HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (4)
Oğlu Hasan'la göz göze geldi ve ona cemaate namaz kıldırmasını emretti. İmam Hasan namazı kıldırırken o da yerde oturmuş namaz kılıyordu ve yarasından kan akıyordu. İmam Hasan namazı bitirdikten sonra babasının başını tutarak kucağına aldı ve, "Sana bu işi kim yaptı?" diye sordu. İmam Ali, "Abdurrahman ibn-i Mülcem" diye cevap verdi. İmam Hasan, "Hangi taraftan kaçtı?" diye sordu. İmam Ali, "Hiç kimse onu aramaya gitmesin, o sizin yanınıza şu kapıdan gelecektir" dedi ve mescidin Kinde kapısını işaret etti. Nitekim kısa bir süre sonra cemaatin İbn-i Mülcem'i imamın dediği kapıdan içeri getirdikleri görüldü. Adamı elleri arkadan bağlı ve başı açık olarak İmam Hasan'ın huzuruna getirdiler. İmam Hasan, "Ey melun! Mü'minlerin Emiri, Müslümanların imamını niçin öldürdün? Seni korumasının ve yakınına almış olmasının karşılığı bu mu idi ki ona bu şekilde karşılık verdin?" dedi. O sırada İmam Ali gözlerini açtı ve ona şöyle dedi: "Çok canice bir iş yaptın, büyük bir cinayet işledin. Ben sana şefkat gösterip seni başkalarının önünde tutmadım mı? Niçin bana bu karşılığı verdin?" Arkasından oğlu Hasan'a dönerek katiline iyi davranmasını tavsiye etti ve şöyle dedi: Ey oğlum! Esirine karşı merhametli ol." İmam Hasan, "Bu melun adam seni öldürüp acını bize tattırdı. Sen ise ona karşı yumuşak olmamızı mı emrediyorsun?" deyince İmam Ali, "Ey oğlum! Biz rahmet ve mağfiret evinin ehliyiz, ona yediğin yemekten yedir. İçtiğin sudan içir. Eğer ben ölürsem kısas cezası uygulamak suretiyle onu öldür. Fakat ona sakın müsle (organların kesilmesi) yapma. Zira ben Resulüllah'ın, "kudurmuş köpeğe bile müsle yapmayın" dediğini işittim. Eğer yaşasaydım ona nasıl davranacağımı bilirdim. Onu affetmekte öncelik bana aittir.
