HZ. ALİ (K. VECHE) VE BARIŞI (3)


Önce Ali'ye, "Allah'ın Kitabı, Resulüllah'ın sünneti ve iki şeyhin (Ebubekir ve Ömer'in) sünnetine uygun davranmak şartıyla sana biat etmeye hazırım" dedi. Ali ise, "Ben Allah'ın Kitabı, Resulüllah'ın sünneti ve kendi teşhisime göre davranmak şartıyla seninle biatleşirim" buyurdu. Bunun üzerine Abdurrahman, Osman'ın yanına giderek, "Ben Allah'ın Kitabı, Resulüllah'ın sünneti ve iki şeyhin (Ebubekir ve Ömer'in) sünnetlerine uygun davranman şartıyla sana biat ediyorum" dedi. Osman, "Pekiyi, kabul ediyorum" dedi. Oysa Osman, Ebubekir ve Ömer'in sünnetlerinden bile uzaklaştı. Her halükârda, orada gelip Hz. Ali'ye neden böyle oldu diye itiraz ettiler. Bu durumda sen ne yapacaksın dediler. O zaman Hz. Ali buyurdu ki: "Allah'a and olsun ki, ben Müslümanların işleri düzenli yürüdüğü müddetçe ve özellikle benden başkasına zulmedilmedikçe teslim olacağım." 535 Yani; vallahi Müslümanların işi doğru dürüst yürüdükçe, işler doğru bir şekilde idare edildiği ve zulüm sadece şahsıma yapılıp diğerlerine bir zarar gelmediği sürece; benim yerime oturan kişi haksız yere oturmuş olsa bile, muhalefet etmeyip teslim olacağım. Osman'dan sonra, Muaviye'nin döneminde insanlar Hz. Ali'ye biat edince o Cemel, Sıffin ve Nehrevan ashabını oluşturan Nakisin, Kasitin, Marikin ordusuyla savaşıyor, kanlı bir savaşa imza atıyor. Yine Sıffin Savaşı'ndan sonra, Haricilerin başkaldırması, Amr ibn As ve Muaviye'nin, hileye başvurup Kur'an sayfalarını mızraklara takarak, "Gelin aramızda Kur'an hükmetsin" demeleri üzerine; ordudan bir grup doğru söylüyorlar dediler. Böylece Hz. Ali'nin (a.s.) ordusunda ikilik çıktı; artık Emirü'l-Mü'minin Ali (a.s.) için başka seçenek kalmadı; istemediği hâlde teslim oldu ve nihayet Hakem Olayı'nı kabul etti. Bu da barışa benzer bir işti; 535 Nehcü'l Belaga, 74. Hutbe