• İMAM HASAN’IN BARIŞI (2)

    iki ruha mı sahiptir? İmam Hüseyin İmam Hasan'ın konumunda olsaydı sonuç değişir miydi ve İmam Hüseyin (a.s.) yine kanının son damlasına kadar savaşır mıydı? Ve yine eğer Kerbela'da İmam Hüseyin'in yerine İmam Hasan olsaydı savaş yapılmaz ve olay bir şekilde son bulup yatıştırılır mıydı? Yoksa uygulamalar zaman ve mekân koşullarına...
  • HZ. RESULÜLLAH (S.A.V.) VE BARIŞ

    İmam Hasan'ın (a.s.) sergilediği uzlaşıcı ve sulhtan yana tavrı sadece ona özgü değildir. Resulüllah (s.a.v.) de bi'setin ilk yıllarında Mekke'de bulunduğu son anlara kadar ve yine zahiren Medine'ye girişinin ikinci yılına kadar müşriklere karşı uzlaşıcı tavırlar sergilemiştir, müşrikler tarafından her ne kadar eziyet ve işkenceye maruz kaldıysa, hatta...
  • HZ. ALİ (K. VECHE) VE BARIŞI

    Öte yandan Emirü'l-Mü'minin Ali'nin (a.s.) bir yerde savaştığını, başka bir yerde ise savaşmadığını (ve kendi tabiriyle, "Gözde diken, boğazda kemik varmışçasına" sabrettiğini) görmekteyiz. Resulüllah'tan (s.a.v.) sonra hilafet meselesi söz konusu olunca ve hilâfeti başkaları sahiplenince Ali (a.s.) savaşmıyor; kılıca sarılmıyor ve ben savaşmamak üzere görevlendirildim; savaşmamam gerekir...
  • HZ. ALİ (K. VECHE) VE BARIŞI (2)

    Yirmi beş sene geçiyor ve bu yirmi beş sene içerisinde Hz. Ali (a.s.) sözde barış yanlısı ve uzlaşmacı bir kişidir. Halk, Hz. Osman'a karşı kıyam edince (nihayet Osman'ın öldürülmesiyle sonuçlanan ayaklanmada), Hz. Ali (k.veche) asla şahsen Osman'a karşı ayaklananlar arasında değildi. Osman'ın taraftarları arasında da yer almıyordu. Hatta Hz. Ali,...
  • HZ. ALİ (K. VECHE) VE BARIŞI (3)

    Önce Ali'ye, "Allah'ın Kitabı, Resulüllah'ın sünneti ve iki şeyhin (Ebubekir ve Ömer'in) sünnetine uygun davranmak şartıyla sana biat etmeye hazırım" dedi. Ali ise, "Ben Allah'ın Kitabı, Resulüllah'ın sünneti ve kendi teşhisime göre davranmak şartıyla seninle biatleşirim" buyurdu. Bunun üzerine Abdurrahman, Osman'ın yanına giderek, "Ben Allah'ın Kitabı, Resulüllah'ın sünneti...
  • FIKIHTA BARIŞ

    İslam fıkhının cihad bölümlerinde temel bir mesele söz konusudur ki, o da fakihlerin ıstılahında "hudne" veya "muhadene" denilen barış meselesidir. Muhadene karşılıklı olarak antlaşmak ve hudne ise barış anlamındadır. Bu barışın anlamı nedir? Birbirine taarruz etmeme, savaşmama ve günümüz tabiriyle uzlaşmacı bir şekilde bir arada yaşamak üze-...
  • FIKIHTA BARIŞ (2)

    onunla barış antlaşması yapılabilir; fakat belirsiz bir süreye kadar barış anlaşması yapılamaz. Süre belirtmeden yapılan bu şekilde antlaşma doğru değildir. Örneğin altı ay veya bir yıl, on yıl veya daha fazlası şeklinde sürenin net olarak belirtilmesi gerekir. Nitekim Resulüllah (s.a.v.) Hudeybiye'de on yıllık bir barış antlaşması yapmıştır. Diyor ki:...
  • FIKIHTA BARIŞ (3)

    "Ya da güçlenmek için barış imzalamaktalar." Yani barış, destek kazanmak için yapılan bir taktiktir. "Veya beklendiği takdirde düşmanın Müslüman olması umulursa..." Bu varsayım düşmanın kâfir olması durumunda söz konusudur. Yani barış süresinde karşı tarafı ruhen dize getirip mağlup düşürme ümidiyle barış imzalanıyor. Nitekim ileride değineceğimiz Hudeybiye barışında böyleydi....