MÛTE’NİN BAHŞETTİĞİ HİKMETLER (3)
Abdullah b. Revâha'nın şehadetinden sonra ordu komutanı seçimi halkın reyine bırakılması, İslam'da Hakk'a ve imama itaatin yanında rey beyan etmenin önemini de ortaya koyar. Mûte Savaşı'nın önemli hikmetlerinden biri de, iki tarafın kuvvetleri arasındaki dengesizlikten anlaşılır. Yaklaşık 3 bin kişilik İslam ordusu karşısında 100 bin kişilik (diğer bir rivayete göre 200 bin kişilik) bir Bizans gücüne galip gelinmiştir. Bizans ordusu paniğe kapılmış, dengeyi kaybetmiş ve karışıklığa sürüklenmişti. Psikolojik olarak çökmüştü. Soğuk harp açısından Müslümanlar öyle bir zafer kazanmışlardı ki, Bizans ordusu, toparlanıp hücum edecek gücü kendisinde bulamamıştı. Burada insan, Resulûllah'ın tayin ettiği üç komutanın muvaffak olması lazım geldiğini düşünebilir. Esasen muvaffak da olmuşlardır. İslam'da muvaffakiyetin tek şartı Allah yolunda olmaktır. Mühim olan, bu yolda emre uymaktır. Emre uyulmuş, istenen itaat gerçekleşmiştir. Gerisi kader-i İlahînin cilvesidir. Mühim olan Allah'ın hesabıdır ve mü'minin bu hesaba rıza göstermesidir. Mûte Savaşı'ndaki başarı Allah'ın iman sahiplerine olan lutfunun önemli bir belgesidir. Cenâb-ı Hakk'ın, samimiyetle inanıp Hak yolda mücadele eden kullarına yardım ve lutufları vardır. Bedir'de, Uhud'da ve Hendek'te ve diğer harplerde bu İlahî yardımlara şahit olunmuştur. Hak yolda ihlâsla mücadele eden kullar, hangi devirlerde olurlarsa olsunlar, bu İlahî yardımlara muhakkak muhatap olacaklardır. Bu bir sünnetullahtır ve Allah'ın vaadidir. Mûte'de, işte bu İlahî yardım galip geldi; kâfirlerin, Müslümanları bir anda çember içine alıp yok etmeleri çok kolay iken, Allah bunu onlara yaptırmadı. Çünkü, mücahidler sayılara, güç dengelerine değil, Allah'ın kendilerine olan vaadine ve cennet müjdesine güvenerek sarsılmaz bir imanla çarpışıyorlardı. Bu gerçeği, Abdullah b. Revâha'nın şu sözüyle teyid edelim: "Savaşan, `güç'ler değildir. Müslüman, sadece Allah'ın lutfettiği mübarek bir dinin verdiği
