleri susturma çabalarından biridir. Ancak Ebuzer Gifari, Şam'da da yanlış icraatlar hakkında halkın arasında konuşmaya devam etmiştir. Halife Osman devrinde Şam Valisi Muaviye idi. Muaviye Ebuzer'in halkın kafasını karıştıran düşüncelerinin tehlikeli olduğunu halife Osman'a yazmıştır. Tekrar Medine'ye çağrılan Ebuzer, kısa bir zaman sonra kimsenin yaşamadığı Rebeze'ye sürüldü. Medine Valisi Mervan b. Hakem Medine'yi terk ederken
  • HZ. OSMAN DÖNEMİ (2)

    Ebuzer'in kimse tarafından uğurlanmamasını emretmişti. Ancak Resulüllah (s.a.v.)'in sahabesi olan bu mübarek insan, hakkı söylediği için şehirden sürülürken, İmam Ali (a.s.), Hasan (a.s.), Hüseyin (a.s.), Akil, Abdullah b. Câfer ve Ammar b. Yâsir kimseden çekinmeden onu uğurladılar. Ebuzer Gifari'yi uğurlarken İmam Hüseyin (a.s.) önemli bir konuşma yapmıştır: "Ey amca! Hiç şüphesiz Yüce Allah, gördüğün bu durumu değiştirecek güce sahiptir. Allah her gün bir işledir. Kavim sana karşı dünyasını savundu, sen de onlara karşı dinini savundun. Onların sana karşı savundukları şeylere senin ihtiyacın yok fakat onların senin savunduğun şeye ne çok ihtiyaçları var! Allah'tan sabır iste, ihtirastan ve sabırsızlıktan O'na sığın. Çünkü sabır dinin ve onurun göstergesidir. Hırs, rızkın gelişini çabuklaştırmadığı gibi, korku ve telaş da eceli geciktirmez." 155 155 Müruc'uz-Zeheb, c. 2, s. 350
  • İMAM ALİ (A.S)’IN HİLAFETİ ZAMANINDA İMAM HÜSEYİN (A.S.)

    Önceki üç halifenin döneminde Resulüllah (s.a.v.)'in bıraktığı İslam mirasından uzaklaşmalar görülmüştür. Ancak Resulüllah (s.a.v.) hayatta iken yerine "vekilimdir" diyerek tayin ettiği Hz. Ali (a.s.)'ın işbaşına geçtiği dönem, diğerlerinin yanlışlarının düzeltildiği özel bir devirdi. Bu dönem Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde var olan hassas ölçülerin tekrar hayata geçirildiği bir dönemdir. İmam Hüseyin (a.s.), babası ve ağabeyi ile Hz. Peygamberin (s.a.v.) rıhletinden itibaren 30 yıl Kur'an ve Sünnet çizgisinde devam etmiş; bozulan ölçüleri Allah'ın emri kabul eden halkı ayıktırmaya çalışmıştır. Bu manevî çalışmanın yanında cephede en ön safta yer almış, müşriklere karşı babasına yardımdan bir an dahi geri kalmamıştır. Babası ve ağabeyi ile beraber, Cemel, Sıffin ve Nehrevan savaşlarına da katılmıştır.
  • BABASI İMAM ALİ (A.S.)’IN YANINDA CEMEL VE SIFFİN SAVAŞLARINDA

    "Cemel Savaşı'nda İmam Ali (a.s.)'ın ordularının sol kanat komutanlığını üstlenmişti." 156 Bu savaşta 10 bin askerin komutasını yapmıştır. 157 Sıffin Savaşı'nda İmam Ali (a.s.)'ın ordusunu heyecanlandırmak için ateşli konuşmalarda bulunmuştur. Sıffin Savaşı'na giderken İmam Hüseyin (a.s.) bir hutbe irad etmiştir: "Ey Kûfeliler! Sizler, kerim dostlar ve sırdaşlarsınız. Aranızdaki fitne ateşini söndürmeye ve size zor geleni kolaylaştırmaya çalışın. Bilin ki savaş, kötülüğünden kaçınılan ve arzu edilmesi çok çirkin olan bir durumdur. Kim savaş başlamadan önce onun için gerekli hazırlığı yapar, kendini ona hazırlar ve vereceği acılardan korkmazsa, savaşı kazanır. 156 İbn Asakir, s. 164 157 Hz. Ali (a.s.), Nehcü'l Belaga, s. 194
  • BABASI İMAM ALİ (A.S.)’IN YANINDA CEMEL VE SIFFİN SAVAŞLARINDA (2)

    Kim de münasip zamanı gelmeden ve basiretli bir şekilde hazırlığını tamamlamadan savaşa girerse, kavmine hiçbir yarar sağlamaz ve kendini helak eder. Gücü hakkına Allah'tan istiyoruz ki tevbenizi kabul etmekle sizi desteklesin." 158 İmam Ali (a.s.) Sıffin'den ayrılışından sonra malları hakkında yapılacaklar hususunda bir vasiyet yazdırmıştır: "Bu, Allah'ın kulu Ali b. Ebi Tâlib'in malları hususunda, kendisini cennete koyması ve ona güven vermesi için Allah'ı arzulayarak emrettiğidir. Bunu, el-Hasan bin Ali yerine getirecektir. Malından marufa göre yiyecek, marufa uygun bir şekilde infak edecektir. Hasan'ın başına bir şey gelirse ve Hüseyin hayatta olursa, ondan sonra işi o yürütsün. O da işi Hasan'ın yürüttüğü gibi yürütsün. Ali'nin sadakasından Fatıma'nın iki oğluna, Ali'nin diğer oğulları kadar pay vardır. Bu vasiyetin yerine getirilmesi görevini, Allah'ı arzulayarak, Resulüllah (s.a.v.)'e yakınlaşmak, O'nun hürmetini onurlandırmak ve yakınlığını yüceltmek için Fatıma'nın iki oğluna verdim." 159 158 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 1, s. 284 159 Hz. Ali, Nehcü'l Belaga, s. 274
  • NEHREVAN SAVAŞI’NDA VE HAKEM OLAYI’NDA İMAM HÜSEYİN (A.S.)

    Babası ile beraber Sıffin Savaşı'nın yanında Nehrevan Savaşı'na da katılmıştır. Hakem Olayı'nda da babasının yanında yer almıştır. Onun lehine şahitlik edenlerden biri idi. 160 İmam Ali (a.s.) Resulüllah (s.a.v.)'in soyunu devam ettirecek olan bu iki reyhanı savaş meydanlarında özel olarak korumuştur. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'ın savaş alanına geçmelerine izin vermezdi: "Şu delikanlıya sahip çıkın; beni yıkmasın. Çünkü ben Resulüllah (s.a.v.)'in nesli kesilmesin diye bu ikisine -Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'aölümü layık görmüyorum." 161 160 Nasr b. Mezahim, Vak'a-i Sıffiyn, s. 507 161 Nehcü'l Belaga, s. 207
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) BABASI İMAM ALİ (A.S.)’IN SON ANLARINDA YANINDA İDİ

    Hz. Ali (a.s.) İbn-i Mülcem'in kılıç darbesi ile yaralandığı zaman Hz. Hasan (a.s.) ve Hz. Hüseyin (a.s.) onu bir yatak üzerine koyarak mescidden çıkardılar. Hazreti Aliyyu'l-Murteza dedi ki: "Ey ciğer köşelerim! Beni doğu tarafına tutun." Onu maşrıka doğru tuttular. Dedi ki: "Ey gerçek sabah, gömleğini şevkiyle yırttığın o Allah hakkı için Mahşer gününde şahit olasın ki, Hazreti Resul'den namaz öğrenmiş olduğum günden bugüne kadar sen beni gafil bulmadın ve daima ben seni karşıladım." Bu sözleri söyledikten sonra gökyüzüne doğru gözlerini dikerek buyurdu: "Ey Rabbim! Sen bu hâllere şahitsin ki, Mahşer gününde Arş altında hazır bulunacak olan yüz yirmi dört bin peygamber ve velilerin, şehitlerin ruhu için buna şehadet et!" Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in Ehl-i Beyt'inin ileri gelenleri feryat ve figân ettikçe Hazreti Ali (a.s.) onlara teselli vererek, "Ey şehzadeler! Ben Hazreti Mustafa'nın yanında bulunmakta ve ananız
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) BABASI İMAM ALİ (A.S.)’IN SON ANLARINDA YANINDA İDİ (2)

    Fatıma'tüz-Zehra'nın sohbeti ile şeref bulmaktayım. Benim için üzülmeyin ve acı çekmeyin. Çünkü bu gece rüyamda gördüm ki, Hazreti Resul (s.a.v.) mübarek esvabının yeniyle yüzümdeki tozları temizledi. Bu da canımın "yüz"ünden vücut tozlarının atılacağına delildir." Hz. Ali (k veche), vasiyetini yazdırdı. Evlatları ile vedalaştı. Kızı Ümmü Gülsüm'e dedi ki: "Yavrum, babanın kapısını kapat." Ümmü Gülsüm odanın kapısını kapattı. Hasan ve Hüseyin kapı dışında ağlaya ağlaya otururken ansızın bir takım sedalar işittiler. Gökten bir ses şöyle derdi: "O halde ateşe atılan mı hayırlıdır, yoksa kıyamet gününde azaptan emin olarak gelen mi daha hayırlıdır." 162 Bir rivayete göre odadan "La ilahe illallah" seslerini duydular. Şehzade Hasan ve Hüseyin kendilerinde olmadan içeri daldıklarında babalarının Bekâ dünyasına göçtüğünü gördüler." Bir rivayet de şudur ki, Hz. Ali (k.veche) Hazretleri şöyle vasiyet etti: "Ben göçünce göklerin duvarında bir levha belirecektir. Beni o levha üzerine koyun. Gökten kefen inecektir. Gaslim ve kefenlenmem tamamlanınca beni bir tabuta koyun. Bir nöbet Hasan, bir nöbet Hüseyin namaz kılıp tabutu götürün. Her nerede tabutun başı toprağa eğilirse o toprağı açın, oradan saçtan bir tabut çıkacaktır. Beni o tabutla oraya gömün." 163 162 Fussilet, 40 163 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 226