• EHL-İ BEYT’İ SEVMENİN ÜSTÜNLÜKLERİ (2)

    Sünni Taberî'nin Zehâirü'l-Ukba eserinden: İmam Ali (a.s.) buyurdu ki: "Resûlullah (s.a.v.) Bana buyurdu ki: `Cennete ilk olarak Sen, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin gireceksiniz.' Hz. Ali (a.s.) sordu ki: `Ya Resulallah, sevenlerimiz ne olacak?' Resûlullah (s.a.v.): `Onlar hemen sizin arkanızdan cennete gireceklerdir' buyurdu." 313 Yine Sünni Taberî'de nakledilen rivayete göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim Ehl-i Beyt'ime karşı ihsanda bulunursa, onun karşılığını dünyada almaktan aciz olur. Fakat Ben kıyamet gününde ihsanda bulunanlara mükafatçı olacağım." 314 Sünni Taberî'nin aynı eserinden: Resûlullah (s.a.v.) namaz kılarken Hasan ve Hüseyin sırtına çıkıp iniyorlardı. Hâzır olanlar onları bu hareketlerinden men ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Onları bırakın. Anam babam onlara feda olsun. Beni kim severse onları da sevsin." Sünni tarih kitabı Tarih-i Yâkubî'den: "İman edip de sâlih ameller işleyenler ise, muhakkak ki halkın en hayırlısıdır." 315 Bu ayet-i kerime indiğinde Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali (a.s.)'a hitaben şöyle buyurdu: "Halkın en hayırlısı olan Sen ve taraftarlarındır. Sen ve sevenlerin kıyamet gününde razı olduğunuz ve razı olunduğunuz bir şekil313 Taberî, Zehâir, s. 123 314 Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 19 315 Beyyine, 7
  • EHL-İ BEYT’İ SEVMENİN ÜSTÜNLÜKLERİ (3)

    de geleceksiniz. Senin düşmanların ise gazap ve suç ile yüklü bir şekilde geleceklerdir." Bunun üzerine Hz. Ali (a.s.) sordu ki: "Ya Resulallah, Benim düşmanlarım kimdir?" Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Senin düşmanların Senden uzaklaşıp, Sana lanet edenlerdir fakat Arş'ın gölgesine önde giden, hayırlı olanlara ise ne mutlu." Hz. Ali (a.s.) sordu ki: "O hayırlı kişiler kimlerdir?" Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Onlar senin taraftarların ve Seni sevenlerdir." 316 Sünni Müslim b. Hacca Nişaburî'den nakledilir ki; Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah ashabımdan dört kişiyi sevmemi Bana emretti ve Kendisinin de Onları sevdiğini bildirdi." Hâzır olanlar sordular ki: "Onlar kimlerdir ya Resulallah?" Herkes onlardan olmak istiyordu. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ali onlardandır." Biraz sustuktan sonra yine şöyle dedi: Ali onlardandır." 317 Sünni Suyûtî'nin eserinden: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Çocuklarınızı üç şey üzerine yetiştiriniz: Benim ve Ehl-i Beyt'imin sevgisi ve Kur'an-ı Kerim'i okumaları üzerine yetiştiriniz." 318 316 Tarih-i Yâkubî, s. 159 317 Hakim en-Nişaburî, el-Müstedrek ala Sahihayn, s. 130 318 El-Suyûti, Camiu's-Sağir, s. 14
  • MEVEDDET AYETİ

    "De ki sizden tebliğe karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim ancak yakınlarıma sevgidir ve kim güzel ve iyi iş yaparsa onun mükafatını arttırırız; şüphe yok ki, Allah bağışlayandır, iyiliğe mükafatla karşılık verendir." 320 Bu ayet ile ilgili şu nüzul sebepleri nakledilir: İbn-i Ebi Hatem, İbn-i Abbas'dan şöyle nakletmektedir: "Hicret'ten sonra İslam'ın temeli sağlamlaştığında Ensar kendi aralarında şöyle dediler: `Peygamberin huzuruna varıp diyelim ki: Siz bazı zorluklarla karşılaşmışsınız, bu yüzden mallarımız Sizin hizmetinizdedir. Nerede kullanmak isterseniz kullanın.' Peygamberin huzuruna çıkıp aldıkları kararı açıkladılar, mezkur ayet nâzil oldu. Resûlullah (s.a.v.) ayeti onlara tilavet ettikten sonra 320 Şûrâ, 23
  • MEVEDDET AYETİ (2)

    şöyle dedi: Benden sonra akrabalarımı sevin ve onlara muhabbet edin." Sünni eserlerden Hilyetü'l-Evliya'dan: Bir bedevi Hz. Peygamberin (s.a.v.) yanına geldi ve dedi ki: "Ey Muhammed! Bana İslam'ı anlat." Buyurdu ki: "Tek ve ortaksız Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in (s.a.v.) Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahadet etmektir İslam." Bedevi dedi ki: "Bunu bana göstermenin karşılığında benden bir ücret istiyor musun?" Buyurdu ki: "Hayır, sadece akrabaları sevmeni istiyorum." Dedi ki: "Benim akrabalarımı mı, yoksa Senin akrabalarını mı?" Buyurdu ki: "Benim akrabalarımı." Dedi ki: "O zaman gel, Sana bu hususta biat edeyim. Seni ve Senin akrabalarını sevmeyene Allah lanet etsin." Peygamberimiz (s.a.v.) de: "Amin" dedi. 321 Sünni İbn-i Kesir-i Şafii Dımaşkî'den başka bir rivayet de şöyledir: İbn-i Cerir der ki: Bize Ebu Kureyb'in İbn-i Abbas'dan rivayetine göre, o şöyle anlatıyor: "Ensar şöyle şöyle yaptık diyerek sanki övündüler. İbn-i Abbas da `bizim size karşı üstünlüğümüz var' dedi. Bu söz Hz. Peygambere (s.a.v.) ulaşınca onlar meclislerinde iken Resûlullah (s.a.v.) yanlarına gelip: 321 Hilye, c. 3, s. 201
  • MEVEDDET AYETİ (3)

    `Ey Ensar topluluğu sizler zelil iken Allah Benimle sizi aziz kılmadı mı?' buyurdu. Onlar: `Evet ey Allah'ın Elçisi' dediler. `Siz sapıtmışlar iken Allah sizi Benimle hidayete ulaştırmadı mı?' buyurdu. Onlar: `Evet, ey Allah'ın Elçisi' diye cevapladılar. Hz. Peygamber (s.a.v.): `Bana cevap vermeyecek misiniz?' buyurdu. Onlar: `Ey Allah'ın Elçisi ne diyelim?' dediler. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Sizler, `Seni kavmin çıkardı da biz sığındırmadık mı? Seni yalanladılar da biz doğrulamadık mı? Seni yalnız bıraktılar da biz Sana yardım etmedik mi?' demiyor musunuz? O kadar söylemeye devam etti ki dizleri üzerine gelip: `Mallarımız ve elimizde olan her şey Allah ve Resulü'nündür' dediler. Bunun üzerine: `De ki: Ben sizden buna karşılık; akrabalarıma sevgiden başka bir ücret istemem' ayeti nâzil oldu." 322 322 İbn Kesir, c. 13, s. 7098
  • MEVEDDET EDİLECEK KİMSELER HANGİLERİDİR?

    Sünni Taberî'nin eserinde, Abdullah bin Abbas'dan: "De ki, beşaretim ve tebliğime karşılık sizlerden hiçbir maddi karşılık istemiyorum. İstediğim ancak akrabalarıma meveddet etmenizdir" ayeti indiği zaman ashab Resûlullah'a (s.a.v.) sordular ki: "Ya Resulallah, meveddetleri bizlere vacip olan bu şahıslar kimlerdir?" Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Meveddetleri sizlere vacip olanlar; Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin'dir." 323 Ehl-i Beyt kaynaklarından Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Şevkani'nin Fethü'l-Kadir Tefsiri'nin 324 Şûrâ Sûresi 23. ayetin tefsirinden: 323 Et-Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 25 324 Fethü'l-Kadir, cüz 4, s. 522
  • MEVEDDET AYETİ HAKKINDA SÜNNİ VE EHL-İ BEYT ÂLİMLERİ ARASINDAKİ FARKLI GÖRÜŞLER

    Bu konudaki eleştirileri Allame Şerefuddin'in Kur'an ve Hadisler Işığında Hz. Fâtıma adlı eserinden veriyoruz: 325 Sünni âlimler eğer ayetin maksadı Ehl-i Beyt'in muhabbet ve dostluğu ise, niçin "illel meveddete fil kurba" yerine "illel meveddetel kurba" veya "illel meveddete lilkurba" buyurmamıştır? (İstilahen niçin "fi" harfiyle ifade edilmiş ve izafe veya "lam" harfiyle ifade edilmemiştir?) Bu ve benzeri yerlerde kullanılan "fi" edatı, "izafe" veya "lam" edatından daha fazla mübalağa ifade etmektedir. Burada kullanılan "fi" edatı muhabbetin mahal ve yerini beyan etmektedir. Yani bu sevgi ve muhabbetin sadece Peygamberin (s.a.v.) akrabaları hakkında olması gerektiğini belirtmektedir." Zemahşerî "Keşşaf" adlı tefsirinde ayetteki yakınlardan maksadın Ehl-i Beyt olduğunu beyan ettikten sonra şöyle demektedir: 325 Bkz., s. 22-24
  • MEVEDDET AYETİ HAKKINDA SÜNNİ VE EHL-İ BEYT ÂLİMLERİ ARASINDAKİ FARKLI GÖRÜŞLER (2)

    "Eğer birisi niçin Allah-u Teala mezkur cümleyi "izafe" veya "lam" edatıyla ifade etmemiştir diye soracak olursa şöyle deriz: Mezkur cümlede kullanılan "fi" edatı, sevgi ve muhabbetin mahallini ve karar alması gereken yeri beyan etmektedir. Mesela, li fi âl-i fulan meveddetun ve li fihim heva ve hubbun şedidun. (Bende falanın âline karşı bir sevgi ve onlara karşı şiddetli bir muhabbet var). Bu cümleden maksat onları sevmek ve onların muhabbetin mahalli olmasını beyan etmektir. "Fi" edatının sahip olduğu başka bir imtiyaz da (ki lam edatı bu imtiyaza sahip değildir) şudur: İstilahen "lam" edatı kullanılmış olsaydı "meveddet" kelimesine taalluk ederdi. Ama "fi" edatı "meveddet" kelimesine taalluk etmemektedir. Neticede ayetin mânâsı şöyledir: Peygamber yakınları hakkında sabit olan ve yerleşen bir sevgiyi istemektedir." Sünni âlimler arasında, "Ayetin yer aldığı Şûra Sûresi Mekke'de nâzil olmuştur. Hasan ve Hüseyin Medine'de dünyaya gelmişlerdir. Ayetin mânâsına onlar dahil değildir" şeklinde görüşler de vardır. Cevap olarak Ehl-i Beyt âlimleri demektedirler ki; bu ayet kendinden sonraki üç ayet ile birlikte Medine'de nâzil olmuştur. Mecmâu'l-Beyan'ın sahibi Kutade ve İbn-i Abbas'dan bunu nakletmektedir. Ebu Hamza-i Somali'den ve Bağavi ile Ba'lebi'nin tefsirlerinde aynı nakil vardır. Bu sûrenin bir bölümü Medine'de, diğer bölümü de Mekke'de nâzil olmuş olabilir. Bunun hiçbir aykırılığı yoktur. Üstelik mezkur ayetin Mekke'de nâzil olduğunu ispatlasak dahi yine de ayetin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e doğumlarından önce şâmil olmasının hiçbir sakıncası ve aykırılığı yoktur. Zira ayette geçen sevginin vacip kılınması için Resûlullah'ın (s.a.v.) yakınlarının dünyaya gelmiş olmaları asla gerekmemektedir. O halde meveddet ayeti de tıpkı vasiyet ayeti gibidir. "Çocuklarınız