• HZ. FÂTIMA’NIN ÜSTÜN MÂNEVİYATI (3)

    İmam Bâkır (a.s.) buyurdu ki: Babam, Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletti: `Kıyamet günü olduğu zaman ilahi peygamberler için nurdan minberler kurulacaktır. Benim minberim hepsinden daha yüksek olacak ve Allah-u Teala bu esnada şöyle buyuracaktır: "Ey Seçkin Peygamber! Konuşma yap. Ben, o gün öyle bir şekilde konuşacağım ki, hiç kimse hatta peygamber ve resuller bile onun gibi bir konuşma duymamış olacaklardır. Daha sonra peygamberlerin vasileri için nurdan bir takım minberler kurulacaktır. O minberler arasında vasim Ali bin Ebi Tâlib'in minberi bütün minberlerden daha yüksek olacaktır. Bu esnada Allah-u Teala O'nun konuşmasını emredecektir. O da hiçbir vasinin benzerini duymadığı bir konuşma yapacaktır. Daha sonra peygamberlerin evlatları için nurdan bir takım minberler dikilecektir. İki oğlum, iki torunum ve hayat bahçemin iki gülü olan Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) için de nurdan minberler bırakacaklar ve onlardan konuşmaları istenecektir. Bunlar da Peygamber evlatlarından hiç kimsenin duymuş olmadığı bir konuşma yapacaklardır." Daha sonra bir münadi yani Cebrail: `Muhammed Peygamberin (s.a.v.) kızı Fâtıma nerededir?' diye seslenecektir. Bu esnada Fâtıma ayağa kalkacaktır. Allah-u Teala tarafından şöyle bir nida gelecek: `Ey mahşer ehli! Ben yüceliği Muhammed'e, Ali'ye, Hasan'a, Hüseyin'e ve Fâtıma'ya verdim. Başlarınızı aşağıya eğin, gözleriniz kapayın; bu Fâtıma cennete gidecektir.' Daha sonra Cebrail, iki tarafın cennet süsleri ile süslenen, yuları inciden, eğeri ise mercandan olan cennet develerinden bir deve getirerek onu Hz. Fâtıma'nın (a.s.) önüne yatıracak ve Hz. Fâtıma (a.s.) da o deveye binecektir.
  • HZ. FÂTIMA’NIN ÜSTÜN MÂNEVİYATI (4)

    Bu esnada, Allah-u Teala yüz bin meleği Fâtıma'nın (a.s.) sağından, yüz bin meleği de solundan hareket etmeleri için gönderecek ve yüz bin meleğe de kendi kanatları üzerinde O'nu cennetin kapısına götürmelerini emredecektir. Cennetin kapısına ulaştıklarında Fâtıma (a.s.) dönüp arkasına bakacaktır. Bu esnada Allah-u Teala şöyle buyuracak: `Ey Habibimin kızı! Neden cennete girmiyorsun?' Hz. Fâtıma (a.s.) arz edecek ki: `Allah'ım! Böyle bir günde makam ve mevkiimin herkese belli olmasını istiyorum.' Allah-u Teala da buyuracak ki: `Ey Habibimin kızı! Dön mahşere bak! Kimin kalbinde Senin veya evlatlarının sevgisi olursa, onu al, cennete götür.' Daha sonra İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyurdular: `Ey Câbir! Allah'a and olsun ki, annem Fâtıma (a.s.) o gün kendi taraftarlarını ve dostlarını, bir kuşun iyi taneleri, kötü tanelerden ayırt ederek topladığı gibi ayırt edip toplayacaktır. Taraftarlarını onunla birlikte cennetin kapısında biraraya geldiğinde kalplerine durup geriye bakmaları ilham edilecektir. Geriye baktıklarında Allah-u Teala: Neden durup geriye baktınız; oysa Habibimizin kızı Fâtıma sizin hakkınızda şefaat etti, buyuracak Cevaben şöyle diyecekler: Ey Rabbimiz! Bugün kulluk etmenin ve Ehl-i Beyt'i sevmenin ne kadar değerli olduğunu görmek ve makamımızın tanınmasını istiyoruz. Allah-u Teala buyuracak ki: Ey dostlarım! Mahşer sahrasına bakın! Her kim sizleri Fâtıma'yı sevdiğinizden dolayı severse, her kim Fâtıma'nın sevgisi uğrunda size bir yemek yedirmişse, her kim Fâtıma'nın sevgisi için size bir elbise giydirmişse, her kim Fâtıma'nın sevgisi uğrunda size bir yudum su vermişse ve her kim Fâtıma'nın sevgisi için bir gaybeti sizden reddederek sizi savunmuşsa... onların ellerinden tutarak hepsini cennete götürünüz." 120 120 Bihârü'l-Envâr, c. 8, s. 51
  • HZ. FÂTIMA’NIN ÜSTÜN MÂNEVİYATI (5)

    Resûlullah (s.a.v.) Ali'ye (a.s.) şöyle buyurdu: "Sana verilmiş olan üç özellik var ki, onlar, Senden başka hiç kimseye, hatta Bana bile verilmemiştir: Sen Benim gibi bir kayınpedere sahipsin; Benim böyle bir kayınpederim yoktur. Fâtıma gibi bir sıddıka eşin var; Benim eşim (fazilet yönünden) O'nun gibi değildir. Ve Senin sülbünden Hasan ve Hüseyin gibi çocuklar vücuda gelmiştir; Benim böyle çocuklarım yoktur ama Siz Bendensiniz Ben de Sizdenim." 121 Hz. Ali (a.s.), Hz. Fâtıma'dan (a.s.) şöyle rivayet eder: "Resûlullah (s.a.v.) Bana dedi ki: Ey Fâtıma! Kim Sana salavat getirirse, Allah onu bağışlar ve cennette nerede olursam olayım, onu Bana kavuşturur." 122 İmam Ahned bin Hanbel Müsned'inde ve Seyyid Ali Hemedani Eş-Şafii, Meveddetu'l-Kurba'nın 13. meveddesinde, Selman Muhammedi'den rivayet etmiş olduğu bir rivayette Peygamber-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Fâtıma (a.s.)'ın sevgisi yüz yerde insana yarayacaktır; onların en kolayı ölüm, kabir, mizan, sırat ve hesaptır. Öyleyse kızım kimden razı olursa, Ben de razı olurum; Ben kimden razı olursam, Allah da ondan razı olur; Fâtıma'nın razı olmadığı kimseden Ben de razı değilim, Benim razım olmadığım kimseden Allah-u Teala da razı değildir. O halde Fâtıma'ya, eşi Ali'ye ve onların soy ve sevenlerine zulmedenlere yazıklar olsun." Hz. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Eğer iyilik ve güzellik bir şahıs olmak isteseydi, o mutlaka Fâtıma olurdu; oysa Fâtıma ondan daha üstündür. Kızım Fâtıma soy, yücelik, keramet ve bağış bakımından yeryüzündeki insanların en üstünüdür." 123 121 Er-Riyazu'n-Nadire, 4. bâb 122 Keşfü'l-Gumme, c. 1, s. 472 123 Ferâidü's-Simtayn, c. 2, s. 143
  • HZ. FÂTIMA’DAN DEVAM EDEN SOY DA ÜSTÜNDÜR

    Hâkim, Câbir kanalıyla Resûlullah (s.a.v.)'den şöyle naklediyor: "Her annenin çocukları, çocukların babasına nispet edilir; ancak Fâtıma'nın iki oğlu (Hasan ve Hüseyin) hariç. Çünkü Ben onların velisi ve nispet edilmeleri gereken babasıyım." 124 Ebu Eyyub Ensarî şöyle rivayet eder: "Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma (a.s.)'a şöyle buyurdu: Peygamberlerin en hayırlısı (üstünü) bizdendir; O da Senin Babandır. Vasilerin en hayırlısı (üstünü) bizdendir; O da Senin Kocandır. Şehitlerin en hayırlısı (en üstünü) bizdendir; O da Senin Babanın amcası Hamza'dır. Cennette iki kanatla istediği yere uçan bizdendir; o da Senin Babanın amcası oğlu Câfer'dir. 124 Hâkim, Müstedrekü's-Sahihayn, Marifetu's-Sahabe kitabı, Menakıbu'l-Hasan ve'l-Hüseyin, c. 3, s. 164
  • HZ. FÂTIMA’DAN DEVAM EDEN SOY DA ÜSTÜNDÜR (2)

    Bu ümmetin iki torunu ve cennet gençlerinin efendileri Hasan ve Hüseyin bizdendir; onlar da Senin çocuklarındır. Ve Mehdi bizdendir; O da Senin evlatlarındandır." 125 İbn-i Abbas'dan rivayet edilmiştir: "Allah'ın Peygamberi (s.a.v.) Fâtıma'ya (a.s.) şöyle buyurdu: Allah Sana ve evlatlarına azab etmez." 126 Ebu Bâsir İmam Câfer Sâdık'tan (a.s.) rivayet eder: "Babam (İmam Bâkır), Câbir b. Abdullah El-Ensari'ye dedi ki: `Sana bir işim düştü. Seninle baş başa kalmak istiyorum, ne zaman müsait olursun?' Câbir, `İstediğin zaman' dedi. Ebu Câfer (a.s.) onunla bir yerde yalnız buluştu ve dedi ki: `Ey Câbir! Bana, Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı, annem Fâtıma (a.s.)'ın elinde gördüğün levhayı anlat. Bu levhada nelerin yazıldığını söyledi mi sana?' Cabir, şöyle dedi: `Allah şahittir, Resûlullah (s.a.v.) hayatta iken, Hüseyin'in (a.s.) doğumundan dolayı onu kutlamak için annen Fâtıma'nın (a.s.) yanına gittim. Elinde yeşil bir levha gördüm. Bu levhanın zümrütten olduğunu sandım. Levhanın üzerinde güneş ışığı gibi bembeyaz bir yazı vardı. Ona dedim ki: `Anam babam sana feda olsun, ey Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı, bu levha nedir?' Dedi ki: `Bu Allah'ın babama armağan ettiği bir levhadır. Üzerinde babamın, kocamın, iki oğlumun, benim soyumdan gelecek vasilerin isimleri yazılıdır. Babam, beni sevindirmek için bunu bana verdi.' 125 Yenabiu'l-Mevedde, s. 434 126 Kenzü'l-Ummal, c. 6, s. 219
  • HZ. FÂTIMA’DAN DEVAM EDEN SOY DA ÜSTÜNDÜR (3)

    Cabir dedi ki: `Annen Fâtıma (a.s.) onu bana verdi. Ben de okudum ve bir nüshasını da yazdım.' Babam, Câbir'e dedi ki: `Bana, yazdığın o nüshayı gösterebilir misin?' `Evet' dedi. Babam onunla beraber Câbir'in evine kadar yürüdü. Câbir, babama deriden bir sayfa getirdi. Babam, ona dedi ki: `Ey Câbir sen yazdıklarına bak, Ben sana ezberden okuyayım!' Câbir, kendi nüshasına baktı, Babam orada yazılı olanları harf harf okudu, bir harf bile değişik değildi. Câbir şöyle dedi: Allah'ı şahit gösteriyorum ki, levhada şöyle yazılı olduğunu gördüm: `Bismillahirrahmanirrahim. Bu, üstün iradeli ve her yaptığı yerinde olan Allah'ın, elçisi, hicabı ve delili Muhammed'e gönderdiği mektuptur. Bunu Ruhu'l-Emin, âlemlerin Rabbinden indirmiştir. Ey Muhammed! İsimlerimi yücelt, nimetlerime şükret, sakın bağışlarımı inkar etme. Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Zorbaları darmadağın eden (büyüklenenlerin burnunu sürten), zâlimleri alçaltan, din günü hesap gören Benim. Ben Allah'ım, Benden başka ilah yoktur. Kim Benim lütfumdan başkasını umar veya adaletimden başkasından korkarsa, onu âlemlerde hiç kimseyi azaplandırmadığım bir azapla cezalandırırım. O halde sadece Bana ibadet et ve yalnızca Bana güvenip dayan. Ben, hangi peygamberi göndermiş ve tebliğ zamanını tamamlamışsam, mutlaka birini onun vasisi yapmışımdır. Ben Seni bütün peygamberlerden ve Senin vasini bütün vasilerden üstün kıldım. Ondan sonra da Sana iki yavrusunu bahşederek ikramda bulundum; torunların Hasan ve Hüseyin'i Sana bahşettim.
  • HZ. FÂTIMA’DAN DEVAM EDEN SOY DA ÜSTÜNDÜR (4)

    Babasının zamanının sona ermesinden sonra Hasan'ı ilmimin madeni yaptım. Hüseyin'i vahyimin bekçisi kıldım. O'nu şehadetle ödüllendirdim. Hayatını mutlulukla sonlandırdım. O şehitlerin en üstünü ve şühedanın en yüksek derecelisidir. Kâmil kelimemi O'nunla birlikte kıldım, O'nunla birlikte sözümün tamamlanmasını sağladım. En üstün delili O'nun yanına bıraktım. O'nun soyundan gelenlere karşı takındıkları tavırlara göre insanlara sevap ve ceza veririm. Onların ilki Ali'dir. İbadet edenlerin efendisi, geçmiş velilerin süsüdür. O'nun oğlu, övülmüş (Mahmud) dedesinin adını alan Muhammed'dir. İlmimi tümüyle kavrayan ve hikmetimin madenidir. Câfer hakkında şüpheye düşenler helak olacaklardır. O'nu reddeden Beni reddetmiş gibidir. Gerçek söz Benden çıkar ve Ben Câfer'in makamını yücelteceğim. Bu lütuf ve ikramı O'nun dostlarına, sevenlerine ve yardımcılarına da bahşedeceğim. Musa'dan sonra kör ve koyu bir zulüm fitnesi soluklanmaya başladı. Çünkü Benim farzımın ipi kopmaz, hüccetim örtbas edilmez ve Benim velilerim ebediyen bedbaht olmazlar. Bilesiniz ki, onlardan birini inkar eden kimse, Benim nimetimi inkar etmiş olur. Benim kitabımdaki bir ayeti değiştiren de, Bana iftira atmış olur. Sevgilim, seçkin kulum Musa'nın müddetinin dolmasından sonra iftiralar atıp, inkar yoluna sapanların vay haline! Dikkat edin! Sekizinci imamı inkar eden, bütün imamları inkar etmiş gibidir. Ali Benim velim ve yardımcımdır. Peygamberliğin mirasının yükünü omuzlarına yüklediğim ve ağır yükleri kaldırmakla sınadığım kimsedir. O'nu büyüklük taslayan bir şeytan öldürecektir. Sâlih kulum Zülkarneyn'in kurduğu şehirde kullarımın en şerlilerinden birinin yanına defnedilecektir.
  • HZ. FÂTIMA’DAN DEVAM EDEN SOY DA ÜSTÜNDÜR (5)

    Gerçek söz Benden çıkar ve Ben O'nu oğlu, Kendisinden sonraki halifesi Muhammed'le sevindireceğim, gözünü aydın kılacağım. O Benim ilmimin vârisi, hikmetimin madeni, sırrımın konulduğu yer, kullarıma sunduğum kanıtımdır. O'nun barınağını cennet kıldım. O'nu, Ehl-i Beyt'inden cehennem ateşini hak eden yetmiş kişinin şefaatçisi yaptım. Oğlu Ali'nin sonunu da mutlulukla getireceğim. O, Benim velim, yardımcım, kullarım içinde şahidim, vahyimin eminidir. O, benim yoluma davet eden ilmimin bekçisi olan Hasan'ın çıkacağı bucaktır." 127 İbn-i Mesud rivayet ediyor: "Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Fâtıma iffetini kâmil olarak korudu. Bu yüzden Allah O'nun soyuna ateşi haram kılmıştır." 128   127 Kemalu'd-Din ve Temamu'n-Ni'me, s. 308-311 128 Hâkim, Müstedrekü's-Sahihayn, c. 3, s. 152
  • HZ. MEHDİ, HZ. FÂTIMA’NIN SOYUNDANDIR

    Ümmü Seleme'den rivayet edilmiştir: "Ben Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum: "Mehdi, Fâtıma'nın evlatlarından olan Benim itretimdendir." 129 Hz. Hüseyin (a.s.) şöyle rivayet ediyor: "Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Müjdeler olsun sana ey Fâtıma! Çünkü Mehdi Sendendir (Senin soyundandır)." 130 Fâtıma (a.s.), Hz. Ali'den (a.s.) şöyle rivayet eder: "Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Kim Benim çocuklarımdan birine bir iyilik eder de bunun karşılığını almazsa, Ben onun bu iyiliğinin karşılığını veririm." 131 Hatib-i Bağdadî Tarih-i Bağdadî eserinde, İbn-i Abbas'dan şöy129 Ebu Davud, Sünen, c. 4, s. 151 130 Muttaki, Müntehab-u Kenzü'l-Ummal, 131 Bihârü'l-Envâr, c. 96, s. 225
  • HZ. MEHDİ, HZ. FÂTIMA’NIN SOYUNDANDIR (2)

    le rivayet etmiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ben, Mirac gecesi cennetin kapısına şöyle yazılmış olduğunu gördüm: La ilahe illallah, Muhammedun Resûlullah, Aliyyun habibullah, El-Hasan-u ve'l-Hüseyn-u safvetullah, Fatımetu hiyeretullah, ala bağizihim la'netullah. (Allah'tan başka ilah yoktur! Muhammed Allah'ın elçisidir, Ali Allah'ın mahbubudur, Hasan ve Hüseyin Allah'ın seçkin kıldığı kimselerdir, Fâtıma Allah'ın beğendiği bir şahıstır, onlara düşmanlık yapana Allah'ın laneti olsun)." 132 Hz. Hüseyin'den (a.s.) rivayetle, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Müjdeler olsun Sana ey Fâtıma, çünkü Mehdi Sendendir." 133   132 Bkz. c. 1, s. 259 133 Hamzavi, Meşariku'l-Envar fi Fevzi Ehli'l-İtibar, s. 152