• DOLANDIRICILIK YAPAN ADAMLAR HAKKINDA HZ. ALİ’NİN HÜKMÜ

    İki adam bir kadına gidip yüklüce bir para emanet ediyor ve şöyle diyorlar; "Biz bir yolculuğa çıkıyoruz. Senin yanında emanet dursun. İkimiz geldiğimizde parayı verirsin. Ancak birimiz gelirsek parayı vermeyeceksin." Bir müddet sonra adamlardan birisi dönüyor ve kadına gelerek diyor ki, "Biz yolculuktan döndük. Ama arkadaşım yolda öldü." Kadın da kendisinden parasını isteyen adamın anlattıklarına inanarak parayı teslim ediyor. Bir süre sonra öteki adam gelip kadından parasını istiyor. Kadın durumu olduğu gibi anlatıyor. Ama adam söz dinlemiyor ve itiraz edip "Olmaz öyle şey, ben paramı isterim" diye diretiyor. Çaresiz kalan kadın durumu Hz. Ali'ye anlatınca, Hz. Ali adamı çağırtıyor ve aralarında şu konuşma geçiyor: "Paranızı geri almak için sizin şartınız neydi? İkinizin birlikte gelmesi değil miydi?" Adam, "evet" dedi. Bunun üzerine Hz. Ali, "Öyleyse git arkadaşını al getir. Paran bende ikiniz geldiğinizde paranızı teslim edeceğim" dedi. Adam arkadaşını çağırmak için çıktı ama gidiş o gidiş, bir daha geri gelmedi.2051 2051 Allame Şeyh Muhammed Taki Şeyh s. 63, 64
  • İHTİYAR ADAMIN ÇOCUĞU HAKKINDAKİ HÜKMÜ

    İhtiyar bir adam bir kadınla evleniyor. İlk gecenin ardından adam ölüyor. Kadın daha sonra hamile kalıyor ve bir oğlan çocuğu doğuruyor. Adamın oğulları, bu kadını zinayla suçladılar. Olay Hz. Ömer'e götürüldü. Hz. Ömer kadının taşlanmasını emretti. Kadın taşlanmak üzere götürülürken yolda Hz. Ali'ye rastladı ve ondan yardım istedi, "Ey Peygamberin amcaoğlu, Sana ihtiyacım var." Hz. Ali sordu; "Nedir derdin?" Kadın elinde tuttuğu ve halini arz eden mektubu Hz. Ali'ye uzattı. Hz. Ali mektubu okuduktan sonra dedi ki, "Bu kadını bırakın. Onun durumu yarın açıklığa kavuşacaktır." Kadını bıraktılar. Ertesi gün söz konusu çocukla akranı olan birkaç çocuğu daha karşısına getirtti ve çocuklara yüksek sesle "otur, kalk" talimi yaptırdı. Diğer çocuklar hemen ayağa kalkarken, o çocuk bir eliyle yere dayanarak ancak kalkıyor veya hiç kalkamıyordu. Bunun üzerine Hz. Ali, bu çocuğa miras hakkı tanıdı ve onun annesini zina ile suçlayan üvey kardeşlerine de iftira haddi vurdurdu.
  • İHTİYAR ADAMIN ÇOCUĞU HAKKINDAKİ HÜKMÜ (2)

    Bunun üzerine Hz. Ömer merak edip Hz. Ali'ye, "Sen nasıl anladın bunu" diye sordu. Hz. Ali dedi ki. "O çocuk ancak elini yere koyarak kalkabiliyordu. Bu da onun yaşlı bir babadan dünyaya geldiğini gösterir."2052 Bugün genetik ilmi çok yaşlı bir babadan dünyaya gelen çocukların genlerinin zayıf olduğunu ortaya koymuştur. Hz. Ali bundan onbeş asır evvel, genetik ilminin verilerini adlî davalarda kullanabilmiştir. 2052 Allame Şeyh Muhammed Taki Şeyh s. 189, 190
  • BİRBİRİNE SARILARAK KUYUYA DÜŞÜP ÖLEN DÖRT KİŞİ

    Bir grup insan Yemen'de bir kuyu kazmışlardı. Bu kuyuya birisi düştü. Bu kişi düşerken yanındakine sarıldı, o da düştü. İkincisi üçüncüye, üçüncüsü dördüncüye, derken hepsi kuyuya düştüler. Ve öldüler. Akrabaları Yemen'de kadı olarak görev yapan Hz. Ali'ye durumu ilettiler. Hz. Ali, "Kuyuyu kazan insanları toplayın "dedi ve ilk düşen kişi için diyetin dörtte birine hükmetti. Çünkü üzerinde üç kişi hayatını kaybetmişti. İkincisi için diyetin üçte birine hükmetti. Çünkü onun üzerinde iki kişi hayatını kaybetmişti. Üçüncüsü için ise, diyetin yarısına hükmetti. Çünkü üzerinde bir kişi hayatını kaybetmişti. Dördüncüsü için ise tam bir diyet ödenmesini kararlaştırdı. Hayatını kaybeden işçilerin akrabaları ertesi yıl Hz. Peygambere geldiler ve durumu kendisine anlattılar. Hz. Peygamber ise onlara, "Durum hakkınızda verilen hüküm gibidir" diyerek kararı tasvip etmiştir. İmam Ahmed bu rivayete ek olarak şunları söylüyor: "Onlar, Hz. Ali'nin hükmüne razı olmak istemediler. Ve Hz. Peygambere gel-
  • ÇOCUKLARI BİRBİRİNE KARIŞAN ANNELER

    İki kadın doğum yapıyor. Birisi erkek, diğeri kız çocuk doğuruyor. Fakat kız çocuk doğuran kadın, çocuğu öteki kadının çocuğuyla değiştiriyor. Öteki kadın çocuğunun değiştirildiğini anlayınca, şikâyetçi oluyor. Durum Hz. Ali'ye bildiriliyor. Hz. Ali iki kadından da eşit miktarda süt alınmasını emrediyor. Sonra sütlerin tartılmasını istiyor. Ve, "Hangi kadının sütü ağırsa erkek çocuk onundur" hükmünü veriyor.2054 2054 Allame Şeyh Muhammed Taki Şeyh s. 122
  • HZ. ALİ’NİN YAHUDİ ÂLİMLER İLE MÜNAZARASI

    Bir yahudi din adamı Hz. Ebu Bekir'in yanına gelerek, "Sen Peygamberin halifesi misin?" diye sordu. O "evet" dedi. "Sen Peygamberin gerçek halifesi isen, insanların en bilgini olman gerekir. Buna göre bana Allah'ın nerede olduğunu söyler misin? Gökte mi yoksa yerde midir?" Hz. Ebu Bekir, "O gökte, Arş'tadır" dedi. Yahudi, "O zaman Allah yeryüzünde değil midir? Veya yeryüzü Allah'ın vücudundan boş mudur? Yani bir yerde var, bir yerde yok mudur?" diye sordu. Hz. Ebu Bekir, "Bu kâfirlerin ve zındıkların sözleridir. Yanımdan uzaklaş, yoksa seni öldürürüm" dedi. Yahudi din adamı Hz. Ebu Bekir'in yanından ayrıldı. Ancak Müslümanları ve İslam dinini maskara etmeye başladı. Bunu duyan Hz. Ali, gidip o yahudiyi buldu. Ve ona şöyle dedi: "Ne sorduğunu ve ne cevap aldığını duydum. Biz diyoruz ki, Allah
  • HZ. ALİ’NİN YAHUDİ ÂLİMLER İLE MÜNAZARASI (2)

    yeri ve mekânı yaratandır. O'nun için bir yer söz konusu değildir. O, bir yerde bulunmaktan çok daha üstündür. O her yerde vardır. Mekân ile temas edip, yakınlık duyarak değil, ilim ve bilgisi her şeyi ve her yeri kaplamıştır. O'nun tedbir alanının dışında bulunan hiçbir şey yoktur. Ben şimdi sizin kitabınızdan, sözlerimin doğruluğunu ispat eden kanıtlar getiririm. Eğer O'nu tanırsan, O'na iman edecek misin? Yahudi, `evet' dedi. Hz. Ali buyurdu ki: "Sizin kitabınızda yazılmamış mıdır ki, bir gün, Musa b. İmran otururken, yanına doğu tarafından bir melek geldi. Musa kendisine nereden geldiğini sorunca, `Allah'ın yanından' dedi. Sonra batı tarafından bir melek geldi. Ona nereden geldiğini sordu. `Allah'ın yanından' cevabını aldı. Sonra yanına bir melek daha gelip, `Göğün yedinci katından Allah'ın yanından geldiğini' söyledi. Musa, `Allah münezzehtir. Hiçbir yer O'ndan boş değildir. Ve hiçbir yere başka bir yerden daha yakın değildir' buyurdu." Yahudi, Müslüman oldu ve Hz. Ali'ye şöyle dedi: "Tanıklık ederim ki, Peygamberin vasi ve halifesi olmaya sen layıksın, başkaları değil."2056 Selman-ı Farisi diyor ki: "Hz. Peygamberin ölümünden sonra, başlarında bir piskoposun olduğu bir Hıristiyan grubu Medine'ye geldiler. Ve halifeden sorulanının cevaplarını istediler. Halife onları Hz. Ali'nin yanına gönderdi. Onların sorularından biri de `Allah nerededir' sorusuydu. Hz. Ali bir ateş yaktı ve onlara sordu: `Bu ateşin yüzü neresidir?' Hıristiyanlar şöyle dedi: `Onun her tarafı ateşin yüzü sayılır. Ve asla ateşin önü ve arkası olmaz.' Hz. Ali şöyle buyurdu: Allah'ın bir mahlûku olan ateşin yüzü yoksa nasıl olur da ateşin yaratıcısının önü ve arkası olabilir? O 2056 El-İrşad, Şeyh Müfid s. 142-143; İhticac-ı Tabersi c. 1, s. 312