• GADR-İ HUM VE HUTBESİ (24)

    bedeldir ve o Allah'ın en büyük bayramıdır!" 155 Ahmed b. Muhammed b. Ebî Nasr şöyle diyor: "Biz İmâm Ali Rızâ'nın (a.s) yanında idik. Meclis tıklım tıklım dolmuştu. Gadîr gününden söz açıldı. Bazıları onu inkâr edince, İmam Rızâ (a.s) şöyle buyurdu: "Babam, bana babasından şöyle nakletti: "Hiç şüphesiz Gadîr günü, gökte...
  • VEDÂ HACCI’NDAN SONRA TÜREYEN YALANCI PEYGAMBERLER

    Vedâ Haccı'ndan sonra herkes memleketine dönmüş, aldıkları talimatı halka anlatmışlardı. Son dinin ışıkları bütün Arabistan Yarımadası'nı aydınlatmıştı. Âlemlere rahmet Hz. Muhammed'in (s.a.v.) parlak muvaffakiyetini görünce, Araplardan bazıları, aynı şeyi yapmaya kalkıştılar. Neticede, birkaç yalancı peygamber türedi. Medine'den uzakta bulunan bazı kabilelerden, irtidat edip bunlara uyanlar dahi oldu. Yemenliler,...
  • VEDÂ HACCI’NDAN SONRA TÜREYEN YALANCI PEYGAMBERLER (2)

    gibi peygamberim" demeye başladı. Cür'etini o kadar artırdı ki, Peygamber Efendimize şu pervasız mektubu bile gönderdi: "Allah'ın elçisi Müseylime'den Allah'ın Resulü Muhammed'e selam. Ben senin ortağınım; mülk aramızda taksim olunmalıdır. Arzın yarısı benim, yarısı Kureyşlilerin olsun. Fakat Kureyşliler adalete riâyet etmezler ki." Hz. Peygamber, ona şu karşılığı gönderdi: "Allah'ın...
  • TEMEL TESPİTLER

    Allah Resulü, Vedâ Hutbesi'ne Allah'a hamd ile başlamakta, sonra da ulûhiyet gerçeğini vurgulamaktadır. Zira, işin temeli ulûhiyet gerçeğidir. Zaten insanın yaratılış gayesi, Allah-u Teâlâ'yı bilmek ve tanımaktır. Bu ise, Hak tarafından gönderilen elçilerle kâmil anlamda gerçekleşir. Böylece ulûhiyet gerçeği, nübüvvetle bütünleşir ve anlaşılır. Ulûhiyet ve nübüvvete şahadet ise, yaratı-...
  • TEMEL TESPİTLER (2)

    suz tanımak için teminat, nübüvvettir. Bu sebeple; nübüvvetin hak olduğunu tasdik, ulûhiyeti tasdikin gereği ve zaruretidir. Yani bizim, ulûhiyeti tasdikte hataya düşmememiz için tek çare, nübüvvet yoluyla gitmektir. Bu ise, Allah'ı, Allah Elçisi'nin tanıttığı şekilde tanımak demektir. O halde ulûhiyet gerçeği, nübüvvetle anlaşılabilir. Bu bakımdan nübüvveti, ulûhiyetle birlikte...
  • TEMEL TESPİTLER (3)

    olarak yaratmadık. Biz, bunları hakkın ikamesine sebep olmaktan başka bir hikmetle yaratmadık." 159 "Görmez misin o kimseyi ki; Allah-u Teâla'nın rubûbiyetine dair İbrahim ile mücadele etti ve O'ndan delil istedi... İnkâr eden şaşırıp kaldı." 160 "Bunlar, hasımlarına karşı kullanılmak üzere İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir." 161 Bütün peygamberlerin hayatı `tevhid' mücadelesi...
  • TEMEL TESPİTLER (4)

    volsun, yaşayan da apaçık belgeden ötürü yaşasın' diye olacak işi yaptı." 168 "Eğer yerlerde ve göklerde Allah'tan başka ilâh olsaydı yer ve gökler fesada uğrardı." 169 Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in Vedâ Hutbesi'nin girişinde Allah-u Teâlâ'nın birliğini ve nübüvveti vurgulaması çok büyük bir tespittir. Zira, Vedâ Hutbesi'nin diğer muhtevası temel üzerine...
  • TEMEL TESPİTLER (5)

    Esbâb-ı Nüzul'de âyeti izaha devamla şöyle deniyor: "Melekler de, Allah'tan başka ilâh olmadığını ikrar ve itiraf ettiler. Allah'ın şehadeti i'lâm ve ihbar olduğu gibi, meleklerin ve mü'minlerin şahidlikleri de ikrar ve itiraftır. Allah, varlığını ve birliğini yarattığı varlıklara bildirdi. Melekler de, gerek kendilerinde ve gerekse hariçte görüp müşahade...
  • TEMEL TESPİTLER (6)

    Allah, bu kâinatı "hak" ile yarattı, ilim ve hikmet üzere bina etti. Bu varlık, bu gerçek onun bâtıl mahlûkâtıyla perdelenemez. "Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır." 173 "Ey Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın, Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz." 174 Gerçek ilim, hikmet, doğru ve hakikat, bâtıla saplananların hevesine...