SİYASÎ DİPLOMASİ VE MEKTUPLARIN TAŞIDIĞI HİKMETLER (2)


Demek ki, tebliğde ilk adım, kişiyi Allah'a inanmaya ve itaate davet etmektir. Bu temel inancın oturmasından sonra diğer mevzulara geçilir. Mektup ve elçilerin gönderildiği devrenin, Hudeybiye barışından sonra ve Mekke fethinden az önceki bir devreye rastlaması dikkat çekicidir. Hudeybiye Muahedesi ile, kısa da olsa bir barış devresine girilmiş, Resulûllah bu devreyi tebliğ çalışmalarını hızlandırarak değerlendirmiştir. Şüphe yok ki, İslamiyet barış ortamında daha iyi yayılır. Savaşın ve huzursuzluğun olmadığı ortamlar tebliğ için en uygun ortamlardır. Çünkü, savaş zamanı, Müslümanların kafaları harp taktikleri, saldırı veya müdafaa planları gibi konularla meşgul olacağından tebliğ vazifesinin yerine getirilmesi çok daha zorlaşacaktır. Mus'ab b. Umeyr'in Medine'de yaptığı çalışma bu konuda güzel bir örnektir. Mekke'nin huzursuzluk ve gerginlik dolu ortamından, müşriklerin baskı ve işkencelerinden uzaklaşan Hz. Mus'ab, bir yıl içinde Medine'nin birkaç mahallesi dışında tamamının İslam'ı kabul etmesini sağlamıştır. İşte, Bedir, Uhud gibi büyük savaşlardan ve daha birçok küçük çatışmadan sonra girilen barış devresi, tebliğ için iyi bir fırsat olmuş, Resulûllah yalnız büyük hükümdarlara mektuplar göndermekle kalmamış, Arap Yarımadası'nın dört bir yanına elçiler salmış, insanları İslam'a davet etmiştir. Bu davet neticesinde insanlar, kitleler halinde İslam'a girmişlerdir. Bu olaylar, adeta gelecek olan Mekke fethinin de habercileri mahiyetindeydi. Hükümdarlara gönderilen mektuplar, içerik ve üslup yönünden hemen hemen birbirinin aynısıdır. Bu bakımdan cümle cümle incelemek sûretiyle hikmetler çıkarmak yerinde olur: Resulûllah'ın gönderdiği mektuplar, "Rahman ve Rahim olan