MÛTE’NİN BAHŞETTİĞİ HİKMETLER (6)


Resulûllah'ın şehidlere ağlaması ölenlerin arkasından feryad ü figan etmeden ağlamanın caiz olduğunu ispat eder. Bu çeşit ağlama sadece merhamet ve muhabbetin izharıdır. Kadere itiraz anlamına asla gelmez. İslam'da yasak olan, takdire itiraz mahiyetindeki dövünmek ve çırpınmadır. Hatta yalansız, şeytanî ve nefsanî mahiyet taşımayan `ağıt' bile câizdir. Nitekim, Hz. Ömer, Resul-i Ekrem'in güzel hasletlerini ve çektiği çilelerini vurgulamıştır. Bu özellikleri ile Mûte Savaşı, iman-küfür kavgasının şaheseri olarak tarihe geçmiş, pek çok ders ve hikmetle mü'minlerin gönlüne yerleşmiştir. Sonuç itibariyle, Mûte Savaşı'nda; sayı olarak küçük bir topluluk, kendisinden 70-80 kat fazla bir kuvveti durdurmuş, dağıtmış ve geri çekilmeye zorlamış; Hıristiyan Romalılara, İslam'ın ve Müslümanların gücünü ve kararlılığını göstermiş ve caydırıcı olmuştur. Burada; düşmana korku vermenin, caydırıcı olmanın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, daha sonra gerçekleşen Tebük Seferi, bunun müşahhas ispatı olmuştur.