TEMEL TESPİTLER (6)
Allah, bu kâinatı "hak" ile yarattı, ilim ve hikmet üzere bina etti. Bu varlık, bu gerçek onun bâtıl mahlûkâtıyla perdelenemez. "Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır." 173 "Ey Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın, Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz." 174 Gerçek ilim, hikmet, doğru ve hakikat, bâtıla saplananların hevesine göre değişmez. "Eğer Hak, onların heveslerine tâbi olsaydı, gökler, yer ve onlarda bulunanlar bozulup giderdi." 175 Vedâ Hutbesi'yle vurgulanan ulûhiyet ve Tevhid gerçeği, mutlak hakkı temsil ediyor ve her devirde şirk ve inkârın her türlüsüne en büyük darbeyi indiriyordu. "Hayır, biz hakkı bâtılın tepesine (indirip) atarız da, o, bunun beynini parçalar. Bir de görürsünüz ki, bu, yok olup gitmiştir." Demek, Vedâ Hutbesi en büyük ezelî ve ebedî hakikatın teyidi ve esas alınmasıyla başlıyor. Zira, her gerçek, doğru ve güzel bu esastan kaynaklanacaktır. Vedâ Hutbesi'nin özelliği, asıl bu noktadan anlaşılmalıdır. Bu hitabeyi, diğer söz ve sözleşmelerden ayıran temel özellik budur. Bu yönüyle Vedâ Hutbesi, esasen diğer insan hakları sözleşmeleriyle mukayese bile kabul etmez. 2. Ubûdiyet gerçeği: Ubûdiyet, yaratılış gayesi doğrultusunda Allah'a kulluğu ifade eder. Mahlûkatın en anlamlı işi ubudiyettir. Bu kulluk görevi, insan ve cinler dışındaki mahlûkatta cebrî, insanda ve cinlerde ise ihti173 Yunus, 5 174 Âl-i İmran, 191 175 Mü'minûn, 71
