SİYASÎ DİPLOMASİ VE MEKTUPLARIN TAŞIDIĞI HİKMETLER


Resulûllah'ın Arap Yarımadası'nda hüküm süren meliklere gönderdiği bu elçiler ve onları İslam'a kazanma gayesi, O'nun hayatını adadığı tebliğ ve irşad davasının bir uzantısıdır. O, hayatının her devresinde İslam'ı yaymayı ve yaşatmayı kendine dava edinmişti. Her zaman, her devirde ve her şart altında Peygamberimizin gayesi bu olmuştur. Biz Müslümanlar da bu Peygamberî metodu kendimize örnek alarak, şartlar ne olursa olsun en büyük vazifemizin İslam'ı tebliğ etmek olduğunu unutmamalıyız. Gönderilen mektuplarda önce iman konusunun işlendiğini ve muhatabın ilk olarak Allah'ın birliğine inanmaya davet edildiğini görüyoruz. Kişi, Allah'a iman ettikten sonradır ki, ona namaz, oruç gibi mükellefiyetlerden ve diğer şer'i hükümlerden bahsedilebilir. Böyle olması tabiidir. Zira, henüz iman konusunda tereddüt halinde olan bir insana, İslam'ın kendisine yüklediği hak ve görevlerden bahsedilmesi mantığa aykırıdır.