• CİFR KİTABI VE HZ. FÂTIMA’NIN MUSHAFI

    Besairu'd-Derecat kitabında Ebu Meryem'den şöyle rivayet edilmiştir: "İmam Câfer Sâdık bana şöyle dedi: Bizim yanımızda kenarlarına kadar dolan öküz derisi üzerine yazılmış olan Cifr kitabı var. Bu kitap geçmişte vukû bulan ve kıyamete kadar gelecekte vukû bulacak olayları içermektedir." 690 Usul-ü Kafi'de Hammad b. Zeyd'in İmam Câfer Sâdık'tan şöyle rivayet ettiği kaydedilmektedir: "Allah Teala, Peygamberinin ruhunu aldığı zaman, O hazretin vefatından dolayı Fâtıma'yı, zorluğunu Allah'tan başka kimsenin bilmediği bir üzüntü ve keder sardı. Bu nedenle Allah O'nunla konuşup üzüntüsünü teselli etmesi için bir melek gönderdi. Fâtıma bunu Ali'ye bildirdi. Ali de O'ndan tüm duyduklarını yazdı. Ve böylece Mushaf oluştu. Onda ancak gelecekle ilgili haberler vardır." 691 690 Besairu'd-Derecat, s. 160 691 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 240
  • CİFR KİTABI VE HZ. FÂTIMA’NIN MUSHAFI (2)

    Ehl-i Beyt imamlarının, İmam Ali'nin ahkam konusundaki "Camia" kitabını, gelecekte vukû bulacak tüm olayları içeren "Cifr" i ve "Hz. Fâtıma'nın Mushafı"nı miras aldıkları mütevatir olarak rivayet edilmiştir. Ebu Hamza İmam Câfer Sâdık'tan şöyle rivayet eder: "Fâtıma'nın Mushafı'nda Kur'an'dan hiçbir şey yoktur. Onda babasının vefatından sonra kendisine telkin edilen sözler vardır." Yani, Ehl-i Beyt mektebinde hadis kitabı yazan ilk kişi Ali b. Ebi Tâlib'tir. Ali, Resulüllah'ın buyruklarını yetmiş zıra uzunluğunda bir deri parçası olan Camia kitabında toplamıştır. Yeryüzünde insanların ihtiyaç duyduğu her hüküm o kitapta mevcut idi. Hz. Ali'nin kitapları kendisinden sonra evlatlarından olan imamlara miras kalmıştır. Resulüllah Gadr-i Hum Hutbesi'nde Hz. Ali'nin evlatlarından olan imamlar hakkında şöyle buyurmaktadır: "Ey insanlar, Ali ve O'nun soyundan olan temiz çocuklarım `sıkl-i asgar'dır (daha küçük değerli emanet) ve Kur'an ise `sıkl-i ekber'dir (daha büyük değerli emanet). Bu ikisinden her biri diğerini haber vermekte ve onunla uyum içinde bulunmaktadır. Onlar Kevser Havuzu'nun başında yanıma gelinceye kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar. Bilin ki onlar insanlar arasında Allah'ın emin kulları ve yeryüzündeki hâkimleridir" 692 İşte Resulüllah'ın, haklarında böyle buyurduğu imamlar da Hz. Ali'nin kaleme aldığı kitaplardan öğrencilerine hadis rivayet emişlerdir. Onlardan bazısı da duyduklarını küçük kitaplara kaydetmişlerdir. Kuleyni gücü oranında küçük hadis kitaplarından ve risalelerden topladıklarını büyük bir hadis kitabı olarak vücuda getiren ilk kimsedir. Kuleyni'den sonra Şeyh Sâduk, "Medinetu'l İlim" kitabını telif etmiştir. Ne yazık ki, Ehl-i Beyt mektebinin takipçilerinin kütüphanelerinin ateşe verilmesi ve Ehl-i Beyt mektebi ta692 Gadr-i Hum Hutbesi, s. 299
  • CİFR KİTABI VE HZ. FÂTIMA’NIN MUSHAFI (3)

    kipçilerinin göç ve sürgün halinde olması sebebiyle bu eser kaybolmuştur. Allame Meclisi'nin yazdığı "Biharu'l Envar" ve öğrencisi Behrani'nin yazdığı "el-Avalim" adlı hadis külliyatları ile de Ehl-i Beyt mektebinin en kapsamlı ve kamil hadis külliyatı meydana gelmiş oldu. Ehl-i Beyt mektebi alimleri fıkhî hükümlerin hadislerine de özel bir ilgi ve özen göstermişlerdir. Şeyh Sâduk fıkıh ve hadise dayalı ilk büyük kitabını yazmıştır ve onu "Men la Yahzuruhul Fakih" olarak adlandırmıştır. Ondan sonra da Şeyh Tusi "İstibsar" ve "Tezhib" kitaplarını bu dalda yazmıştır. İşte bu esas üzere dört büyük hadis kaynağı (yani Kafi, Men la Yahzuruhul Fakih, Tehzib, İstibsar) Ehl-i Beyt mektebinde özel üne kavuşmuştur. Hz. Ali'den sonra O'nun evlatlarından olan Ehl-i Beyt imamları bu sahifeleri miras almışlardır. Câbir b. Yezid'den şöyle rivayet edilmiştir: "İmam Muhammed Bâkır, `Benim yanımda Resulüllah'ın hibe ettiği on dokuz kitabı içeren bir sahife var' buyurdu." 693   693 Besairu'd-Derecat, s. 144
  • BU KİTAPLAR NASIL MUHAFAZA EDİLDİ?

    Ehl-i Beyt imamları bu kitapları birbirlerinden aldılar. Besairu'd-Derecat kitabında Mualla b. Huneys kanalıyla İmam Câfer Sâdık'tan şöyle rivayet edilmiştir: "Bu kitaplar Ali'nin yanındaydı. Irak'a gidince onları emanet olarak Ümmü Seleme'ye bıraktı. Ali şehid olunca bu kitaplar Hasan'a ulaştı ve Hasan'dan sonra ise Hüseyin'e ulaştı. Hüseyin şehid olunca Ali b. Hüseyin'e ulaştı ve ondan sonra da babam İmam Muhammed Bâkır'a ulaştı." 694 Usul-ü Kafi'de Suleym b. Kays'tan şöyle rivayet edilir: "Emirü'l-Mü'minin Ali, oğlu Hasan'a vasiyet edip, Hüseyin, Muhammed ve tüm çocuklarını ve kendi Ehl-i Beyt'ini buna tanık tuttuğunda ben de oradaydım. Emirü'l-Mü'minin Ali kitap ve silahı Hasan'a verip şöyle buyurdu: `Oğlum! Resulüllah Beni kendisine vasi tayin edip, kitaplarını ve silahını Bana verdiği gibi, Bana da seni kendime vasi tayin edip, kitaplarımı ve silahımı Sana teslim etmemi emretti. Ve Bana emretti ki, Sana ölüm vakti gelince onları kardeşin Hüseyin'e vermeni emredeyim.' 694 Besairu'd-Derecat, s. 162.
  • BU KİTAPLAR NASIL MUHAFAZA EDİLDİ? (2)

    Daha sonra oğlu Hüseyin'e dönerek şöyle buyurdu: `Ve Resulüllah Sana onları bu oğluna vermeni emretti.' Sonra Ali b. Hüseyin'in elinden tutup ona, `Resulüllah Sana da onları oğlun Muhammed b. Ali'ye vermeni emretti. Ayrıca Resulüllah'ın ve Benim selamımı da ona ulaştırırsın' dedi." 695 Bu şekilde bu kitaplar Ehl-i Beyt imamları arasında elden ele aktarılarak muhafaza edilmiştir. Usul-i Kafi, A'lamu'l Vera, Menakıb-i İbn-i Şehraşub ve Biharü'l Envar'da İmam Câfer-i Sâdık'ın şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Hüseyin Irak'a gittiği sırada kitaplarını ve vasiyetnamesini Ümmü Seleme'ye emanet bıraktı. Ali b. Hüseyin gelip, Ümmü Seleme'ye müracaat etti. Ve onları teslim aldı." 696 Ehl-i Beyt imamları insanlara bu kitaplara dayanarak fetva veriyorlardı. Bu konuda İmam Câfer şunları söylüyor: "Adamın biri İmam Câfer Sâdık'tan bir mesele sordu. Hazret adamın sorusunu cevapladı. Adam tekrar, `Eğer şöyle böyle olursa o zaman ne dersin?' deyince, İmam, `Sus! Sana verdiğim cevap Resulüllah'tandır. Bizim `siz ne dersiniz'le işimiz olmaz' buyurdu." 697 Semae'den şöyle rivayet edilir: "İmam Musa Kâzım'dan, `Siz, hakkında konuştuğunuz her şeyi Allah'ın Kitabı ve Resulüllah'ın sünnetine dayanarak mı söylüyorsunuz, yoksa kendinizden mi söylüyorsunuz?' diye sordum. İmam Musa Kâzım şöyle buyurdu: Hakkında konuştuğumuz her şey Allah'ın Kitabı ve Resulüllah'ın sünnetinde geçmiştir." 698 695 Usul-i Kafi ve Vafi, c. 2, s. 79 696 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 304; E'lamu'l Vera, s. 152; Biharü'l Envar, c. 46, s. 16; Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 172 697 Kafi, c. 1, s. 58 698 Besairu'd-Derecat, s. 301
  • DİYAT KİTABI

    Bu konuda Zarif b. Nasih denilen zat önemli bir yere sahiptir. Zarif Kûfe'de doğmuş, doğru sözlülüğü ile tanınan, hadiste güvenilir bir zat idi. Kendisi İmam Muhammed Bâkır'ı görmüştür. 699 Zarif b. Nasih Hz. Ali'nin, valilerine ve ordu komutanlarına yazmış olduğu emirleri derlemiştir. Bu kitabin adı "Diyat" kitabıdır. Bu kitap İmam Ali'nin imlasıyla yazılmış ve İmam Câfer ile İmam Rıza'ya ulaşmıştır. Yani bu Diyat kitabını İmam Ali kendi yazısıyla yazmış ve onu imla etmiş ve ardından valilere yollamıştır. Daha sonra Hz. Ali'yi sevenler onu kaydederek nesilden nesile aktarmış ve İmam Cafer'in döneminde ona sunmuşlar ve o da "Bu kitap sahihtir" diyerek bunu onaylamıştır. Kuleyni "el-Kafi"de bu kitabın bölümlerini yazmıştır. Şeyh Sâduk, bu eserin tümünü "Men La Yahzuruhu'l Fakih" adlı kitabında nakletmiştir Şeyh Tusi "et-Tehzib" adlı kitabında onun tümünü rivayet etmiştir. Yine Şeyh Tusi "el-İstibsar" adlı kitabının bir bölümünde bunu kaydetmiştir. 699 Mecmau'r-Rical, c. 3, s. 232
  • EHL-İ BEYT MEKTEBİNİN ÜÇ BÜYÜK ALİMİ HADİSLERİ KİTAPLARINA NASIL ALMIŞTIR?

    Ehl-i Beyt mektebinin üç büyük alimi, Kuleyni, Şeyh Sâduk ve Şeyh Tusi hadisleri Ehl-i Beyt imamlarının ashabının yazılarından ve onların "usul"lerinden büyük bir itina ile kendi kitaplarına almışlardır. Ehl-i Beyt alimleri hadisleri kitaplarına alırken bazı esaslara da dikkat etmişlerdir. Şöyle ki; Ehl-i Beyt imamları hadis rivayet eden yalancı kimseleri mektepten uzaklaştırma, teşhir ve tel'in etmek gibi çareler öngörmüşlerdir. Diğer yandan doğru hadisi yanlış hadisten ayırt edip tanımak için bir takım kaideler de ortaya koymuşlardır. İmam Câfer'in Mina'da şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: "Ey insanlar! Benden size rivayet edilen şeyler Allah'ın Kitabı'na uygunsa bilin ki o benim sözümdür. Eğer Allah'ın Kitabı'na uygun değilse bilin ki benim sözüm değildir." 700 700 Vesailü'ş-Şia, c. 18, s. 79
  • EHL-İ BEYT MEKTEBİNİN ÜÇ BÜYÜK ALİMİ HADİSLERİ KİTAPLARINA NASIL ALMIŞTIR? (2)

    İmam Muhammed Bâkır ise bu konuda şöyle demektedir: "Bizden size bir hadis rivayet edildiğinde eğer Allah'ın Kitabı'ndan ona bir veya iki şahit bulursanız onu kabul edin. Aksi takdirde onunla ilgili bir şey söylemeyip, onu bize havale edin ki o konudaki gerçek size açıklanmış olsun." 701 Yine Câfer-i Sâdık şöyle buyurmuştur: "Her şey Allah'ın Kitabı'na ve Resulüllah'ın sünnetine döndürülür. Allah'ın Kitabı ile uyumlu olmayan her hadis bâtıldır" 702 Ehl-i Beyt imamları bu şekilde sahih hadisi sahih olmayan hadisten ayırt etmek için birtakım kaideler ortaya koymuşlar ve kuşaktan kuşağa bu kaideleri hadisleri tanımada bir ölçü olarak kabul etmişlerdir. Ve bu şekilde Ehl-i Beyt mektebinin hadis külliyatı vücuda gelmiştir. 703 Özet olarak deriz ki; Ehl-i Sünnet dünyasının uzun yıllar hadis yazılmasına karşı çıktığını ve hadis rivayetinde bulunan sahabe ve tabiine karşı ciddi bir baskı politikasının uygulandığını yazımızın başında ifade etmiştik. Ehl-i Sünnet'in hadis kaynakları Hicret'ten 143 yıl sonra kaleme alınmaya başlanmış ve özellikle Hz. Ali'nin hilafeti ile ilgili hadis ve rivayetlerin maalesef üzeri örtülmüştür. Ehl-i Beyt'in hadis kaynakları ise direkt olarak Allah Resulü'nün sağlığında kaleme alınan hadislere dayanmaktadır. Hz. Ali Resulüllah'ın imlası ve kendi yazısıyla bu hadisleri kaleme almıştır. Hz. Ali'nin yanı sıra, Selman-ı Farisi, Ebuzer Gifari, Ammar b. Yâsir gibi büyük zatlar da Peygamberden hadis rivayet etmiş, hatta bu uğurda ciddi eziyetlere mâruz kalmışlardır . 701 el-Kafi, c. 2, s. 222; Vesailü'ş-Şia, c. 18, s. 80 702 Vesailü'ş-Şia, c. 18, s. 79 703 Mealimu'l Medreseteyn, Allame Seyyid Murtaza Askeri, Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri, c. 2, s. 35, 66; c. 1, s. 48, 56; c. 1, s. 413, 455; c. 2, s. 393, 468; c. 3, s. 269, 406; c. 2 s. 487 ve 3. cildin özeti
  • EHL-İ BEYT MEKTEBİNİN ÜÇ BÜYÜK ALİMİ HADİSLERİ KİTAPLARINA NASIL ALMIŞTIR? (3)

    Hz. Ali tarafından kaleme alınan hadisler, çeşitli sahifeler ve kitaplar Ehl-i Beyt imamları aracılığıyla nesilden nesile aktarılmış, Ehl-i Beyt dünyasının büyük alimleri tarafından bir hadis külliyatı haline getirilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır . Dolayısıyla, direkt olarak Allah Resulü'ne dayanan bu eserlerin güvenilirliği tartışma götürmez bir hakikattir.
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI

    "Ey Resul, Sana indirileni tebliğ et! (İnsanlara ulaştır) ve eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş olursun. Ve Allah Seni insanlardan koruyacak." 704 "Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim."705 Ebû Saîd-i Hudrî'den şöyle nakledilmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v.) Zilhicce ayının onsekizi, Perşembe gününde Gadr-i Hum denen yere indiğinde, insanları Ali'ye davet etti ve O'nun iki pazısından tutarak yukarı kaldırdı; öyle ki insanlar Allah Resulü'nün koltuk altının beyazlığını gördü. Ondan sonra şöyle buyurdu: 704 Mâide, 67 705 Mâide, 3