• HZ. ALİ’NİN OĞLU HZ. HASAN’A VASİYETİ (3)

    bilmediğin başka şeyler için dilemiştir onu... Seni yaratana, rızkını verene, yaratılışını düzgün hale getirene sarıl, kulluğun O'na olsun, rağbetin O'na yönelsin, kokun O'ndan olsun. Ey oğulcuğum! Bil ki hiç kimse Resul'ün Allah'tan haber getirdiği gibi haber getirmemiştir. Ondan, öncü ve kurtuluşa ileten önder olarak razı ol. Ben sana nasihat vermekte kusur etmedim. Ne kadar gayret etsen de, benim sana verdiğim önem kadar sen kendine önem veremezsin. Ey oğulcuğum! O'nun egemenliğinin ve otoritesinin sonuçlarını da görürdün. Onun fiillerini ve sıfatlarını tanırdın. Fakat O, kendisini tanımladığı gibi tek ilahtır. Egemenliğinde kimse O'na karşıt olamaz. Hiçbir zaman zeval bulmaz, sürekli olacaktır. Başlangıcı olmaksızın her şeyden öncedir. Sonu olmaksızın her şeyden sonra da var olacaktır. Rububiyeti gönülle veya gözle kavranamayacak kadar zatı yücedir. Bunu böyle bildin mi, O'nun itaatini aramakta, azabından korkmakta, öfkesinden çekinmekte, senin gibi kadri küçük, kudreti az, aczi çok, Rabbine ihtiyacı fazla olan bir kişinin nasıl hareket etmesi gerekiyorsa öyle hareket et. Çünkü O, sana sadece güzel şeyleri emretti. Ve sana sırf çirkin şeyleri yasakladı. Ey oğulcuğum! Kendini seninle başkaları arasında tartı haline getir. Kendin için istediğini başkası için de iste. Kendin için hoşlanmadığın şeyden başkaları için de hoşnutsuz ol. Nasıl zulme uğramayı istemezsen sen de başkalarına zulmetme, başkalarının sana nasıl iyilik etmesini istiyorsan sen de başkalarına iyilik et. Başkalarında çirkin gördüğün şeyi kendinde de çirkin gör. Kendin başkalarına yapınca onlar için razı olacağın şeyi, başkaları sana yapınca razı ol. Bildiğin az bile olsa bilmediğini söyleme. Sana söylenmesini istemediğin sözü başkalarına söyleme. Bil ki, kendini beğenmek gerçeğin zıddı ve akılların afetidir. Çalışmanda bütün gücünü ortaya koy, başkaları için hazine biriktiren biri olma, hedefine iletildin mi olabildiğin kadar Rabbinden korkan biri ol. Bil ki, yeryüzünün hazineleri elinde olan Allah, sana dua etmen
  • HZ. ALİ’NİN OĞLU HZ. HASAN’A VASİYETİ (4)

    için izin vermiş, icabet edeceğini vaat etmiştir. Dilediğini vermek için dilemeni, sana merhamet sunmak için merhamet dilemeni emretmiştir. Seninle arasında perde olacak birine yer vermemiştir. Sonra, hazinelerinin anahtarlarını kendisinden dilemeye izin vererek, senin ellerine teslim etmiştir. Ne zaman istesen, dua ile nimet kapılarını açarsın. Çorak dilek yerlerini sulamak için rahmet yağmurlarını istersin. İcabeti gecikse de umudunu kesmemelisin. Çünkü bağış niyetin ölçüsüne bağlıdır. Nice kere isteyenin ecri çoğalsın, umana daha fazla ihsan edilsin diye icabet gecikir. Nice kere bir şey istersin, verilmez, fakat hemencecik veya bir süre sonra (dünyada veya ahirette) ondan daha hayırlısı verilir. Ya da verilmemesi senin hayrına olduğu için verilmez! Çünkü nice şeyler vardır ki onu sen istersin fakat verilse o yüzden dinin mahvolur. Şu halde güzelliği sana kalacak, vebali senden gidecek şeyleri istememelisin. Mal sende ebedi olarak kalmaz. Sen de ebedi olarak mala sahip olamazsın. Ey oğulcuğum! Ölümü çok an. Birden düşeceğin konumu ve ölümden sonra karşılaşacağın durumu aklına getir. Onu hep önünde bil. Seni silahını kuşandığın, kemerini bağladığın bir anda bulsun. Ansızın gelip üst olmasın sana... Sakın dünya ehlinin dünya ile oyalanması, ona yapışıp kalması seni aldatmasın. Allah sana dünyayı haber verdiği gibi dünyanın kendisinin de ne olduğunu tanıtmış, kötülüklerini sana açıp göstermiştir. Dünya ehli ancak ürüyen, havlayan köpeklerdir. Av kovalayan yırtıcı canavarlardır. Birbirini ısırırlar. Üstün olan zayıf olanı yer. Büyüğü küçüğünü kahreder. Kesin olarak bil ki, emeline ulaşamazsın. Ve ecelinden kaçamazsın. Senden önce gidenlerin yolundasın. O halde isteklerini azalt. Ve kazancı güzelce yap. (yani hakka hukuka riayet et). Çünkü nice istek vardır ki, insanı elindekinden avucundakinden eder. Her dileyen rızıklanmaz. Ve her güzelce isteyen de mahrum kalmaz. Seni dileklere sürüklese de nefsini bütün alçaklıkların üzerinde tut. Çünkü kendinden yitirdiklerine karşılık bir daha bir şey alamazsın. Kendini başkasına kul etme. Çünkü Allah seni hür yaratmıştır. Şerle elde edilen hayra hayır denmez, güçlükle ulaşılan kolaylığa kolaylık adı verilmez.
  • HZ. ALİ’NİN OĞLU HZ. HASAN’A VASİYETİ (5)

    İhtiras bineklerinin seni dört nala koşturup helak suyunun başına götürmesinden sakın. Eğer gücün yetiyorsa Allah ile kendi arana hiçbir nimet sokma, çünkü sen ancak payını alacak ve sadece nasibini elde edeceksin. Hepsi de O'ndan olmakla beraber yüce Allah'tan gelen az şey, kullardan gelecek olandan daha üstündür. Ailene karşı kötü kişi olma. (ve ailen senden en nasipsiz kalan kimseler olmasın). Senden uzak durana rağbet etme. Dostunun dostluğu kesmekteki düşüncesi senin dostluğu sürdürmendeki düşüncenden, sana kötülük düşüncesinde olması, senin ona iyilik düşüncesinde olmandan daha güçlü olmasın. Sana zulüm edenin zulmü, gözünde büyümesin. Çünkü o kendi zararına seninse faydana çalışmaktadır. Seni sevindirenin karşılığı ona kötülük etmen değildir. Ey oğulcuğum! Bil ki rızık iki türlüdür. Birini sen ararsın, öbürü ise seni arar sen ona varmadan o sana gelir. Muhtaç durumdayken alçalmak ve zenginken cefa etmek (kabalık göstermek) ne kadar çirkin huylardır. Dünyadan nasibin ahiretini düzelttiğin kadardır. Eğer elinden çıkana hayıflanacaksan eline geçmeyen her şey için hayıflan dur... Henüz olmayan, gelip çatmayan şeyi olup bitenden anla. Çünkü işlerin hepsi birbirinin benzeridir. Musibete uğramadıkça nasihatten faydalanmayanlardan olma. Çünkü akıllı kişi edeplerle öğütlenirken hayvanlar dayakla öğütlenir. Dinini ve dünyanı Allah'a emanet et. Şu tez geçen dünyada da bir zaman sonra gelecek olan ahirette de kendin için hayırlı akıbet dile... Vesselam..." 387 387 Hidayet Önderleri, s. 129, 130, 131
  • HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN

    Usul-u Kafi'de şöyle yazar: "Hz. Ali son nefesini vermeden Resulüllah'ın daha önceden emrettiği vasiyeti yerine getirerek kendisinden sona Hz. Hasan'ı imam olarak açıkladı. İmam Hüseyin'i, diğer evlatlarını ve yakın dostlarını buna şahit tuttu." 388 Bilindiği gibi, Haricilerden Abdurrahman b. Mülcem, Bürek b. Abdullah, Amr b. Bükeyr Mekke'de bir toplantı düzenlediler ve Nehrevan Savaşı'nda öldürülen arkadaşlarının intikamını almak için Hz. Ali'nin, Amr b. As'ın ve Muaviye'nin öldürülmesine karar verirler. Hz. Ali'nin İbn Mülcem, Muaviye'nin Burek b. Abdullah, Amr. b. As'ın Amr. b. Bukey tarafından öldürülmesi konusunda anlaşmaya vardılar. Kılıçlarını zehirleyerek H. 40 yılının Ramazan ayında planlarını gerçekleştirmek üzere ayrıldılar. 389 İbn-i Mülcem ve yanındaki birkaç arkadaşı Ramazan'ın 19. gecesi geldiğinde kılıçlarını gizleyip maksatlarını gerçekleştirmek üzere Kûfe Mescidi'ne gittiler. 390 388 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 297, 298 389 İbn Sa'd, Tabakat, c. 3, s. 213; Taberî, Tarih, c. 5, s. 143-144; (İsfahanî, Mekâtil, s. 29 390 Şeyh Müfid, el-İrşad, s. 9
  • HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (2)

    İbn-i Mülcem, Hz. Ali'nin namaza durduğu sütunun arkasına gizlenmiş, Hz. Ali ilk secdesinden kalkarken zehirli kılıcı başına indirmiştir. Kılıç Hendek Savaşı'nda Amir'in vurduğu yere isabet etti ve İmam'ın alnı yarıldı. Kılıç darbesi başına indiği anda Hz. Ali şu sözleri söyledi: "Kâbe'nin Rabbine and olsun ki kurtuldum." 391 Hz. Ali'nin şehit olduğu gece Hz. Hasan'la arasında şu konuşmalar geçti. İmam Ali tanyerinin ilk ışıkları henüz ağarmadan evinden çıkıp Kûfe Mescidi'ne giderken oğlu Hasan'a armağan edilmiş olan bir grup kaz ötüşerek yüzüne doğru uçtu. İmam Ali bu kazların ötüşünü büyük bir olayın, yıkıcı bir musibetin meydana geleceğinin habercisi olarak algıladı. Ve "la havle vela kuvvete illa billah! Arkasından feryatların geleceği ötüşmeler!" dedi. İmam Ali daha sonra hurma ağacı gövdesinden yapılan mescidin kapısını açmaya yöneldi. Fakat onu açmakta zorlandı. Onu yerinden çıkardı. O arada çözülen izarını bağlarken şu iki beyiti söyledi: "İzarını (kemerini) ölüm için sıkıca bağla Çünkü ölüm seni karşılayacak Ölümden korkup üzülme Vaadine ulaştığı zaman..." İmam Hasan babasının bu kadar erken vakitte evden çıkmasını yadırgamıştı. Ona, "Bu vakitte çıkmanın sebebi nedir?" diye sordu. İmam Ali, "Bunun sebebi bu gece gördüğüm ve beni dehşete düşüren bir rüyadır" dedi. İmam Hasan, "Hayırdır, hayır olsun, onu bana anlat" dedi. Bunun üzerine İmam Ali şunları söyledi: "Cebrail'in gökten Ebu Kubeys tepesine indiğini gördüm. Oradan iki taş alarak Kâbe'ye doğru yürüdü. Kâbe'nin yanında o taşları birbirine çarptı. Çarp391 Kuleyni, c. 1, s. 298; Meclisi, Celâ'il-Uyûn, s. 341-342
  • HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (3)

    manın etkisi ile taşlar toz haline geldi. Bu tozlar öyle dağıldı ki Mekke ile Medine'de içine bir parçasının girmediği tek bir ev bile kalmadı." İmam Hasan, "Peki, bu rüyayı nasıl yorumluyorsun?" diye sordu. İmam Ali, "Eğer rüyam doğru çıkarsa senin baban öldürülecek ve Mekke ile Medine'de benden doğacak üzüntünün girmediği tek bir ev bile kalmayacak" dedi. İmam Hasan babasının bu sözleri üzerine dalgınlaştı. Kendinden geçti. Ardından kısık bir sesle, "Bu olay ne zaman olacak?" diye sordu. İmam Ali oğluna şu cevabı verdi: "Yüce Allah, "Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez" 392 buyuruyor. Fakat sevgilim Allah Resulü bu olayın Ramazan ayının son on günü içinde olacağını bana bildirdi. Beni Abdurrahman b. Mülcem öldürecek." İmam Hasan, "Bunu biliyorsan, öldür onu" dedi. Hz. Ali, "Cinayetten önce kısas uygulamak caiz değildir. Henüz cinayet işlenmedi" dedi. Arkasından İmam Ali oğluna yatağına döneceğine dair yemin ettirdi. İmam Hasan da zorunlu olarak bu emre uydu. 393 İmam Ali mescide girdikten sonra o büyük facia meydana geldi. Kûfe halkı olayı duyar duymaz mescide koştu. Hz. Ali'nin oğulları da hızla olay yerine koştular. İmam Hasan mescide ulaşanların başında geliyordu. Babasını mihrapta yere yığılmış buldu. Yüzü ve sakalı kana boyanmıştı. Çevresini sarmış olan cemaat ilk tedavisini yapmaya çalışıyordu. 392 Lokman, 34 393 Hayatu'l İmam Hasan, c.1, s. 557, 558
  • HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (4)

    Oğlu Hasan'la göz göze geldi ve ona cemaate namaz kıldırmasını emretti. İmam Hasan namazı kıldırırken o da yerde oturmuş namaz kılıyordu ve yarasından kan akıyordu. İmam Hasan namazı bitirdikten sonra babasının başını tutarak kucağına aldı ve, "Sana bu işi kim yaptı?" diye sordu. İmam Ali, "Abdurrahman ibn-i Mülcem" diye cevap verdi. İmam Hasan, "Hangi taraftan kaçtı?" diye sordu. İmam Ali, "Hiç kimse onu aramaya gitmesin, o sizin yanınıza şu kapıdan gelecektir" dedi ve mescidin Kinde kapısını işaret etti. Nitekim kısa bir süre sonra cemaatin İbn-i Mülcem'i imamın dediği kapıdan içeri getirdikleri görüldü. Adamı elleri arkadan bağlı ve başı açık olarak İmam Hasan'ın huzuruna getirdiler. İmam Hasan, "Ey melun! Mü'minlerin Emiri, Müslümanların imamını niçin öldürdün? Seni korumasının ve yakınına almış olmasının karşılığı bu mu idi ki ona bu şekilde karşılık verdin?" dedi. O sırada İmam Ali gözlerini açtı ve ona şöyle dedi: "Çok canice bir iş yaptın, büyük bir cinayet işledin. Ben sana şefkat gösterip seni başkalarının önünde tutmadım mı? Niçin bana bu karşılığı verdin?" Arkasından oğlu Hasan'a dönerek katiline iyi davranmasını tavsiye etti ve şöyle dedi: Ey oğlum! Esirine karşı merhametli ol." İmam Hasan, "Bu melun adam seni öldürüp acını bize tattırdı. Sen ise ona karşı yumuşak olmamızı mı emrediyorsun?" deyince İmam Ali, "Ey oğlum! Biz rahmet ve mağfiret evinin ehliyiz, ona yediğin yemekten yedir. İçtiğin sudan içir. Eğer ben ölürsem kısas cezası uygulamak suretiyle onu öldür. Fakat ona sakın müsle (organların kesilmesi) yapma. Zira ben Resulüllah'ın, "kudurmuş köpeğe bile müsle yapmayın" dediğini işittim. Eğer yaşasaydım ona nasıl davranacağımı bilirdim. Onu affetmekte öncelik bana aittir.
  • HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (5)

    Biz Ehl-i Beyt ailesi bize karşı suç işleyenlere aftan ve iyilikten başka bir şey yapmayız." 394 İmam Hasan babasına bakarak şöyle dedi: "Ey baba! Senden sonra biz kiminle mutlu oluruz, seni kaybetmenin elemi bizim için Resulüllah'ı kaybetmenin elemi gibidir." İmam Ali oğlunu kucaklayarak şöyle dedi: "Allah kalbini sabırla sakinleştirsin. Beni kaybetmenin acısı miktarınca senin ve kardeşlerini ecrini arttırsın." İmam Hasan babasını tedavi etmeleri için bir doktorlar grubu topladı. Bunların en yetkili uzmanı Usayr b. Amr es-Sukunî idi. Bu doktor sıcak bir koyun ciğeri istedi. Bu ciğerden çıkardığı bir damarı imamın yarasına soktu. Sonra da damara üfleyip onu geri çıkardı. Çıkan damara beynin ak maddesinin bulaştığını gördü. Çünkü imamın aldığı darbe beynin içine ulaşmıştı. Doktor gördükleri karşısında irkildi ve imama dönerek ümitsiz bir sesle, "Ey Emirü'l-Mü'minin, vasiyetini yap çünkü öleceksin" dedi. Bunları duyan İmam Hasan babasına baktı. Gözyaşları durmadan akıyordu. "Babacığım belimi kırdın, seni bu halde görmeye nasıl dayanabilirim?" dedi. İmam Ali ona doğru baktı. Şunları söyledi: "Baban için bu günden sonra keder ve üzüntü söz konusu değildir. Çünkü bugün deden Muhammed Mustafa'ya, büyük annen Hatice'ye ve annen Fatıma'ya kavuşuyorum. Cennet hurileri babanı bekliyor, her an onu gözlüyorlar. O halde üzülmene sebep yok oğlum, ağlama..." İmamın kanı zehirlenmişti. Bu sebeple yüzü sararmaya başladı. Buna rağmen sakin huzurlu idi. Gözlerinin içi gülümsüyordu. Gökyüzünün ufuklarına bakarak sürekli biçimde Allah'ı zikrediyor, O'nu tesbih ediyor, O'na sığınarak dua ediyor ve şöyle diyordu: "Allah'ım, senden peygamberler ve vasiler ile birlikte olmayı ve en yüce dereceleri istiyorum." 394 Zindeganiy-i İmam Hasan-ı Mücteba, 153, 154
  • HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (6)

    Az sonra bayıldı. Bunu gören İmam Hasan tekrar ağlamaya başladı. Az sonra ayılan İmam Ali şunları söyledi: "Ey oğlum! Nedir bu ağlaman? Baban için bu günden sonra keder ve üzüntü söz konusu değildir. Ey oğulcuğum! Sen zehirlenerek öldürüleceksin, kardeşin ise kılıçla öldürülecektir..." İmam Ali o dakikalarda evlatlarına iyi ahlaklı olmalarını tavsiye etti. Önlerine yüce örnekler koydu. Kendilerine paha biçilmez dersler verdi. Öğütlerini öncelikle Hasan ve Hüseyin'e yöneltti. Arkasından diğer oğulları ile bütün Müslümanlara seslendi: "Size Allah'tan korkmanızı ve dünya peşinize düşse bile onun peşinden koşmamanızı, elinizden giden hiçbir şeye üzülmemenizi, hak için konuşmanızı, sevap kazanmak için amel etmenizi tavsiye ederim. Zalime düşman, mazluma destek olun. Siz ikinize, bütün evlatlarıma aileme ve bu yazımın eline ulaştığı herkese Allah'tan korkmanızı, işlerinizi düzgün yapmanızı, aranızı uyuşturmanızı tavsiye ederim. Çünkü ben dedenizin, "İnsanların arasını uyuşturmak, nafile namazdan ve oruçtan daha hayırlıdır!" dediğini duydum. Yetimler hakkında size Allah'ı hatırlatırım. Ağızlarını yemeksiz bırakmayın. Sizin varlığınız ile mahvolmasınlar. Komşularınız hakkında size Allah'ı hatırlatırım. Çünkü onların hakkını gözetmek Peygamberin tavsiyesidir. Onları bize o kadar ısrarla tavsiye etti ki onları bize mirasçı yapacağını zannettik. Kur'an hakkında size Allah'ı hatırlatırım. Onunla amel etmekte başkaları sizin önünüze geçmesin. Namaz hakkında size Allah'ı hatırlatırım. O, dininizin direğidir. Rabbinizin evi hakkında size Allah'ı hatırlatırım. Var olduğunuz sürece onu boş bırakmayın, çünkü o boş bırakılırsa sizden intikam alınır.
  • HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (7)

    Allah yolunda mallarınızla, bedenlerinizle ve dillerinizle cihat etmek hususunda size Allah'ı hatırlatırım. Mutlaka birbirinizle yakın ilişkide olun ve birbirinize mali yardımda bulunun. Sakın birbirinizle çekişmeyin, yakınlık ilişkinizi kesmeyin. İyiliği emredip kötülükten sakındırmayı bırakmayın. Yoksa aranızda kötüler başa geçer de dua ederisiniz ama dualarınız kabul edilmez. İmam Ali daha sonra ailesine ve akrabalarına şöyle seslendi: Ey Abdulmuttaliboğulları! "Mü'minlerin Emiri öldürüldü, Mü'minlerin Emiri öldürüldü" diyerek sakın sizi Müslümanların kanına girmiş bulmayayım. Bana karşılık katilimden başkasını öldürmeyin, bekleyin ben onun darbesi yüzünden öldüğümde ona darbesi karşısında bir darbe indirin. Adama müsle yapmayın. Çünkü ben Peygamberimizin, "Kudurmuş köpek bile olsa hiçbir canlıya müsle yapmayın" dediğini duydum." 395 İmam Ali bu son anlarında oğlu Hasan'a özellikle dinin temel esaslarını gözetmesini, şöyle tavsiye etti: "Ey oğlum! Sana Allah'tan korkmanı, namazı vaktinde kılmanı, zekatı emredildiği yerlere vermeni, abdesti güzel almanı tavsiye ederim. Çünkü temizlenmeden namaz kılınmaz. Yine sana suçları affetmeni, öfkeni bastırmanı, akrabalarınla iyi ilişkiler içinde olmanı, cahillere karşı hoşgörülü olmanı, dinle ilgili bilgini geliştirmeni, ele aldığın işte sebatkar davranmanı, Kur'an'a bağlı olmanı, komşularınla iyi geçinmeni, iyiliği emredip kötülükten sakındırmanı, çirkin davranışlardan ve sözlerden kaçınmanı tavsiye ederim." 396 395 Şerh-u Nehcü'l Belaga, Muhammed Abduh, c. 3, s. 85 396 Tarih-i İbn-i Kesir, c. 3, s. 170