• HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (8)

    Ramazanın yirminci günü kalabalık bir halk topluluğu imamın evinin önünde toplandı. Onu ziyaret etmek istiyorlardı. Hepsine genel bir izin verildi. Herkes içeri girip oturdu. İmam Ali ziyaretine gelenlere, "Beni kaybetmeden önce sorularınızı sorun. Fakat imamınızın başına gelen felaketi göz önünde bulundurarak sorularınızı hafif tutun" dedi. Ama ağır yarasının verdiği acıyı göz önünde tutan ziyaretçileri kendisine soru sormaktan çekindiler. 397 397 Hayatu'l İmam Hasan, c. 1, s. 563, 566
  • İMAM ALİ’NİN HALİFELİĞİ OĞLU İMAM HASAN’A DEVRETMESİ

    İmam Ali (k.veche) bu dünyadan ayrılacağını anladığında hilafeti ve imamlığı oğlu Hz. Hasan'a devretti. Kendisinden sonra ümmetin bütün meselelerinde başvuracakları merci olarak onu görevlendirdi. Kuleynî'nin verdiği bilgiye göre, İmam Ali oğlu Hasan'ın yerini almasını vasiyet etti. Bu vasiyetine, Hüseyin'i, Muhammed Hanefiyye'yi, diğer oğullarını, taraftarlarının önde gelenlerini ve Ehl-i Beyt'ini şahit tuttu. Arkasından oğlu İmam Hasan'a kitaplarını ve silahını vererek şöyle dedi: "Ey oğlum! Resulüllah nasıl benim kendi yerine geçmemi vasiyet edip kitaplarını (mektuplarını ve anlaşmalarını) ve silahını bana verdi ise, benim de senin yerime geçmeni vasiyet etmemi, kitaplarımı ve silahımı sana vermemi, ayrıca ölümün yaklaştığı zaman bu emanetleri kardeşin Hüseyin'e vermeni bana emretti."
  • İMAM ALİ’NİN HALİFELİĞİ OĞLU İMAM HASAN’A DEVRETMESİ (2)

    Ardından Hz. Hasan'a şunları söyledi: "Kanın velisi sensin, eğer affedersen bu sana kalmış bir şey. Yok eğer onu öldürürsen bir darbenin yerine yine bir darbe ile iş bitmelidir." 398 Yine Usul-ü Kafi'de Hz. Ali'nin İmam Hasan'a şu vasiyetleri yer almaktadır: "... eğer sağ kalırsam kanımın sahibi benim. Eğer ölürsem ölüm benim miadımdır. Eğer affedersem bu af benim için yakınlık sebebi, sizin için de güzelliktir. Affedin, hoşgörün. Yoksa Allah'ın sizi bağışlamasını istemiyor musunuz?" Sonra oğlu Hasan'a döndü ve şöyle dedi: "Ey oğlum! Bir darbeye karşılık bir darbe vurmaya hakkın var. Bunun ötesine geçip sakın günaha girme!" 399 Hz. Ali daha sonra ölümün şiddeti ve acısı ile baş başa kaldı. Sürekli Kur'an okuyor, dua ve istiğfar ediyordu. 400 Son nefesini vermeden ağzından dökülen son şey, "Çalışanlar işte bunun için çalışsınlar" 401 ayeti oldu. İmam Hasan babasını toprağa verme hazırlıklarına girişti. Temiz cesedini yıkayıp hanutla kokulandırdı. Arkasından kefene sardı. Gecenin sonlarına doğru İmam Hasan, babasının cenazesini az sayıdaki aile fertleri ve dostları ile birlikte Necef'te toprağa verdi. İmam Hasan daha sonra kedere boğulmuş, kendinden geçmiş, üzüntünün kuşatması altına girmiş olarak evine döndü. 402 İmam Câfer-i Sâdık'ın ifadesine göre, "... Emirü'l-Mü'minin vefat ettiği zaman Hasan ve Hüseyin ile birlikte iki adam onu Kûfe'den çıkardılar. Kûfe'yi sağ taraflarına alarak çöle doğru yola koyuldular. Sonra cenazesini el-Ğariy denilen yere getirdiler. Oraya defnettiler. Kabrinin üzerini örterek geri döndüler." 403 398 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 279. 298 399 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 552 400 Hidayet Önderleri, s. 140 401 Saffat, 61 402 Hayatu'l İmam Hasan, c. 1, s. 568, 569 403 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 832
  • İMAM ALİ’NİN HALİFELİĞİ OĞLU İMAM HASAN’A DEVRETMESİ (3)

    İmam Hasan babasının toprağa verildiği gecenin sabahında halka şu konuşmayı yaptı: "Ey insanlar! Kur'an bu gece indi, İsa peygamber bu gece göğe çıkarıldı. Yuşa b. Nun bu gece öldürüldü. Yine bu gece babam Ali öldü. Allah'a yemin ederim ki, önceki ve sonraki vasiler içinde babamdan önce hiç kimse cennete giremez. Allah Resulü onu bir seriyenin başında sefere gönderdiğinde Cebrail sağ yanında ve Mikail sol yanında savaşırdı. Yedi yüz dirhem dışında altın ve gümüş para geriye bırakmadı. Bu yedi yüz dirhemi sadakalarından arttırıp ailesine bir hizmetçi almak için biriktirmişti." 404 404 el-Emali, s.192
  • HZ. ALİ’NİN, YERİNE VEKİL BIRAKMASI MESELESİ

    Belazurî ve Taberî gibi bazı tarihçiler, Hz. Ali'nin yerine kimseyi vekil olarak bırakmadığını yazmışlardır. Belazurî bu konuda şöyle yazar: "Cündeb b. Abdillah Hz. Ali'ye gelerek oğlu Hasan'ı halife seçmek istediklerini, bu konudaki fikrini sorduğunu, Hz. Ali'nin de, "Size bunu emretmeyeceğim gibi sizi bundan da alıkoymam" dediği rivayet edilir." 405 "... Hz. Ali kendisinden sonraki halifeyi belirlemek istememiştir. Nitekim kendisine bu talepte bulunanlara Hz. Peygamberi örnek almak istediğini ifade ederek, kimseyi kendisinden sonraki halife olarak zikretmeyeceğini söylemiştir." 406 Yani, bu düşünceye göre, Hz. Ali kimseyi yerine halife olarak bırakmadı. Ve bu şekilde Peygamberin yolunu izlemiş oldu. (Burada önemli bir husus şudur ki, eğer Hz. Ali iddia edildiği gibi yerine oğlu Hasan'ı vekil bırakmayarak Allah Resulü'nün yolunu izledi 405 Belazurî, Kitab-u Cümel min Ensabi'l Eşraf, c. 3, s. 262; Taberî, Tarih, c. 6, s. 73 406 İbn-i Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, c. 8, s. 16
  • HZ. ALİ’NİN, YERİNE VEKİL BIRAKMASI MESELESİ (2)

    ise, o zaman kendisinden sonraki halifeyi işaret eden Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, Peygamberin yolunu izlememişlerdir!) Ancak Hz. Peygamberin yerine bir vekil tayin etmediği iddiası hiçbir şekilde gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Bilindiği gibi Resulüllah, Veda Haccı dönüşünde Gadr-i Hum denen yerde kafileyi durdurarak bir hutbe irad etmiş ve hutbesinde açıkça Hz. Ali'yi kendisinden sonraki halife olarak ilan etmiştir. Allah Resulü bu hutbenin 7 ayrı yerinde Hz. Ali'yi halife ve imam olarak ilan etmiştir: "Ali b. Ebi Tâlib, benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir." "Ey insanlar, biliniz ki, Yüce Allah, Muhacirler'e, Ensar'a ve onlara iyilikle tâbi olanlara, köylüye ve şehirliye, Arab'a ve Acem'e, özgüre ve köleye, büyüğe ve küçüğe, beyaza ve siyaha Ali'ye itaat etmeyi farz kılmış, onu imam ve yetki sahibi kılmıştır." "Benden sonra da Ali, Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar onun evlatlarından olan benim neslimin hakkıdır." "Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır." "İyi bilin ki Mü'minlerin Emiri ancak benim şu kardeşimdir. Müminlerin Emiri olmak benden sonra ondan başka hiç kimse için helal değildir." "Ey insanlar, bu Ali'dir. O benim kardeşim, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerinde halifemdir." "Ey insanlar, Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum." Resulüllah, Hz. Ali'yi insanların en üstünü olarak ilan etmiş ve ashabına ona muhalefet etmemelerini emretmiştir.
  • HZ. ALİ’NİN, YERİNE VEKİL BIRAKMASI MESELESİ (3)

    "... Ey insanlar, Ali'yi üstün bilin zira o, Allah rızık indirdiği ve yaratıklar baki kaldığı müddetçe kadın ve erkek tüm insanların en üstünüdür. Bu sözü reddeden ve onunla uyumlu olmayan kimse melundur, melundur, gazaba uğramıştır, gazaba uğramıştır." 407 Rivayete göre, Peygamberimiz Ali için bir çadır kurulmasını emretti ve Müslümanlara da gruplar halinde yanına girerek Emirü'l-Mü'minin sıfatıyla onu selamlamalarını emretti. Bütün Müslümanlar bunu yaptılar. Hatta o sırada Peygamberin yanında bulunan eşleri ve diğer Müslümanların hanımları da çadıra girip Emirü'l-Mü'minin olarak Ali'yi selamladılar. 408 Hz. Ali'yi tebrik edenlerin başında Ebubekir ve Ömer vardı. Hz. Ömer şöyle dedi: "Ne mutlu sana ey Ebu Tâlib'in oğlu! Artık benim ve bütün erkek ve kadının mü'minlerin mevlâsı oldun." 409 Gadr-i Hum hadisini 300'den fazla alim müsned olarak 100'den fazla sahabeden rivayet etmişlerdir. (Sadece Taberî, Gadir Hadisi hakkında yazdığı el-Velaye kitabında bu hadisi 75 yoldan rivayet etmiştir). Gadr-i Hum hadisini rivayet eden alimlerden bazıları şunlardır: 1- İmam Fahreddin Razi, Mefatih'ul-Gayb tefsirinde, 2- İmam Ahmed Salebî, Keşful-Beyan tefsirinde, 3- Celaluddin Suyutî, Durrü'l-Mensur'da, 4- Ebu'l Hasan Ali b. Ahmed el-Vahidî en-Nişaburî, Esbab'unNuzûl'da, 5- Muhammed b. Cerir Taberî, Tefsir-i Kebir'de, 407 Ravzatü'l-Muttakin, c. 13, s. 247; el-İhticac, c. 1, s. 68; Ravzatü'l-Vaizin, c. 1, s. 89 408 el-İrşad, Şeyh Müfid, s. 176 409 es-Siretü'n-Halebiyye, c. 3, s. 274; el-Menakıb, İbn-i Megazili, s. 16; el-Fusulü'lMühimme, İbn Sebbağ, s. 40; Yenabiu'l Mevedde, Kunduzî, s. 40
  • HZ. ALİ’NİN, YERİNE VEKİL BIRAKMASI MESELESİ (4)

    6- Hafız Ebu Nuaym el-İsfahanî, Ma Nezele Min'el Kur'ani fî Ali ve Hilyetu'l Evliya'da, 7- Muhammed b. İsmail Buharî, Tarih, c. 1, s. 375, 8- Müslim b. Haccac en-Nişaburi, Sahih, c. 2, s. 325, 9- Ebu Davud Secistanî, Sünen'de, 10- Muhammed b. İsa Tirmizî, Sünen'de, 11- Hafız b. Ukde, Kitabul Velayet'te, 12- İbn Kesir-i Şafii Dimaşkî, Tarih'inde, 13- İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned c. 4, s.281 14- Ebu Hamid b. Muhammed Gazali, Sırru'l Alemin'de, 15- İbn Abdulbir, İstiab'da, 16- Eş-Şafii, Metalib'us-Sevl, s. 16, 17- İbn Megazilî eş-Şafii, Menakıb'da, 18- Nureddin b. Sabbağ el-Malikî, el-Fusulu'l Mühime, s. 24'te, 19- Hüseyin b. Mes'ud Beğevî, Mesabih'us-Sünne'de, 20- Ebu'l Müeyyid Muvaffak b. Ahmed Hatib Harezmî, Menakıb'da, 21- Mecduddin b. Esir Muhammed eş-Şeybanî, Cami'ulUsul'de, 22- Hafız Ebu Abdurrahman Ahmed b. Ali Nesaî, Hasais'ulAlevi ve Sünen'de, 23- Süleyman Belhi el-Hanefî, Yenabi'ul-Mevedde'de, 24- Ahmed. b. Hacer el-Mekkî, es-Savaik'ul Muhrika ve elMenh'ul-Melekiyye'de...
  • HZ. ALİ’NİN, YERİNE VEKİL BIRAKMASI MESELESİ (5)

    Nitekim İbn-i Hacer, Savaik'in 1. babı 25. sayfasında şöyle diyor: "Gadr-i Hum hadisi hiçbir şek ve şüphe taşımayan sahih bir hadistir. İçinde Tirmizî, Nesaî ve Ahmed b. Hanbel'in de bulunduğu bir cemaat tarafından rivayet edilmiştir. Gerçekten onu rivayet edenler oldukça çoktur. 25- İbn Mace el-Kazvinî, Sünen'de, 26- Hakim Nişaburî, el-Müstedrek'de, 27- Süleyman b. Ahmed Taberanî, Evsat'ta, 28- İbn Esir, Usdü'l-Gâbe'de, 29- İbn Cevzî, Tezkiret'ul-Havass'il-Ümme, s. 17, 30- Ebu Ömer b. Abdurrabbih, İkd'ul-Ferid'de, 31- Allame Semhudî, Cevahiru'l Akdeyn'de, 32- İbn Teymiyye, Minhac'us-Sünne'de, 33- İbn Hacer el-Askalanî, Feth'ul-Bari ve Tehzib'ut-Tehzib'de, 34- Zemahşerî, Rebi'ul-Ebrar'da, 35- Ebu Said Secistanî, Kitab'ud-Diraye fi Hadis'il-Velaye'de, 36- Ubeydullah b. Abdullah Haskanî, Duat'ul Hüda ila Eda-i Hak'kil Muvalat'da, 37- Rezin b. Muaviye el-Abdurey, el-Cem'u Beyn'es-Sihah'isSitte'de, 38- İmam Fahr-i Razi, Erbain'de,(Bütün ümmetin bu hadis üzerinde icma ettiğini söylemektedir.) 39- Mukbili, Ehadis'ul-Mütevatire'de, 40- Suyutî, Tarih'ul-Hülafa'da,
  • HZ. ALİ’NİN, YERİNE VEKİL BIRAKMASI MESELESİ (6)

    41- Mir Seyyid Ali Hemedanî, Meveddet'ül Kurba'da, 42- Ebu'l-Feth, Hasais'ul-Alevî'de, 43- Hace Parsa-i Buharî, Fasl'ul-Hitab'da, 44- Celaluddin Şirazî, Erbain'de, 45- Abdurrauf el-Menavi, Feyz'ul-Kadir fi Şerh-i Cami'usSağir'de, 46- Muhammed b. Yusuf Genci eş-Şafii, Kifayet'ut-Tâlib'in 1. bâbında, 47- İbrahim b. Muhammed Himvinî, Feraid'us-Simtayn'da, 48- Kadı Fazlullah b. Ruzbehanî, İbtat'ul-Batıl'da, 49- Muhammed b. Ahmed Şerbini,"Sirac'ul-Münir'de, 50- Ebu'l Feth Şehristanî eş-Şafii, Milel ve Nihel'de, 51- İbn Asakir Ebu'l-Kasım Dimaşkî, Tarih-i Kebir'de, 52- İbn Ebi'l-Hadid el-Mutezili, Nehcü'l-Belaga Şerhi'nde, 53- Alauddin Simnanî, Urvet'ül-Vüska'da, 54- İbn Haldun, Tarih kitabının mukaddimesinde, 55- Mevla Ali Muttaki Hindî, Kenzu'l-Ummal'da, 56- Şemsuddin Ebu'l-Hayr Dimaşkî, Esne'l-Metalib'de, 57- Seyyid Şerif Hanefi el-Curcanî, Şerh-i Mevakıf'da, 58- Yahya b. Şeref'un-Nebevî, Tehzib'ul-Esma re'l-Lugat'te, 59- Hafız Ebubekir Hatib-i Bağdadî, Tarih-i Bağdadi'de, 60- Nizamuddin Nişaburî, Tefsiru'l-Garaib'ul-Kur'an'da, (Burada adı geçen Ehl-i Sünnet âlimleridir).