• RESULÜLLAH’IN HİCRETİNDE HZ. ALİ

    Ebu Tâlib'in ölümünden sonra Kureyş'in Allah Resulü'ne ve Müslümanlara yönelik baskı ve işkenceleri iyice artmıştı. Resulüllah bu şartlar altında on üç yıl mücadele etti.767 Allah'ın bir lütfu olarak, bu dönemde Medine'nin Evs ve Hazrec kabileleri İslam'ı kabul etmişlerdi. Medineli Müslümanlar Resulüllah'a biat ettiler ve kendi kadın ve çocuklarını korudukları gibi Hz. Peygamberi de koruma ve himaye etme sorumluluğunu üstlendiler. Bu olaya İkinci Akabe Biatı denir.768 Kureyş'in ileri gelenleri Medine'nin İslam için bir yurt olacağını anlamışlardı. Bu duruma bir çözüm bulmak için Darü'n-Nedve'de toplandılar. Bu toplantıda bazıları Hz. Peygamberi sürgün etmeyi veya hapsetmeyi teklif ettiyseler de bu teklif kabul görmedi. Sonunda O'nu öldürmeye karar verdiler. Ancak Hz. Muhammed'i öldürmek kolay değildi. 767 El-Kâmil, İbn Esir, c. 2, s. 108 768 İ'lamül-Vera, s. 55-61
  • RESULÜLLAH’IN HİCRETİNDE HZ. ALİ (2)

    Sonunda Kureyş'in ileri gelenleri, her kabileden bir kişinin seçilmesi ve bu seçilen kişilerin gece yarısı Hz. Peygamberin evine hücum ederek O'nu öldürmeleri kararını aldı. Her kabileden bir kişi seçilmesinden maksat Haşimoğulları'nın intikam almaya kalkmalarının önüne geçmekti. Zira bütün kabilelerle savaşmaya güçleri yetmeyeceğinden kan parasına razı olacaklardı. Böylece İslam'ın da kökünü kazımış olacaklardı.769 Allah-u Teâlâ bu konuda şöyle buyuruyor. "Hani bir zamanlar kâfir olanlar Seni bağlayıp, hapsetmek yahut öldürmek yahut da yurdundan çıkarmak için düzenlere başvurmuşlardı. Bu düzeni kurarken Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah hilekârları cezalandıranların en hayırlısıdır."770 Yüce Allah düşmanların bu komplosunu Hz. Peygamber'e bildirdi ve gece Mekke'den çıkmasını emretti.771 Bunun üzerine Resulüllah, Hz. Ali'yi çağırarak şöyle buyurdu: "Kureyş müşrikleri, gece yarısı kalabalık bir toplulukla evime saldırarak Beni yatağımdayken öldürme kararı aldılar. Bu yüzden Allah tarafından Mekke'yi terk etmekle görevlendirildim. Bu gece Benim yatağımda yat ve yeşil örtümü üzerine ört. Böylece onlar evde olduğumu zanneder ve Beni takip etmezler." İmam Ali, denileni yaptı. Kâfirler, Hz. Peygamberin evini akşamdan çembere aldılar. Kırk kişilik grup evi o derece denetim altında tutuyordu ki, bir sinek dahi uçmuyordu. Tarihçiler, Hz. Muhammed'in Yasin Sûresi'nin sekiz ve dokuzuncu ayetlerini okuyarak bir tanesine dahi fark ettirmeden katillerin arasından çıkıp gittiğini yazıyor.772 769 Tarih-i Taberi, c. 3, s. 1229; İ'lamul-Vera, s. 61-62 770 Enfal, 30 771 Tarih-i Taberi, c. 3, s. 1231; Biharü'l Envar, c. 19, s. 60 772 Tarih-i Taberi, c. 3, s. 1234
  • RESULÜLLAH’IN HİCRETİNDE HZ. ALİ (3)

    Katiller, kılıçlarını kınından sıyırarak Hz. Peygamberin evine hücuma geçtiler. Ancak Hz. Muhammed'in yatağında Hz. Ali'yi görünce şaşkınlıkla sordular, "Muhammed nerede?" Hz. Ali şöyle cevap verdi: "Ben sizin O'nu gözetleyen bekçiniz miyim? Maksadınız O'nu çıkarmaktı, O da kendiliğinden şehirden çıktı gitti."773 Cenab-ı Hak Hz. Ali'nin bu eşsiz fedakârlığını Kur'an'da şöyle ifade etmektedir: "İnsanlardan öyleleri vardır ki (Ali gibi hicret gecesi Peygamberin yatağında yatmak suretiyle) Allah rızasına nail olmak için kendini satar, Allah rızasını alır. Allah kullarını esirger."774 Müfessirlerin hemen hepsi, bu ayetin Hz. Ali hakkında indiğini tasdik etmiştir. (Bu konuda ihtilaf var! İbn-i Teymiyye ve Cahiz gibi bazı Sünni âlimler Hz. Ali'nin Hz. Peygamberin yatağında yatmasının bir fazilet olmadığını iddia etmektedir). Resulüllah, Hz. Ali'ye kendisine emanet edilen şeyleri sahiplerine ulaştırması ve gece yatağına yatmasını söyledikten sonra: "Sana söylediklerimi yerine getir, Allah ve Resulü'ne hicret etmeye her an hazır ol. Sana göndereceğim yazı eline geçince derhal yola çık" buyurdu.775 Hz. Ali Hz. Peygambere şu cevabı verdi: "Ya Resulallah! Kendimi Sana feda edersem Sen kurtulacak mısın?" Resulüllah, "Evet Rabbim Bana bunu vaad etti" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ali Allah'a şükrünü eda etti. (Bu olayı çok sayıda âlim nakletmiştir).776 Daha sonra Resulüllah Hz. Ali'yi kucakladı ve ikisi de ağlamaya 773 İlamu'l Vera, s. 63 774 Bakara, 207 775 El-Fusûlü'l-Mühimme, İbn-i Sebbağ Maliki, s. 45; Biharü'l Envar, c. 19, s. 59-60 776 Taberi, c. 2, s. 299; El-Müsned, Ahmed b. Hanbel, c. 1, s. 331; Usdü'l-Gabe, c. 4, s. 45; Tarih-i Dimaşk, İbn Asakir, c. 1, s. 137; El-Müstedrek, Hakim Nişaburi, c. 3, s. 4; Biharü'l Envar, c. 19, s. 60
  • RESULÜLLAH’IN HİCRETİNDE HZ. ALİ (4)

    başladı. Hz. Peygamber Hz. Ali'nin tavrına olan sevincinden, Hz. Ali de Resulüllah'dan ayrılacağı için ağlıyordu.777 Mekke'den ayrıldıktan sonra Sevr Mağarası'na giden ve orada 3 gün konaklayan Hz. Peygamber yola çıktı ve Rebiü'l-evvel ayının on ikinci günü Medine yakınlarındaki Kuba'ya vardı. Ve birkaç gün orada kaldı.778 Ebu Bekir ısrarla Hz. Peygamber'in Yesrib'e hareket etmesini istediği halde Hz. Peygamber bunu kabul etmedi ve Ebu Bekir'e şöyle buyurdu: "Ali, Beni canıyla korumuştur. O, Ehl-i Beyt'imin en hayırlısıdır. Amcamın oğlu ve kardeşimdir. Ali gelinceye kadar buradan ayrılmayacağım."779 Hz. Ali, Mekke'de bütün emanetleri sahiplerine ulaştırdı. Sonra Kâbe'de yüksek sesle şöyle dedi: "Ey İnsanlar! Emanetini almayan var mı? Vasiyeti olan biri var mı? Resulüllah'ın kendisine bir hususta söz verdiği kimse var mı?" Kimseden ses çıkmayınca, Hz. Ali Mekke'den ayrıldı. Ali b. Ebi Tâlib, Hz. Peygamberin ayrılmasından sonra Mekke'de üç gün kaldı.780 Hz. Ali'nin, Hz. Peygamberin yatağına ölümü göze alarak yatması ve canını ortaya koyması eşi görülmemiş bir fazilettir. İmam Ali'nin bu tarihî hadise hakkında okuduğu bütün şiirler Suyûti tefsirinde geçmektedir. Hz. Ali şöyle diyor: "Ben canımı yeryüzünün en iyi insanına ve Allah'ın Evi'ni ve İsmail'in taşını tavaf eden büyük bir Zâta siper ettim. 777 Ayanü'ş-Şia, c. 1, s. 275 778 Kâmilü't-Tevarih, c. 2, s. 106; Tarih-i Taberi, c. 3, s. 1245 779 Biharü'l Envar, c. 19, s. 116 780 El-Menakıb, İbn Şehraşûb, c. 2, s. 58; Mürucu'z-Zeheb, Mesudi, c. 2, s. 285
  • RESULÜLLAH’IN HİCRETİNDE HZ. ALİ (5)

    O büyük şahıs Muhammed'dir. Kâfirler O'nu öldürmek istediklerinde Ben bu işe kalktım. Fakat Allah O'nu düşmanının şerrinden korudu. Ben yatağında sabahladım. Hep düşmanın Bana saldırmasını bekliyordum. Kendimi ölüm ve esaret için hazırlamıştım."781 Ehl-i Beyt ve Sünni âlimlerin naklettiğine göre: Yüce Allah, o gece iki büyük meleği olan Cebrail ve Mikail'e hitap etti: "Ben ikinizden birine ölümü, diğerine ise hayatı vermeyi kararlaştırsam hanginiz yaşam hakkını diğerine verip ölüme razı olur?" Her iki melek de ölüme razı olup böyle bir fedakârlıkta bulunmadı. Bunun üzerine Yüce Allah bu iki meleğe hitap etti: "Yeryüzüne inin ve görün ki Ali nasıl ölümü satın almış kendisini Peygambere feda etmiş. O zaman Ali'yi düşmanın şerrinden mahfuz kılın."782 Bu olayın faziletini Hz. Ali bizzat kendisi de ifade etmektedir. Ömer'in emriyle halife tayini için kurulan şûradaki azalara hitaben şöyle demiştir: "Ben siz şûra üyelerine Allah'ı şahit tutuyorum ki, Benden başka kim Hz. Peygamber Hira Dağı'ndayken yemek götürdü? Benden başka kim O'nun yatağında yattı ve kendini O'nun musibetine siper etti?" Oradakiler, "Senden başka kimse değildi" dediler.783   781 Ed-Durrü'l-Mensur, c. 3, s. 180 782 Biharü'l Envar, c. 19, s. 39; İhya-u Ulumid'din, Gazali'den naklen 783 Hisal-i Seduk, c. 2, s. 123; İhticac-ı Taberi, s. 74; Seyyid İbn-i Tavus da Hz. Ali'nin bu fedakârlığının Hz. İsmail'in Babasına teslim olmasına benzetmiştir. İkbal, sy. 593; Biharü'l Envar, c. 19, s. 98
  • HZ. ALİ’NİN HİCRETİ

    Resulüllah Kuba'da bulunduğu sırada Ebu Vakıd El-Leysi aracılığıyla Hz. Ali'ye yola çıkmasını ve bir an önce kendisine yetişmesini söyleyen bir mektup gönderdi. Hz. Peygamber'in mektubu kendisine ulaşınca Hz. Ali birkaç binek satın aldı ve hicret için hazırlık yaptı. Kendisiyle yola çıkacak Müslümanlara, gizlice yola çıkmalarını ve yanlarına taşınması zor şeyler almamalarını emretti. İbn-i Şehraşub şöyle yazıyor: "Hz. Abbas, Hz. Ali'nin, kadınları da yanına alarak düşmanların tehlikesine rağmen Mekke'yi terk edeceği haberini alınca koşarak Hz. Ali'nin yanına geldi ve O'na şöyle dedi: `Hz. Muhammed gizlice Mekke'yi terk etti. Bunun üzerine Kureyşliler O'nu bulmak için Mekke'nin ve O'nun etrafının altını üstüne getirdiler. Peki, Sen ailen ile birlikte nasıl düşmanın gözü önünde Mekke'yi terk edeceksin? Onların Sana engel çıkacağını bilmiyor musun?' Hz. Ali amcası Hz. Abbas'a cevaben şunları söyledi: `Dağda Hz. Peygamber ile
  • HZ. ALİ’NİN HİCRETİ (2)

    mülakat ettiğim gece O Bana, Ben-i Haşim'in kadınlarını da alarak hicret etmemi emretti. Ve Beni bundan sonra Sana bir zarar gelmeyecek diye müjdeledi. Benim Allah'a itimadım ve Hz. Ahmed'in sözüne imanım var. Ve O'nun yoluyla Benim yolum aynı. Bu yüzden gündüz vakti Kureyşliler'in önünde Mekke'yi terk ediyorum.' O bu cevabı sadece Hz. Abbas'a vermedi. Ebu Vakîd Leysi develeri sürme görevini eline aldığı zaman Kureşy'in menzilinden çabuk uzaklaşmak için develeri hızlıca sürmeye başladığında Hz. Ali onu bu işten men etti ve şöyle dedi: `Hz. Peygamber Bana bu yolda hiçbir zarar gelmeyeceğini buyurdu.' Sonra develeri kendi sürmeye başladı ve şöyle bir beyit okudu: Her şeyin dizgini sadece Allah'ın elindedir. Öyle ise bütün şüpheleri kendinden uzak tut. Zira Allah bütün önemli hacetlere kâfidir."784 Karanlık bastırınca Hz. Ali kadınlarla beraber yola çıktı. Yanında Resulüllah'ın kızı Hz. Fâtımâ, annesi Fâtımâ bint-i Esed, Fâtımâ bint-i Zubeyr bint-i Abdulmuttalib, Fâtımâ bint-i Hamza vardı. Hz. Peygamber'in azadlısı Eymen ve Ebu Vakîd El-Leysi'de yanlarındaydı."785 Ebu Vakîd El-Leysi develeri önden çekme işini üstlenmişti. Ancak kimse kendilerine yetişmesin diye hızlı gidiyordu. Hızlı yol almaktan dolayı Haşimoğlu kadınlarının yorulduğunu gören Hz. Ali dedi ki: "Ey Ebu Vakîd! Kadınlara acı çünkü onlar zayıftır." Daha sonra kendisi develeri yavaş yürüterek yol almaya başladı. Bir yandan da şu beyitleri okuyordu: "Allah'tan başkası yoktur; zannını yok et. Seni ilgilendiren her şeyde insanların Rabbi sana yeter." Yol üstünde Dacnan adı verilen bir köyün yakınlarına geldiler. 784 El-Emali, Şeyh Tusi, s. 9; Biharü'l Envar, c. 19, s. 65 785 El-Emali, Şeyh Tusi, c. 2, s. 84; Biharü'l Envar, c. 19, s. 64
  • HZ. ALİ’NİN HİCRETİ (3)

    Burada Kureyşliler'in arkalarından yolladığı yüzleri kapalı bir grup atlı onlara ulaştı. Aralarında Harb b. Ümeyye'nin azadlısı Canah da vardı. Hz. Ali Eymen ve Ebu Vakîd'e develeri yatırıp bağlamalarını söyledi. Kendisi de ileri çıktı. Kadınları bineklerin üzerinden indirdi. Kılıcıyla atlıların karşısına geçti. Atlılar, "Ey hain! Kadınları alıp, kurtulacağını mı sandın? Geri dön" dediler. Hz. Ali dedi ki: "Dönmezsem ne yaparsınız?" Bu öfkelerini iyice arttırdı. "Ya boyun eğerek dönersin, ya da kadınları alır geri döneriz" dediler. Bazıları develere yaklaştılar. Onları ürkütmek istediler. Maksatları kadınları korkutmaktı. Ali onlara engel oldu. Cenah ona doğru hamle yaptı ve kılıçla vurmak istedi. Ali boynuna bir darbe indirerek onu ikiye biçti. İmam Ali'nin kılıcı Cenah'ın atının sırtına kadar geldi.786 Sonra kendisi yaya olduğu halde, atlılara doğru saldırdı. Atlılar korkuyla O'nun önünden kaçıştılar. "Ey Ebu Tâlib'in oğlu! Bize saldırmaktan vazgeç" dediler. Hz. Ali bunun üzerine, "Ben kardeşim ve amcamın oğlu Resulüllah'ın yanına gidiyorum. Kim etini doğramamı ve kanını dökmemi istiyorsa Bana yaklaşsın" dedi. Atlılar elleri boş geri dönerken, Hz. Ali ve yanındakiler tekrar yola koyuldular. Nihayet Dacnan köyüne vardılar. Orada kendilerine zayıf Müslümanlardan oluşan bir grup katıldı. Geceyi orada geçirdiler. Gece boyunca kendisi ve Haşimoğulları'nın kadınları ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarak namaz ve Allah'ı zikirle meşgul oldular. Onlar daha Medine'ye varmadan haklarında ayet nâzil olmuştur: "Onlar ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı zikrederler, göklerin yerin yaratılışı hakkında derin düşünürler. Bunun zerine Rableri, onların dualarını kabul etti. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, Benim yolumda eziyete uğradılar, 786 Biharü'l Envar, c. 19, s. 65
  • HZ. ALİ’NİN HİCRETİ (4)

    çarpıştılar. Onları cennetlere koyacağım. Allah ki, karşılığın güzeli O'nun katındadır.787"788 Resulüllah Kuba'da Amr. b. Avf'ın evine misafir olmuştu. Orada 10 küsur gün kaldı. Hz. Peygambere kendisi için bir ev ve mescid inşa etmeyi teklif ettikleri zaman şöyle buyurdu: "Hayır, Ben Ali b. Ebi Tâlib'i bekliyorum. Gelip Bana yetişmesini emretmiştim. Ali gelemeden bir eve yerleşmem, inşallah çabuk gelir."789 Hz. Ali geldiğinde ayakları çok yürümekten ve sıcaktan çatlamıştı. Hz. Peygamber O'nun bu hâlini görünce ağladı ve ellerini ayaklarının üzerine sürdü. O andan sonra Hz. Ali ayaklarının acısından şikâyet etmedi.790 Hz. Ali geldikten sonra Resulüllah Kuba'dan Ben-i Sâlim b. Avf kabilesinin olduğu bölgeye gitti. Orada onlara bir mescid yaptı. İki rekât namaz kıldı ve iki hutbe okudu. Sonra aynı gün Medine'ye yola çıktı. Medine heyecan içinde Hz. Peygamber'in yolunu bekliyordu. Allah'ın Resulü Cuma günü Medine'ye vardı.791 Hz. Peygamber'in gelişiyle o zamana kadar adı Yesrib olan şehir, "Medinetü'n-Nebi" (Peygamber'in Şehri) adını aldı.792 Hz. Ali, Allah'ın Resulü'nden hiç ayrılmıyordu. Her yerde O'nunlaydı. Resulüllah Eyyûb el-Ensari'ye misafir olduğunda Hz. Ali de yanındaydı. Sonra Hz. Peygamber için bir mescid ve bir ev inşa edildi. Hz. Ali içinde bir ev yapıldı ve evlerine taşındılar.793 787 Al-i İmran, 191-195 788 Biharü'l Envar, c. 19, s. 66-67 789 Ravzatü'l-Kâfi, s. 339 790 Biharü'l Envar, c. 19, s. 64; El-Menakıb, c. 1, s. 182; El-Kâmil, İbn Esir, c. 2, s. 106 791 Sire-i İbn Hişam, c. 1, s. 494; Biharü'l Envar, c. 9, s. 122 792 Mu'cemu'l-Buldan-Yersib maddesi, Mecma'ul-Bahreyn-Yesrib maddesi 793 Ravzatü'l-Kâfi, s. 339-340
  • HZ. ALİ’NİN HİCRET’TEN SONRA HZ. PEYGAMBERİN VEFATINA KADAR OLAN HAYATI

    Hicret'ten sonra Resulüllah, ilk olarak Evs ve Hazrec kabileleri arasında kardeşlik bağı kurdu. Bu iki kabile, Medine'nin yerlisiydi ve uzun yıllardır aralarında kin ve düşmanlık vardı. Hz. Peygamber'in uygulamasıyla bu iki kabile kardeş oldular. Hz. Peygamber, ikinci olarak Ensar ve Muhacirler arasında kardeşlik akdi yapılmasını emretti. Bu şekilde Muhacir'le Ensar kardeşlik akdi yapıp, birbirinin elini sıktı. İslam tarihçilerinin yazdığına göre: "Bir gün Hz. Peygamber ayağa kalktı ve ashabına Allah yolunda hepiniz ikişer ikişer kardeşlik akdi yapın" buyurdu. Hz. Peygamber, ashabı arasında bu kardeşlik uygulamasını başlatınca, Ebu Bekir ile Ömer'i ve Osman ile Abdurrahman b. Avf'ı kardeş ilan etti. Ancak Hz. Ali'yi bunlardan hiçbiri ile kardeş yapmadı."794 794 El-Fusûlü'l-Mühimme, İbn Sebbağ el-Maliki, s. 38; El-Gadir, Allame Emini, c. 3, s. 112