MEVEDDET AYETİ HAKKINDA SÜNNİ VE EHL-İ BEYT ÂLİMLERİ ARASINDAKİ FARKLI GÖRÜŞLER (2)
"Eğer birisi niçin Allah-u Teala mezkur cümleyi "izafe" veya "lam" edatıyla ifade etmemiştir diye soracak olursa şöyle deriz: Mezkur cümlede kullanılan "fi" edatı, sevgi ve muhabbetin mahallini ve karar alması gereken yeri beyan etmektedir. Mesela, li fi âl-i fulan meveddetun ve li fihim heva ve hubbun şedidun. (Bende falanın âline karşı bir sevgi ve onlara karşı şiddetli bir muhabbet var). Bu cümleden maksat onları sevmek ve onların muhabbetin mahalli olmasını beyan etmektir. "Fi" edatının sahip olduğu başka bir imtiyaz da (ki lam edatı bu imtiyaza sahip değildir) şudur: İstilahen "lam" edatı kullanılmış olsaydı "meveddet" kelimesine taalluk ederdi. Ama "fi" edatı "meveddet" kelimesine taalluk etmemektedir. Neticede ayetin mânâsı şöyledir: Peygamber yakınları hakkında sabit olan ve yerleşen bir sevgiyi istemektedir." Sünni âlimler arasında, "Ayetin yer aldığı Şûra Sûresi Mekke'de nâzil olmuştur. Hasan ve Hüseyin Medine'de dünyaya gelmişlerdir. Ayetin mânâsına onlar dahil değildir" şeklinde görüşler de vardır. Cevap olarak Ehl-i Beyt âlimleri demektedirler ki; bu ayet kendinden sonraki üç ayet ile birlikte Medine'de nâzil olmuştur. Mecmâu'l-Beyan'ın sahibi Kutade ve İbn-i Abbas'dan bunu nakletmektedir. Ebu Hamza-i Somali'den ve Bağavi ile Ba'lebi'nin tefsirlerinde aynı nakil vardır. Bu sûrenin bir bölümü Medine'de, diğer bölümü de Mekke'de nâzil olmuş olabilir. Bunun hiçbir aykırılığı yoktur. Üstelik mezkur ayetin Mekke'de nâzil olduğunu ispatlasak dahi yine de ayetin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e doğumlarından önce şâmil olmasının hiçbir sakıncası ve aykırılığı yoktur. Zira ayette geçen sevginin vacip kılınması için Resûlullah'ın (s.a.v.) yakınlarının dünyaya gelmiş olmaları asla gerekmemektedir. O halde meveddet ayeti de tıpkı vasiyet ayeti gibidir. "Çocuklarınız
