HAYBER’İN FETHİ’NDE HZ. ALİ (3)


beline bağladı. Sancağı eline vererek kaleye doğru gönderdi. Ona şu tavsiyede bulundu: "Onlara doğru hareket et. Kaleye varınca onları önce İslam'a davet et, onlara Allah'a karşı olan vazifelerini hatırlat. Allah'a and olsun ki, Allah onlardan birini senin elinle hidayete erdirirse bu senin için kızıl develere sahip olmandan daha hayırlıdır." 61 Resulûllah şöyle devam etti: "Cebrail seninle olacak! Zafer senindir. Rabbim onların yüreğine korku salmıştır. Ya Ali! Bil ki onlar kendilerini mağlup edecek kimsenin adını kendi kitaplarında okumuşlardır. Onun adı İlya'dır. (Ali'dir). O halde, git ve karşılarına dikilip adının Ali olduğunu söyle... Rabbinin izniyle dehşete düşüp hakir olduklarını göreceksin..." Seleme şöyle diyor: "Ali yola çıktı. Allah'a yemin olsun ki, seğreterek yürüyordu. Biz de arkasından koşuyorduk. Nihayet sancağını kalenin dibindeki bir taş yığınının ortasına dikti. Kalenin burcundaki bir Yahudi onu fark etti ve kim olduğunu sordu. Hz. Ali, "Ben Ali b. Ebu Tâlib'im" dedi. Yahudi arkadaşlarına dönüp şöyle dedi: "Musa'ya indirilene and olsun ki yenildiniz." 62 Daha sonra, kaledekilerden bazıları onunla teke tek vuruşmak üzere dışarı çıkmaya başladı. İlk olarak Merhab'ın kardeşi Hâris çıktı. Hâris'i gören Müslümanlar geri çekildiler. Hz. Ali ise sıçrayıp Hâris'in karşısına çıktı. Şiddetli bir çatışmanın ardından Hz. Ali, Hâris'i öldürdü. Daha sonra Merhab çıktı. Üst üste iki zırh giymiş, iki kılıç kuşanmış ve başına iki sarık birden sarmıştı. Elinde çatallı bir mızrak vardı. Ali ona bir darbe indirdi. Merhab'ın başının üzerine yerleştirdiği 61 Sahih-i Müslim, c. 7, s. 121; Abdülmelik-Hişam, es-Sîretü'n-Nebeviyye, c. 3, s. 349; İbn Esîr, el-Kâmil-u Fi't-Tarih, c. 22, s. 219; Hakim Nişaburî, el-Müstedrek, c. 3, s. 109; Sahih-i Buharî, c. 5, s. 18 62 A'yânu'ş-Şia, c. 1, s. 401