• ŞEHİD KOMUTANLAR

    Câfer b. Ebi Tâlib: Hz. Câfer, Resulûllah'ın amcasının oğluydu. Hz. Ali'nin ardından Müslüman olmuştu. Müslümanlar Habeş Kralı Necaşi'nin ülkesine hicret ettikleri zaman, Kralın huzurunda yaptığı etkili konuşmayla, Necaşi'nin Müslüman olmasını bile sağlamıştı. Kendisi, Peygamberimize sûretçe ve ahlakça pek fazla benzerdi. Peygamberimiz, Hayber'den döndüğü zaman onu karşılamış,...
  • ŞEHİD KOMUTANLAR (2)

    Zeyd b. Hârise: Hz. Zeyd'in babası, Yemen halkındandı. İslam öncesi, annesiyle misafir olarak kaldıkları Ben-i Ma'n çadırlarına yapılan bir baskında esir edilmiş ve Ukaz Panayırında satışa çıkarılmıştı. Kendisini satın alan Hz. Hatice, onu Resulûllah'a hediye etmişti. Allah'ın Resulü de kendisini azad etmişti. Hz. Zeyd, Resulûllah'a o kadar bağlıydı...
  • MÛTE’NİN BAHŞETTİĞİ HİKMETLER

    İslam'da harp, Hakk'ın tebliği önündeki engelleri kaldırmaya yönelik bir savunma mantığı ile vukû bulur. İslam'ın doğuşunda Hakk'ın karşısına dikilen 4 çeşit düşman vardı. Bunlar; müşrikler, Yahudiler, münafıklar ve Hıristiyanlardı. Mûte Savaşı, Müslüanların Hıristiyan Romalılarla (Bizanslılar) ilk fiilî savaşı sayılır. Bundan evvel Hıristiyan Romalılarla Müslümanların münasebeti, elçiler ve mektuplar...
  • MÛTE’NİN BAHŞETTİĞİ HİKMETLER (4)

    şevkle savaşır." Abdullah b. Revâha, bu sözü, Hıristiyan güçlerin sayıca çokluğunu gördükleri zaman bir istişare sırasında söylemişti. Burada, Müslümanın, hayatî tehlikeye bile girse, aldığı emri yerine getirmekteki kararlılığını görüyoruz. Ve diğer insanların komutanlarına itaatteki samimiyet ve teslimiyetini görüyoruz. Gerçekten Mûte Savaşı, zâhirî ölçülere göre bir intihar anlamına geli-...
  • MÛTE’NİN BAHŞETTİĞİ HİKMETLER (6)

    Resulûllah'ın şehidlere ağlaması ölenlerin arkasından feryad ü figan etmeden ağlamanın caiz olduğunu ispat eder. Bu çeşit ağlama sadece merhamet ve muhabbetin izharıdır. Kadere itiraz anlamına asla gelmez. İslam'da yasak olan, takdire itiraz mahiyetindeki dövünmek ve çırpınmadır. Hatta yalansız, şeytanî ve nefsanî mahiyet taşımayan `ağıt' bile câizdir. Nitekim, Hz. Ömer,...
  • ZÂTÜ’S-SELÂSİL GAZVESİ

    Zâtü's-Selâsil Seferi, Hicret'in 8. yılında Cemâziyelâhir ayında vukû bulmuştur. `Selsil' veya `Sülsil', Cüzamların toprağındaki bir suyun ismi olup suya bu adın verilmesi, içimi tatlı ve hoş olması, boğazdan kolay geçmesi sebebiyledir. Bu sefere müşrikler kaçmaktan korkup birbirlerine bağlandıkları için Zâtü's-Selâsil adı verilmiştir. Zâtü's-Selâsil, Vâdilkurâ'nın gerisinde, Medine'ye 10 günlük uzaklıktadır....