• HZ. ALİ HİRA MAĞARASI’NDA (2)

    Buradan anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber risaletten önce de sık sık Hira'ya gitmekteydi. "Ben çocukluk çağlarında Hira Dağı'nda Hz. Peygamberin yanında iken, O'ndan dökülen vahiy ve risalet nurunu görüyor, O'nun nübüvvet kokusunu duyuyordum."754 İmam Câfer-i Sâdık buyuruyor ki: "Emirü'l-mü'minin İslam Peygamberinin bi'set'inden önce risalet nurunu görüyor ve vahiy meleğinin sesini duyuyordu." Hz. Peygamber bu konuda Hz. Ali'ye şöyle buyurdu: "Eğer Ben son peygamber olmasaydın, Sen Benden sonra nübüvvet makamına en layık kişi olurdun. Ama Sen Benim dost ve vârisimsin. Sen muttakilerin önderi ve rehberisin."755 Hz. Ali çocukluk çağlarında işittiği sesler hakkında şöyle diyor: "O'na vahiy gelirken, şeytanın feryadını duyduğumda, `Ya Resulallah, bu feryat nedir?' diye sordum. Buyurdu ki: Bu feryat eden şeytandır. Kendisine halkın kulluk etmesinden ümidi kesti artık. Sen Benim duyduğumu duymadasın, gördüğümü görmedesin. Ancak Sen peygamber değilsin fakat vezirsin."756   754 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 13, s. 197 755 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 13, s. 310 756 Nehcü'l-Belağa, Kaasıa Hutbesi; Hz. Ali'ye Neler Yaptılar, Cafer Sübhani, s. 34
  • HZ. ALİ İLK İMAN EDEN KİŞİYDİ

    İbn-i Ebi'l Hadid'in, Nehcü'l Belağa şerhinde yazdığına göre, "Sahih kitaplarda (Kütüb-i Sitte) rivayet edilmektedir ki; Cebrail ilk defa nâzil olup, Hz. Peygamberi, peygamberlik makamıyla şereflendirdiği zaman Hz. Ali de O'nun yanında idi."757 Tarihî kaynaklardan öğrendiğimize göre, "Hz. Muhammed pazartesi günü peygamberliğe seçildi. Hz. Ali, ertesi gün (salı günü) peygamberlerle beraber namaz kıldı.758 Tarihçiler, Hz. Ali'nin ilk Müslüman olan kişi olduğu hakkında görüş birliği içindedirler. Müslüman oluncaya kadar hiçbir zaman şirk koşmamış ve putlara tapmamıştır. Kendisi de, "Ben fıtrat üzere doğdum" buyurmaktadır. Bu sebepledir ki, bütün İslam âlimleri, O'ndan söz ederken "Aliyyun kerremallahu vechehu" demeyi gelenek haline getirmişlerdir. 757 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, c. 13, s. 208 758 İbn-i Abdü'l-Birr, El-İstiab, c. 3, s. 28; İbn-i Ebi'l-Hadid, Şerh-i Nehcü'l-Belağa, c. 13, s. 378; El-Hâkim Nişarburî, El-Müstedrek El-Sahiheyn Dar'ül-Marifet, c. 3, s. 17
  • HZ. ALİ İLK İMAN EDEN KİŞİYDİ (2)

    Hz. Ali, Resulüllah'tan sonra ilk namaz kılan insandır. Habbe el-Urenî'den şöyle rivayet edilir: "Bir gün Ali'nin güldüğünü gördüm. O güne kadar bu şekilde, azı dişleri görünecek şekilde güldüğünü hiç görmemiştim. Sonra şöyle dedi: "Allah'ım! Şu ümmetten Peygamber'inden başka Benden önce namaz kılanı bilmiyorum."759 Afif Kindi şöyle demektedir: "Bir gün giysi ve güzel kokular almak için Mekke'ye geldim ve Mescid'ül Haram'da Abbas İbn-i Abdulmuttalib'in yanına oturdum. Güneş en yüksek noktaya geldiği sırada bir şahıs oraya geldi. Önce gökyüzüne baktı ve sonra yüzünü Kâbe'ye çevirdi. Ardından bir genç gelip, sağ tarafında durdu. Bir müddet sonra bir kadın gelerek onların arkasına geçti. Üçü de ibadet ve namazla meşgul oldular. Ben Mekke'deki putperestlerden ayrı durup onların taptığı tanrılardan başka bir ilaha tapan bu insanları görünce şaşırdım. Abbas'a dönerek şöyle dedim: `Bu çok ilginç bir olay.' O da aynı cümleyi tekrarladı ve ekledi: `Bu üç kişiyi tanıyor musun?' Ben, `Hayır' dedim. O ise şöyle dedi: Buraya ilk gelen ve diğer ikisinin önünde duran şahıs benim yeğenim Muhammed b. Abdullah'dır. İkincisi benim diğer yeğenim Ali b. Ebi Tâlib'dir. Üçüncüsü kişi ise Muhammed'in hanımıdır. O bu dinin kendisine Allah tarafından gönderildiğini iddia ediyor ve Allah'ın gökyüzünün altında bu üçünden başka kimse bu dine mensup değil."760 Resulüllah, başlangıçta namaz kılmak istediği zaman gizlice Mekke yakınlarındaki vadilere giderdi. Hz. Ali de O'nunla gider ve beraber namaz kılarlardı. Namazlarını bitirince Mekke'ye geri dönerlerdi. Bu şekilde uzun süre Ebu Tâlib'den, diğer amcalarından ve akrabalarından gizli namaz kılmaya devam ettiler. Bir gün Ebu Tâlib onları namaz kılarken gördü. Resulüllah'a, "Yaptığın bu ibadet nedir?" diye sordu. 759 Tarih-i Dimaşk, İbn Asakîr, 1/49 Hadis: 88 760 Tarih-i Taberi, c. 2, s. 121; Kâmil, İbn-i Esir, c. 2, s. 22; İstiab, c. 3, s. 330
  • HZ. ALİ İLK İMAN EDEN KİŞİYDİ (3)

    Resulüllah şu karşılığı verdi: "Bu Allah'ın, meleklerinin, elçilerinin ve atamız İbrahim'in dinidir. Allah Beni peygamber olarak gönderdi ve sen ey amcam! İlk önce öğüt vermeme ve hidayete devam etmeme herkesten daha layıksın. Bana olumlu karşılık vermeye ve bu dava uğruna Bana yardım etmeye herkesten daha uygunsun." Hz. Ali ise şöyle dedi: "Babacığım! Ben Resulüllah'a iman ettim, O'na tâbi oldum ve O'nunla beraber Allah için namaz kıldım." Ebu Tâlib oğluna şu karşılığı verdi: "O, seni hayırdan başka bir şeye çağırmaz, O'ndan ayrılma."761   761 El-Fusûlü'l-Mühimme, İbn Sebbağ, s. 33; El-Kâmil Fî't-Tarih, c. 1, s. 58; Taberi, Tarih'inde buna benzer bir rivayet aktarmaktadır
  • PEYGAMBERLİĞİN İLANI SIRASINDA HZ. ALİ

    Resulüllah, üç yıl boyunca genel bir davette bulunmadı. Sadece kabul edebileceğine inandığı kişileri İslam'a davet etmekteydi. Üç yıl sonra, Hz. Peygamber'e en yakın akrabalarından başlayarak, insanları Allah'ın dinine davet etmesi emri geldi. "Ve en yakın akrabalarını (Allah'ın azabına karşı) korkut. İnananlardan Sana uyanlara karşı sevgi kanadını indir, mütevazı ol. Sana isyan ederlerse, de ki: Şüphe yok ki Ben sizin için yaptıklarınızdan uzağım."762 Bunun üzerine Resulüllah bu konuda kendisine yardımcı olması için Hz. Ali'yi çağırdı. Ben-i Haşim büyüklerinden kırk beş kişiyi öğle yemeğine davet etmesini ve onlara sütle birlikte etli yemek verilmesini istedi. Bir miktar buğday ve bir koyun budundan yemek yapıldı. Hâlbuki toplantıya katılanların her biri bir oturuşta bir kuzu yemeleriyle meşhurdular. Misafirler belirlenen vakitte geldiler. Aralarında amcaları Ebu Tâlib, Hamza, Abbas ve Ebu Leheb de vardı. Hep beraber yemek yediler. Hz. Ali bu konuda şöyle diyor: 762 Şuara: 214-216
  • PEYGAMBERLİĞİN İLANI SIRASINDA HZ. ALİ (2)

    "Herkes yemeğini yedi. Hiç kimse bir şey istemez oldu. Ama yemekte ellerini daldırdıkları yerden başka bir boşluk görmüyordum. Ali'nin nefsini elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, onların tümünün yediği yemeği bir kişi bile yiyebilirdi. Sonra Resulüllah, `Topluluğa içecek su ver' dedi. Onlara süt dolu maşrapayı getirdim. Hepsi ondan içti. Hepsi de iyice kandı. Allah'a yemin ederim ki onlardan bir tanesi tümünün içtiği sütü içebilirdi." Peygamberimiz onlarla konuşmak istediğinde Ebu Leheb atıldı: "Arkadaşınız sizi büyüledi." Bunun üzerine topluluk dağıldı. Ve Resulüllah onlarla konuşma fırsatı bulamadı. Bunun üzerine Hz. Peygamber ertesi gün yine böyle bir davet verilmesi kararı aldı. Hz. Ali Peygamberin emriyle tekrar yemek ve süt hazırlayıp, Haşimoğulları'nın ileri gelenlerini yemeğe ve Hz. Peygamberi dinlemeye davet etti. Belirlenen vakitte herkes geldi. Yemekten sonra Resulüllah onlara hitaben şöyle dedi: "Ey Abdulmuttaliboğulları! Kendisinden başka tapacak ilah bulunmayan Allah'a and olsun ki, Ben size ve tüm insanlara Allah'ın elçisi olarak gönderildim. Haberiniz olsun ki, nasıl uyuyorsanız öyle de öleceksiniz ve nasıl uyanıp kalkıyorsanız öylece de kalkıp dirileceksiniz. İyiler iyi amellerinin karşılığını, kötüler ise kötülüklerinin cezasını göreceklerdir. Ve ebedi cennet iyiler için, ebedi cehennem ise kötüler için hazırlanmıştır. Hiç kimse, ehline Benim sizin için getirdiğimden daha iyi bir şey getirmemiştir. Ben size dünya ve ahiret hayrını getirdim. Allah'ım Bana emir verdi ki, sizi Allah'ın birliğine ve Benim risaletime davet edeyim. İçinizden kim Bana bu yolda yardım edip, kardeşim, vasim ve Benden sonra halifem olmak ister?" Hz. Peygamber bunları söyledikten sonra oradakilerden hangisinin kendisine müspet bir cevap vereceğini görmek için bir süre du-
  • PEYGAMBERLİĞİN İLANI SIRASINDA HZ. ALİ (3)

    rakladı. Ortalığı derin bir sessizlik kaplamıştı. Herkes başını eğmiş, düşünceye dalmıştı. O sırada henüz 15 yaşını geçmemiş olan Hz. Ali sessizliği bozdu ve Hz. Peygambere şöyle dedi: "Ey Allah'ın Peygamberi, Ben Sana bu yolda yardım edeceğim." Sonra elini Hz. Peygambere uzattı. Ancak Resulüllah O'na oturmasını emretti ve oradakilere sorusunu tekrarladı. Hz. Ali tekrar ayağa kalkarak bu yolda O'na yardım edeceğini izhar etti. Peygamber tekrar O'ndan oturmasını istedi. Ve orada bulunanlara hitaben üçüncü kez aynı soruyu sormasına rağmen Hz. Ali'den başka hiç kimse ayağa kalkmadı. Bunun üzerine Resulüllah Hz. Ali'nin elini sıkıp şöyle buyurdu: "Bu (Ali) Benim kardeşim, vasim ve halifemdir. O'nu dinleyin ve itaat edin." Orada bulunanlar gülerek ayağa kalktılar. Bir yandan da Ebu Tâlib'e şöyle diyorlardı: Oğlunu dinlemeni, O'na itaat etmeni emretti, duydun mu?"763   763 El-Kâmil Fi't-Tarih, c. 2, s. 62; Şeyh Müfid El-İrşad, s. 42; Mecmaü'l Beyan, c. 7, s. 206; Tarih-i Dimaşk, İbn-i Asakir, c. 1, s. 86; Tarih-i Taberi, c. 2, s. 63, az bir farkla olayı nakleder
  • TAİF’DE HZ. ALİ

    Miladi 620 yılı Resulüllah için ard arda kayıpların yaşandığı bir yıl oldu. Oğulları Kasım ve Abdullah'ın vefatının ardından, amcası Ebu Tâlib ve hanımı Hatice'yi kaybeden Resulüllah, adeta ikinci kez öksüz ve yetim kaldı. Bu sebeple bu yıla Hüzün Yılı adı verilmiştir. Ebu Tâlib'in ölümünden sonra Kureyş, Resulüllah'a baskı ve zulümlerini iyice arttırdı. Mekke'de Kureyş'in saygı duyduğu, çekindiği kimse kalmamıştı. Peygamberimiz bu gerçeği dile getirerek şöyle buyurmuştur: "Ebu Tâlib, ölünceye kadar Kureyş Bana saldırmaktan çekinirdi."764 Kureyş'in baskı ve zulümlerinin iyice arttırması üzerine civardaki kabilelerle temasa geçen Allah Resulü ilk Taif'e giderek işe başladı. Ancak Taifliler O'nun çağrısına olumlu cevap vermedikleri gibi çocuk ve köleleri kışkırtarak Peygamberimizi taşladılar. Zeyd b. Hârise ile Hz. Ali kendilerini atılan taşlara siper ederek Peygamberimizi korudular. İkisi de çeşitli yerlerinden yaralanmışlardı. Buna rağmen Hz. Peygamber'e taşlar isabet etti ve ayaklarından kanlar akıyordu.765 764 A'yanu'ş-Şia, c. 1, s. 235; Es-Siretü'n-Nebeviyye, İbn Hişam, c. 2, s. 57-58 765 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 1, s. 127
  • AKABE BİATLERİNDE HZ. ALİ

    Resul-i Ekrem Taif dönüşü, müşriklerin işkence ve zulümlerini arttırmalarından yılmamış Ukaz, Mecenne, Zülmecaz panayırlarına gelen kabileleri İslam'a davet etmeyi sürdürmüştür. Bi'set'in 11. yılında hac mevsiminde Allah Resulü 6 kişiden oluşan Medineli bir kafile ile görüştü. Medine'nin Hazrec kabilesinden olan bu kafileye Resulüllah İslam'ı anlattı. Onlar da şahadet getirerek Müslüman oldular. Bir sene sonra aynı yerde buluşmak üzere Allah Resulü'ne söz verip Mekke'den ayrılan Hazrecliler bir yıl sonra Allah Resulü'ne geldiler. Abdulmuttalib'in evinde gizli bir görüşme gerçekleştirdiler. Bu tarihî ittifak gerçekleştirildiği sırada Hz. Peygamber'in yanında amcası Hz. Hamza, Hz. Abbas ve Hz. Ali bulunuyordu.766 Buluşmanın gizliliği için her türlü tedbir alınmıştı. Buna rağmen müşrikler arasında fısıltı halinde haberler kulaktan kulağa dolaşıyordu. Silahlarıyla toplantı yerine geldiler. 766 Es-Siretü'l-Halebiyye, c. 2, s. 174