RESÛLULLAH’IN, SON NEFESİNİ HZ. ALİ’NİN KUCAĞINDA VERMESİ (9)
Senin koruyucundum. Benim göçüp gitme vaktim yaklaşmıştır. Sen yalnız kalacak ve bir çok belaya uğrayacaksın. Ey Ali, sakın ıstıraba düşünce sabırdan başka yol tutmayasın.' Bu sırada Hz. Fâtıma (a.s.) da ağlamaya başladı: `Ya Resulallah, rüyamda gördüm ki, elimde Mushaf yaprağı vardı, ansızın elimden kayboldu.' Hazreti Muhammed (s.a.v.) buyurdu ki: `Ey Fâtıma, o yaprak Bendim. Gözünün önünden kaybolsam gerek.' Bu sırada Hz. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) geldiler: `Ey sevgili dedemiz dediler. Biz rüyamızda gördük ki, havada bir tahtırevan uçuyordu. Biz da onun altında baş açık yürüyorduk. Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ey benim ciğer köşelerim. O taht Benim naaşımdır ki siz, misk kokulu saçlarınızı açıp O'nun altında yürüyeceksiniz." 341 Fuzuli'nin eserinden: İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilir: "Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ölüm günü Hak Teala, ölüm meleği yeryüzüne indiğinde, O'na izin almadan Peygamberin üzerine gidip mübarek ruhunu kabzetmesin ve O'na yakışıksız muamelede bulunmasın diye emretmişti. Ölüm meleği bin kere bin melekle renkli giysiler giyerek ve türlü türlü süslerle ziynetlenip Resûlullah'ın saadetli evine geldiler. Melekü'l-Mevt bir Arabî şekline girmişti. İzin istedi. Fâtıma (a.s.) da oradaydı. O cevap verdi: `Ey Arabi, Resul Hazretleri kendi hâli ile uğraşıyor. Şimdi görüşmek için mecali yok.' Ölüm meleği yüksek sesle bir kere daha izin istedi. Fâtıma (a.s.) 341 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 142
