• HZ. FÂTIMA’DAN NAKLEDİLEN HADİSLER (2)

    Hz. Fâtıma'nın (a.s.) hayatını aktarırken, mümkün olduğunca yorumsuz ve hadislere dayalı bir ifade kullanmaya çalıştık. Bu yüzden Hz. Fâtıma'dan (a.s.) nakledilen hadislerin büyük kısmı kitabın bölümlerinde yer almaktadır. Burada seçme bazı hadislerini veriyoruz: "Babam Resûlullah'tan (s.a.v.) namazında gevşeklik yapan kadın ve erkekler hakkında soru sorduğumda şöyle buyurdular: Kadın ve erkeklerden her kim namazında gevşeklik yaparsa, Allah-u Teala onu on beş belaya dûçar eder: Allah-u Teala bereketi ömründen alır, bereketi rızkından kaldırır. Sâlih insanların simasını onun yüzünden giderir, yaptığı her amele mükafat verilmez, duası göklere yükselmez, sâlih insanların duasından nasibi olmaz, zelil olarak ölür . Aç olarak ölür, susuz olarak can verir, öyle ki dünya nehirlerinin suyunu verseler susuzluğu yine giderilmez. Allah-u Teala bir meleği onu kabirde rahatsız etmesi için memur eder. Kabri dar olur, kabri karanlık olur. Allah-u Teala bir meleği, onu halkın gözleri önünde yüz üstü çekip sürümesi için görevlendirir; zor bir hesaba tâbi tutulur. Allah-u Teala, (rahmet gözü ile) bakmaz, onu günahlardan arındırmaz ve onun için elemli bir azap olur." 616 "Kim hâlis ibadetini Allah'a doğru çıkarırsa, Allah-u Teala da en iyi maslahatını ona indirir." 617 "Kadınlar için hayırlı olan erkekleri görmemeleri, erkeklerin de onları görmemeleridir." 618 616 Müsned-i Fâtımatu'z-Zehra, s. 215 617 Bihârü'l-Envâr, c. 68, s. 249 618 Bihârü'l-Envâr, c. 16, s. 215
  • HZ. FÂTIMA’DAN NAKLEDİLEN HADİSLER (3)

    Hz. Fâtıma anlatıyor: "Bir gün Babam Hz. Peygamber (s.a.v.) Bana uğradı. Ben, sabah olduğu halde yatmış uyuyordum. Mübarek ayağı ile Beni uyandırdı ve, `Ey Benim kızcağızım, kalk! Rabbinin rızkına hazırlan, gâfil olma. Zira âlemleri rızıklandıran Cenab-ı Hak Teala insanların rızıklarını şafağın sökmesi ile güneşin doğması arasında dağıtır' buyurdu." 619 Hz. Hüseyin'in (a.s.) kızı Fâtımatu's-Suğra (r.a.), Babasından, O da Resûlullah (s.a.v.)'in kızı Fâtıma'dan (a.s.) şöyle rivayet etmektedir: "Resûlullah (s.a.v.) Bana dedi ki: Benim soyumdan yedi kişi Fırat'ın kıyısına gömülür ki, öncekiler onlara ulaşmaz, sonrakiler de onlara yetişmez." 620 Resûlullah (s.a.v.) ashabından; "Kadın nedir?" diye sordu. Ashab: "Kadın avrattır" dediler. Resûlullah (s.a.v.): "Ne zaman Rabbine daha yakın olur?" buyurduğunda artık cevabını bilemediler. Hz. Fâtıma (a.s.) bunu duyduğunda şöyle dedi: "Kadının Rabbine en yakın olduğu zaman, evinin içinde olduğu zamandır." Resûlullah bunu duyduklarında: "Fâtıma (a.s.) Benden bir parçadır" buyurdular. 621 Selh bin Sa'd El-Ensarî'den rivayet edilmiştir: Resûlullah'ın (s.a.v.)kızı Fâtıma'dan (a.s.) imamlar hakkında sorduğumda şöyle buyurdular: 619 Et-Tergib, c. 2, s. 353 620 Bihârü'l-Envâr, c. 8, s. 131 621 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 92
  • HZ. FÂTIMA’DAN NAKLEDİLEN HADİSLER (4)

    "Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali'ye (a.s.) buyurdular ki: `Ya Ali! Sen imam ve Benden sonra halifesin! Sen mü'minlere onların kendilerinden daha evlâsın (hak sahibisin); sen öldüğünde oğlun Hasan mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Hasan öldüğünde oğlun Hüseyin mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Hüseyin öldüğünde oğlu Ali bin Hüseyin (Zeynelâbidin) mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Ali bin Hüseyin öldüğünde O'nun oğlu Muhammed (Bâkır) mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Muhammed öldüğünde, oğlu Câfer (Sâdık) mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Câfer öldüğünde oğlu Musa (Kâzım) mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Musa öldüğünde oğlu Ali (Rıza) mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Ali öldüğünde oğlu Muhammed (Taki) mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Muhammed öldüğünde, oğlu Ali (Naki) mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır, Ali öldüğünde, oğlu Hasan (Askeri) mü'minlere onların kendilerinden daha evlâdır; Hasan öldüğünde, Kaim (kıyam edecek) olan Mehdi, mü'minlere kendilerinden daha evlâdır; Allah-u Teala O'nun vesilesiyle yeryüzünün doğu ve batısını fethedecektir. Onlar Hakkın imamları ve Sıdkın (Peygamberin) dilleridirler; onlara yardım edenler yardım görecek, onları yalnız bırakanlar ise yardımcısız kalacaklardır." 622 "Secdeleri çoğalt." 623 "Gerçek mutlu, Ali'yi hayatında ve ölümünden sonra seven kimsedir." 624 "Oruç tutan, dilini, kulağını, gözünü ve diğer organlarını haramdan korumazsa, o tuttuğu oruç ne derdine değer ki!" 625 622 Fâtımatü'z-Zehra Behcetu'l-Kalbi'l-Mustafa, s. 288 623 Es-Suyûtî, el-Fethu'l-Kebir, c. 1, s. 233 624 Yenabiu'l-Mevedde, s. 213 625 Delâilü'l-İmamet, s. 7
  • HZ. FÂTIMA’DAN NAKLEDİLEN HADİSLER (5)

    "Dünyanızdan üç şey Bana sevimlidir: Allah'ın Kitabı'nı (Kur'an'ı) okumak, Resûlullah (s.a.v.)'in yüzüne bakmak ve Allah yolunda infak etmek." 626 "Babam Resûlullah (s.a.v.)'in ölümüne yol açan hastalığında -evi ashabı ile dolu ikenşöyle buyurduğunu duydum: `Ey insanlar! Çok geçmeksizin sizin aranızdan ayrılacağım, size özür bırakmayacak bir söz söylüyorum: Bilin ki Ben sizin aranızda yüce Rabbimin Kitabını ve itretim olan Ehl-i Beyt'imi emanet bırakıyorum.' Sonra Ali'nin elini tutarak şöyle buyurdu: Bu Ali, Kur'an iledir, Kur'an da Ali iledir; bunlar Kevser havuzunun başında yanıma gelinceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklar. Ben, kıyamet günü Benden sonra bunların hakkında nasıl davrandığınızı sizden soracağım." 627 "Ümmetimin en kötüleri, gece gündüz tatlı nimetlerle yetiştirilenlerdir. Toplantılarda baş köşeye oturup, dilbazlık ve bilgiçlik satacağım, halka üstünlük göstereceğim diye, doğru yanlış olur olmaz her türlü sözleri savuranlardır." 628 "Muhammed (s.a.v.) ve Ali (a.s.) bu ümmetin babalarıdır; Onların eğriliklerini düzeltir, itaat ettiklerinde onları ebedi azaptan kurtarır, uyum sağladıklarında da onları daima nimete kavuştururlar." 629 Bir gün Allah Resulü'ne (s.a.v.) eteğinin boyunun ne kadar olması gerektiğini sorduğunda: "Eteğinin boyu bir zira olsun" buyurdu. (zira: kolun dirsek ile parmak ucu arası uzunluğu). 630 "Kişi kendi binek hayvanının ön tarafına binmeye, yatağında 626 Bihârü'l-Envâr, c. 16, s. 232 627 Yenabiu'l-Mevedde, s. 44 628 Es-Suyûti, Fethu'l-Kebir, c. 2, s. 175 629 Bihârü'l-Envâr, c. 23, s. 259 630 İbn Mâce, Sünen, Libas, 1185
  • HZ. FÂTIMA’DAN NAKLEDİLEN HADİSLER (6)

    yatmaya ve evinde namaz kılma önceliğine sahiptir. Ancak insanların, namaz için arkasında saf tuttukları imam başka." 631 "Sizin en iyiniz, büyüğüne karşı daha yumuşak davrananınız ve hanımlarına daha şefkatli ve bağışlayıcı olanınızdır." 632 "Allah'ım, Beni verdiğin rızka kanaatkâr eyle, ayıplarımı ört, yaşattığın sürece afiyet ver Bana, canımı aldığında bağışla Beni, Bana rahmeyle. Allah'ım Bana mukadder kılmadığın şeyi elde etmek için Beni yorma (uğraştırma). Bana mukadder kıldığın şeye ulaşmayı kolay kıl. Allah'ım Benim için baba-anamı ve üzerimde hakkı olan herkesi en iyi mükafatınla mükafatlandır. Allah'ım, bütün vakit ve çabamı yarattığın gâye doğrultusunda sarf etmemi sağla, vereceğini üstlendiğin şeyi elde etmek için çaba sarf etmekle meşgul etme Beni, mağfiret diliyorum Senden, (öyleyse) Beni cezalandırma, Senden istiyorum (öyleyse) Beni mahrum bırakma. Allah'ım, nefsimi Bana küçük göster; kendi makamını Benim nazarımda büyült; itaatini, Senin rızanı kazandıracak şeyleri yapmayı ve Seni gazaplandıracak şeylerden uzak durmayı ilham eyle Bana; ey merhametlilerin en merhametlisi!" 633 "Mü'minin güler yüzlü olması, onu cennete götürür; inatçı düşmanın güler yüzlü olması ise onu cehennem ateşinden korur." 634 "Hadid, Vâkıâ ve Rahman sûrelerini okumaya devam eden kimse yerde ve göklerde `Firdevs cenneti yerlisi' diye anılır." 635 "Hamd edin o Allah'a ki, azamet ve nurundan dolayı gökler631 Fâtımatü'z-Zehra Behcet-u Kalbi'l-Mustafa, s. 301 632 Delâilü'l-İmamet, s. 7 633 A'yanu'ş-Şia, c. 1, s. 323 634 Bihârü'l-Envâr, c. 16, s. 229 635 Beyhakî, El-Camiu's-Sağir Şerhi, c. 3, s. 38
  • HZ. FÂTIMA’DAN NAKLEDİLEN HADİSLER (7)

    de ve yerde olanlar, O'na ulaşmak için vesile aramaktadırlar; biz (Resûlullah (s.a.v.)'in Ehl-i Beyt'i) Allah'ın yarattıkları arasında vesilesi, seçkin kulları, kutsiyetinin odakları, açık delilleri ve göndermiş olduğu peygamberlerin varisleriyiz." 636 "Hz. Peygamber (s.a.v.) Mescid-i Şerif'e girdiklerinde, `Allah ismiyle giriyorum. Mübarek es-Selam adının tecellileri Peygamberinin üzerine olsun. Ya Allah, Benim günahlarımı mağfiret buyur ve Bana ilahi lütfunun kapılarını aç' buyuruyorlardı." 637 Hz. Fâtıma (a.s.) şöyle rivayet etmektedir: "Ben Peygamber Babamdan, şöyle buyurduklarını işittim: Dikkat ediniz! Bir kimsenin eli bulaşık olduğu halde yatıp sabah kalktığında o yüzden kendine bir bela ve rahatsızlık gelirse kendisinden başkasına kabahat bulup, başkasını kötülemesin." 638 "Sofranın, her Müslümanın bilmesi gereken oniki âdâbı vardır. Bunlardan dördü farz, dördü müstehab ve dördü de edeptir. Farz olanlar şunlardır: Nimetin asıl sahibini tanımak, vermiş olduğu nimete razı olmak, yemekten önce O'nu anmak (Bismillah demek), yemeğin sonunda şükretmek. Müstehab olanlar şunlardır: Yemekten önce abdest almak, sol taraf üzerine oturmak, üç parmakla yemek. Edepten olanlar da şunlardır: Önünde olandan yemek, lokmaları küçük tutmak, yemeği iyi çiğnemek, yemekte başkalarının yüzüne az bakmak." 639 636 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, s.16, s. 211 637 Tirmizi, Cami-i Tirmizi, c. 1, s. 42 638 Es-Suyûtî, El-Fethu'l-Kebir, c. 1, s. 486 639 Nehcü'l-Hayat, s. 56
  • HZ. FÂTIMA’NIN HİTABETİ VE EDEBÎ YÖNÜ ÇOK GÜÇLÜ İDİ

    Hz. Fâtıma (a.s.) Peygamber (s.a.v.) defnedildikten sonra perişan bir halde evden çıkıp hâlsizlikten Babasının kabrine zor ulaşabildi. Mihrabı, ezan okunan yeri görünce bayıldı. Ayıldığında Babasının kabrine bakarak şunları söyledi: "Babacığım! Gücüm tükendi, bedenimde hâl kalmadı, düşmanım sevindi, üzüntü beni öldürdü, Babacığım! Yalnız, şaşkın ve tek kaldım. Sesim tutuldu, belim kırıldı, hayatım bunaldı, günlerim karardı. Babacığım Senden sonra yalnızlığım için bir mûnis, gözyaşımı dindirecek birisi, zaafım için bir yardımcı bulamıyorum. Babacığım! Senden sonra Kur'an'ın muhkem ayetleri unutuldu, Cebrail ve Mikail'in indikleri yer yok oldu. Babacığım! Senden sonra sebepler değişti, kapılar yüzüme kapandı. Babacığım! Senden sonra artık dünyadan nefret ediyorum, nefesim tükeninceye dek Sana ağlayacağım.
  • HZ. FÂTIMA’NIN HİTABETİ VE EDEBÎ YÖNÜ ÇOK GÜÇLÜ İDİ (2)

    Babacığım! Sana olan aşkım tükenmek bilmez, Sana olan hüznüm sona ermez. Eyvah babacığım! Eyvah Allah'ım!" 640 Resûlullah'ın (s.a.v.) cenazesi defnedilince, Fâtıma (a.s.) Enes b. Malik'e döner ve, "Ey Enes! Resûlullah'ın (s.a.v.) üzerine toprak dökmeye gönlünüz nasıl râzı oldu?" der. Ardından şunları söyler: Toz duman kapladı mı gökleri, dürüldü mü Gündüzün güneşi ve karardı mı ikindiler? Yer, Peygamberden (s.a.v.) sonra kederlidir Onun için hüzünlüdür, titremektedir. Ağlasın şimdi ülkenin doğuları, batıları Mudar ağlasın ve tamamı Yemen' in Ey Resullerin sonuncusu, kutlu ışığı! Esenliği üzerine olsun Kur'an'ı indirenin. Sonra Hz. Peygamberin (s.a.v.) mezarından bir avuç toprak alarak yüzüne gözüne serper ve şöyle der: Ahmed'in toprağının kokusunu alana ne gerek! Çok uzun zaman başka koku almasa da ne gerek Üstüme öyle musibetler geldi ki, bunlar Gündüzlere uğrasaydı, geceye dönüşürlerdi. 641 İbn Mâce, Sahih'inde kendi senedi ile Hammad ibn Zeyd'den, o da Sabit'ten, o da Enes'den şöyle rivayet etmektedir: "Hz. Fâtıma (a.s.) Peygamber (s.a.v.) vefat ettiğinde şöyle diyordu: "Eyvah Babacığım, ölüm haberini Cebrail'e verdiğimiz Baba! Eyvah Babacığım, Rabbine ne de yakındın Baba! 640 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 176 641 Tarihu'l-Edebi'l-Arabî, s. 164-165
  • HZ. FÂTIMA’NIN HİTABETİ VE EDEBÎ YÖNÜ ÇOK GÜÇLÜ İDİ (3)

    Eyvah Babacığım, yeri Firdevs cenneti olan Baba! Eyvah Babacığım, Rabbinin davetine icabet eden Baba!" 642 "Ey Sevgili Peygamber (s.a.v.)! Bol yağmurunu kaybetmiş ve bereketten mahrum kalmış toprak gibi biz de Seni kaybettik. Seni kaybettiğimiz zamandan beri Cenab-ı Hakkın her ayeti her sûresi âdeta ayrı ayrı birer kitap teşkil eden Kur'an-ı Kerim'in vahiy yoluyla gelişini de kaybetmiş bulunuyoruz. Ah keşke Senden önce o ölüm bize uğrasaydı ve Senin ölüm haberin bize geldiğinde keşke bizim üzerimize kumlar ve topraklar yığılıp aramıza engel olsaydı da bu hâli görmeseydik!" 643 Resûlullah'a (s.a.v.) bir ağıtı da şöyledir: Yerin tabakalarının altında kaybolup gidene de Eğer feryadımı ve haykırışımı duyuyorsan Üstüme öyle musibetler geldi ki, bunlar Gündüzlere uğrasaydı, geceye dönüşürlerdi Korunaklıydım Muhammed'in gölgesinde Hiçbir haksızlıktan korkmazdım, benim için bir Siperdi Bugünse, bir alçaktan korkuyorum ve sakınıyorum Bana haksızlık etmesinden, hırkamla savuruyorum Bana zulmedeni, Eğer gecesinde ağlıyorsa, kumru Üzüntüden bunaldığı için, Ben de sabahımda Ağlıyorum Senden sonra hüznü arkadaş edineceğim Senin için döktüğüm gözyaşlarını gerdanlık Yapacağım 642 Aynı hadis, Hakim, Müstedrek'üs-Sahihayn, c. 3, s. 59 643 İmam Kastalani, Mevahibü'l-Ledünniyye, c. 1, s. 66
  • HZ. FÂTIMA’NIN HİTABETİ VE EDEBÎ YÖNÜ ÇOK GÜÇLÜ İDİ (4)

    Ahmed'in toprağının kokusunu alana ne gerek! Çok uzun zaman hiçbir koku almasa da ne gerek! 644 Hz. Fâtıma (a.s.), Mescid-i Nebevî'de Hz. Ebu Bekir ile yaptığı konuşmadan sonra, Hz. Peygamberin kabrinde şu beyitleri okumuştur: "Senden sonra ne haberler var, ne musibetler! Ağır gelmezdi; bunlara tanık olsaydın eğer. Biz Seni yitirdik, yağmuru yitiren yer gibi Kavmin bozuldu, Sen gittin gideli Her ailenin bir yakınlığı, bir menzili, değeri var Allah'ın katında, en aşağıdan en yakına kadar İçlerindeki kini bize göstermeye başladı nice adamlar Sen gittiğin ve Seni bağrına bastığı için topraklar Surat asmaya başladı, bizi küçümser oldu çok kişi Bizi görünce Tüm yeryüzü gasp edilmiş oldu Sen gidince Sen dolunaydın, aydınlatan nurdun bizce İzzet sahibi Allah katından Sana inerdi kitaplar Bize eşlik ederdi Cebrail ayetlerle Sen gittin hayır gizlendi perdelerle Ah! Ne olurdu Senden önce buluşsaydık ölümle! Sen gittin, Senden gelmez oldu kitaplar." 645 644 Ayanu'ş-Şia, c. 1 / 323 645 El-İhticac, 1 /253-279