• İFFET VE NAMUSUNA ALLAH’IN ŞAHİTLİK ETTİĞİ KADIN: HZ. AİŞE (4)

    kendi diliyle iftira edenlere uygulanır. Bunu, açık kelâmla söylemiş olması şarttır. Bugün böyle bir ceza uygulanmadığı içindir ki, dedikodular alıp yürümüştür. Dedikoduların ulu orta konuşulması da, cemiyetlerde huzursuzluklara sebep olmaktadır. Hakkını müdafaa edemeyen insanlar, üzülmektedirler. Gücü-kuvveti olanların ise, dedikodusu yapılmamakta; hatta onlardan korkulduğu için, zâlim bile olsalar medh ü...
  • RIDVAN BİATI VE HUDEYBİYE ANLAŞMASI

    Hicret'in 6. yılında, Zilkade ayında vukû bulmuştur. Resul-i Ekrem Efendimiz, bir gece rüyasında, ashabıyla beraber Kâbe-i Şerif'i tavaf ettiklerini görmüşlerdi. Bu mübarek rüyalarını ashab-ı kirama anlattıklarında -bilhassa Muhacirler olmak üzereziyadesiyle sevindiler. Zira, hem böylesine mübarek bir beldeyi ziyaret edeceklerdi; hem de, altı yıllık vatan hasretleri sükûnet bulacaktı. Bunun...
  • RIDVAN BİATI VE HUDEYBİYE ANLAŞMASI (2)

    ğini Gamim denilen vadiye gönderdiler. Diğer yandan da bazı kabilelere, savaş ihtimaline karşılık birlik çağrısında bulundular. Onların bu hazırlıklarını duyan Peygamber Efendimiz, ziyadesiyle müteessir oldular. Zira, birbirleriyle savaş halinde olan kabileler bile, haram aylarda (Eşhüru'l-Hurûm: Hürmetli aylar denilen bu aylar; Muharrem, Receb, Zilkâde ve Zilhicce aylarıdır) iki...
  • RIDVAN BİATI VE HUDEYBİYE ANLAŞMASI (3)

    Resulûllah'la görüşmek üzere Hudeybiye'ye yolladılar. Fakat bu görüşme de sonuç vermedi. Yalnız Urve b. Mesud bu görüşme esnasında, ashabının Hz. Peygamber'e gösterdiği saygı ve itibara hayret etmişti. Mekke'ye geldiğinde, "Şüphesiz ben Kisra'nın, Kayser'in, Necaşi'nin saltanat ve azametini gördüm. Fakat şimdiye kadar, toplumu tarafından, itibar gören bir melik görmedim....
  • RIDVAN BİATI VE HUDEYBİYE ANLAŞMASI (4)

    dıranların çıktığını görmekteyiz. Halbuki burada yöneliş, o kutlu insanların etine kemiğine değil; Allah'ın bunlardaki tecellisinedir. Nitekim, Allah (c.c.), meleklere, "Âdem'e secde edin!" diye emir buyurduklarında, secde ettirdiği Âdem'deki tecellisiydi. Şeytan ise bu inceliği kavrayamadı. Âdem'in (a.s.) dış kalıbına takılarak; kendisinin ateşten, Adem'in (a.s.) ise topraktan yaratıldığı gerekçesiyle kendisinin...
  • RIDVAN BİATI VE HUDEYBİYE ANLAŞMASI (5)

    olarak gönderildi. Efendimiz, onu uzaktan tanıyarak, "Bu gelen, kurbanlıklara inanç ve hürmeti olan bir kavimdendir. Kurbanlık develerimizi üzerine salın da, samimi niyette olduğumuzu görsün" diye emir buyurdular. Peygamber Efendimizin engin firaset ve siyaseti burada da tebarüz etti. Develeri gören Huleys'in gözleri doldu. Utanç ve hürmetinden dolayı Peygamber Efendimizle...
  • RIDVAN BİATI

    Resul-i Ekrem, bir an evvel neticeye gitmek için ikinci kez elçi göndermeye karar verdi. Meseleyi Hz. Ömer'le istişare ettiklerinde Hz. Ömer; Resulûllah isterlerse kendisinin gidebileceği, fakat çevre ve akrabasının çokluğundan dolayı Hz. Osman'ın gitmesinin daha uygun olacağı yönünde görüş beyan ettiler. Allah Resulü de, bu görüşü tensib ettiler. Mekke...
  • RIDVAN BİATI (2)

    Diğer yandan; gidecek elçinin diğer iki vazifesi de İslam'ı tebliğ etmek ve Mekke'de olup da Müslümanlığını gizleyenlere yakında esaretlerinin sona ereceği müjdesini vermek olacaktı. Yine çevresi ve çehresi itibariyle bu iki vazifeyi de herhalde en iyi Hz. Osman yapardı. Nitekim, orada mahsur kalmış bir kadınla erkeği, verdiği müjdeyle ağlatmıştı ki,...
  • RIDVAN BİATI (3)

    re kapı açan anahtar gibidir. Çünkü, insan-ı kâmilden fersah fersah uzakta da olsanız, rabıta ile ona yakın oluyorsunuz. O rabıtadan uzak olmak da, öyle bir nasipsizliktir ki, insan-ı kâmilin en yakınında da olsanız istifade edemiyorsunuz. Hak dostlarının; "Zikirsiz rabıta erdirir; rabıtasız zikir erdirmez" demelerindeki nükte de işte burada gizlidir....
  • RIDVAN BİATI (4)

    Oldukça müteessir olan Resulûllah Efendimiz, "Bu kavme, layık oldukları cezayı vermeden dönmeyeceğiz" buyurarak, halkı biat etmeye çağırdı. Müslümanlar, orada Semüre adı verilen -ki biattan sonra Rıdvan adı verilmiştirbir ağacın altında ölene kadar Allah yolunda savaşacaklarına dair Allah Resulü'ne biat edip, söz verdiler. Resulûllah Efendimiz, en son Hz. Osman...