• İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (2)

    "Allahüekber! Dinin tekmil oluşu, nimetin tamamlanışı ve Benim risâletime ve Benden sonra Ali'nin velayetine Rabb'in razı oluşundan dolayı, Allah'a hamd olsun. Ben kimin mevlâsı (velâyet sahibi) isem, Ali de onun mevlâsıdır."706 Cerîr'den şöyle nakledilmiştir: Veda Haccı'nda, hac merasimi için Resulüllah (s.a.v.) ile birlikte idik. Dönüşte "Gadr-i Hum" denen bir yere ulaştık. Allah Resulü (s.a.v.) namaz için toplanmamızı emretti. Bizler (Muhacirler ve Ensar) toplandığımızda, Allah Resulü (s.a.v.) ortamızda ayağa kalkarak şöyle buyurdu: "Ey insanlar, neye şehadet ediyorsunuz?" Onlar da, "Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ediyoruz" dediler. Tekrar sordu: "Sonra neye şehadet ediyorsunuz?" Şu cevabı verdiler: "Muhammed'in (s.a.v.) Allan'ın kulu ve Resulü olduğuna." "Peki sizin veliniz kimdir?" diye sorduğunda, "Allah ve O'nun Resulü bizim mevlâmızdır" dediler. Râvi diyor ki, Allah Resulü (s.a.v.) daha sonra Ali'nin pazısına vurdu ve O'nu ayağa kaldırdı. Daha sonra da onları bırakıp kollarını tuttu ve şöyle buyurdu: "Allah ve Resulü kimin mevlâsı ise, bu (Ali) da onun mevlâsıdır; Allah'ım, O'nu seveni sev ve O'na düşman olanın düşmanı ol! Allah'ım, insanlardan kim O'nu severse, Sen de O'nun sevgilisi ol ve kim O'na buğzederse, Sen de ona buğzet."707 Yine şöyle rivâyet edilmiştir: "...Namaza toplanın" diye seslendi. Herkes toplandığında, Allah Resulü (s.a.v.) yanında Ali de bulunduğu halde dışarıya çıktı ve şöyle hitab etti: "Ey insanlar, Beni her kadın ve erkek mü'minin mevlâsı bilmiyor musunuz?" "Evet, biliyoruz" dediklerinde şöyle devam etti: 706 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 199; İhkâkü'l Hak, c. 6, s. 275 707 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 200; İhkâkü'l Hak, c. 6, s. 270
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (3)

    "Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır; Allah'ım, O'nu seveni sev ve O'na düşman olana düşman ol, O'na yardım edene yardım et ve O'nu yalnız bırakanı yalnız bırak; O'na destek ol; O'na buğzedene buğzet ve O'na muhabbet besleyene, muhabbet göster."708 Sa'd'dan şöyle nakledilmiştir: Mekke yolunda Resulüllah (s.a.v.) ile birlikte idik. "Gadr-i Hum" denen yere ulaştığında, insanların durmasını emretti. Sonra ileri gidenleri geri getirtti ve geri kalanlar da yanına ulaştılar. Herkes yanına toplandığında, onlara şöyle hitab etti: "Ey insanlar, sizin veliniz kimdir?" Üç defa, "Allah ve Resulü'dür" dediler. Ardından Ali'nin elinden tutup ayağa kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Kimin velisi, Allah ve Resulü ise, bu (Ali) da onun velisidir; Allah'ım, O'nu seveni sev ve O'na düşman olana düşman ol."709 İmâm Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde şöyle nakledilmektedir: "Abdullah bize babasından, o da Affan'dan, o da Hammâd b. Seleme'den, o da Ali b. Zeyd'den, o da Adiy b. Sâbit'ten, o da Berâ'b. Âzip'ten şöyle nakletmiştir: Biz, bir yolculukta Resulüllah (s.a.v.) ile birlikteydik. "Gadr-i Hum" denen yerde konakladık. Hepimizin toplanması için çağrı yapıldı. İki ağacın altı, Allah Resulü için temizlendi. Allah Resulü (s.a.v.) öğle namazını kıldıktan sonra Ali'nin elini tuttu ve şöyle buyurdu: "Acaba Benim her mü'minin kendi nefsinden daha evlâ olduğumu (üzerinde velayet ve tasarruf hakkına sahip olduğumu) bilmiyor musunuz?" (Müslümanlar) "Evet biliyoruz" dediler. Bunun üzerine, Ali'nin elini tuttuğu hâlde şöyle buyurdu: "Ben kimin mevlâsı isem, Ali onun mevlâsıdır. Allah'ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol." 708 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 200; el-Müsterşed, s. 470 709 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 201; İhkâkü'l Hak, c. 6, s. 372
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (4)

    Sonra Ömer (b. Hattâb), Ali'nin karşısına geçip O'na şöyle dedi: "Ne mutlu sana ey Ebû Tâlib'in oğlu, her mümin erkeğin ve her mümine kadının mevlâsı oldun!"710 Hadis ve tarih ehlinin hemen hepsinin ittifakıyla, Allah Resulü (s.a.v.) Gadr-i Hum günü okuduğu hutbede şu cümleleri buyurmuştur: "Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır." Bunun üzerine Hz. Ömer, Hz. Ali'ye hitaben şöyle dedi: "Ne mutlu sana ey Ebe'l-Hasan. Şüphesiz benim ve her erkek ve kadın mü'minin mevlâsı oldun."711 Resulüllah (s.a.v.): "Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır; Allah'ım, O'nu seveni sev; O'na düşman olana düşman ol."712 Resulüllah (s.a.v.): "Ben, kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır; Allah'ım, O'nu seveni sev ve O'na düşman olana düşman ol; O'na yardım edene yardım et ve O'nu yalnız bırakanı yalnız bırak ve O'na zulmeden kimseye lanet et!"713 Senetli bir şekilde İmâm Câfer-i Sâdık'ın (a.s) babasından, onun da babalarından Resulüllah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: "Ümmetimin en faziletli bayramı, Gadr-i Hum günüdür. Gadîr 710 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri, s. 201; Müsned-i Ahmed, c. 4, s. 281 Bu hadis Müsned-i Ahmed b. Hanbel'de takriben on beş yerde ve bazı yerde birkaç senetle nakledilmiştir. Hadisin değişik kaynaklarını görmek için Allame Emînî'nin "el-Gadîr" kitabına müracaat edin: c. 1, s. 267 711 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 202; İhkâkü'l Hak, c. 6, s. 278; elMüsterşed, s. 468; el-Gadîr, c. 5, s.363; Menâkıb-u Ali b. Ebî Tâlib, s. 23; Zehâirü'l-Ukbâ, s. 67 712 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 202; İhkâkü'l Hak, c. 6, s. 278; elMüsterşed, s. 468; el-Gadîr, c. 5, s. 363; Menâkıb-u Ali b. Ebî Tâlib, s. 23; Zehâirü'l-Ukbâ, s.67 713 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 202; İsbâtü'l-Hüdât, c. 2, s. 29; el-Gadir, c. 10, s. 278; el-İstîâb, c. 3, s. 1099
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (5)

    öyle bir gündür ki onda zikri Yüce Allah Bana, kardeşim Ali b. Ebî Tâlib'i, ümmetim için Benden sonra kendisiyle doğru yolu bulacakları bir nişane alem olarak belirlememi emretmiştir; bu öyle bir gündür ki onda Allah, dini kemâle erdirdi ve ümmetim için o günde nimeti tamamladı ve artık İslam'ın onların dini olmasına rızâ gösterdi." Sonra şöyle devam etti: "Ey insanlar topluluğu, şüphesiz Ali Bendendir. Ben de Ali'den; O, Benim tıynetimden yaratılmıştır; O, Benden sonra halkın imamıdır; Benim sünnetimden ihtilaf ettikleri şeyleri onlara açıklayacaktır; O, mü'minlerin emiri, yüzü akların önderi, mü'minlerin reisi, vasilerin en iyisi, dünya kadınlarının efendisinin kocası ve hidayet imamlarının babasıdır. Kim, Ali'ye muhabbet beslerse, Ben de ona muhabbet beslerim ve kim, Ali'ye buğzederse Ben de ona buğzederim; kim, Ali'yle kendi arasında bağ kurarsa, Ben de onunla bağ kurarım ve kim, Ali ile ilişkisini keserse, Ben de onunla ilişkimi keserim. Kim, Ali'ye cefa ederse, Ben de ona cefa ederim; kim, Ali'yi severse, Ben de onu severim ve kim, Ali'ye düşman olursa, Ben de ona düşman olurum..."714 Senetli bir başka hadiste, Kâsım b. Yahyâ, dedesi Hasan b. Râşid'den şöyle nakletmiştir: İmâm Câfer-i Sâdık'a (a.s) dedim ki: "Canım sana feda olsun, acaba Müslümanlar için iki (Kurban ve Ramazan) bayramından başka bir bayram var mıdır?" Buyurdu ki: "Evet, ey Hasan, o ikisinden daha büyük ve daha faziletli bir bayram vardır!" "O, hangi gündür?" diye sorduğumda, şöyle buyurdu: "Emirü'l-mü'minin Ali'nin (a.s.) insanlara önder olarak seçildiği gün." Tekrar, "Canım sana feda olsun, tarih olarak hangi gündür o?" diye sordum; şöyle devam etti: "Günler dönüp durmaktadır. O gün, Zilhicce ayının on sekizinci günüdür!" Dedim ki: "Fedan olayım, o gün ne yapmamız 714 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 203; el-Emâlî, Şeyh Sâduk, s. 109; Biharü'l Envar, c. 37, s. 109; Ravzatü'l-Vaâizîn, c. 1, s. 102; İsbâtü'l-Hüdât, c. 1, s. 526 az farkla; Gâyetü'l-Merâm, s. 89
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (6)

    uygun olur?" Buyurdu ki: "O günü oruç tutarsın; Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyti'ne çokça salavat getirip, onlara zulmedenlerden ve haklarını inkar edenlerden teberri edersin. Geçmiş peygamberler, vasilerine, vasinin seçildiği günü bayram tutmalarını emrederlerdi." Bilahare, "O günde oruç tutan kimsenin ne kadar sevabı vardır?" dediğimde, "Altmış ayın orucunun sevabı" buyurdu.715 Mufazzal, İmam Câfer-i Sâdık'tan (a.s.) şöyle nakletmiştir: "Gadr-i Hum günü oruç tutmak, altmış yılın kefaretidir!"716 Ali b. Hüseyni'l-Abdî, İmâm Câfer-i Sâdık'tan (a.s.) şöyle duyduğunu nakletmiştir: "Gadr-i Hum günü her yıl oruç tutmak, Allah indinde kabul olmuş yüz hac ve yüz umreye bedeldir; o, Allah'ın en büyük bayramıdır."717 İmâm Câfer-i Sâdık (a.s.): "Gadr-i Hum gününün orucu, eğer insan yaşayabilirse, bütün insan ömrünün orucuna bedeldir. Yine bu günün orucu Allah indinde, kabul olmuş yüz hacca ve yüz umreye bedeldir ve o Allah'ın en büyük bayramıdır!"718 Ahmed b. Muhammed b. Ebî Nasr şöyle diyor: Biz İmam Ali er-Rızâ'nın (a.s.) yanında idik. Meclis tıklım tıklım dolmuştu. Gadîr günüden söz açıldı. Bazıları onu inkar edince, İmâm Rızâ (a.s.) şöyle buyurdu: "Babam, bana babasından şöyle 715 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 203, 204, Sevâbü'l-A'mâl, s. 99; Misbâhü'l-Müteheccidîn s. 680; el-İsnâ Aşeriyye, s. 168 az farkla 716 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 204; Bihârü'l Envâr, c. 97, s. 112; Men Lâ Yahzurhü'l-Fakîh, c. 2, s. 90; el-Müheccetü'l-Beyzâ, c. 2, s. 141; Sevâbü'l-A'mâl, s. 100; Misbâhü'l-Müteheccidîn, s. 679 717 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 204; el-Gadîr, c. 1, s. 286 718 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 204-205; Câmiü'l-Ahbâr, s. 205; Müstedrekü'l-Vesâil, c. 6, s. 274 az farkla
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (7)

    nakletti: Hiç şüphesiz Gadîr günü, gökte yerden daha meşhurdur. Firdevs-i A'lâ'da (Cennetinde) Allah'ın bir sarayı vardır ki tuğlalarının her biri sırayla altın ve gümüştendir." Sonra bu sarayın özelliklerini ve Gadîr gününde meleklerin orada toplanıp o günün yüceliklerini dile getirmelerinden bahsetti ve sonra şöyle devam etti: "Ey İbn Ebî Nasr, nerede olursan ol, Gadîr günüde, Emirü'lmü'minin'in (a.s.) (türbesinin) yanında hazır ol; zira hiç kuşkusuz Allah, (o günde) her erkek ve kadın mü'minin, her erkek ve kadın Müslümanın, altmış yıllık günahı affeder. Ramazan ayında, Kadir Gecesi'nde ve Fıtır Bayramı gecesindekinin iki katı insan (Cehennem) ateşinden azad olur. O gün, ârif ve mü'min kardeşlerine verdiğin bir dirhem, (başka günlerde verilen) bin dirheme bedeldir. O hâlde, bu günde kardeşlerine (ihsanını) artır ve her mü'min ve mü'mineyi sevindirmeye çalış..."719 Senetli bir şekilde Alkame b. Muhammed Hazremî kanalıyla İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s.) şöyle nakledilmiştir: "Resulüllah (s.a.v), hac görevini Medine'den (Mekke'ye) gidip yerine getirmişti. O âna kadar hac ve velâyet dışında bütün şer'i hükümleri insanlara tebliğ etmişti. Cebrâîl (a.s.), Resulüllah'a (s.a.v.) gelerek, "Ya Muhammed" dedi, "Allah Sana selâm söylüyor ve şöyle buyuruyor: Ben canını alacağım her peygamberimin ve her resulümün canını, ancak dinimi kemâle erdirdikten ve hüccetimi tamamladıktan sonra alırım. Bu dinden de Senin üzerinde tebliğ etmen gereken iki fariza kalmıştır; hac farizası ve Senden sonrası için velâyet ve hilâfet farizası. Ben yeryüzümü asla hüccetsiz bırakmadım ve asla bırakmayacağım." Cebrâîl (a.s.) şöyle devam etti: "Allah (azze ve celle) Sana, haccı kavmine tebliğ etmeni emrediyor. Seninle birlikte Medine ve etrafından ve bedevilerden kimin gitme imkânı varsa, onlar da Seninle hac yapsınlar ki, onlara da namazı, zekatı ve orucu öğrettiğin gibi haccı da öğretesin..." 719 1001 Hadis Işığında İmam Ali, A. Rıza Sabiri s. 205; Vesâilü'ş-Şîa, c. 10, s. 302; et-Tenzîb, c. 6, s. 24; Misbâhü'l-Müteheccidîn, s. 680 az farkla
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (8)

    Bunun üzerine Allah Resulü'nün münâdîsi insanlara şöyle seslendi: "Allah'ın Resulü, hac yapmak istiyor ve önceki şer'î hükümlerde olduğu gibi, haccın da hükümlerini size öğretmeyi amaçlıyor." Böylece Resulüllah (s.a.v.) yola çıktı ve O'nunla birlikte birçok insan da yola koyuldu. Resulüllah'ın ne yapmak istediğini görmek için O'na kulak kesildiler. Bu seferde Medine ve etrafından ve de bedevilerden Resulüllah (s.a.v.) ile hac yolculuğuna çıkanların sayısı, yetmiş bin kişi veya biraz üzerindeydi. Resulüllah (s.a.v.), hac farizasının bitirip Medine'ye doğru yola çıktı. Cuhfe'ye varmadan, Gadr-i Hum denen yere vardığında Cebrâîl (a.s.) nâzil olup, "Ey Muhammed" dedi, "Allah (azze ve celle ) Sana selam ediyor ve şöyle buyuruyor: Ey Resul, Sana indirileni tebliğ et (insanlara ulaştır); eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Ve Allah Seni insanlardan koruyacaktır."720 Bir ucu Cuhfe'ye yaklaşan Müslümanların önde gidenlerinin geriye çağrılmalarını ve geride kalanlarının da orada toplanmalarını emretti... Ardından Allah Resulü namaza toplanma emri verdi. Orada bulunan ağaçların altının temizlenmesi ve minber şeklinde taşların üst üste konulmasını emretti ve insanları iyi görebilmesi için onların üzerine çıktı ve Allah'a hamd ü senâ ederek şöyle başladı sözlerine: "Hamd ve senâ; birliğinde yüce, tekliğinde yakın, sultasında celaletli ve erkanında azim olan Allah'a mahsustur. Allah'ın ilmi, yerlerinde kaldıkları hâlde her şeyi kuşatmıştır. O, bütün yaratıkları kudret ve burhanıyla hakimiyeti altına almıştır. Allah sürekli olarak şükredilmiş ve sürekli de övülecektir. O yok olmayan bir azametin sahibidir. Yaratan O'dur. Yeniden dirilten de O'dur. Her iş O'na dönmektedir. Yükseltilmişleri (göklerden ve semavi cisimlerden kinayedir) vücuda getiren, serilenleri (yer720 Mâide, 67
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (9)

    yüzünden kinayedir) seren, yerlerin ve göklerin hükümranı, pak, tenzih edilmiş, meleklerin ve ruhun Rabbi, yarattığı her şeye ihsanda bulunan, kendisine yaklaşan herkese lütfeden O'dur. Her göz O'nun gözetimindedir ama gözler O'nu göremez. Allah ikram edici, hilim sahibi ve tahammül edicidir. Rahmeti her şeyi kuşatmış, nimeti ile hepsine ihsanda bulunmuştur. İntikam almada acele davranmaz ve müstahak olunan azabına hemen teşebbüste bulunmaz. "Bâtınları ve gizlilikleri anlar, içleri bilir, gizlenmişler, O'na saklı kalmaz ve gizlilikler O'na karmaşık gelmez. Her şeyi ihata eden, O'dur. Her şeye galebe çalan, O'dur. Her şeyde kuvvet O'dur; her şey üzerindeki kudret O'dur. O'nun gibi bir şey yoktur. Hiçbir şey yokken, bir şey var eden O'dur. Daimidir; adalet ile kâimdir. İzzet ve hikmet sahibi olan O'ndan başka bir ilah yoktur. O gözlerin idrakinden yücedir ama kendisi gözleri derk edergörür. O, lütuf sahibi ve bilendir. Hiç kimse görmekle sıfatlarına ulaşamaz ve hiç kimse bizzat Aziz ve Celil olan Allah'ın kendisinin kılavuzluk ettiği dışında gizli ve açık niteliği hakkında bir şey elde edemez. Şehadet ederim ki, O öyle bir Allah'tır ki kutsiyeti, zamanı doldurmuştur. O'nun nuru, ebediyeti kapsamıştır. O, emirlerini, istişare edilen kimselerle istişare etmeksizin icra etmektedir; takdirinde ortağı bulunmamakta ve tedbirinde hiçbir yardım görmemektedir. Yarattığı her şeyi örnek ve misali olmaksızın, hiç kimseden yardım almadan, zahmete katlanmadan, fikir ve çare bulmaya ihtiyaç duymadan yaratmıştır. Allah yaratıkları icat etti ve onlar da vücuda geldiler. Yarattı ve onlar da zâhir oldular. Evet O, Kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır; O ki yaptığı sağlam ve işi güzeldir; zulmetmeyen bir âdil ve işlerin kendisine döndüğü bir kerem sahibidir. Şehadet ederim ki her şeyin, azameti karşısında tevazu gösterdiği ve her şeyin, izzeti karşısında zelil olduğu ve her şeyin, kud-
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (10)

    reti karşısında teslim olduğu ve her şeyin, heybeti karşısında huzû gösterdiği (boyun eğdiği) ilah O'dur. Padişahların padişahı, eflakin (galaksilerin) döndürücüsü, Güneş ve Ay'ı râm eden de O'dur. Her şey tayin edilmiş bir zamanla hareket etmektedir. Süratle birbirlerini takip eden geceyi gündüze ve gündüzü de geceye giydirmektedir. Her inatçı zorbayı döküp kıran ve her isyankar şeytanı helak eden O'dur. O'nun için bir zıt ve O'nunla birlikte bir eş mevcut değildir; tek ve ihtiyaçsızdır; doğurulmamış ve doğurmamıştır; O'nun hiçbir benzeri yoktur; tek olan Allah ve azamet sahibi bir Rab'dir; istemekte, ardından yerine getirmektedir; irade etmekte ardından mukadder kılmakta; bilmekte, ardından saymaktadır. Öldürmekte ve diriltmektedir; fakir kılmakta ve zenginleştirmektedir; güldürmekte ve ağlatmaktadır: yakın kılmakta ve uzaklaştırmaktadır; esirgemekte ve bağışta bulunmaktadır. Hükümdarlık O'nundur; hamd ve senâ O'na mahsustur; hayır O'nun elindedir; O, her şeye kâdirdir. Geceyi gündüze ve gündüzü geceye giydirir; O'ndan başka ilah yoktur. Allah izzet ve mağfiret sahibidir; dualara icabet eden, çok ihsanda bulunan, nefesleri sayandır. Cin ve insanların Rabbidir. Hiçbir şey O'na zor gelmez, Yardım isteyenlerin feryadı O'nu usandırmaz; ısrar edenlerin ısrarı O'nu bıktırmaz, sâlihlerin koruyucusu, kurtuluşa erenlerin başarıya ulaştırıcısı, mü'minlerin ihtiyaç sahibi ve âlemlerin Rabbi'dir. Yarattığı her şeyden dolayı kendisine her hâlde şükredilmesi gereken Allah'tır. O'na hamd ediyorum; sürekli şükrediyorum. Sıkıntı ve rahatlık hâlinde, zorluk ve huzur hâlinde O'na şükrediyorum, O'na, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ediyorum. O'nun emrini dinliyor, sadece O'na itaat ediyorum, O'nu hoşnut eden şeylere teşebbüste bulunuyorum, İtaatinde rağbet ettiğim için ve cezasından korktuğum için O'nun mukadderatı karşısında teslim oluyorum. Zira hilesinden güvende olunmayan (yapılan hilelere uygun zamanında karşılık veren) ve zulmünden korkulmayan (yani asla zulmetmeyen) Allah O'dur.
  • İMAM ALİ VE GADR-İ HUM OLAYI (11)

    Allah için nefsim hususunda kulluğumu itiraf ediyorum ve O'nun Rab olduğuna tanıklık ediyorum. Bana vahyettiği her şeyi edâ ediyorum; zira eğer onu edâ etmezsem, Bana azabının ineceğinden korkuyorum. Şüphesiz O'nun azabının, her ne kadar büyük hile yapsa/düzen kursa da ve dostluğu halis olsa da hiç kimse defedemez. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah Bana nâzil buyurduğunu tebliğ etmediğim takdirde, risâletimi edâ etmemiş olacağımı ilan etti. Beni insanların şerrinden koruyacağını garantiledi. Allah kifâyet eden ve yücelik sahibidir. Allah, Bana şöyle vahyetmiştir: `Ey Resul, Rabb'inden Sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah Seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.'721 Ey insanlar, Ben Allah'ın Bana nâzil buyurduğu hiçbir şeyi ulaştırma hususunda kusur etmedim ve Ben bu ayetin nüzul sebebini sizlere beyan ediyorum: Cebrail üç defa Bana nâzil oldu ve selam sahibi olan -ki O Selâm'dırRabb'im tarafından bu toplantı yerinde ayağa kalkarak, beyaz ve siyah (ırktan) herkese şunu ilan etmemi emretti: Ali bin Ebî Tâlib, Benim kardeşimdir, vasîmdir, halifemdir ve Benden sonra imamdır. O'nun Bana nispet makamı, Hârûn'un Musa'ya olan makamı gibidir; şu farkla ki Benden sonra peygamber gelmeyecektir. O, Allah ve Resulü'nden sonra sizlerin velisidir (velâyet ve tasarruf sahibidir) diye ilan etmemi emretti. Allah, bu konuda Kitabından Bana bir de ayet nâzil buyurdu: `Şüphesiz sizin veliniz, Allah, Resulü, iman edip namaz kılanlar ve rükû hâlinde zekat veren mü'minlerdir.'722 Namaz kılıp rükû hâlinde zekat veren ve her hâlinde aziz ve celil olan Allah'a yönelen kimse Ali İbn Ebî Tâlib'dir. 721 Mâide, 67 722 Mâide, 55