CAHİLİYE DEVRİ ARAPLARININ AHLAKÎ YAPILARI (7)
Kumarbazlık: İçkinin yanında revaçta olan bir alışkanlık da kumar idi. Arapların bütün servetleri, mal ve mülkleri birkaç deve sürüsünden ibaret idi. Geçimlerini böyle sağlarlardı. Bir deve keserler, bunu on parçaya ayırırlardı. Sonra da bu parçalar üzerine kumar oynarlardı. Böyle deve kesmek cömertlik sayılırdı. Kumar meclislerine iştirak etmemek cimrilik ve kıskançlık olurdu. Kumar milli bir gelenekti. Bu meclislere katılmayanlara Beren ismi takılırdı. Bu ismi alan birisine de kız vermezler, akrabalıktan çekinirlerdi. Bir cahiliye şairi, karısına şöyle vasiyet etmişti: "Ben ölürsem, âciz, beceriksiz, kumara iştirak etmeyen, seferde kavimden ayrı kalan şahıslarla evlenme." Kumar o kadar umumi bir hal almıştı. Halk bütün varlığıyla kendini kumara vermişti. Öyle ki, karılarını, çoluk çocuklarını da kumara koyanlar olurdu. Birden servete konmak, şöhret elde etmek için yerleştirilmiş olan bu kötü ve yıkıcı âdet birçok ailenin yıkılmasına sebep olmuştu. Riba ve tefecilik: Riba (faiz) ve tefecilik Araplarda salgın haldeydi. Zenginlerin çoğu bu yolu tutardı. Hz. Abbas b. Abdulmuttalib, Kureyş'in serdarlarındandı. Geniş ticaret yapıyordu ve tefecilikte şöhret yapmıştı. Hz. Osman ve Halid b. Velid de faizle para verirlerdi. Resulûllah, Veda Haccı'nda ribanın haram olduğunu, daha önce kararlaştırılmış mürabahaların da haram ve bâtıl olduğunu beyan buyurdu. Meşhur Taifli Reis Mesud-i Sakafi ve kardeşi Abdi Valeyl, Habib b. Rabia çok zengin idiler. Ben-i Mugire onlardan faizle para alıyordu. Taif'in fethiyle bunlar da Müslüman olmuşlardı. Ve Beni Mugire'den, evvelce verdikleri paranın faizini istediler. Bunun üzerine şu ayet-i kerime nâzil oldu: "Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve iddianızda gerçek iseniz (halkın zimmetinde) ribadan
