• BABASI İLE ARASINDAKİ SEVGİ VE MUHABBET ÇOK FARKLI İDİ (2)

    yeryüzünde her bir çadır ve kulübeye izzet veya zillet sokar. Bu işin kapsayışı gecenin her tarafı kapsaması gibidir." 59 Muhibbuddin Taberî, Hz. Aişe'den şunları naklediyor: "Hz. Resûlullah (s.a.v.) bir gün Fâtıma'nın boğazının altındaki çukurdan öptü." 60 Ebu Davud, Sünen'inde Resûlullah'ın (s.a.v.) hizmetkârı Sevban'dan nakille şöyle anlatıyor: "Resûlullah (s.a.v.) yolculuğa çıktığında, ailesinden en son görüştüğü kimse Fâtıma (a.s.) idi ve yolculuktan döndüğünde ilk uğradığı kimse Fâtıma (a.s.) idi." 61 Hâkim Ebu Salebe'den nakille anlatıyor: "Resûlullah (s.a.v.) savaştan veya yolculuktan döndüğünde, mescide gider ve orada iki rekat namaz kılardı; sonra Fâtıma'yı (a.s.) görmeye giderdi ve daha sonra hanımlarının yanına gelirdi." 62 Hz. Fâtıma'nın (a.s.) yanlarında olmadıkları bir vakitte Resûlullah (s.a.v.), Hz. Ali'ye (a.s.) sırasıyla; Allah'ı, Resulü'nü, Fâtıma'yı ve çocuklarını sevip sevmediğini sordu. İmam Ali (a.s.) hepsine "evet" cevabını verdi. Resûlullah (s.a.v.), "Ya Ali! Gönül bir tane, sevgi ise dört... Bir kalbe bu kadar sevgi nasıl sığıyor?" diye sordu. Hz. Ali (a.s.) cevap veremedi. Ve Resûlullah (s.a.v.)'in yanından ayrıldı. Hz. Fâtıma (a.s.) eşini üzgün görünce sebebini sordu. O da anlattı. Basiret, hikmet ve üstün bir zekaya sahip olan Hz. Fâtıma (a.s.) gülümseyerek: "Ey Ali, babamın yanına git ve bu soruyu, "Ey Allah'ın Resulü, sağ-sol, ön-arka diye insanın yönleri vardır. Kalbin de böyle cihet59 Ebu Nuaym, age. 60 Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 36 61 Sünen, Ebu Davud, c. 2, 6 62 Hakim, Müstedrek, c. 3, s. 155
  • BABASI İLE ARASINDAKİ SEVGİ VE MUHABBET ÇOK FARKLI İDİ (3)

    leri vardır. İşte ben Yüce Allah'ı, aklım ve imanımla; sizi ruhum ve imanımla; Fâtıma'yı insanî nefsim ile; çocuklarımı da babalık şefkatimle severim" diye cevaplandır." Hz. Ali sevinçle kalkarak Resûlullah (s.a.v.)'in yanına gitti ve aynı şekilde sorusunu cevaplandırdı. Resûlullah (s.a.v.) bu sözlerin Hz. Fâtıma (a.s.)'dan olduğunu anladı. Ve tebessüm ederek: "Ey Ali! Bu sözler senin değil; ancak peygamber ağacının dalından derilmiş bir meyvedir" buyurdu." 63 Fâtıma (a.s.) şöyle buyuruyor: "Peygamberin çağırmasını kendi aranızda, bir kısmınızın bir kısmını çağırması gibi saymayın" 64 ayeti indiğinde Ben artık Babama "Baba" diye hitap etmiyordum, `ya Resulallah' diyordum. Birkaç defa O'nu böylece çağırdım fakat cevap vermedi. Daha sonra şöyle buyurdu: "Fâtımacığım bu ayet Senin ve evlatların hakkında nâzil olmamıştır, sen bendensin, ben de sendenim. Bu ayet Kureyş'in mütekebbirleri hakkında nâzil olmuştur. Sen Beni "baba" diye çağır, Bana baba de... Çünkü böyle söylemen kalbimi diriltiyor ve âlemlerin Rabbini hoşnut ediyor." 65 Hz. Aişe'den şöyle nakledilmektedir: "Hz. Peygamber (s.a.v.) Fâtıma'yı saçından çok öperdi." 66 Hz. Fâtıma (a.s.)'ın babası ile arasındaki ilişki o kadar derin idi ki, hanımları ile arasındaki hukuku bile, yeri geldiğinde, Fâtıma (a.s.) dengeleyebiliyordu. 63 Münavi, Feyzü'l-Kadir, 4/421; İbn Hacer, El-İsabe, 8/107 64 Nur, 63 65 Beytü'l-Ahzan, s. 10 66 Muttaki, Kenzü'l-Ummal, c. 7, s. 111
  • BABASI İLE ARASINDAKİ SEVGİ VE MUHABBET ÇOK FARKLI İDİ (4)

    "Bir gece Hz. Muhammed Bâki Mezarlığı'na gidip orada yatanlar için mağfiret diledi ve ondan sonra da Uhud şehitlerinin kabirlerini ziyaret etti. Onlar için şefaat dilemeye memur edilmişti. Bu ziyaret sırasında ol Hazreti Resul'e bir baş ağrısı geldi. Mübarek alnını bir bağ ile sıkıca bağladı. Meymune'nin hücresine döndü. İster istemez bu evde kaldı. Sonra, "Yarın Benim gideceğim ev hangisidir?" diye buyurdu. Hz. Fâtıma (a.s.) Hz. Peygamberi ıstırap içinde bulunca, mü'minlerin anaları olan Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hatunlarına: "Ey ismet saadethanesinin kadınları" dedi, "Hz. Resul (s.a.v.) rahatsızdır. Her gün bir eve gitmesi zordur. Bir yerde oturup kalmasına razı olun!" Peygamber (s.a.v.) Efendimizin pak kadınları bu teklifi kabul etti..." 67 Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Fâtıma (a.s.) evlendikten sonra sık sık "Seni kendi yanımda bir eve taşımak istiyorum" buyurmuştur. Evlendiğinde dahi kendi yanından ayırmak istememiştir. Harise bin Numan ise o sıralarda Medine'de pek çok eve sahipti. Allah Resulü (a.s.) Hz. Aişe ile evleneceği zaman da evini boşaltarak Peygamberimize (s.a.v.) vermişti. "Hz. Fâtıma (a.s.), Peygamber Efendimize (s.a.v.), `Hârise b. Numan ile konuşsan da evlerinden birinde oturmamız için bize müsaade etse' dedi. Resûlullah (s.a.v.), `Ben ona böyle bir şey söylemekten hayâ ederim. O daha önce Bana bir ev verdi. Şimdi ondan tekrar böyle bir şey isteyemem' buyurdu. Allah Resulü (s.a.v.) ile kızı arasında geçen konuşmadan daha sonra haberdar olan Harise b. Numan, hemen Allah Resulü'nün (s.a.v.) yanına geldi ve O'na: 67 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 132
  • BABASI İLE ARASINDAKİ SEVGİ VE MUHABBET ÇOK FARKLI İDİ (5)

    "Ya Resûlallah! Fâtıma'nın (a.s.) Sana yakın bir yerde oturmasını istediğini duydum. Benim şu evim Neccaroğulları'nın Sana en yakın olanı ve en güzelidir. Ya Resulallah! Ben de, malım da Allah ve Resulüne (s.a.v.) aidiz. Vallahi, evimi kabul etmeniz, reddetmenizden daha fazla sevindirir beni" diye yalvarırcasına evinin Fâtıma (a.s.) annemize verilmesini istedi. Allah Resulü (s.a.v.), "Doğru söylüyorsun, Allah hayrını mübarek kılsın!" buyurdu. Daha sonra Hz. Fâtıma (a.s.) bu eve taşınmıştır. 68   68 İbn-i Sa'd, Tabakât, c. 8, s. 166
  • HZ. FÂTIMA RESÛLULLAH’IN BİR PARÇASIDIR

    Hz. Peygamber (s.a.v.) defalarca Hz. Fâtıma'nın (a.s.) Kendisinin bir parçası olduğunu ifade etmiştir. "Parça" ifadesi, bazı hadislerde örneğini gördüğümüz gibi gerçekten babalık yönünü işaret etmektedir. Ancak "parça" kelimesi ile asıl anlatılmak istenen bizce Hz. Fâtıma (a.s.)'ın Resûlullah (s.a.v.)'in düşüncelerini en iyi anlayan, O'nun getirdiği kuralları hayatının her safhasında en iyi uygulayan kişi olmasındandır. Diyebiliriz ki, Hz. Fâtıma (a.s.) Resûlullah'ın (s.a.v.) kadın hâlidir. Sadece O'nda peygamberlik makamı yoktur. Bir gün Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma (a.s.)'ın elinden tutarak halkın yanına çıktı ve şöyle dedi: "Şu kızı tanıyan tanıyordur. Tanımayan da bilsin ki O, Muhammed (s.a.v.)'in kızı Fâtıma'dır. O Benim bir parçamdır. Göğsümün içindeki kalbimdir. O'nu inciten Beni incitmiş olur. Beni inciten de Allah'ı incitmiş olur." 69 69 El-Fusûsu'l-Muhimme, s. 144; El-Muhtasar; Tefsiru's-Salebî, s. 133
  • HZ. FÂTIMA RESÛLULLAH’IN BİR PARÇASIDIR (2)

    Resûlullah'ın ashabına Fâtıma'yı tanıtırken sarf ettiği cümle çok açıktır: "Fâtıma Benden bir parçadır. O'nu öfkelendiren Beni öfkelendirmiş olur." 70 Resûlullah (s.a.v.) Hz. Fâtıma'ya şöyle buyurdu: "Allah-u Teala Senin gazabınla gazablanır, rızanla da razı olur." 71 Misver b. Mahrame diyor ki: "Allah'ın Resulü'nü (s.a.v.) minberin üzerinde şöyle buyururken işittim: "Hâşim b. Muğiraoğulları kızlarını Ali b. Ebi Tâlib ile evlendirmek için Benden izin istediler. Buna izin vermem; asla izin vermem! Ancak Ebu Tâlib'in oğlu, kızımı boşadıktan sonra onların kızıyla evlenmek isterse o başka! Çünkü Fâtıma Benden bir parçadır; O'nu endişeye sokan Beni de endişeye sokar, O'nu üzen Beni de üzer. Allah'ın Resulü'nü üzeninse amelleri boşa gider!" 72 Misver b. Mahrame şöyle dedi: "Allah'ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Fâtıma (a.s.) Benden bir çiğnemlik ettir yahut parçadır." 73 Misver b. Mahrame diyor ki: "Allah'ın Resulü'nün (s.a.v.) Mekke'de minberin üzerinde şöyle buyurduğunu işittim: "Hâşim b. Muğira oğulları kızlarını Ali b. Ebi Tâlib ile evlendirmek için Benden izin istediler. Buna izin vermem! Ancak Ebu Tâlib in oğlu, kızımdan ayrılıp onların kızıyla evlenmek isterse o başka! 70 Buhari, Sahih, 5/36 71 Yenabiü'l-Meveddet, s. 203 72 Buhari, Sahih, Menâkıb 40, 59; Ebu Davud, Sünen, Nikah 13; İbn Mâce, Sünen, Nikah, 56 73 Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/326; Müslim, Sahih, Sahabe, 95, 96
  • HZ. FÂTIMA RESÛLULLAH’IN BİR PARÇASIDIR (3)

    Sonra devam etti: "Fâtıma (a.s.) Benden bir parçadır; O'nu üzen Beni de üzer, O'nu endişeye sokan Beni de endişeye sokar. Ebu Tâlib'in oğlunun, Allah'ın düşmanının kızıyla, Allah'ın Peygamberinin kızını bir nikah altında toplaması uygun düşmez." 74 İslam Peygamberi, Hz. Fâtıma (a.s.) hakkında şöyle buyurmuştur: "Kızım Fâtıma (a.s), her iki cihan kadınlarının hanımefendisidir. Fâtıma, bedenimin bir parçasıdır. Fâtıma, gözlerimin nurudur. Fâtıma, kalbimin meyvesidir. Fâtıma, Benim ruhum ve canımdır. Fâtıma, insan şeklinde bir nurdur. Fâtıma, Allah karşısında ibadet mihrabında durduğu zaman, yıldızların yeryüzündekilere nur saçtığı gibi O'nun vücudunun nuru da gökyüzündekilere nur saçmaktadır. Allah Teala (o halde) meleklere şöyle buyuruyor: `Ey meleklerim! Bakın Benim kulum (Fâtıma) Benim korkumdan nasıl da titriyor. Fâtıma tüm vücuduyla Bana itaat ediyor. Şahit olun ki, O'nun taraftarlarını cehennem ateşinden güvende kıldım." 75 Resûlullah (s.a.v.) vefatına yakın bir zamanda Hz. Fâtıma (a.s.)'ın elini, Hz. Ali'nin (a.s.) eline koyarak şöyle buyurdular: "Ey Ebe'l-Hasan! Bu Allah'ın emaneti ve O'nun Resulü olan Muhammed (s.a.v.)'in Senin yanındaki vediasıdır. Öyleyse Beni Senin hakkında gözet ve biliyorum ki, Sen bunu yapacaksın. Ey Ali! Allah'a and olsun ki, O (Fâtıma) geçmiş ve gelecekteki 74 Tirmizi, Sünen, Menakıb, 60; Ebu Davud, Sünen, Nikah, 13 75 Bihârü'l-Envâr, c. 28, s. 38; c. 42, s. 172
  • HZ. FÂTIMA RESÛLULLAH’IN BİR PARÇASIDIR (4)

    cennet kadınlarının en üstünüdür. Allah'a and olsun ki, O, büyük Meryem'dir. Bil ki, Allah'tan O'nun ve Senin için dua ettim, Allah da duamı kabul buyurdu... Ey Fâtıma Sen razı olmadıkça, Ben razı olmayacağım." 76 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Fâtıma kalbimin sürûrudur. Oğulları ise ilmimin semeresidir. Kocası da gözlerimin nurudur. Evladından olan imamlar da, Rabbimin emanı ve gökten yere uzanmış Allah'ın ipidir. Her kim onlara tutunursa kurtulur ve her kim muhalefet ederse aşağılara düşüp helak olur." 77 10- Hakim, Müstedrek'üs-Sahihayn'da Ubeydullah ibn Ebi Rafi'den o da Misver ibn Mahrame'den rivayet etmiştir: "İmam Hasan'ın oğlu Hasan, bana bir adamı görücü olarak gönderip kızıma tâlip oldu. Ona `Akşam vakti yanıma gelsin' dedim. O (İmam Hasan'ın oğlu Hasan) da akşam vakti geldi. Allah'ı hamd ü senâ ettikten sonra dedim ki: `Allah'a yemin ediyorum ki, sizin akrabalık ve yakınlığınızdan daha çok sevdiğim bir akrabalık ve yakınlık yoktur. Ama Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: `Fâtıma Benim vücudumun bir parçasıdır; O'nu üzen şey Beni de üzer ve O'nu hoşnut eden Beni de hoşnut eder. Ve kıyamet günü akrabalık bağları hep kopar; sadece Benim soyum ve yakınlarım arasındaki bağlılık hariç.' Senin yanında Fâtıma'nın soyundan bir kız vardır. Eğer Ben kızımı Senin eşin yapacak olursam bu O'nu üzer.' Böylece Hasan onun özrünü kabul ederek ayrıldı." 78 76 A. K., c. 22, s. 484-491 77 El-Belhî, Yenabiü'l-Meveddet, s. 82 78 Hâkim, Müstedrek, c. 3, s. 158
  • RESÛLULLAH HZ. FÂTIMA’NIN DÜNYAYA MEYLİNE HER ZAMAN ENGEL OLMUŞTUR

    İmam Muhammed Bâkır (a.s.) şöyle buyuruyor: "Peygamber (s.a.v.), sefere gitmek istediğinde Kendisiyle en son veda ettiği şahıs Fâtıma (a.s.) idi. Seferden döndüğünde de ilk önce Fâtıma (a.s.)'ı görmeye gidiyordu. Hazreti Peygamber, seferlerinin birinde Fâtıma'nın (a.s.) evine vârid oldu ve Hz. Fâtıma'nın, Hasan (a.s.) ve Hüseyin'in (a.s.) kollarına gümüşten bir künye taktığını ve kapıya bir perde astığını gördü. Sonra hayretler içinde onlara baktı ve her zamankinin aksine Fâtıma (a.s.)'ın evinde durmaksızın hemen geri döndü. Fâtıma (a.s.) bu duruma üzüldü ve meseleyi anladı; işte bundan dolayı perdeyi açtı ve Hasan ve Hüseyin'in künyelerini kollarından çıkardı ve Hasan ve Hüseyin vesilesi ile onları Peygamberin (s.a.v.) huzuruna gönderdi. Peygamber (s.a.v.) iki nur-u aynını okşadı ve künyelerini de camide yaşayan fakirler arasında taksim etti.
  • RESÛLULLAH HZ. FÂTIMA’NIN DÜNYAYA MEYLİNE HER ZAMAN ENGEL OLMUŞTUR (2)

    Hz. Fâtıma (a.s.) Hz. Peygambere (s.a.v.) hâlini anlatıp, O'ndan bir cariye isteyince, Resûlullah (s.a.v.) ağladı ve şöyle dedi: "Ey Fâtıma! Beni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, şu anda mescide yiyecek yemekleri ve giyecek elbiseleri olmayan dört yüz tane adam bulunuyor. Eğer bir şeyden endişe etmeseydim, istediğini verirdim. Ey Fâtıma! Sevabın senden ayrılıp cariyeye gitmesini istemiyorum. Ali b. Ebi Tâlib'in kıyamet günü, hakkını Senden talep ederek Allah huzurunda Senden davacı olmasından korkuyorum." Sonra Peygamberimiz (s.a.v.) Fâtıma'ya (a.s.) tesbih namazını/ duasını öğretti. Bunun üzerine Hz. Fâtıma'ya, Emirü'l-Mü'minîn Ali (a.s.) şöyle der: "Sen Resûlullah'tan dünya malını istemek için gittin, Allah bize ahiret sevabı verdi." 79   79 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 85