HAYBER’İN FETHİ’NDE HZ. ALİ (2)
Resulûllah şiddetli bir baş ağrısına yakalandığı için, orduyu bizzat komuta edemiyor, sancağı her gün birine verip, kaleyi fethetmekle görevlendiriyordu. Ama her biri sonuç alamadan dönüyordu. Hz. Peygamber, sancağı Ebubekir'e vererek onu kalelerin üzerine gönderdi. Ebubekir fethi gerçekleştiremeden geri döndü. Resulûllah ikinci gün sancağı Ömer'e verdi ve kaleleri ele geçirmesini emretti. O da başarısız oldu. Ordusu onu, o da ordusunu korkaklıkla suçluyordu. Peygamberimiz bu çekişmeye son verip şöyle buyurdu: "Yarın sancağı öyle birine vereceğim ki, O Allah ve Resulü'nü sever, Allah ve Resulü de onu severler. Döne döne vuruşur, asla düşmana sırt çevirip kaçmaz. Allah onun önünü açar. Cebrail sağında, Mikail de solunda olur." 58 Herkes başını kaldırdı. Boynunu uzattı. Bütün herkesin dileği bu sözlerle kendisinin kastedilmiş olmasıydı. Ömer b. Hattab şöyle demişti: "O günden başka hiçbir zaman emirlik istememiştim. O gün bayrağın bana verilmesini temenni etmiştim." 59 Gün ağarınca Peygamberimiz sancağın getirilmesini emretti. İnsanlar bekliyorlardı. Resulûllah Ali'yi çağırdı orada bulunanlar, "Gözleri ağrıyor" dediler. Resulûllah, "Onu çağırın" buyurdu. Seleme b. Evka gitti ve gözleri ağrıdığı için yürümekte güçlük çeken Hz. Ali'nin elinden tutup onu Hz. Peygamber'in yanına getirdi. Hz. Ali gözlerini sargı ile bağlamıştı. Resulûllah eliyle ağzının suyunu alıp, Hz. Ali'nin gözlerine sürdü. O anda İmam Ali'nin gözleri sapasağlam oldu. Sonra Allah Resulü şöyle dua etti: "Allah'ım! Sıcakta ve soğukta ona yardımcı ol." 60 Sonra demir zırhını Hz. Ali'ye giydirdi. Kendi kılıcı Zülfikâr'ı 58 Tarih-i Taberî, c. 2, s. 300; Tarih-i Dimaşk, İbn Asâkîr, c. 1, s. 166; Tercümetu'l-İmam Ali, Tezkiretü'l-Havass, İbn Cevzî el-Hanefî, s. 32; es-Sîretü'l-Halebiyye, c. 3, s. 37 59 Tezkiretü'l-Havass, s. 32 60 Tarih-i Taberî, c. 2, s. 301; el-Kâmil, İbn Esîr, c. 2, s. 220; Ferâidü's-Simtayn, c. 1, s. 264
