• RESULÜLLAH’IN SÜNNETİNİN YAZILMASININ ENGELLENİŞİ / ÖMER B. ABDÜLAZİZ DÖNEMİNDE (2)

    İbn-i Şehab dışında hadisleri toplayıp yazanlar da vardı. Ama onların yazdıkları da yok olup gitti. Nihayet Abbasi halifelerinin ikincisi Mansur, hilafete geçince ulemayı hadisleri toplamaya teşvik etti. Zehebi H. 143 yılının olaylarını anlatırken bu konuda şöyle yazıyor: "Bu yılda İslam uleması hadisleri, fıkıh ve tefsiri yazmaya koyuldular. İbn-i Cureyc Mekke'de kendi eserlerini yazdı, Said b. Ebi Arube, Hammad b. Seleme ve diğerleri Basra'da hadisleri yazmaya başladılar. Evzai Şam'da kendi kitabını, Mâlik de Medine'de Muvatta'sını yazdı. İbn-i İshak "Meğazi" kitabını, Muammer Yemen'de, Ebu Hanife ve diğerleri Kûfe'de fıkıh ve kendi görüşlerini yazdılar. Süfyan-i Sevri "el-Cami" kitabını yazdı. Ondan kısa bir süre sonra Haşim de kendi kitaplarını derledi. Mısır'da Leys ve İbn Luhey de yazmaya başladılar. Ve yine İbn-i Mübarek, Ebu Yusuf ve İbn-i Veheb de yazmaya koyuldular. Böylece din kitaplarının yazılması ve onların çeşitli bölümlere ayrılması çoğalmaya başladı. Çok sayıda Arapça lügat ve tarih kitapları yazıldı. Halbuki daha önce ileri gelen ulema kendi hafızalarına veya ellerindeki doğru yazılmayan küçük yazılara müracaat ederek konuşuyorlardı. Allah'a şükür böylece ilim edinmek kolaylaştı. Ezberlemek ve hafızaya yerleştirmek metodu gittikçe azaldı. Bundan dolayı tüm işleri elinde bulunduran Allah'a hamd olsun..." 656 Suyuti de bu konuyu Tarih'ul Hulefa'da nakletmiştir. Yine Mevsuatu'l Fıkhi'l İslami'de şöyle geçmiştir: "Mansur-i Devaniki Hicret'in 143. yılında hac yapınca Mâlik'i "Muvatta" kitabını yazmaya teşvik etti. Mansur ve valileri ulemayı telif ve yazmaya teşvik ediyorlardı. Bunun üzerine İbn-i Cureyc, İbn-i Arube, İbn Uyayne, diğer fakihler ve öğrencileri çeşitli kitapları telif ettiler..."657 656 Tarih'ul İslam Zehebi, c. 6, s. 6 657 İntişarat-i Meclisi'l A'la li Şuuni'l İslamiyye, c. 1, s. 47
  • RESULÜLLAH’IN SÜNNETİNİN YAZILMASININ ENGELLENİŞİ / ÖMER B. ABDÜLAZİZ DÖNEMİNDE (3)

    Bizim burada kaydettiklerimiz, bu tarihten önce de hadis yazıldığını bildiren rivayetlerle -örneğin Abdullah b. Amr b. As'ın esSahifatu's Sadıka veya tabiinden Zühri'nin hadis alanında ayrı bir kitabı olduğunu bildiren rivayetlerleçelişmemektedir. Çünkü, bu gibi kitapların sadece isimleri, hadis yazımına izin verilen asrın ulemasına ulaşmıştır, kendileri değil! Eseru'l Eilmme Fi İhyai's-Sünnet adlı eserin 11 ve 12. ciltlerinde Muaviye'nin hilafeti döneminde hadis uydurma girişimi ve halifelerin siyasetini teyit etmek için uydurulan çelişkili hadisler de mevcuttur.
  • BİRBİRİYLE ÇELİŞKİLİ İKİ HADİS NASIL MEYDANA GELDİ?

    Muaviye'nin hilafeti döneminde Resulüllah'ın hadisleri arasında rivayet edilen ve O'nun sünnetinden sayılan hadislerin şu hadislerden ibaret oldukları sanılmaktadır: Sahih-i Müslim, Sünen-i Daremi, Sünen-i Ahmed b. Hanbel'de Resulüllah'tan şöyle nakledilir: "Benden bir şey yazmayın, Benden Kur'an dışında bir şey yazan onu yok etsin." 658 "Resulüllah'tan, sözlerini yazmak için izin istediler. O, izin vermedi." 659 Zeyd b. Sabit'ten, "Resulüllah bizi hadislerini yazmaktan alıkoydu ve bizim yazdığımız hadisleri yok etti." 660 658 Sahih-i Müslim, c. 4, s. 97, Zühd kitabı ve ayrıca et-Tesebbut-u Fi'l Hadis ve Hukm-i Kitabeti'l İlim bâbı; Sünen-i Daremi, c. 1, s. 119, el-Mukaddime 42. bâb; Müsned-i Ahmed, c. 3, s. 12, 39, 56 659 Sünen-i Daremi, el-Mukaddime, c. 1, s. 119 660 Müsned-i Ahmed, c. 5, s. 182; Sünen-i Ebu Davud, İlim kitabı, c. 3, s. 319
  • BİRBİRİYLE ÇELİŞKİLİ İKİ HADİS NASIL MEYDANA GELDİ? (2)

    Ebu Hureyre'den, "Biz Resulüllah'tan duyduklarımızı yazıyorduk. O sırada yanımızdan geçerken, `Ne yazıyorsunuz?' diye sordu. Biz, `Sizden duyduklarımızı' diye cevap verdik. O, `Kur'an karşısında bir kitap mı?' dedi. `Bizim sizden duyduklarımızdır' dedik. Bunun üzerine Resulüllah şöyle buyurdu: `Allah'ın Kitabı'nı yazın, yalnız Allah'ın Kitabı'yla uğraşın, Allah'ın Kitabı karşısında başka bir kitap mı yazıyorsunuz? Yalnız Allah'ın Kitabı'nı yazın.' Resulüllah'ın bu buyruğu üzerine yazdığımız şeyleri bir yere toplayıp yaktık." 661 Eğer bu gibi hadisler doğru ise bu durumda Müslümanların tüm İslam kaynaklarını -sahihler, müsnetler, sünenler, tefsirler ve siretler gibi Resulüllah'ın hadislerini içeren kitaplarıtoplayıp yakmaktan başka bir vazifeleri yoktur. Hayır, bu kesinlikle doğru değildir. Resulüllah böyle bir şeyi ağzına dahi almamıştır. Aksine Veda Haccı'nda Mina'da şöyle buyurdu: "Allah, sözlerimi duyup öğrenen ve onları duymayanlara ulaştıran kişiyi mutlu etsin. Nice fıkıh taşıyanlar var ki onu kendilerinden daha bilginine taşır." 662 Resulüllah şöyle buyurur: "Allah, Bizden hadis duyan ve onu duyduğu gibi başka bir kişiye ulaştıran kişiyi mutlu kılsın. Nice kendisine ulaştırılan var ki anlayışı onu duyandan daha iyidir!" 663 "Hâzır olan olmayana duyursun, nice hâzır olanlar var ki onu kendisinden daha iyi anlayana ulaştırır." 664 "Resulüllah üç defa, `Allah'ım halifelerime rahmet et, halifelerime rahmet et, halifelerime rahmet et' buyurdu. `Ya Resulallah! Sizin halifeleriniz kimlerdir?' diye sorduklarında, `Benim halife661 Müsned-i Ahmed, c. 3, s. 12, 13 662 Bedayi u Minen, c. 1, s. 14 663 Bedayi u Minen, c. 1, s. 14 664 Sahih-i Buhari, c. 1, s. 24; Kenzü'l Ummal, c. 10, s. 133; Sünen-i İbn-i Mace, c. 1, s. 85; Biharu'l Envar, c. 1, s. 152
  • BİRBİRİYLE ÇELİŞKİLİ İKİ HADİS NASIL MEYDANA GELDİ? (3)

    lerim, Benim peşimden gelip hadis ve sünnetimi ezberleyenlerdir' buyurdu." 665 Buhari, İlim adlı kitabında şöyle yazıyor: "Yemen halkından bir kişi Resulüllah'ın hadisini duyunca, `Ya Resulallah! Onu benim için yaz' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, `Bunu falanca için yazın' buyurdu." 666 Bu noktada akla şu soru gelmektedir: Hz. Peygamber hadislerinin yazılmasını istediyse, hadislerin yazılmasını yasaklayan rivayetler nasıl ortaya çıktı? Bu sorunun cevabı şudur: Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasını engelleyen Kureyş'in yani Muhacirler'in Hz. Peygamberin vefatından önce de O'nun vasiyetinin yazılmasını engellediklerini görmekteyiz. Resulüllah'ın vefatından sonra da iki halife var güçleriyle peygamberin hadislerinin yazılmasını engelledi. Yazılan hadisleri bir araya toplayarak yaktı. Osman b. Affan bu uygulamayı sürdürdü. Bir grup sahabe bu konuda hakim gücü takip etti. Ve yine sahabeden Ebuzer gibiler bu harekete karşı çıkarak, Resulüllah'ın hadislerini yaydıkları için ıstırap ve şiddete maruz kaldılar. Hz. Ali, kendi hilafeti döneminde Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasını teşvik etti. O'nun ardından hilafete geçen Muaviye için Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasını engellemek çok zordu. Bu sebeple bazı kişilerden yardım alması gerekiyordu. İşte bu nedenle kendi taraftarlarından yardım aldı, onlar da onun hükümeti döneminde Resulüllah'ın, hadislerinin yazılmasını engellediği konusundaki uydurma rivayetleri yaydılar. Bu da Resulüllah'ın hadislerinde çelişki görünmesine neden oldu. 665 Ehl-i Beyt kaynakları: Meaniu'l Ahbar, s. 374, 375; Uyun-u Ahbar, c. 2, s. 152; Biharü'l Envar c. 2, s. 145; Ehl-i Sünnet kaynakları: Muhaddis Fazıl Ramhermerzi, Fazlu'n-Nakil an Resulüllah bâbı s. 163; Kavaid-u Tehdis-i Kasimi, s. 48; Şere'u Ashabi'l Hadis, Hatib Bağdadi, s. 30; Camiu'l Beyan, İbni Abdulbirr, c. 1, s. 55; Ahbar-u İsfehan, Ebu Nuaym, c. 1, s. 81; Fethu'l Kebir, Suyuti c. 1, s. 233; Kenzu'l Ummal, Muttaki Hindi, İlim kitabı, c. 20, s. 128, 133 666 Sahih-i Buhari, c. 1, s. 22; Tirmizi, c. 10, s. 135, buradaki falancadan maksat Ebu Şat'tır demektedir
  • SÜNNET VE HADİSE YÖNELİK GİZLEME VE TAHRİF

    Emirü'l-Mü'minin Ali'nin "vasi" lakabıyla meşhur oluşu, Hilafet Mektebi'nin siyasetiyle çeliştiğinden bunu inkar edip, bu alandaki nasları gizlemek yolunda bir hayli çaba sarfettiler. Hilafet Mektebi'nin bu alanda yaptığı en önemli hareketlerden biri, vasiyet hakkındaki nasları gizlemekti. Bu konuda yapılan gizlemelerden bazı örnekler şunlardır: "En yakın akrabanı uyarıp korkut.."667 ayetinin tefsirinde Resulüllah'ın Haşimoğulları'nı İslam'a davet ettiğini nakleden rivayette Taberi ve İbn-i Kesir Resulüllah'ın o toplantıda İmam Ali hakkında buyurduğu, "O sizin aranızda Benim vasim ve vezirimdir" cümlesini atmış, bunun yerine "şöyle, böyle" kelimelerini koymuşlardır. Halbuki bu belirsiz bir ifade olup hiçbir şeyi anlatmamaktadır . Taberani gibi bazı bilginler aşağıdaki rivayette bu tür bir gizleme yapmışlardır. "Mecmau'z-Zevaid" kitabında Selman-ı Farisi'den 667 Şuara, 214
  • SÜNNET VE HADİSE YÖNELİK GİZLEME VE TAHRİF (2)

    şöyle nakledilir: "Resul-i Ekrem'e `Ya Resulallah! Her peygamberin bir vasisi vardır, ya senin vasin kimdir?' diye sordum. O gün Resulüllah cevap vermedi. Fakat birkaç gün sonra beni çağırdı. Ben aceleyle huzuruna koştum. O, `Musa'nın varisinin kim olduğunu biliyor musun?' buyurdu. Ben, `Yûşa b. Nun'du' dedim. Peygamber, `Neden biliyor musun?' diye sordu. Ben, `Çünkü o herkesten daha bilgiliydi' dedim. Bunun üzerine Resulüllah şöyle buyurdu: Benim vasim, sırdaşım, en seçkin hatıram, ahdimi yerine getirip borcumu ödeyecek olan Ali b. Ebi Tâlib'dir." Heysemi der ki, "Mecmau'z-Zevaid'in yazarı Taberani, burada şöyle ekler: Resulüllah `benim vasim' derken Ali'yi kendi ailesine vasi etmiştir, hilafete değil." 668 Bir diğer örnek de şudur: İbn-i Hişam, es-Siretu'n-Nebeviyye adlı kitabında Resulüllah'ın sünneti hakkında kaydettiklerini Bukai'nin rivayetiyle İbn-i İshak'ın siretinden almıştır. O, kendi kitabı hakkında şöyle der: "Ben İbn-i İshak'ın bu kitaptaki yazılarından bazılarını kaydetmedim. Söylenmesi hadis makamını düşüren ve halkın söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri kaydetmekten sakındım." İbn-i Hişam'ın halkın hoşlanmadığı bahanesiyle İbn-i İshak'ın siretinden sildiği şeylerden biri de Resulüllah'ın "en yakın akrabalarını uyarıp, korkut" ayeti inince Abdulmuttaliboğulları'nı davet etmesi olayıdır. Taberi bu rivayeti kendi senediyle İbn-i İshak'tan kaydederek, Resulüllah'ın bu davette Abdulmuttaliboğulları'na hitaben şöyle buyurduğunu yazar: "Bu konuda hanginiz Bana yardım edecek ki, böylece aranızda Benim, kardeşim, vasim ve halifem olsun." 668 Mecmau'z-Zevaid, c. 9, s. 113, 114
  • SÜNNET VE HADİSE YÖNELİK GİZLEME VE TAHRİF (3)

    Ali dedi ki, "Ben ya Resulallah!" Bunun üzerine Resulüllah O'nu ensesinden tutarak, "Bu sizin aranızda Benim kardeşim,vasim ve halifemdir. Bunu dinleyin ve itaat edin" buyurdu. Resulüllah'ın bu sözünü duyanlar gülerek yerlerinden kalktılar ve Ebu Tâlib'e, "Sana oğluna itaat etmeni emrediyor!" dediler. İbn-i Hişam, bu rivayeti silmiş (ve kendi deyişiyle, halkın duymak istemediği pek çok rivayeti silmiş) kaydetmemiştir. Tabii, buradaki halktan maksat, hilafet makamı ve etrafındakilerdir. Bu nedenle İbn-i İshak'ın sireti unutulmuş ve ona karşı ilgisiz davranılmıştır. Onun yerine İbn-i Hişam'ın sireti meşhur oldu. Ve muteber kaynak olarak tanındı. Öte yandan, yukarıdaki olayı kendi "Tarih"inde kaydeden Taberi, İmam Ali hakkındaki bu nassın öneminin farkına varmış ve tefsirinde bunu telafi etmeye çalışarak yukarıdaki ayetin altına şunları kaydetmiştir: "...Resulüllah buyurdu ki: `Aranızdan hanginiz bu konuda Bana yardım edecek ki, Benim kardeşim ve şöyle, böyle olsun!' Daha sonra buyurdu ki: `Bu benim kardeşim ve şöyle, böyledir. Sözünü dinleyin ve ona itaat edin.' Bunun üzerine oradakiler gülerek ayağa kalktılar ve Ebu Tâlib'e dediler ki..." 669 İbn-i Kesir de kendi "Tarih"inde bu rivayet hakkında ve tefsirinde bu ayetin tefsiri hakkında aynı şeyi yapmıştır. Rivayetin bu bölümünü silerek yerine anlamsız bir şey koymuştur. 670 Muhammed Hasaneyn Heykel ise "Hayat-ı Muhammed" adlı kitabının birinci baskı 104. sayfasında bu rivayeti olduğu gibi kaydederken , kitabın ikinci baskı 139. sayfasında bunu tamamen silmiştir. 669 Tefsir-i Taberi, c. 19, s. 72, 75 670 el-Bidayetu ve'n-Nihaye, c. 3, s. 40
  • SÜNNET VE HADİSE YÖNELİK GİZLEME VE TAHRİF (4)

    Allame Emini'nin "el-Gadir" adlı kitabından (c. 2, s. 288, 289) Hz. Ali'nin hilafeti ile ilgili hakikatler bu şekilde kaynaklardan silinirken, gerçeği yansıtmayan bazı ifadeler de kitaplara girmiştir. Sahih-i Müslim'de "Men Leanehu'n-Nebiy ev Sebbehu Cealehullah Lehu Zekaten ve Tuhra" bâbında, İbn-i Abbas'tan şöyle nakledilir: "Ben çocuklarla oynuyordum. O sırada Resulüllah geldi. Ben bir evin kapısının arkasına saklandım. Fakat Peygamber yakına gelerek eliyle sırtıma vurdu ve `Git, Muaviye'yi çağır' buyurdu. Ben Muaviye'nin yanına gidip döndüm, `Muaviye yemek yiyor' dedim. Tekrar, `Git Muaviye'yi çağır' buyurdu. Ben gidip dönerek, `Hâlâ yemek yiyor' dedim. Bunun üzerine Resulüllah, `Allah'ım! Onun karnını doyurma!' buyurdu." 671 Bu hadisi İbn-i Kesir kendi Tarih'inde kaydetmiş ve Resulüllah'ın, "Git Muaviye'yi çağır" sözüne, "Muaviye vahiy katiplerindendir" sözünü de eklemiştir.   671 Sahih-i Müslim, Kitabu'l Birr-i ve's-Sıla, s. 2010, hadis 96.
  • VASİLİKTEN BAHSEDENLERİN KINANMASI

    İbn-i Kesir'in "Tarih"inde değindiği bazı konular şöyledir: "Şia'nın cahilleriyle aptal destancılarını razı eden ve övünç kaynağı olan şey tepeden tırnağa yalan ve iftira olan bir konudur, onlar `Resulüllah vasiyet ederek Ali'yi halife tayin etmiştir' diyorlar. Bu durumda ashab-ı kiramın Resulüllah'ın emrine itaat etmeyerek büyük bir hıyanet işlemiş olması gerekiyor. (Bilindiği gibi Hz. Ali'nin halife tayin edilmesi olayı Gadr-i Hum günü sahabenin tamamının huzurunda gerçekleşmiş bir hadisedir).