• HZ. ALİ İLE İLGİLİ HADİSLER (106)

    489- Hz. Aişe'den şöyle nakledilmiştir: Hz. Peygamberi gördüm ki, Ali'yi kucaklayarak öptüğü halde şöyle buyurdu: "Babam feda olsun, o yalnız kalacak şehide..."626 490- Esbağı b. Nübate diyor ki: Emirü'l-mü'minin'e "Resulüllah sakalını boyardı, siz niye boyamıyorsunuz?" diye sorduğumda şöyle buyurdu: "Ümmetin en bedbahtını bekliyorum ki sakalımı başımın kanıyla boyasın. Bu Habib'im Resulüllah'tan Bana verilen bir haberdir." (Not: Burada Resulüllah'ın bir hadisine işaret vardır ki, Hz. Ali'nin katilini "gelmiş geçmiş insanların bedbahtı" olarak tanıtmaktadır.)627 491- İmam Câfer-i Sâdık babaları kanalıyla Resulüllah'ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kim vefatından sonra Ali'yi ziyaret ederse Cenneti hak etmiş olur."628 492- Kunduzî, Yenâbiü'l-Mevedde kitabından şöyle nakledilmiştir: "Hz. Ali'nin mübarek başına (İbn-i Mülcem'in) darbesi değdiğinde şöyle seslendi: "Kâbe'nin Rabb'ine and olsun ki kurtuldum!"629 493- Resulüllah Mekke'nin fetih günü Ali b. Ebi Tâlib'e şöyle buyurdu: "Kâbe'nin üzerindeki şu putu görüyor musun?" Hz. Ali, "Evet ya Resulallah" dediğinde şöyle buyurdu: "Ben Seni omzuma 626 El-Menakıb, Harzemî s. 65; İhkâkü'l Hak c. 15, s. 600 627 Biharü'l Envar c. 41, s. 164 628 Vesâilü'ş-Şia c. 10, s. 296; Câmiü'l-Ahbar s. 74; Tehzibü'l-Ahkâm c. 1, s. 21; Müstedrekü'l-Vesail c. 10, s. 212 629 El-Fusûlü'l-Mie c. 5, s. 485
  • HZ. ALİ İLE İLGİLİ HADİSLER (107)

    alayım o putu aşağı indir." Hz. Ali, "Ben Seni omuzlayayım ya Resulallah" dedi. Resulüllah O'na şu cevabı verdi: "Allah'a and olsun ki, eğer Rabia ve Muzar kabileleri hep birlikte, Ben diriyken Benim bir parçamı bile taşımaya çalışsalar bunu yapamazlar. Ama Sen yerinde dur ya Ali." Ardından Allah Resulü eliyle Hz. Ali'nin iki topuğundan tutup yerden kaldırıverdi ve yukarıya doğru yükseltti. O kadar kaldırdı ki, koltuk altlarının beyazlığı gözüktü. Sonra ona, "Ne görüyorsun Ya Ali?" diye sordu.Hz. Ali şöyle dedi: "Görüyorum ki Allah (azze ve celle) Beni Seninle şereflendirmiştir. Öyle ki eğer Ben gökyüzüne dokunmak istersem bunu yapabilirim." Sonra Resulüllah "İndir putu ya Ali" buyurdu. Hz. Ali de indirip aşağıya fırlattı. Sonra Resulüllah Hz. Ali'nin altından çıkıp, ayaklarını bıraktı. Hz. Ali yere düştü ve güldü. Resulüllah "Niye güldün ya Ali?" diye sorunca, Hz. Ali şöyle cevap verdi: "Ta Kâbe'nin üzerinden aşağıya düştüm ama hiçbir şey olmadı Bana." Resulüllah şöyle buyurdu: "Nasıl bir şey olabilirdi Sana, Seni omuzlayan Muhammed ve indiren Cebrail idi."630 494- Muhammed b. Yusuf Genci eş-Şafii "Kifayet'ut­Tâlib"in 44. bâbında şu hadisi nakleder: " ... O Ali (a.s.), mü'minlerin sultanıdır; O ondan gelinecek olan kapımdır; O Benden sonra halifemdir." 495- Süleyman Belhi, "Menakıb"dan naklen şu hadisi aktarmaktadır: "Beni nübüvvete seçene ve Beni mahlukatın en üstünü kılan Allah'a and olsun ki, (ey Ali) şüphesiz Sen, Allah'ın kullarına olan hücceti, O'nun sırrının emini ve O'nun kullarının halifesisin." 496- İmam-ı Ali bin Ebi Tâlib'in rivayetine göre Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 630 Menâkıb-u Ali b. Ebi Tâlib s. 202; et-Teraif s. 80; Keşfü'l-Yakîn s. 446
  • HZ. ALİ İLE İLGİLİ HADİSLER (108)

    "Ey Ali, Allah'tan Senin için beş şeyi sordum (istedim) dördünü verdi ve birini men etti. Sordum ve Bana Senin için şunları verdi: Kıyamet gününde yer ilk Senin üstünden yarılacak. Sen Benimle beraber ve Liva-i Hamd Senin elinde olacak, onu Sen taşıyacaksın. Senin Benden sonra mü'minlerin velisi olduğunu, Bana verdi."631 497- İbn-i Abbas'tan rivayetle, Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde biz dört kişiden başka herkes yayandır. Bunun üzerine amcası Abbas ayağa kalkıp şöyle dedi: "Bu dört binici kimlerdir ya Resulallah?" Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ben Burak'ın üstünde olacağım. Yüzü insan yüzü gibi, yanakları ise at yanağı gibidir..." Resulüllah (s.a.v.) Burak'ı vasfettikten sonra Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Resulallah?" Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ve kardeşim Sâlih (a.s.) kavminin kestikleri devesi üzerinde olacak." Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Rasulallah?" Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ve amcam Hamza bin Abdülmuttalib, Allah ve Resulü'nün aslanı, şehitlerin seyyidi... Benim devemin üzerinde olacak." Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Resulallah?" Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ve kardeşim Ali Cennet develerinin birinin üzerinde olacak. Devesinin ayağındaki aksaklık incidendir, devenin mahmeli ise kırmızı yakuttandır... Ali'nin elinde Liva-i Hamd olacak ve kendisi, `Allah'tan başka ilah yok ve Muhammed O'nun Resulü'dür' diye nida edecektir. Hazır bulunan halk diyeceklerdir ki, `Bu ancak mürsel bir nebi ya da Allah'a yakın olan bir melektir.' 631 Tarih-i Bağdadi, c. 4, s. 339
  • HZ. ALİ İLE İLGİLİ HADİSLER (109)

    Bu sözler üzerine Arş'ın ortasından şöyle bir ses gelecek: Bu (İmam­ı Ali), ne yakın bir melek, ne de mürsel bir nebidir, ne de Arş'ı taşıyandır. Bu Ali bin Ebi Tâlib'dir. Rabbil âleminin Resulü'nün vasisidir. Takva sahiplerinin imamı, elleri ve ayakları pak olanların önderidir."632 498- Ebu Said el­Hudri'den: "Resulüllah (s.a.v.) ahdi bozanlara, adaletten sapıp zulmedenlere ve dinden çıkanlara karşı savaşmamızı emr etti. Bizler sorduk ki, "Ya Resulallah, bizlerin bu toplumlara karşı savaşmamızı emrettin, hangi önder ile onlara karşı savaşalım?" Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ali bin Ebi Tâlib ile beraber onlara karşı savaşacaksınız. Ammar bin Yâsir, Ali ile beraberken öldürülecek."633 499- Resulüllah (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Mirac Gecesi Beni göğe götürdüklerinde peygamberleri topladılar. Ben de onlarla beraber oturdum. Bir melek gelerek Bana şöyle dedi: "Allah Teala buyuruyor ki: Bu peygamberlerden ne üzere gönderildiklerini sor." "Ne üzere gönderildiniz?" diye sorduğumda "Senin velayetin ve Ali bin Ebi Tâlib'in velayeti üzere gönderildik" dediler."634 500- Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bana iman edip, Beni tasdik edene Ali bin Ebi Tâlib'in velayetini tavsiye ederim. Her kim O'nu veliyülemr edinirse Beni edinmiş olur ve her kim Beni veliyülemr edinirse Allah ı edinmiş olur. Her kim Ali'yi severse Beni sevmiş olur, Beni seven ise Allah ı 632 Tarih-i Bağdadi, c. 11, s.112-113 633 Usd'ül-Gabe fi Ma'firet el-Sahabe s. 114 634 Ebu'l Futuh, Tefsir, c. 10, s. 92
  • HZ. ALİ İLE İLGİLİ HADİSLER (110)

    sevmiştir. Her kim Ali'ye buğzederse bana buğzetmiştir. Bana buğzeden ise, şânı yüce olan Allah'a buğzetmiştir."635 501- Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Her peygamberin vasi ve vârisi vardır; Benim vasi ve vârisim ise Ebu Tâlib oğlu Ali'dir."636 502- Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ey Ensar topluluğu! Sizleri sıkıca sarıldığınız takdirde asla sapmayacağınız bir kimseye hidayet edeyim mi?" Ashab: "Evet ya Resulallah" deyince, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sarılmış olduğunuz takdirde dalalete düşmeyeceğiniz o kimse (gördüğünüz) bu Ali'dir. Öyleyse Benim sevgimle O'nu seviniz; Benim kerametimle O'na ikramda bulununuz. Şüphesiz Cebrail, Allah tarafından size söylediklerimi Bana emretti."637 503- Amran bin Hüseyin'den; dedi ki: "Resulüllah, başında Ali bin Ebi Tâlib olmak üzere bir ordu göndermişti. Savaştıkları yerde aldıkları esirlerden Ali kendine de bir cariye aldı. Ali'nin etrafındakiler bunu, Ali'ye fazla görüp istemediler. Ashabdan dört kişi birbiriyle anlaşıp şöyle dediler: "Resulüllah'ı (s.a.v.) gördüğümüzde Ali'nin yaptığını anlatacağız." Müslümanlar bir seferden döndüklerinde ilk önce Resulüllah'ın (s.a.v.) yanına uğrayıp selamlaştıktan sonra evlerine giderlerdi. Ordu da Medine'ye vardığında önce Resulüllah'a (s.a.v.) uğradı. Selamlaştıkdan sonra, o birbiriyle anlaşan dört sahabeden biri 635 Muntahab'ul-Kenz, Muttakıyy-i Hind, s. 32 636 Menakıb-i İbn-i Meğazili, s. 201 637 Hafız Ebu Nuaym Ahmed b. Abdullah İsfahani "Hilyetü'l-Evliya c. 1, s. 63
  • HZ. ALİ İLE İLGİLİ HADİSLER (111)

    ayağa kalkıp şöyle dedi: "Ya Resulallah, bakmaz mısın, Ali bin Tâlib şöyle şöyle yaptı?" Resulüllah (s.a.v.) yüzünü o sahabeden çevirdi, ikincisi ayağa kalkıp birincinin dediğini söyledi, Resulüllah (s.a.v.) ondan da yüzünü çevirdi. Üçüncüsü de ayağa kalkıp aynı sözleri söyledi. Resulüllah (s.a.v.) bu sahabeden de yüzünü çevirdi. Sonra dördüncüsü ayağa kalkıp aynı şeyi söyledi. Bunun üzerine Resulüllah, (s.a.v.) yüzünde öfke alametleri belli olduğu halde şöyle buyurdu: "Ali'den ne istiyorsunuz? Ali'den ne istiyorsunuz? Ali'den ne istiyorsunuz? Ali Benden, Ben de Ali'denim. Ali, Benden sonra tüm mü'minlerin velisidir."638   638 Usd'ül-Gabe fi Ma'rifet es-Sahabe, el-Cezri, s. 107
  • EHL-İ SÜNNET VE EHL-i BEYT MEKTEBİ’NİN RESULÜLLAH’IN SÜNNETİNE VE HADİSLERE KARŞI TUTUMU

    Ehl-i Beyt mektebi izleyicileri, Resulüllah'tan sonra dinî öğretilerini oniki Ehl-i Beyt imamından, Ehl-i Sünnet izleyicileri ise bu öğretiyi hiçbir fark gözetmeksizin Resulüllah'ın ashabından almışlardır. Ehl-i Sünnet mektebi izleyicileri Resulüllah'ın ashabının tamamını adil bilmekte, Ehl-i Beyt mektebi izleyicileri ise, dinî öğretileri Hz. Ali'nin düşmanlarından olan râvilerden ister sahabeden, ister tabiinden, ister tabiinin öğrencilerinden veya diğer tabakalardan olsun almamaktalar. Oysa Buhari, Ehl-i Beyt imamları izleyicilerinden binlerce muhaddisin kendisinden binlerce hadis rivayet ettiği Ehl-i Beyt mektebi imamlarının altıncısı Caferi Sâdık'tan bir tek rivayet bile nakletmemiştir. Oysa Harici İmran b. Hittan'dan Buhari, Ebu Davud ve Nesei kendi sahihlerinde hadis rivayet etmişlerdir. Bakınız, bu
  • EHL-İ SÜNNET VE EHL-i BEYT MEKTEBİ’NİN RESULÜLLAH’IN SÜNNETİNE VE HADİSLERE KARŞI TUTUMU (2)

    eserlerde kendisinden hadis rivayet edilen İmran b. Hattan, Hz. Ali'yi öldüren Abdullah ibn-i Mülcem'in bu davranışını nasıl da övmektedir: "Bu takvalı birinden öyle bir vuruştur ki Bununla ancak Arş'ın sahibinin rızasını istedi. Anlatarak öveceğim onu her an, sayacağım Allah'ın katında varlıklar içinde terazisi en ağır olan." Öte yandan Nesei kendi Sahih'inde İmam Hüseyin'in katili Ömer b. Sa'd'dan rivayetlere yer vermektedir. Oysa rical alimleri onun hakkında şöyle yazmaktadır: "O, doğru konuşan bir kimseydi. Fakat Hüseyin b. Ali'yi öldüren orduya komutanlık yaptığı için halk ondan nefret etmektedir." Ehl-i Beyt mektebi izleyicileri ise bu zata lanet yağdırmaktadır.
  • İKİ MEKTEBİN HİCRET’İN BİRİNCİ ASRINDA RESULÜLLAH’IN HADİSLERİNİN YAZILMASI KONUSUNDAKİ TUTUMU

    Halifeler, Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasını ve yayılmasını önlerken Ehl-i Beyt mektebi izleyicileri buna karşı çıkmış ve hadisleri yaymak için çok ciddi bir faaliyet başlatmışlardır. Bu iki hareket, Resulüllah'ın hayatının son anlarında yanındakilere dönerek "Bana bir kağıt getirin de Benden sonra asla sapmayasınız diye size bir şey yazayım" buyurması üzerine "Resulüllah sayıklıyor" dedikleri andan itibaren baş gösterdi. Buhari, İbn-i Abbas'tan rivayet ettiği hadiste bu sözü kimin söylediğini açıklıyor: "Resulüllah'ın ölüm vakti gelip çatınca, aralarında Ömer b. Hattab'ın da olduğu birkaç kişi Resulüllah'ın evinde olduğu bir sırada, `Gelin Benden sonra asla sapmamanız için size bir şey yazayım' buyurdu. Ömer, `Resulüllah'ı ağrı kuşatmış, sizin yanınızda Allah'ın Kitabı var, Allah'ın Kitabı bize yeter!' dedi. Ömer'in bu sözü üzerine Resulüllah'ın emrini yerine getirme konusunda orada bulunanlar arasında ihtilaf yaşandı. Bazıları
  • İKİ MEKTEBİN HİCRET’İN BİRİNCİ ASRINDA RESULÜLLAH’IN HADİSLERİNİN YAZILMASI KONUSUNDAKİ TUTUMU (2)

    Ömer'in sözünü desteklediler. Sesler yükselmeye başladı. Ve kimin ne dediğinin anlaşılmadığı bir ortam oluştu. Bunun üzerine Resulüllah, `Dışarı çıkın, Benim yanımda birbirinize bağırmanız yakışmaz' buyurdu."639 Hz. Ömer'in kendisi olayı şöyle anlatıyor: "Biz Resulüllah'ın yanında oturmuştuk. Kadınlarla aramızda bir perde vardı. O sırada Resulüllah şöyle buyurdu: Benden sonra asla sapmayasınız diye size bir şey yazmam için Bana kağıt kalem hazırlayın.' Resulüllah'ın eşleri, `Resulüllah'ın emrini yerine getirin' dediler. Ben karşı çıkıp şöyle dedim: `Siz konuşmasanız daha iyi olur. Siz Resulüllah'ın eşleri O hasta olunca gözünüzden yaş çıkması için gözlerinizi sıkar fakat O iyileşir iyileşmez yakasını tutarsınız.' Bunun üzerine Resulüllah, `Onlar sizden daha iyidir' buyurdu."640 Bazı rivayetlerden onların bu olaydan çok önce Resulüllah hayattayken hadislerin yazılmasını engelledikleri anlaşılmaktadır. Abdullah b. Amr b. As şöyle diyor: "Ben Resulüllah'tan duyduğum her şeyi yazıyordum. Kureyş Muhacirleri beni bu işten alıkoyarak dediler ki `Sen Resulüllah'tan duyduğun her şeyi yazıyorsun. Oysa Resulüllah da bir beşerdir. Öfkelendiği ve sevindiği zaman konuşmaktadır.' Onların bu sözünden sonra artık bir şey yazmadım. Ve konuyu Resulüllah'a aktardım. Parmağıyla mübarek dudağına işaret ederek şöyle buyurdu: Yaz. Vallahi ondan haktan başka bir şey çıkmaz."641 639 Sahih-i Buhari, Cihad kitabı, Cevaizu'l Vefd bâbı, c. 2, s. 120, Cizye kitabı, İhracu'l yehud min Ceziretu'l Arab bâbı, c. 2, s. 136; Sahih-i Müslim, c. 5, s. 75, Vasiyet bâbı, bunu yedi kanaldan nakletmiştir. Müsned-i Ahmed, c. 1, s. 222; Tabakat-ı İbn-i Sa'd, c. 2, s. 244; Tarih-i Taberi, c. 3, s. 193 -bu kaynakta Hz. Ömer'in sözü şöyle nakledilmiştir: `O'na ne oluyor? Sayıklıyor mu?'; Sahih-i Müslim, c. 5, s. 76 ve Tabakat-ı İbni Sa'd, c. 2, s. 243'de ise şöyle geçiyor: Resulüllah sayıklıyor... 640 Tabakat-ı İbn-i Sa'd, c. 2, s. 243, 244; Kenzü'l Ummal, c. 3, s. 138 ve c. 4, s. 52 641 Sünen-i Daremi, c. 1, s. 125; Sünen-i Ebu Davud, c. 2, s. 126; Müsned-i Ahmed, c. 2, s.