• MEVEDDET AYETİ HAKKINDA SÜNNİ VE EHL-İ BEYT ÂLİMLERİ ARASINDAKİ FARKLI GÖRÜŞLER (3)

    konusunda Allah erkeğe iki kızın hissesi kadar tavsiye eder." 326 Hiçbir Müslüman vasiyetin mevcut evlatlara münhasır olduğunu söylememiştir. Hatta vasiyet zamanında çocuk henüz dünyaya gelmemiş bile olsa bu ilahi hüküm ve mukaddes kanun ona şâmildir." 327 326 Nisa, 11 327 Allame Şerefeddin, Kur'an ve Hadisler Işığında Hz. Fâtıma, s. 22-24
  • SADECE HZ. FÂTIMA İLE İLGİLİ OLARAK NÂZİL OLAN AYETLER

    Ehl-i Beyt ile ilgili ayetleri bitirirken, Hz. Fâtıma ile ilgili olduğu kabul edilen Kevser Sûresi'nden de bahsetmek gerekir. Bu sûre ile ilgili olarak şu olay rivayet edilir: "As b. Vail, Kureyş kabilesinin ileri gelenlerine şunları söylüyordu: `Muhammed'in soyu kesiktir. Kendisinden sonra yerine geçecek oğlu yoktur; kimse O'ndan söz etmeyecek ve siz de O'ndan kurtulmuş olacaksınız.' Hz. Hatice'nin oğlu Abdullah'ın ölümünden sonra Mekke müşrikleri Hz. Peygamber için böyle konuşmaya başlamıştı. Çünkü, Abdullah'dan sonra Resûlullah'ın (s.a.v.) erkek evladı kalmamıştı. Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt âlimlerinin tamamı ittifak etmiştir ki, Hz. Peygamberin (s.a.v.) nesli Hz. Fâtıma (a.s.) ile devam etmiştir. Kevser'den kasıt da, Hz. Fâtıma'dır (a.s.).
  • SADECE HZ. FÂTIMA İLE İLGİLİ OLARAK NÂZİL OLAN AYETLER (2)

    Sünni kaynaklardan El-Tefsiru'l-Kebir c. 32, sy.132'de yer alan açıklamalara göre, İbn Abbas ve müfessirlerin geneli de bu görüştedir. Kevser kelimesinin `bol hayır' mânâsına gelmesinden yola çıkarak, Allah'ın Hz. Muhammed (s.a.v.)'e verdiği nimetlerin tamamını ifade ettiğini söyleyenler olduğu gibi, `çocukların çok olması mânâsındadır' görüşünü savunanlar da vardır. "İleride Rabbin Sana verecek ve Sen razı olacaksın" 328 ayeti Hz. Fâtıma ile ilgili indirilmiştir. Câbir El-Ensarî (r.a.)'ın şöyle dediği rivayet edilir: "Bir gün Peygamberimiz (s.a.v.) Fâtıma'yı (a.s.), üzerinde deve derisinden bir giysi olduğu halde, bir yandan elleriyle buğday öğütürken, bir yandan da çocuğunu emzirirken gördü. Resûlullah'ın (s.a.v.) gözleri doldu. Dedi ki: `Kızım dünya acılarına karşılık ahiret mutluluğuna kavuşmak için acele et.' Fâtıma (a.s.) dedi ki: `Ya Resûlallah, nimetlerinden dolayı Allah'a hamd olsun. O'nun lutuf ve bağışlarından dolayı şükürler olsun.' Bunun üzerine yukarıda yazılı ayet nâzil olmuştur." Muhammed bin Kâsım şöyle diyor: İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurdu: "Muhakkak biz O'nu Kadir Gecesi'nde indirdik" 329 ayetindeki `gece' sözcüğünün te'vili Fâtıma'dır. Ve Kadir sözcüğünün te'vili Allah Tebarek ve Teala'dır. Bu yüzden her kim Fâtıma'yı (a.s.) hakkıyla tanırsa, Kadir Gecesi'ni idrak etmiştir. Ve bu adın O'na verilmesinin sebebi bütün yaratıkların O'nu tanımaktan alıkoyulmuş olmasındandır. (Yani O'nu olduğu gibi tanıyamadıklarındandır)." 330 328 Duha, 5 329 Kadir: 1 330 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 65, 58. riv.
  • HZ. FÂTIMA VEDA HACCI’NDA BABASININ YANINDA İDİ

    Hicret'in onuncu senesi, Zilkade ayında Hz. Peygamberin (s.a.v.) hacca gideceği ilan olundu. Zilkade ayının 25. cumartesi günü Hz. Peygamber (s.a.v.) yıkandıktan sonra ihrama girmiş, öğle namazını kıldıktan sonra bu muazzam kafile ile Mekke yolunu tutmuştu. Tüm hanımlarını ve hayatta kalan tek kızı Hz. Fâtıma'yı (a.s.) da beraberinde götürmekte idi. Resûlullah (s.a.v.) Arafat'ta devesi Kusva'nın üzerinde olduğu halde 120 bin civarındaki Müslümana ve de sonraki asırların insanlarına eskimez, pörsümez, değişmez hüküm ve hikmetleri ihtiva eden şu meşhur Veda Hutbesi'ni irad etti." 331 Veda Haccı'ndan dönerken kafile Gadr-i Hum denilen yerde durdu. Hz. Peygamber (s.a.v.) burada ikinci Veda Hutbesi de denilebilecek hutbesini irad etti. 331 Ayrıntılı bilgi, Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmeten li'l-Âlemin, c. 2, s. 314
  • HZ. FÂTIMA VEDA HACCI’NDA BABASININ YANINDA İDİ (2)

    Sünni Taberî, El-Velayet adlı kitabında Resul-i Ekrem'den şöyle naklediyor: "Resûlullah (s.a.v.) Gadr-i Hum Hutbesi'nin başlarında şöyle buyurdular: "Cebrail Rabbimden yana Bana, burada kalkıp bütün beyazlara ve zencilere şunu ilan etmemi emretti: Şüphesiz ki, Ali bin Ebi Tâlib Benim kardeşim, vasim, halifem ve Benden sonra imamdır. Sonra şöyle buyurdu: Ey insanlar! Şüphesiz Allah-u Teala, Ali'yi sizlere veli ve imam tayin etti; O'na itaati herkese farz kıldı; hükmü geçerli, sözü ise caizdir (Allah tarafındandır). Kim O'na muhalefet ederse (karşı gelirse) mel'undur; kim de O'nu tasdik ederse rahmete ulaşmıştır." Gadr-i Hum denilen mevkide yapılan bu açık ilanda orada bulunan 120 bin sahabe Hz. Ali (a.s.)'ın Resûlullah'tan (s.a.v.) sonra yerine geçecek halife olduğunu yine Resûlullah'ın (s.a.v.) ağzından duymuş oldu. Üstelik Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu, Allah'ın emri ile ilan ettiğini de açıklamıştı. Hz. Fâtıma (s.a.v.) de oradaydı ve Allah'ın emri ile gerçekleşmesi gereken bu hilafet konusuna O da şahit oldu. İşte hayatı boyunca babasının yanında O'na yardımcı olan Hz. Fâtıma (a.s.)'ın, Resûlullah'ın (s.a.v.) rıhletinden sonra başlayan zor görevi, Allah'ın emri ve Peygamberin sünneti olan bu hilafeti gerçek sahibine ulaştırmak olacaktı.
  • RESÛLULLAH’IN RIHLETİNDE HZ. FÂTIMA

    Hicret'in on birinci senesinde, Sâfer ayının son günlerinde Hz. Peygamber (s.a.v.) rahatsızlandı. Sahabeler arasında başta bu hastalık geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirildiyse de durumu gittikçe ağırlaşıyordu. Hz. Fâtıma (a.s.) Veda Haccı'ndan sonra rüyada Kur'an okuduğunu, aniden bu Kur'an'ın elinden çıkıp kaybolduğunu görüyordu. Korkmuş bir halde uyandı. Gidip rüyayı Babasına anlattı. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: O Kur'an Benim ey gözümün nuru. Çok geçmeden göçeceğim. 332 332 Reyahinu'ş-Şeria, c. 1, s. 239
  • RESÛLULLAH’IN, SON NEFESİNİ HZ. ALİ’NİN KUCAĞINDA VERMESİ

    Resûlullah (s.a.v.)'e son anlarında en çok hizmet edenler, Hz. Fâtıma (a.s.) ve eşi Hz. Ali (a.s.) olmuştur. Ehl-i Sünnet kaynaklarından Hacer Askalani'ye ait El-İshabe'de Hz. Ali (a.s.) şöyle rivayet eder: "Muaz, Hz. Aişe'ye Resûlullah'ı (s.a.v.) ağrıları olduğu ve vefat ettiği zaman nasıl bulduğunu sordu. Hz. Aişe şu cevabı verdi: Ey Muaz, Ben O'nu vefatı esnasında görmedim. Ama kızı Fâtıma'ya sorabilirsin; O yanındaydı." 333 Bazı Sünni kaynaklarda Peygamberimizin (s.a.v.), Hz. Aişe'nin yanında son nefesini verdiği yazsa da, bizzat Hz. Aişe bunu yalanlamaktadır. Enes'den şöyle bir rivayet vardır: "Peygamberimizin (s.a.v.) vefat ettiği son hastalığı esnasında 333 El-İsabe, c. 2, s. 178
  • RESÛLULLAH’IN, SON NEFESİNİ HZ. ALİ’NİN KUCAĞINDA VERMESİ (2)

    Fâtıma (a.s.), yanında oğulları Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) olduğu halde, Peygamberin (s.a.v.) yanına geldi. Peygamberin (s.a.v.) üzerine kapandı, göğsünü göğsünün üzerine koydu ve ağlamaya başladı. Peygamber (s.a.v.) O'na dedi ki: "Ey Fâtıma, Benim için ağlama. Dövünme, yüzünü tırmalama. Saçını başını yolma. Âh u figan edip vaveyla koparma. Allah'a sığınarak teselli bul." Ardından ağladı ve şunları söyledi: "Allah'ım, Ehl-i Beyt'im Sana emanettir. Allah'ım! Bunlar, Sana ve mü'minlere bıraktığım emanettirler." Sünni Buhari ve Müslim, Sahih'lerinde Hz. Aişe'den şu rivayete yer verirler: "Karşıdan Fâtıma geliyordu. Yürüyüşü tıpkı Peygamberin (s.a.v.) yürüyüşü gibiydi. Peygamber (s.a.v.): `Hoş geldin kızım' dedi. Sonra O'nu sağına veya soluna oturttu. Ardından O'na gizlice bir şeyler fısıldadı. Bunun üzerine Fâtıma (a.s.) ağlamaya başladı. Dedim ki: `Resûlullah (s.a.v.) Sana özel bir şey söylediği halde ağlıyor musun?' Ardından Resûlullah (s.a.v.) yine O'na gizlice bir şey söyledi bu sefer Fâtıma (a.s.) gülmeye başladı. Dedim ki: `Bugünkü gibi sevinçle hüznün bu kadar birbirlerine yakın olduklarını görmemiştim.' Fâtıma (a.s.)'a, Hz. Peygamberin (s.a.v.) Kendisine ne söylediğini sordum. Dedi ki: `Resûlullah (s.a.v.)'in sırrını ifşa edemem.' Sonra Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz vefat edince bir kez daha Fâtıma'ya Peygamberin (s.a.v.) o zaman Kendisine ne söylediğini sordum.
  • RESÛLULLAH’IN, SON NEFESİNİ HZ. ALİ’NİN KUCAĞINDA VERMESİ (3)

    Dedi ki: `Peygamber (s.a.v.) Bana şunu söyledi: `Cebrail her sene Kur'an'ı bir kere Bana tekrarladı. Bu sene iki kere tekrarladı. Ben, bunu ecelimin yaklaştığına yoruyorum.' Bunun üzerine ağladım.' Sonra Bana dedi ki: Sen Benim ailem içinde Bana en önce kavuşacak kimsesin. Ben ne güzel selefim Senin için. Sen cennet kadınlarının hanımefendisi olmak istemez misin?' Bunu deyince Ben de sevinçten güldüm." 334 İmam Musa b. Câfer'in, babasından şöyle rivayet ettiği bildirilir: "Hz. Peygamber (s.a.v.) vefat edeceği sabahın hemen öncesindeki gece, Ali (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) çağırdı. Onlar gelince de kapıyı üzerlerine kapattırdı ve: `Ey Fâtıma' dedi. Fâtıma (a.s.)'ı Kendisine yaklaştırdı. Gece buyunca gizli gizli bir şeyler konuştu. Konuşmaları uzun sürünce Ali (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) alarak kapıda durdular. İnsanlar kapının önünde durmuşlardı. Peygamberin (s.a.v.) eşleri de Ali (a.s.) ve oğullarına bakıyorlardı. Hz. Aişe dedi ki: `Bu saatte Resûlullah (s.a.v.) ne tür bir iş için Seni dışarı çıkarıp, kızıyla baş başa kaldı?' Hz. Ali (a.s.) O'na dedi ki: `O'nunla niçin baş başa kaldığını ve O'na neleri aktardığını biliyorsun. Bu, Senin, babanın ve iki arkadaşının da içinde bulunduğu bir meseledir.' Hz. Aişe ne diyeceğini bilemez oldu, tek kelime etmedi." Bihârü'l-Envâr'dan: Ali (a.s.) şöyle anlatıyor: "Çok geçmeden Fâtıma Beni çağırdı. Peygamberin (s.a.v.) yanına girdiğimde zorlukla nefes alıp veriyordu. Bana dedi ki: 334 Ahmed b. Hanbel, Müsned c. 2, s. 282