• PEYGAMBERİN VEFAT ANINDA YANINDAKİLERİN KİMLER OLDUĞUNA DAİR ÇELİŞKİLİ HADİSLER

    "Aişe'nin yanında Ali'nin Resulüllah'ın vasisi olduğu söylenince dedi ki: Bu vasilik işi ne zaman oldu? Resulüllah'ı göğsüme veya yan tarafıma yaslamıştım. O, bir leğen istedi ve bana yaslanmış olduğu halde vefat etti. Fakat ben O'nun ne zaman öldüğünü bile fark etmedim. Bu durumda Resulüllah onu ne zaman vasi tayin etmiş olabilir?" 672 Bu rivayet diğer sahabelerin rivayetleri ile çeliştiği gibi, Hz. Aişe'nin bizzat kendi rivayetleri ile de çelişmektedir. İbn-i Asakir şöyle naklediyor: "İki kadın Aişe'ye `Ey ümmü'l-mü'minin, Ali'yi bize anlat' dedi. Bunun üzerine Aişe, `Resulüllah'ın, kucağında vefat ettiği, ellerinde ruhu çıkınca elini yüzüne süren, nerede defnedileceği ko672 Sahih-i Buhari, Kitabu'l Megazi, Marazu'n-Nebiy bâbı c. 3, s. 65; Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c. 6, s. 32; Sahih-i Müslim, Şerh-i Nevevi, Kitabu'l Vasiyet, c. 11, s. 89; Fethu'l Bari, c. 6, s. 32
  • PEYGAMBERİN VEFAT ANINDA YANINDAKİLERİN KİMLER OLDUĞUNA DAİR ÇELİŞKİLİ HADİSLER (2)

    nusunda ihtilaf çıktığında, `Allah katında en üstünü Resulüllah'ın vefat ettiği yerde defnedilmesidir' diyen bir adamın nesini soruyorsunuz?' dedi. Kadınlar, `Öyleyse, neden O'nunla savaşmaya kalktın?' diye sorduklarında, `Bu, olmuş bitmiş bir şeydir. Dünyadaki her şeyi feda ederek bunu telafi etmek isterdim' dedi." Yine İbn-i Asakir, Aişe'den şöyle rivayet eder: "Resulüllah'ın ölümü yaklaşınca, `Bana sevgilimi çağırın' buyurdu. Hz. Peygamberin emri üzerine Ali'yi çağırdılar. Resulüllah üzerindeki örtüyü O'nun üzerine attı, O'nu kucakladı ve vefat edinceye kadar da öyle kaldılar." 673 Yine bu konuyla alakalı olarak Ebu Gatafan der ki: "İbn-i Abbas'a, `Resulüllah vefat edince başının, birinin kucağında olduğunu kendi gözlerinle gördün mü' diye sordum. O, `Resulüllah Ali'ye yaslanmış olarak vefat etti' cevabını verdi. Bunun üzerine dedim ki, `Urve Aişe'nin, `Resulüllah bana yaslanmış olarak vefat etti' dediğini naklediyor' dedim. İbn-i Abbas: `Sen de inandın mı? Vallahi Resulüllah Ali'nin göğsüne yaslanmış olduğu halde vefat etti. Ali şahsen Peygamberin cenazesini yıkadı' dedi." 674 Bu konuda son bir örnek daha verelim: "Ebu'l Ferec İsfehani "el-Eğani" adlı kitabında İbn-i Şehab'dan nakleder: "Halid b. Abdullah Kasri benden soy ilmiyle ilgili bir kitap yazmamı istedi. Ben de itaat ederek Mudar kabilesinden başlayarak bu 673 Tarih, İbn-i Asakir, c. 3, s. 15 674 İbn-i Sa'd, Tabakat, c. 2, s. 51
  • PEYGAMBERİN VEFAT ANINDA YANINDAKİLERİN KİMLER OLDUĞUNA DAİR ÇELİŞKİLİ HADİSLER (3)

    kitabı yazmaya koyuldum. Bir müddet sonra huzuruna girdiğimde bana `Ne yaptın?' diye sordu. Ben, `Mudar kabilesinin soy ağacını yazmakla meşgulüm. Henüz bunu bitirmedim' dedim. O, `Bunu yazmak yerine siret'le ilgili bir kitap yaz' dedi. Ben, `Ancak o zaman Ali b. Ebi Tâlib'in de siretini yazmak zorunda kalırım. Buna izin veriyor musunuz?' dedim. Halid, `Hayır, ama Ali'yi cehennemin derinliklerine düşürebilecek bir konu bulursan yaz' dedi. 675 Halid b. Abdullah denen zat Emeviler döneminde uzun zaman valilik yapmış, dinî bakımdan ciddi suçlamalara maruz kalmış biridir. 676 Bu konuyla ilgili örnekler oldukça fazladır. Biz buraya belli başlı olanları almakla yetindik. Bütün bu anlattıklarımızı kısaca özetlersek karşımıza şu manzara çıkmaktadır: Ehl-i Sünnet dünyasında hadislerin yazılması daha Resulüllah'ın sağlığında engellenmeye başlamıştı. Bunun en bâriz örneği Efendimizin vefatından az önce vasiyetini yazmasına engel olunduğu zaman kendini göstermiştir. Hadislerin yazılmasına karşı olan anlayış, daha sonraki yıllarda da devam etmiştir. Yukarıda da anlattığımız gibi hadis rivayet eden sahabeler ciddi eziyet ve sıkıntılara mâruz kalmışlardır. Diğer yandan, uydurma hadis ve rivayetler (ki bunların çoğu Hz. Ali'nin hilafeti ile ilgilidir) dilden dile yayılmış ve maalesef bunların bir kısmı kitaplara da girmiştir. Ehl-i Sünnet dünyasında hadislerin yazılması halife Mansur za675 el-Eğani, s. 22, 23 676 Mealimu'l Medreseteyn, Allame Seyyid Murtaza Askeri, Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri, c. 2, s. 35, 66; c. 1, s. 48, 56; c. 1, s. 413, 455; c. 2, s. 393, 468; c. 3, s. 269, 406; c. 2, s. 487 ve 3. cilt özetlenmiştir
  • PEYGAMBERİN VEFAT ANINDA YANINDAKİLERİN KİMLER OLDUĞUNA DAİR ÇELİŞKİLİ HADİSLER (4)

    manında yani Hicri 143 yılında başlamıştır. Yani Hicret'in 143. yılına kadar eldeki hadislerle veya Peygamberimizin sünnetiyle ile ilgili herhangi bir eser mevcut değildir. Yine yukarıda ifade edildiği gibi, bu süre zarfında Hz. Ali'nin hilafeti ile ilgili hadisler (özellikle Gadr-i Hum olayı) ısrarla örtbas edilmeye çalışılmış ve bu konuda büyük ölçüde başarılı olunmuştur. Sünni dünyasında durum bu şekildeyken acaba Ehl-i Beyt imamları hadis ve Peygamberden rivayetler konusunda ne noktadaydı? Şimdi Ehl-i Beyt dünyasının hadisler konusundaki durumunu inceleyelim.
  • EHL-İ BEYT MEKTEBİNDE HADİS

    Ehl-i Beyt mektebinde ilk hadis yazan kişi Hz. Ali'dir. Hz. Ali bilindiği gibi Ehl-i Beyt'ten olup hakkında temiz ve günahsız olduğuna dair ayetler bulunan bir zattır. İbn-i Abbas'ın rivayetine göre Hz. Ali hakkında tam üç yüz ayet nâzil olmuştur. 677 "Yüce Allah ancak ve ancak siz Ehl-i Beyt'ten her türlü çirkinliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister." 678 Doğru sözlülüğü Allah tarafından bayan edilmiş olan Hz. Ali'nin ilmî yönü hakkında Resulüllah şöyle buyurmaktadır: "Allah her ilmi Bende toplamıştır. Ben de bildiğim her ilmi `muttakilerin imamı'nda topladım. Ben her ilmi Ali'ye öğrettim. O'dur açık ve şüphesiz olan imam". 679 "Ben öğrendiğim her şeyi mutlaka Ali'ye de öğrettim. O Benim ilim şehrimin kapısıdır." 680 677 İbn-i Asakir, Savaik 3, bâb 9, s. 76 678 Ahzab, 33 679 El-İhticac, c. 1, s. 74 680 İhkakü'l Hak, c. 5, s. 501; Et-Terâif, s. 77
  • EHL-İ BEYT MEKTEBİNDE HADİS (2)

    "Ben ilim şehriyim. Ali onun kapısıdır. Allah şöyle buyurdu: `Evlere kapılarından girin.' 681 O halde kim ilim istiyorsa ona kapısından girsin." 682 Doğru sözlülüğüne Allah ve Resulü'nün şahitlik ettiği Hz. Ali, Ehl-i Beyt mektebinin ilk hadis yazan kişisidir. Şeyh Tusi'nin el-Emali adlı eserinde Besairu'd-Derecat ve Yenabiu'l Mevedde'de Ahmed b. Muhammed b. Ali'den, İmam Muhammed Bâkır kanalıyla babalarından şöyle rivayet edilmiştir: "Resulüllah, Ali'ye, `Sana söylediklerimi yaz' buyurdu. Ali, `Ya Resulallah, unutmamdan mı endişe ediyorsunuz?' diye sordu. Resulüllah, `Hayır, unutmandan endişe etmiyorum. Çünkü Ben Allah'tan Senin hafızanı güçlendirmesini ve Senin unutmamanı istedim. Bunları ortakların için yaz' buyurdu. Bunun üzerine Ali, `Ya Resulallah ortaklarım kimlerdir?' diye sordu. Peygamber, `Ortakların Senin evlatlarından olan imamlardır. Allah onların sebebiyle ümmetime yağmur yağdırır. Onların sebebiyle duaları kabul olur, Allah onların sebebiyle ümmetimden belaları giderir ve onların sebebiyle gökten rahmet iner' buyurdu. Ve Hasan'a işaret ederek `Bu onların birincisidir' dedi. Ardından Hüseyin'e işaret ederek, `İmamlar bunun evlatlarındandır' buyurdu. 683 Ehl-i Beyt'in hadis kaynaklarının temelini Hz. Ali'nin yazdığı bu sahifeler oluşturmaktadır. Ehl-i Beyt mektebinde hadis ve rivayetleri içeren eserler şu şekilde sıralanabilir: Hz. Ali'nin Mushafı, Camia, Cifr Kitabı, Hz. Fâtıma'nın Kitabı.   681 Bakara, 185 682 Yenabiü'l Mevedde, s. 65 683 Emali-i Şeyh Ebu Câfer Muhammed b. Hasan-i Tusi, c. 2, s. 56; Yenabiu'l Mevedde, Şeyh Süleyman Hanefi, s. 20
  • HZ. ALİ’NİN MUSHAFI

    Hz. Ali, Resulüllah'ın cenaze ve defin işinin sona ermesinin ardından evine çekilmiş ve Kur'an ayetlerini toplayıp nüzul sırasına göre tertip etmekle meşgul olmuştur. İmam Câfer-i Sâdık bu konuda şöyle diyor: "Resulüllah, Ali'ye dedi ki, "Ey Ali! Kur'an yatağımın arkasında mushafta, ipek levhalarda ve kağıtlarda yazılıdır. Yahudilerin Tevrat'ı kaybetmeleri gibi onları kaybetmeyin.' Bunun üzerine Ali onları sarı bir örtü içine koyup topladı." 684 Şeyh Müfid şöyle yazıyor: "Mü'minlerin Emiri, Kur'an'ı baştan sona bir araya getirdi, yapması gerekeni yaptı. Mekkî ayetleri Medenî ayetlerden önce yazmak suretiyle her ayeti olması gereken yerde yazmıştı." 685   684 el-Menakıb, İbn-i Şehraşub, s. 2, 41; Fethu'l-Bari, c. 10, s. 386; el-İtkan, Suyuti, c. 1, s. 51 685 Şeyh Müfid, el-Mesail'us-Serviye, s. 79
  • MUSHAFIN ÖZELLİKLERİ

    1- Sûreler nüzul sırasına göre belirlenmiştir. 2- Hükmü kaldırılmamış ayetler hükmü kaldırılanlardan önce getirilmiştir. 3- Ayetler hiçbir değişikliğe uğramadan, dikkatle yazılmıştır. 4- Her ayet, harf harf aynen Peygamber'in okuduğu gibi yazılmıştır. 5- Ayetler, Peygamber'in imlası, Ali'nin hattı ile yazılmıştır. 6- Ayetlerin tefsiri, Allah tarafından nâzil olduğu kadar yazılmıştır. 7- Ayetlerin tevili (asıl mânâ ve yorumları) onda zikrolunmuştur. 8- Ayetlerin indirilmesinin nerede, ne zaman, ne maksatla oluğu, ayetten kimlerin kastedildiği, bütün özellikleri zikredilmiştir. Bu özellikler "Ayetlerin Tenzili" diye adlandırılmıştır. 9- Ehl-i Hak ve ehl-i bâtılın kimler olduğu, ayrıca Muhacirler'den ve Ensar'dan bazı kimselerin veya münafıkların işlediği suçlar da bu kitapta yazılmıştır. Görüldüğü gibi, bu Mushaf aynı zamanda bir tefsir kitabı niteliğinde idi ve ayetleri izah eden çok sayıda hadisi de içermekteydi.
  • CAMİA

    Muhammed b. Müslim'den şöyle rivayet edilmiştir: İmam Muhammed Bâkır şöyle buyurdu: "Bizim yanımızda Ali'nin kitaplarından yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var, biz bu sahifede yazılanları izler ve onun sınırlarından dışarı çıkmayız." Ben, "Bu sahifenin konusu nedir? Acaba bütün ilimleri mi içeriyor, yoksa talak ve miras gibi insanların konuştuğu şeylerin açıklaması mı var?" diye sordum. İmam, "Ali, bu sahifede bütün ilimleri, yargı ve mirasla ilgili her şeyi yazmıştır, eğer hükümet bize ulaşırsa, her şeyi onda bulur, ona göre davranırız" buyurdu. 686 İmam Câfer-i Sâdık'tan ise şöyle rivayet edilmiştir: "Vallahi bizim yanımızda uzunluğu yetmiş arşın olan bir sahife 686 Besairu'd-Derecat, s. 143
  • CAMİA (2)

    var, bu sahifede insanların ihtiyaç duyduğu her şey kayıtlıdır, hatta küçük bir tırmalamanın diyeti bile... Belirtilen bu kitabı Resulüllah imla etmiş, Ali de yazmıştır." 687 Besairu'd-Derecat'da ve Usul-ü Kafi'de Ebu Bâsir'den şöyle rivayet edilmiştir: "İmam Câfer-i Sâdık'ın huzuruna vardım. `Fedanız olayım, size bir sorum var' dedim. İmam, `Ne istersen sorabilirsin' dedi. Ben, `İnsanlar Resulüllah'ın Ali'ye her birinden bin kapı açılan bin ilim öğrettiğini söylüyorlar' dedim. İmam, `Ey Ebu Muhammed! Camia bizim yanımızdadır. Diğerleri "Camia"nın ne olduğunu ne bilirler!' buyurdu. Ben, `Camia nedir?' diye sordum. İmam, `Resulüllah'ın mübarek dudaklarından çıkan imlasıyla Ali'nin kendi eliyle yazdığı Resulüllah'ın zırasıyla (zıra yaklaşık yarım metre uzunluğunda bir ölçü birimidir) yetmiş zıra uzunluğunda bir sahifedir. Onda bütün helal ve haramlar ve halkın ihtiyaç duyduğu her şey, hatta tırmalamanın diyeti bile kaydedilmiştir' buyurdu." 688 Yine aynı kaynaklarda, Ebu Şeybe'den şöyle nakledilmiştir: İmam Câfer Sâdık'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Resulüllah'ın imlası ve Ali'nin hattıyla yazılmış olan Camia karşısında İbn-i Şibrime'nin bilgisi apaçık bir sapıklıktır. Camia kimseye söz bırakmamıştır. Onda helal ve haram ilmi vardır. Kıyas taraftarları kıyasla ilme ulaşmak isterler. Ama hedeften uzaklaşmaktan başka bir şey elde edemezler. Allah'ın dinine kıyasla ulaşılmaz." 689 687 Besairu'd-Derecat, s.145 688 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 239; Besairu'd-Derecat, s. 151, 152; El-Vafi, c. 2, s. 133 689 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 57; Besairu'd-Derecat, s. 146, 149, 150; El-Vafi, c. 1, s. 58